Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/741 E. 2026/1149 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/741
Karar No
2026/1149
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/741 Esas

KARAR NO: 2026/1149

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 11/03/2026

NUMARASI: 2025/181 E. - 2026/70 K.

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 25/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıya 11 sene boyunca, triko tasarım ve üretimi yaptığını, müvekkili ile davalı arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirkete mevsimsel olarak koleksiyon tasarladığını, davalının da müvekkiline kendi tasarımı olan koleksiyon ürünlerini müvekkile imal ettirmek sureti ile satın aldığını, taraflar arasındaki bu ticari ilişkinin çok uzun süredir devam ettiğini, aralarında güvene dayalı bir hukuk oluştuğunu, ancak davalının son 2-3 senedir müvekkiline koleksiyon tasarladığını, çeşitli bahaneler ile ürünleri müvekkilden almadığını, imalatını yaptırmadığını, müvekkilinin, davalının mağaza ve internet sayfalarında kendisi tarafından tasarlanan ve davalıya koleksiyon çerçevesinde sunulan ürünlerini aynı ve/veya ayırt edilemeyecek şekilde benzerlerinin piyasaya sürüldüğünü gördüğünü, müvekkilinin 2 adet ürün bakımından davalıya .... Noterliğinin 01.09.2021 tarih ve ... Yevmiye Nolu ihtarnamesi ile ihtarname keşide edildiğini, ihtarname akabinde asilin, davalı yetkilisi ile yaptığı telefon görüşmesinde davalı tarafça bu hususun kabul edildiğini, müvekkili ile görüşen davalı, bu durumu kabul etse de müvekkilinin durumdan uğradığı zararı gidermek istemediğini, müvekkilinin tasarımlarının tescilsiz tasarım olduğu, tasarımlarını her ne kadar piyasada satışa sunmamış ise de davalının, haksız rekabet oluşturan, iş bu davranışı ile tasarımı müvekkile ait olan ürünlerin aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek benzerlerini yaptırmak sureti ile müvekkilin maddi-manevi zararına neden olduğunu, bu durumun müvekkili zarara uğrattığını, kendisine kazanç ve kar sağladığını, koleksiyon başına yaklaşık 1.000$ masraf yapıldığını belirterek ileri de artırılmak üzere şimdilik 5.000,00-TL maddi tazminat, bu durumun müvekkilini ziyadesi ile üzdüğünü, müvekkilin kendi emeği sonucu oluşturduğu tasarımların izinsiz şekilde kullanılmasının da müvekkilini manevi olarak zarara uğratığını, 20.000,00-TL manevi tazminat talepleri olduğunu belirterek fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile davalı fiilinin haksız olduğunun tespitine, haksız rekabetin men'ine, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00-maddi tazminat ile 20.000,00.-TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davayı açarken iddialarını ispatlar nitelikte deliller sunması gerektiğini, davacının tasarımların kendisine ait özgün tasarımlar olduğuna ilişkin tek bir delil sunamadığını, aynı zamanda davaya konu tasarımların davalıya kendisi tarafından sunulduğunu gösterir herhangi bir delil ve koleksiyon dosyası dosyada bulunmadığını, dolayısıyla davacı iddialarını ispatlar ve hukuki korumadan yararlanabilecek nitelikte bir talepte bulunmadığını, davacının ...’in triko ürettirdiği kişilerden/firmalardan biri olduğunu, firmaların ürettirmek istediği ürünlerle ilgili davacı gibi imalatçılara ne şekilde ürünler istediğiyle ilgili ön talimat verdiğini, imalatçıların ürün örneklerini hazırladıklarını ve fiyatlandırma yaparak firmaya sunduklarını, firma ürünleri inceleyip kumaş, renk, tasarım gibi konularda değişiklik yapılmasını istediği kısımlar varsa bildirdiğini, bu noktada imalatçıların tek başına hareket etmediğini, firmaların talimatlarını da göz önünde bulundurduklarını, dolayısıyla lüks marka tasarımlarındaki gibi bir süreç yürütüldüğünü, ürün ve fiyatta mutabakata varıldığı takdirde siparişin oluşturulduğunu, bu tür tasarımların birçok marka tarafından kullanılmasının tesadüf olmadığını, tekstil sektöründe faaliyet gösteren birçok firmanın ve tasarımcının takip etmekte olduğu ve üyeliği oldukça maliyetli olan ... isimli bir web sitesi kurulduğunu, bu web sitesi trendleri tahmin etmekte ve analitik veriler ortaya koyduğunu, bundan birkaç yıl sonra hangi renk, hangi model, kumaş, desen ve stilin trend olacağı buradan öğrenilebildiklerini, buna istinaden markalar üretimlerini şekillendirdiğini, bu nedenle birçok farklı markanın benzer koleksiyonlar üreterek aynı trendi yakaladıklarını, sektörde işleyişin bu şekilde geliştiğini, bu sebeple herhangi bir tasarımın, bu klasmanda üretilen ürünler için, özgün olduğu iddiasının yersiz olduğunu, davacının, davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını, tazminat talebi açıklanırken kendisinin nereden geldiği belli olmayan ve hiçbir şekilde dosyaya sunulmayan üç koleksiyon için yapılan masrafları ve harcamaları gösterdiğini, manevi tazminat talebi için ise herhangi bir açıklama yapılmadığını, davacının talebi koleksiyon için yaptığı masrafların ve manevi tazminat talebinin karşılanması ile sınırlı olduğunu belirterek haksız ve kötü niyetle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/01/2025 tarihli, 2022/390 E- 2025/59 K sayılı kararıyla; "Dosyada dava konusu tasarımların davacı tarafından yapıldığına ve davalıya gönderildiğine dair kesin bilgi ve verinin bulunmadığı, dinlenen davacı tanıklarının bilgisinin davacıdan duyduklarından ibaret olduğu, yaptırılan mali ve teknik incelemede, tasarımın davacı tarafından oluşturulup davalıya gönderildiğine dair delil bulunmadığı, bu haliyle davacının davasını ispatlayamamış olduğu" gerekçesiyle; davacının maddi ve manevi tazminat davalarının reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararına davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, Dairemizin 15/05/2025 tarihli, 2025/574 E- 2025/741 K sayılı kararıyla; "...davanın tescilsiz tasarıma dayalı olarak açıldığından, dava konusu triko ürünlerin "tasarım" olup olmadığının, tasarım ise "tescilsiz tasarımın korunmasına ilişkin koşullardan yararlanıp yararlanamayacağı" hususlarının değerlendirilmesinin, SMK'nın 156/1. maddesi uyarınca fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi tarafından yapılması gerektiği, bu mahkemenin İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri olduğu" gerekçesiyle; Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/01/2025 tarih, 2022/390 E.-2025/59 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA" karar verilmiştir,

