Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/847 E. 2026/875 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/847
- Karar No
- 2026/875
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/847 Esas
KARAR NO:2026/875
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:21/03/2025
NUMARASI:2025/7 Esas, 2025/91 Karar
DAVANIN KONUSU:Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
KARAR TARİHİ:04/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili markasının ... tarafından ilk olarak 1967 yılında yaratıldığını, 2007 yılında 4.2 milyar dolara varan cirosu ile Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en büyük perakende satış mağazalarından birisi olduğunu, müvekkili firmanın şu anda giyim ürünleri, aksesuarlar, kokular, mobilyalar, gözlükler ürettiğini ve ...'da RL adlı bir restoran işlettiğini, 2009 yılı itibariyle ... .../..., ...'nin (... da dahil olmak üzere) dünya çapında toplam 326 satış noktasına sahip olduğunu, bu satış noktalarına örnek olarak ..., ..., ..., ..., ..., ...ve ...'nun verilebilir olduğunu, müvekkilinin kendisine ait “...” markasını uzun yıllardır menşe ülke Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünya genelinde, Türkiye de dahil 100'den fazla ülkede yoğun ve yaygın bir şekilde kullandığını ve tescil kayıtları ile koruma altına aldığını, davacı firma ile “...” ve markaları arasında tüketici nezdinde çok güçlü bir bağ oluştuğunu, “...” ve markalarının veyahut benzeri ibarelerin üçüncü kişiler tarafından izinsiz kullanılması veya tescil ettirilmesi durumunun müvekkili firmanın Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile koruma altına alınan markasal haklarının ve tekel hakkının ihlali sonucunu doğurmakta olduğunu, davalı tarafın, .../...-... adresli web sitesinde ve "... Fatih İSTANBUL" adresindeki iş yerinde, davacı şirketin Türk Patent nezdinde ..., ... ve ... sayı ile kayıtlı markalarının aynı/benzerini, müvekkili markalarının da tescilli olduğu 18. sınıfta yer alan emtialar üzerinde, izinsiz ve hukuka aykırı bir biçimde kullandığının tespit edilmiş olduğunu, dolayısıyla davalı tarafın .../...-... adresli web sitesinde ve "... Fatih İSTANBUL" adresindeki iş yerinde bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak, tecavüze konu ürünlere ilişkin delillerin toplanmasının talep edilmekte olduğunu, müvekkili şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "...", & "..." ibareli tanınmış markalarına vaki tecavüzün durdurulmasına, men'ine ve ref'ine, davalının haksız eylemlerine son verilerek "...", & ve “... ...+şekil" ibaresini taşıyan tüm ürünlere el konularak toplatılmasına, bu ibarenin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılmasına, bunun imkansız olması halinde bunların imhasına, davalının davacı marka hakkına ihlali neticesinde ortaya çıkan haksız rekabetinin men'ine, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... Şirketi'nin 2000 yılından bu güne ithalat ve seyahat çantaları imalatı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkili üretimini yapmış olduğu ürünleri,...-Eminönü/İstanbul satış mağazasında Maltepe-Topkapı/İstanbul fabrika ... ve fuar alanında tüketiciye sunduğunu, müvekkilinin ayrıca toptan satış yaptığını, ... markasını taşıyan ürünlerin Türkiye'nin her yerinde satışa sunulduğunu, müvekkili firmanın ürünlerinin 2 yıl garantili olarak satışa sunulduğunu, müvekkilinin ... markasını 10 yılı aşkın süredir kullandığını, 10 yıl önce TPE nezdinde tescilini sağladığını, markasına ciddi yatırımlar yaptığını, bu yatırımların karşılığında yüksek satış rakamlarına ve yüksek tanınmışlığa ulaştığını, müvekkilinin ... markasını yoğunlukla 18. sınıf kapsamında valiz ve çantalar üzerinde kullandığını, davacının "....” ibaresinde tescilli isminin yanına, "..." ve "..." ibarelerini ekleyerek oluşturduğu markasını kullanmasının iltibas oluşturmaya yeterli olmayacağını,TPMK kayıtlarından davacının ...