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2025 tarihli, 2025/373 E- 2025/357 K sayılı kararıyla; "... davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde, davacının tasarladığı tescilsiz tasarımların, davalı tarafından haksız rekabet oluşturacak şekilde kullanıldığının beyan edilerek maddi ve manevi zararların tazmininin talep edildiği, mahkemenin 2022/390 Esas 2025/59 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2025/574 Esas ve 2025/741 Karar sayılı ilamıyla mahkeme kararının kaldırılmasına karar verildiği, dosya kapsamından davacının kendisine ait olduğunu iddia ve beyan ettiği tasarımların tescilsiz tasarım olduğu, yukarıda belirtildiği üzere yasal şartların sağlanması halinde tescilsiz tasarımın 6769 sayılı SMK kapsamında korunacağı, davaya konu davacı tarafından tasarlandığı iddia ve beyan edilen triko ürünlerin tasarım olup olmadığının, tasarım ise tescilsiz tasarım korumasından yararlanıp yararlanamayacağının istinaf ilamında belirtildiği üzere 6769 sayılı SMK'nun 156/1 maddesi kapsamında Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerektiği bu nedenle davaya bakmakla görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu, mahkemenin görevsiz olduğu" gerekçesiyle; görevsizlik kararı vermiştir.

Mahkeme kararına davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, Dairemiz 11/09/2025 tarihli 2025/1023 E. 2025/1075 K. Sayılı ilamı ile; 6100 Sayılı HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince verilen kaldırma kararlarında, hükmün bölünmezliği ilkesi gereği, mahkeme hükmünün tümüyle kaldırılarak, kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam olunarak hüküm tesis etmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Bunun dışında maddi tazminata ilişkin mahkemenin 21/01/2025 tarihli kararının kesin olup olmadığı, davalı yönünden kazanılmış hak teşkil edip etmeyeceği, görevli mahkemece esas yönünden değerlendirilmesi gereken hususlardan olup, Dairemizce bu kısmın ayrılarak hüküm tesis edilmesi mümkün görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"....Dosyada dava konusu tasarımların davacı tarafından yapıldığına ve davalıya gönderildiğine dair kesin bilgi ve verinin bulunmadığı, taraflar arasında evvelce olan iş ilişkisi bulunsa da iş ilişkisinin tek başına davacı yanın dava konusu tasarımlar üzerinde hak sahipliğini ispat edemeyeceği yine sunulu yazışmaların da doğrudan dava konusu tasarımlara ilişkin olduğu noktasında yeterli olmadığı gibi yazışmaların ve dosyaya sunulu delillerin dava konusu tasarımların davacı tarafça oluşturulduğunu ispat için yeterli olmadığı, dinlenen davacı tanıklarının bilgisinin davacıdan duyduklarından ibaret olduğu, bu durumun tanıklar tarafından açıkça ifade edildiği, duyuma dayalı tanık anlatımlarının hak sahipliğinin ispatı için yeterli olmayacağı, zira hak sahipliği istenen konunun SMK kapsamında tescilsiz tasarıma ilişkin olup, tescilsiz tasarım hakkı sahibine kanunda verilen bir çok imtiyaz bulunmakta olup, tescilsiz tasarım üzerindeki hak sahipliğinin iş bu mahkeme nezdinde tespiti halinde, mahkemece verilen kararın 3. Kişiler aleyhine de ileri sürülebilme ihtimali doğuracağından, tescilsiz tasarım üzerendeki hak sahipliğinin tespiti noktasında titiz inceleme yapılması gerekmekte ve davacı yanca da kesin olarak hak sahipliğini ispat etmesi ve yine SMK 56 ve 57. Madde kapsamında yeni ve ayırt edici olma niteliği ile kamuya sunulma şartlarının ispat edilmesi gerekmektedir. Yaptırılan mali ve teknik incelemede, dava konusu tasarımların davacı tarafından oluşturulup davalıya gönderildiğine dair kesinlik ihtiva eden yeterlilikte delil bulunmadığı, sunulu delillerin dava konusu tasarımlar üzerinden davacı yanın kesin olarak hak sahipliğini ispatlamaya elverişli olmadığı gibi sunulu delillerin bahsi geçen tasarımların davacı taraftan oluşturulup oluşturulmadığı, oluşturulduysa ne zaman oluşturulduğu, kamuya ne zaman sunulduğu noktasında da SMK kapsamında davacı yana tescilsiz tasarım hakkı sağlayacak ölçüde kesinlik de sağlamadığı, sunulu delillerin hak sahipliğini kesin olarak ispatlamaya elverişli olmadığı, dosya kapsamında mevcut raporların da bu yönde olduğu gibi görevsizlik kararı veren mahkemenin esasa dair verdiği kararda da bu minvalde tespitlerin yapıldığı hülasa bu haliyle davacının davasını ispatlayamamış olduğu sonucuna varılarak davanın reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Yerel mahkeme tarafından; taraf talep ve delilleri yazıldıktan sonra gerekçe görevsizlik kararı veren mahkemenin gerekçesine dayandırıldığını, ihtisas mahkemesi olarak verilen detaylı inceleme yapmadığını, görevsizlik kararı veren mahkeme nezdinde gerek bilirkişi incelemesi gerekse diğer hususlarda yapılan hiçbir itiraz dikkate alınmadığını,

-Mahkemenin gerekçesini oluştururken 2 rapora atıf yaptığını, 06.09.2023 Tarihli KÖK rapor 13.05.2024 Tarihli EK rapor olduğunu ancak raporların eksik incelemeye dayandığını, 06.09.2023 Tarihli kök raporu gerekçesine esas alırken sadece ürünlerin, müvekkili tarafından oluşturulup oluşturulmadığına ve davalıya sunulup sunulmadığına ilişkin kısmı hükme esas almış olup, bilirkişi raporu ile tespit edilen ürünlerin " yeni, özgün ve ayırt edici olduklarına ve müvekkili ile davalı arasında Tekstil tasarım üretim ilişkisi ( yani müvekkil tarafından tasarlanıp; üretildiği) olduğu" tespitine hiç yer vermediğini, bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere; "müvekkili ile davalı arasında bir tasarım-üretim ilişkisi olduğu; yani müvekkili davacının tasarlayıp; hazırladığı koleksiyonlar arasından davalının yapmış olduğu seçimler sonrası üretiminin de müvekkili tarafından yapıldığı bilirkişi raporu ile sabit olduğu gibi dosyada mevcut mailler ve davalının aşağıda ayrıntıları ile verilen kabul beyanları ile de" sabit olduğunu,

-13.05.2024 tarihli Ek rapor bakımından ise; yazılım mühendisi bilirkişi ... da görevlendirilmiş olup; imzası bulunduğunu ancak değerlendirmesi yer almadığını, bilirkişi ...'ın, tarafları ile iletişime geçtiğini ve randevulaşarak kendisinin bulunduğu ...Adresine 27.05.2024 Tarihinde gidildiğini ve müvekkilinin telefon ve tabletleri üzerinde inceleme yaptığını, yazılım mühendisi bilirkişi 27.05.2024 tarihinde inceleme yaptığını, hatta gerekli video kendisine 30.05.2024 tarihinde gönderilmiş ise de, dosyaya inceleme yapmadan önce 13.05.2024 tarihli raporda imzası bulunduğunu, inceleme yapmadığından ek raporda değerlendirmesi dahi bulunmadığını, ek raporun; hiçbir itiraz değerlendirilmeksizin aynen kök rapor alınarak hazırlandığını, Yazılım mühendisi ... tarafından ise bila tarihli raporu diğer bilirkişilerce de imzalanarak "sanki ek raporun yazıldığı zaman hazırmış da eklemeyi unutmuş gibi" ekine sunulmadığı belirtilerek dosyaya 16.05.2024 Tarihinde ibraz edildiğini, Yani mahkeme tarafından hükme esas alınan 13.05.2024 tarihli ek rapor yasaya uygun olmadığını, yerel mahkeme yazılım mühendisi tarafından sunulan ek raporu hiç incelememiş; rapor ibrazı kısmında gerekçesinde değinmemiş; yer vermemiş olduğunu,

-Yerel mahkeme gerekçesini oluştururken "davacı tarafından yapıldığına ve davalıya gönderildiğine dair kesin bilgi ve verinin bulunmadığı" gerekçesine dayandığını, ancak dosyada gerek sunulan mailler gerek tanık anlatımları gerekse davalının kabulü karşısında yeterli veri bulunduğunu, dava konusu edilen 2 model bakımından davalının vermiş olduğu cevap dilekçesinde ve ayrıca dilekçe ekinde sundukları PDF de açık şekilde ürünlerin müvekkili tarafından kendilerine sunulduğunun kabulü bulunduğunu, ... No'lu model olarak adlandırılan kolları ... ürün için; Müvekkili davacının ... marka cevap telefonu üzerinde inceleme yapıldığını ve 09.11.2020 tarihli mail ile davalıya bu ürünün ile ilgili bilgilendirme yapıldığının ve18.11.2020 tarihli mail ile davalıya bu ürünün fiyatlandırma bilgisinin yapıldığına dair mailin gönderildiğinin yazılımcı bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, bu ürün davalı tarafın gerek 30.06.2022 tarihli Delil dilekçesi ekinde yer alan 3 numaralı ekte ve cevap dilekçesi 9. Sayfa da yapmış oldukları açıklamada ( 2021 Yılı Yaz koleksiyonu için davacı tarafından kendilerine sunulduğunu veyan taraftaki açıklamada da davalı tarafından üretildiğini kabul etmişlerdir. ) gerekse cevap dilekçesi ekinde sunmuş oldukları EK-5 de yer alan ... sunum belgesinde açık şekilde kabul ettiklerini; ayrıca bu ürün ile ilgili tanık ..., mahkemede bizzat ürünü görerek el işlemelerini yaptığını ve davacının bu ürünü ...'e tasarladığını beyan ettiğini, ..., müvekkiline iş yaptığına dair evrak da daha önce dosyaya sunulduğunu, bu ürün bakımından iddia edilen harcı-alem vb itirazları konunun uzmanı bilirkişilerce değerlendirilmiş ve yeni ve ayırt edici olduğu kabul edilmiş olması karşısında müvekkilinin tasarlayıp; davalıya sunduğunu, yerel mahkemenin davacı tarafından tasarlanıp; davalıya sunulduğuna dair delil olmadığı şeklindeki gerekçesi dosya ile çelişmekte olup; yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini,

-... No'lu model olarak adlandırılan çizgili hırka( 2 ayrı renk olarak üretilmiştir) ürün için; Davalı tarafın gerek 30.06.2022 tarihli Delil dilekçesi ekinde yer alan 5 numaralı ekte yapmış oldukları açıklamada da (2020 Yılı Yaz için davacı tarafından kendilerine sunulduğunu ve üzerine yaptıkları açıklamada) " ...'nın önerdiği ve ...'dan satın alınan sezon : 2020 Yaz / Ürün Kodu 60781" şeklindeki beyanları ile gerekse cevap dilekçesi ekinde sunmuş oldukları ... sunum belgesinde açık şekilde kabul ettiklerini, yazılım mühendisi ... tarafından sunulan raporunda "Bu ürüne ilişkin ürünün fotoğraflarının çekildiği ve fotoğrafın çekilme tarihinin 14.02.2020 olduğu tespit edilmiştir." her ne kadar bilirkişi ürünün tasarım dosya tarihine ihtiyacı olduğu belirtilmiş ise de tüm ürünlerin bilgisayar ve elektronik ortamda tasarlanması zorunlu olmadığını, ürün ile ilgili bilirkişi tasarım dosyasının dosyadaki tanık olan ...'nın bilgisayarında olduğu ve getirilmediğini belirtmiş ise de kendisi ile yapılan görüşme de açıkça "tasarımların bilgisayarda değil aslen tasarım makinesinde olduğu buna ilişkin bir video görüntüsünün bulunduğu ( tasarım tarihini gösteren) belirtildiğini ve video da kendisine(bilirkişiye) iletilmiştir." ( EK- Bilirkişiye videonun gönderildiğine dair yazışma ve mailler) Aynı video dava dosyasına da eklenmiş olup; video içerikli dosyada "makine üzerinde ürünlerin tasarım tarihlerinin müvekkil "..." adı ile bulunduğu ve oluşturma tarihinin de 2015 yılı olduğu görülmektedir". ancak bilirkişinin anlamadıkları şekilde ne video kaydını dikkate almış; ne de makineden bahsetmiş olduğunu, söz konusu video'yu dosyaya 1 adet USB içerisinde sunulduğunu ancak bu delillerinin de incelenmediğini, Davalı tarafından bu ürün bakımından iddia edilen harcı-alem vb itirazları konunun uzmanı bilirkişilerce değerlendirildiğini ve yeni ve ayırt edici olduğu kabul edildiğini, kaldı ki bu ürün bakımından müvekkili tarafından tasarlanıp davalıya sunulup; üretildiğine dair mail ve fatura da dosyaya sunulmuş; bilirkişiye de verilmiş olduğunu, ayrıca dosyada müvekkiline davalı tarafından, dava konusu ürünler bakımından verilmiş sipariş formları da bulunduğunu, bu ürün bakımından ürünün davacı tarafından tasarlanıp( başka biri veya davalı tarafından tasarlandığına ilişkin dosyada herhangi bir veri ve delil olmayıp; müvekkilin davalıya satış faturası vardır); davalıya 2020 Yaz sezonunda sunulup; davalı tarafından da satın alındığının açık olduğunu, Davalının daha sonra bu ürünü müvekkilinin bilgisi, izni ve onayı olmaksızın müvekkiline ait olan bu tasarımı başka üreticilere ürettirerek kazanç elde ettiğini,