+şekil markasının 'giyim ürünleri" alanında tanınmış olduğu anlaşılsa da ... ibareli başka markaların da tanınmış marka statüsünde olduğunu, ... markasının davacının tekeline bırakılmadığını, müvekkili ile davacı markasının yazı sitili ve şekil kombinasyonu olarak benzemediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 1.KARARI:İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF KARARI:Dairemizin 2024/1671 E, 2024/1953 Karar sayılı, 19/12/2024 Tarihli ilamında; "...YHGKnın, 2011/11–567 E-2011/676 K., 2012/11–417 E, 2012/791 K., 2013/11-1316 E, 2015/34 K., 2013/11-1572 E-2015/1133 K., 2017/11-74 E- 2017/728 K.ve 2017/11-8 E-2019/47 K.sayılı ilamlarında da benimsendiği üzere, mahkeme kararlarında gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere, kararın ekinde yer verilebilir ise de, hükmün gerekçe kısmında, HMK'nın "Hükmün Kapsamı" başlıklı 297. maddesi ve Anayasa'nın 141. maddesi hükümlerine uygun düşmeyecek biçimde şekillere şekillere yer verilmesi, davadan davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüt yaşanmasına yol açabilecektir. Renk, boyut ve diğer özelliklerinden yoksun bir şekilde markaların ve tasarımların gerekçeli karara eksik yansıtılmaları yanıltıcı sonuçlara neden olabilecektir. Somut uyuşmazlıkta; ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında tecavüzlü olduğu kabul edilen bir kısım marka görsellerine, kuallnımlara yer verilmiş olup, bu durumun infazda karışıklığa yol açacağı, 6100 sayılı HMK’nın 297’inci maddesine de aykırıdır.Açıklanan nedenle davalının istinaf istemleri incelenmeksizin istinaf istemlerinin kamu düzeni dikkate alınarak kısmen kabulüne, HMK’nın 355, 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkeme kararının re'sen kaldırılmasına.." karar vermek gerekmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 2.KARARI:İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/7, 2025/91 Karar sayılı , 21.03.2025 Tarihli ilamında; "Davalının “.../...-...” isimli web sitesinde, ürünler menüsü altında "..." ile "... ..." isimli valiz görsellerinin yer aldığı, ilgili siteye giriş yapan kullanıcılara ise ... ... ve ... adıyla çeşitli büyüklükte ve renkte valiz görseller ile makyaj çantası, laptop çantası ve kadın çantası ürünlerine ait görsellerin, bilgilerin sunulduğu, kullanıcılara satın alma seçeneğinin yer aldığı, söz konusu sitede sadece valiz ve çanta ürünlerinin bulunduğu, davalının marka kullanımının ... oynayan atlı figür ve “... ...” ibaresinden ve “...” ibaresinden oluştuğu, ... oynayan atlı figür ve “...” ibaresinin davacı adına tescilli tanınmış marka ile ortak olduğu, davacının markasını genel olarak tekstil sektöründe, davalının ise markasını genel olarak valiz/bavul sektöründe kullandığı, taraf markalarındaki kelime unsuru, işitsel ve görsel açıdan bulunan benzerlik nedeniyle son tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği, yukarıda da açıklandığı üzere taraflar her ne kadar farklı sınıflarda hizmet vermekteyseler de, davacı markasının tanınmış marka statüsünde yer alması sebebiyle davacı markasının daha geniş bir korumadan yararlanacağı, taraf markalarındaki esaslı unsurun ... oynayan atlı figür ve “...” ibaresi olduğu, tarafların markalarındaki esaslı unsurların ortak olduğu, davalı markasındaki “...” ve “...” ibarelerinin davacı markasından ayırt edilebilecek derecede farklılaştıramadığı,bu kullanımın tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği, tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın davacı markasına zarar vereceği ve bu nedenle davalı tarafın bu kullanımının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu ve aynı zamanda davalı fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiği, davalı markalarının hükümsüzlüğünün talep olunduğu İstanbul 1. FSHHM'nin 2019/47 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması talebinin dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı ve yargılamayı sürüncemede bırakacağı değerlendirilerek bekletici mesele talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış, tüm dosya kapsamı sunulan deliller ve davaya dayanak kullanımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete yönelik açmış olduğu davanın kabulü.." şeklindeki gerekçe ile neticeten;
1-Davalının, davacının TPMK nezdinde tescilli "..." ibareli marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, davalının bu suretle haksız rekabette bulunduğunun tespitine, tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine, men'ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
-Davalının "...", "... (ŞEKİL MARKASI)", "... (... ŞEKİL MARKASI) " ve “"..."” ibaresini taşıyan tüm ürünlerine el konularak ürünlerin toplatılmasına, bu ibarelerin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılmasına, çıkartılması mümkün değilse imhasına, " şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Müvekkilinin ... markasını 10 yılı aşkın süredir kullandığını ve 10 yıl önce TPE nezdinde tescilini sağladığını, ... markasını yoğunlukla 18. Sınıf kapsamında valiz ve çantalar üzerinde kullandığını, Müvekkilinin TPMK nezdinde kayıtlı ... ibaresi içeren 26.03.2013 başvuru tarihli, 08.08.2014 tescil tarihli, ... tescil numaralı, 18. sınıfta tescilli "..." markası, 03.04.2014 başvuru tarihli, 03.12.2014 tescil tarihli ... tescil numaralı, 24 / 25 / 35 / sınıfta tescilli "..." markası olduğunu,...'nun bir spor oyun dalı olup kamuya mal olmuş bir isim olduğunu, ... oyununda simgenin at olduğunu, TPMK kayıtlarından davacının ...