-... No'lu model olarak adlandırılan kolları puantiyeli ürün bakımından müvekkiline ait cihaz üzerinde yapılan incelmede modelin tamamlanmış halinin fotoğrafının bulunduğu ve tarihinin 11.10.2017 olduğu tespit edildiğini,

- ... No'lu model olarak adlandırılan kolları kuşgözü olan ürün bakımından da ürünün tamamlanmış ve dikilmiş hali ile müvekkilinin telefonunda 13.10.2017 tarihinde resminin bulunduğu tespit edildiğini, 3 ve 4 nolu maddeler/modeller bakımından; davalı taraf cevap dilekçesinde; davacı tarafından bu ürünlerin kendilerine sunulduğunu kabul ettiklerini, cevap dilekçesi ekleri arasında EK-5'de yer alan ... sunumda da açık şekilde belirttikleri üzere ürünlerin müvekkilinin tasarımı olup; davalıya sunulduğunun açık olduğunu, kendilerince daha önce üretildiğine ilişkin örnekleme ürünlerin ise müvekkili ürününden farklı olduğu ve müvekkilinin ürünün özgün olduğu zaten tespit edildiğini, taraflar arasında çok eskiye dayanan bir tasarım, koleksiyon sunulması ve üretim üzerine bir çalışma olduğunu, davalı tarafından satışa sürülen ürünler satışa sunulmasından kısa bir süre önceki tarihte birebir modellerin fotoğraflarının müvekkili davacının telefonunda fotoğraflandığını, dolayısı ile bu ürünler bakımından hem müvekkile ait olduğu; hem yeni ve ayırt edici olduğu hemde ürünler arasında ayırt edilemez derecede benzerlik bulunduğu tespit edilmiş olup; davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun açık olduğunu,

-Tanıkların duyuma değil görgüye dayalı tanıklık ettiğini, ... 25.04.2023 tarihli celse de vermiş olduğu ifade de ; "...ben ... Hanımın iş yerinde ... tasarımlar üzerinde iş yapıyordum, ... Hanımın ...'e gönderdiği tasarımlarda benim de üzerinde dantel yaptıklarım vardı, benim dantelini yaptığım kıyafetin kolları tül üzerine el işi yapılmış olan üründür, ben ... Hanımın işini hem evde hem de onun iş yerine gidip yapıyordum" ifadesinde bulunmuştur. Ayrıca "dava dilekçesinde bulunan kıyafet fotoğrafı gösterildi, soruldu, benim dantel işini yaptığım kıyafet bu kıyafettir." ifadesinde bulunduğunu, işlemeyi bizzat yapan tanığın bilgisinin duyuma dayalı olduğu söylenemeyeceğini, dosyaya asil tarafından sunulan dava konusu tasarımların müvekkili tarafından yapıldığına dair ses kaydı bulunmakta olup; ilk mahkeme tarafından iş bu ses kaydı dikkate alınmadığını ve çözümü yapılmamış ise de söz konusu ses kaydı bir ticaretin iki tarafının konuşmasına ilişkin olup; özel hayata ilişkin hiçbir içerik barındırmadığı gibi; konuşmanın başlından değil seyri sırasında anlık olarak alındığını, Müvekkilin hakkının ispatı niteliğinde olup; bu ses kaydının da dikkate alınması gerektiğini, Taraflar arasında tasarım, üretim ilişki olduğu tespit edilmesi, Tasarımların özgün, ayırtedici ve yeni olduğu tespit edilmesi, Müvekkili tarafından tasarlanıp; davalıya sunulan tasarımların; davalı tarafından satışa sunulan tasarımlar ile benzer oldukları tespit edilmesi, Dosyada davalının tasarımların kendilerine davacı tarafından sunulduğuna dair kabulleri olması; Ürünlerden bazıları için davalıya kesilmiş fatura ve sipariş formlarının bulunması; Ürünlerin fiyatlandırma maillerinin bulunması; Ürünlerin üretim aşamalarına ve bitmiş hallerine ilişkin müvekkilin telefonunda eski tarihli fotoğraflar yer alması; USB içerisinde ürünün üretimine ilişkin eski tarihli video kaydı bulunması karşısında yerel mahkemece verilen Ret kararının usul ve yasaya uygun olmadığını kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından istinaf kanun yolu açık olacak şekilde karar verilmişse de HMK m. 341 hükmüne göre 5000 TL talep edilen maddi tazminat açısından kararın kesin olması gerektiğini, Manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir düzenlenmesi mevcutken maddi tazminat için benzer bir düzenleme bulunmadığını, 2026 yılı istinaf kesinlik sınırı 50.000 TL olduğunu, Maddi ve manevi tazminat taleplerinin toplam miktarı bile nazara alındığında bu sınırın altında kaldığını, Yerel Mahkeme kararı eksik incelemeye değil, dosyada mevcut delillerin bütünsel değerlendirilmesine dayandığını, görevsizlik kararı veren mahkemenin tespitlerinin ihtisas mahkemesince de benimsenmesi, tek başına bir hukuka aykırılık oluşturmadığını, davacının iddia ettiği şekilde kök bilirkişi raporunda davaya konu ürünlerin tasarlanıp üretildiğinin ispatlandığına ilişkin değerlendirme bulunmadığını, yerel mahkeme kararında bilirkişi heyetinin 'taraflar arasında tekstil tasarım üretim ilişkisi olduğu' yönündeki tespitine açıkça yer verilmiş; ancak bu ilişkinin tek başına dava konusu tasarımlar üzerinde hak sahipliğini ispat etmeye yetmediği vurgulanmış olduğunu, 14 Haziran 2024 tarihli ek raporun Mahkeme tarafından değerlendirmeye alınmadığı iddia edilse de, gerekçeli kararın 3. Sayfasında yer alan "Mahkememiz dosyası bilirkişi kuruluna yazılım mühendisi Dr. ...'