+şekil markasının 'giyim ürünleri' alanında tanınmış olduğu anlaşılsa da ... ibareli başka markalar da tanınmış marka statüsünde olduğunu, ... ibaresinin davacının tekeline bırakılmadığını, müvekkilinin içerisinde ... ibaresi geçen tescilli markasını kullanması en tabi hakkı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olduğunu göstermediğini,Tescilin üzerinden on yıl geçtikten sonra dava açılmasının kötüniyet olduğunu,Markalar arasında iltibas yaratacak bir benzerlik olmadığını,Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 14.03.2022 tarih, 2019/5189 E. ve 2022/1852 K. sayılı kararı gereğince haksız rekabet ve markaya tecavüzün kümülatif koruma kapsamında ileri sürülemeyeceğini, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacının ... numaralı şekil markasının "bavul ve her türlü çanta" emtiasını kapsar şekilde 20.08.1993 tarihinden itibaren tescilli olduğu, ... numaralı ... markasının 09,18, 25 sınıflarda 25.07.2014 ten itibaren tescilli olduğu, ... Numaralı ... ŞEKİL markasının "giyim ürünleri" emtiasında tanınmış marka olarak tescilli olduğu, davalının çanta ve valiz emtialarındaki markasal kullanımlarında ... kelimesi ile birlikte davacının ... numaralı şekil markasının benzer şekilde yer aldığı, "..." , "..." ibarelerinin ayırt edicilik katmadığı, valiz görsellerinde ... oynayan atlı figür görselinden ibaret şeklin daha büyük konumlandırılarak öne çıkarıldığı, davacının markası tanınmış marka olarak da tescilli olup zayıf marka yahut kamuya mal olmuş bir kelimeden bahsedilemeyeceği, davalının markasal kullanımlarının hangi tarihten itibaren başladığı ve davalı yanın kullanımından haberdar olduğuna dair davalı tarafça somut delil ibraz edilmediği, davacının önceki tarihli markaları dikkate alındığında SMK 155 maddesi gereğince davalı markalarının savunma argümanı olarak dikkate alınmayacağı anlaşılmakla mahkemece yeterli nitelikteki son bilirkişi raporuna göre markaya tecavüze dayalı istemin kabulü yerinde görülmüştür.Davalı vekilinin haksız rekabete ilişkin istinaf istemine gelince;davacının haksız rekabet isteminin marka hakkının ihlali iddiasına dayandığı, markaya tecavüz SMK'da özel olarak düzenlenmiş olup Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 14.03.2022 tarih, 2019/5189 E. ve 2022/1852 K. sayılı kararı gereğince davacının haksız rekabete ilişkin kümülatif korumadan yararlanamayacağı dikkate alındığında haksız rekabete ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, Dairemize yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE,
- HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2025/7 Esas, 2025/91 Karar sayılı, 21/03/2025 Tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2- Davalının, davacının TPMK nezdinde tescilli "..." ibareli marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, men'ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
-Davalının "...", "... (ŞEKİL MARKASI)", "... (... MARKASI) " ve “"... +şekil"” ibaresini taşıyan tüm ürünlerine el konularak ürünlerin toplatılmasına, bu ibarelerin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılmasına, çıkartılması mümkün değilse imhasına,
-Davacının haksız rekabet talebinin reddine,
3- İlk derecedeki yargılama giderleri ve harç masrafları yönünden;
-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 552,10TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-Davacı tarafından yapılan; 179,90TL Başvuru Harcı, 179,90TL Peşin/Nisbi Harcı, Tebligat Posta ve diğer masraflar ile 11.954,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.313,80 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 6.156,90Tl sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre marka hakkına tecavüz davası yönünden 55.000TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen haksız rekabet davası bakımından 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4- İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri ve harç masrafları yönünden;
-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,
-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 270TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.953,10TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 45TL istinaf masrafının davacı üzerinde bırakılmasına,
-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.