ın da eklenerek,.... bilirkişi heyetinin mahkememize sunduğu 13/05/2024 tarihli ek raporlarında..." şeklindeki ifadeler incelendiğini gösterdiğini, alınan tüm raporların ortak noktasının, davanın da ret sebebi olan, davacının ispat yükümlülüğünü yerine getirememesi olduğunu, Davacının iddia ettiği şekilde ikrar durumu söz konusu olmayıp incelemeyi kolaylaştırmak adına Mahkemeye açıklayıcı tablolar sunulması amaçlandığını, dosyaya sunulan deliller bir ürün numunesi, fotoğraflar ve e-posta yazışmaları söz konusu tasarımların belirli bir tarihte davacı tarafından oluşturulduğunu kesin biçimde ortaya koymadığını, Davacının ... marka tablet ve cep telefonu üzerinde yapılan incelemenin sonucunda ürünlerin ekran görsellerine yer verildiğini, fotoğrafların çekim tarihi görsellerin üzerine yazıldığını ancak bilirkişi incelemesinde, incelenen deliller ve inceleme metodu detaylı bir şekilde anlatılarak ilgili sonuca nasıl ulaşıldığı açıklanması gerekirken, yalnızca tek bir cümleyle ve teknik detaylara yer verilmeden değerlendirme yapıldığını, Bilirkişinin fotoğrafların çekim tarihini nasıl tespit ettiği, hangi adımları izleyerek teknik incelemeyi gerçekleştirdiği, elektronik ortamda çekim tarihi ve elektronik kayıtların nasıl değerlendirildiği raporda belirtilmediğini, yalnızca fotoğrafların üzerine yazılmış tarihler görüldüğünü, bu nitelikteki herhangi bir fotoğraf da güvenilir bir delil oluşturmayacağını, bir fotoğrafın belli bir tarihte çekilmiş olması, o tarihin öncesinde oluşturulmuş bir tasarımın varlığını ispat etmeyeceğini, Fotoğraf; tamamlanmış ürünü, üçüncü kişilere ait bir ürünü ya da farklı bir kaynaktan elde edilen tasarımı gösteriyor olabileceğini, yazılım mühendisi bilirkişi de bu konuda aynı çekinceli tutumu benimsediğini, söz konusu tablet ve telefonun davacıya ait olduğuna ilişkin herhangi bir delil dosyada mevcut olmadığını, görsellerin fotoğraf çekim tarihinin değiştirilip değiştirilmediği bilinmediğini, muvafakatleri olmadan sunulan delillerin hukuka uygun olup olmadığı konusunda şüpheler doğurduğunu, ... numaralı model için yapılan değerlendirmede sunulan 18 Kasım 2020 tarihli e-postanın, dava dosyasına zaten taraflarınca sunulduğunu, bu e-posta, taraflar arasındaki önceki iş ilişkisinde davacının, davalının talimatları doğrultusunda çalışmalarını gerçekleştirdiğini göstermek ve iş akışının şeffaflığını sağlamak amacıyla sunulduğunu, bu e-postanın ilgili modelle olan bağlantısı anlaşılamadığını, ... numaralı model için yapılan değerlendirmede bir fatura görüntüsüne yer verildiğini, Davalının kayıtlarına göre, davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını, sunulan ürün görseline ilişkin değerlendirmede, dosya oluşturma tarihinin belirlenmesi amacıyla ... isimli kişinin bilgisayarında inceleme yapılmak istendiği ancak bu kişinin bilgisayarını incelemeye getirmediği ve uzaktan erişime izin vermediği rapor edildiğini, bu durum, davacının kendisine ait ve özgün olduğunu iddia ettiği tasarımın aslında başkasına ait olduğunu kabul ettiği şeklinde değerlendirilebileceğini, ... ve ... numaralı modeller için yapılan değerlendirmede, davacı tarafından dava dosyasına sunulan ürün görsellerine yer verildiğini, tasarımların oluşturulma ve gönderilmesine ilişkin herhangi bir veri bulunmadığını, tanıkların beyanının da çürütülebileceğini, söz konusu dantel yurt dışından ithal edilen klasik bir model olduğunu, söz konusu danteli ithal eden firmadan (...) ürünün bir örneği ve ithal edildiğine ilişkin yazılı beyanı Ek-7'de Yerel Mahkemeye sunulduğunu, Dolayısıyla söz konusu dantel bilinen klasik bir model olup dantelin Çin'den ithal edildiği, davacı tarafından tasarımının yapılmadığı hali hazırda gösterildiğini, uyuşmazlığın tescilsiz tasarım hakkına ilişkin olması nedeniyle hak sahipliğinin, tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin ve kamuya sunulma şartlarının kesin ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerektiğini, Davacının yapmış olduğu istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, tasarımı davacı tarafından yapıldığı iddia olunan koleksiyondaki ürünlerin davalı tarafından başkasına üretilerek satışa sunulması yolu ile davalının haksız rekabet ettiğinin tespiti ve meni ve bu nedenle uğranılan maddi zarar ile manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.

Davacı tanıklarına davetiye çıkarılarak, duruşmada beyanlarının alınmıştır.

Davacı Tanığı ... beyanında: "ben davacı ... Hanımı tanıyorum, kendisi bana el işi yaptırtmaktadır, ... Hanım tasarım ve triko işi yapıyor, ben dava konusu olayı ... Hanımın iş yerinde bulunduğum sırada duydum, duyduğum ... Hanım tasarım yapmış, bu tasarımı ...'e göndermiş, hatta konuşmalardan devamı gelecek diye duymuştum, ancak duyduğuma göre ... ... Hanımın tasarımlarını başka birine üretim yaptırmış, benim olaya ilişkin bilgim bundan ibarettir, ben ... Hanımın iş yerinde ... tasarımlar üzerinde iş yapıyordum, ... Hanımın ...'e gönderdiği tasarımlarda benim de üzerinde dantel yaptıklarım vardı, benim dantelini yaptığım kıyafetin kolları tül üzerine el işi yapılmış olan üründür, ben ... Hanımın işini hem evde hem de onun iş yerine gidip yapıyordum,"

Davacı Tanığı ... beyanında: "ben triko işi yapıyorum, ... Hanım ile iş yapıyoruz, ... Hanım tasarımını yaptığı triko ürünlerini getirip örmesini bana yaptırıyor, ben ... ile ... Hanım arasındaki olayı ... Hanımdan duydum, benim ... Hanımdan duyduğum, ... Hanıma ait olan tasarımların ... tarafından ... Hanıma ait olmadığı, kendilerine ait olduğunun söylendiğidir, benim ... Hanımdan duyduğum bundan ibarettir, bundan başka bilgim yoktur, ben ... Hanımın tasarımını yapıp benim iş yerimde örmesini yaptığımız kıyafetleri götürüp ...'e teslim ettiğim oluyordu, ... başka yerlere de iş yaptırıyordu, ... Hanımın tasarımını yaptığı ürünlerin ... tarafından başka atölyelere de yaptırıldığını duydum." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.

Görevsizlik kararı veren mahkemece dosya Mali Müşavir Bilirkişi Prof Dr ..., Endüstriyel Ürünler Tasarım Uzmanı bilirkişi ...ve Nitelikli Hesap Uzmanı Doç Dr. ...'e verilerek, tüm dosya kapsamı ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaparak; taraf arasında tekstil giyim ürün tasarım işi ilişkisi olup olmadığı, davaya konu triko ürün tasarımlarının davacıya ait olup olmadığı, bu ürün tasarımı davacıya ait ise, tasarımın izinsiz üretim ve satışının davalı tarafından yapılıp yapılmadığı, bu satış nedeniyle haksız rekabet ve bundan dolayı davacının zararının olup olmadığı, zarar oluşmuş ise miktarının ne kadar olduğu hususlarında rapor düzenlemelerinin istenildiği, bilirkişi heyeti sunduğu 06/09/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. M. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Davacının iddialarının haklı görülebilmesi için, anılan kurallar uyarınca, dava konusu tasarımların davacı tarafından yapılarak davalıya verildiği, davalı tarafından bu tasarımlar kullanılarak gelir elde edildiği hususlarının geçerli delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Teknik ve mali inceleme dikkate alındığında, davacı tarafından anılan hususların ispat edilmesine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan davacının iddiaları ispata muhtaç olmaktadır. Taraflar arasında tekstil giyim ürün tasarım işi ilişkisi olduğu, Davaya konu tasarımların davacı tarafça hangi tarihte oluşturulduğuna, sunulduğuna ilişkin bir verinin dosyada yer almadığı, bu nedenle tasarımların davacıya ait olup olmadığına ilişkin kesinlik arz eden bir sonuca varılamadığı, Bu bakımdan davacının iddialarının ispata muhtaç olduğu, Davacı tarafa ait olduğu belirtilen tasarımların, davalının ..., ..., ... ... kodlu ürünler ile benzer oldukları, Davaya konu tasarımların, yenilik özelliği olmadıklarına ilişkin dosyaya sunulan delillerdeki tasarımlar ile benzer olmadıkları, Ancak bu durumda da zarar hesabının yapılabilmesi için davalı şirketçe bu ürünlerin satışlarının ayrıntılı miktarsal ve tutarsal dökümü, satışın yapıldığı yıllara ait Kurumlar Vergisi beyanları, satışı yapılan ürünlerin maliyet hesaplamaları buna ilişkin kayıtlar ve ilgili hesapların muavinlerinin sunulması gerektiği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.

Yukarıda anılı bilirkişi kuruluna yazılım mühendisi Dr. ...'ın da eklenerek, davacı kayıtlarında inceleme yapılarak davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği tasarımların oluşturulma ve davalıya gönderilme tarihlerinin tespit edilmesi, davacının haksız rekabetten dolayı zararına ilişkin hesaplama yapılması yönünden bilirkişi kuruluna yeniden verildiği, bilirkişi heyetinin mahkememize sunduğu 13/05/2024 tarihli ek raporlarında, Taraflar arasında tekstil giyim ürün tasarım işi ilişkisi olduğu, Davaya konu tasarımların davacı tarafça hangi tarihte oluşturulduğuna, sunulduğuna ilişkin bir verinin dosyada yer almadığı, bu nedenle tasarımların davacıya ait olup olmadığına ilişkin kesinlik arz eden bir sonuca varılamadığı, Bu bakımdan davacının iddialarının ispata muhtaç olduğu, Davacı tarafa ait olduğu belirtilen tasarımların, davalının ..., ..., ..., ... kodlu ürünler ile benzer oldukları, Davaya konu tasarımların, yenilik özelliği olmadıklarına ilişkin dosyaya sunulan delillerdeki tasarımlar ile benzer olmadıkları, Ancak bu durumda da zarar hesabının yapılabilmesi için davalı şirketçe bu ürünlerin satışlarının ayrıntılı miktarsal ve tutarsal dökümü, satışın yapıldığı yıllara ait Kurumlar Vergisi beyanları, satışı yapılan ürünlerin maliyet hesaplamaları buna ilişkin kayıtlar ve ilgili hesapların muavinlerinin sunulması gerektiği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.

Somut olayda, tasarımın koruma şartı olarak düzenlenen mutlak yenilik koşulunun kamu düzenine ilişkin olduğu, bu kapsamda dosyaya sunulan bilirkişi raporunun görevsiz Mahkemece alındığı, davalının cevap dilekçesi ve ürünlerin üretim sürecine ilişkin sunduğu beyanlarından, davacı ile aralarında ticari ilişki olduğunun kabul edildiği, davalı tarafça üretimi yapılan ürün tasarımlarının kamuya sunulma tarihi, tescilsiz tasarım olarak korunup korunamayacağı hususları ile, görevsiz Mahkemede alınan kök ve ek rapora karşı taraf vekillerinin sunmuş oldukları itirazların değerlendirilmesi, tescilsiz tasarımın aynısı veya benzerinin ilk kez Türkiye'de ve davacı tarafından kamuya sunulmuş olup olmadığı ve haksız rekabet koşullarının değerlendirilmesi için tasarım ve bilişim uzmanının yer aldığı heyet tarafından yeniden yeterli ve denetime elverişli rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmakla, Mahkemece verilen kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2-İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../03/2026 tarih, 2025/... E. 2026/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/741, K. 2026/1149, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-741-e-2026-1149-k-d7efe7cbd2f0