Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1039 E. 2026/1330 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1039
Karar No
2026/1330
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1039

KARAR NO : 2026/1330

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 17/02/2026

NUMARASI : 2025/513 Esas - 2026/139 Karar

DAVA: İtirazın İptali

DAVA TARİHİ: 24/01/2022

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/07/2026

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkili banka tarafından, davalı ...’nun müteselsil kefaletiyle, dava dışı .....Ltd Şti lehine açılan ve kullandırılan kredilerin kat edildiğini, hesabın kat edildiğinin Gebze 6. Noterliği’nin 27.12.2019 tarih ve ... yev no’lu ihtarnamesi ve eki hesap özeti borçlulara tebliğ edilmişse de borç ödenmediğinden borçlular hakkında İstanbul 11. İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu ... tarafından borca, fer’ilerine itiraz edildiğini, genel kredi sözleşmesi’nin 11. maddesi kredi borcunun muacceliyetini ve temerrüt faiz oranının düzenlendiğini, gerek genel kredi sözleşmesi hükmü, gerek ... Bankası bildirimi ve borçluların itirazı haksız ve kötüniyetli olup, hakkında alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; arabuluculuk sürecinin 29.12.2020 tarihinde anlaşmama son tutanağının düzenlenmesi ile tamamlandığını, eldeki davanın 24.01.2022 tarihinde açıldığını, davacının en geç arabuluculuk yoluna başvurulan 17.12.2020 tarihinde itirazdan haberdar olduğunu, huzurdaki davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı icra ve dava dosyası kapsamı ile sabit olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin yetkilisi olduğu dava dışı şirketteki tüm paylarını dava dışı ...'e devrettiğini, davacı banka ile dava dışı ... arasında yeni bir sözleşme yapıldığı halde müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ... devir tarihinde dava dışı şirketin mevcut kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyerek şirketi devrettiğini, davaya konu edilen alacak 26.12.2019 tarihli olup banka kayıtları incelendiğinde söz konusu borcun devir tarihinden sonrasına ilişkin olduğunun anlaşılacağını, müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; ilk olarak davacı banka ile dava dışı borçlu ... Ltd Şti arasında 14/08/2017 tarihli 500.000-TL limit dahilinde genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının kullandırılan ve kullandırılacak tüm kredilerden kaynaklı tüm borçlardan, 14/08/2017 tarihinde 500.000-TL limit dahilinde sözleşmenin müteselsil kefili olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da davacı bankanın alacağı tespit edilmiş olup; ödeme ispat edilemediğinden davanın kısmen kabulü ile; davalının itirazının kısmen iptaline takibin 19.135,66-TL asıl alacak üzerinden devamına, bu hususta 08/07/2022 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, fazla istemin reddine, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Kaldırma kararımız üzerine; davacı banka ile ......Ltd Şti. Arasında 15/08/2017 tarihli 500.000- TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşmeye davalı ...'nun 500.000-TL limitle kefil olduğu, yine 10/07/2019 tarihli 500.000-TL limitli kredi sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşmeye ...'in 500.000-TL limitle kefil olduğu, davalı ...'nun iş bu sözleşmede kefalet imzası bulunmadığı, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın Gebze 6.Noterliği'nin 26/12/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kat edildiği, dava konusu kredilerin kullandırım tarihleri nazara alındığında, tüm krediler (3 adet) davalı kefil (...) şahsi kefalet imzası bulunmayan diğer 10/07/2019 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, yine 15/08/2017 ile 10/07/2019 genel kredi sözleşmeleri arasında bir bağlantının bulunduğuna/kurulduğuna ilişkin bilgi belge bulunmadığı, davalı kefil ...'nun kefalet imzası bulunmayan 10/07/2019 tarihli sözleşme kapsamında kullandırılan krediden dolayı sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; ilk derece mahkemesinin; 28/01/2026 tarihli bilirkişi raporuna dayanarak, takibe konu kullandırım/borçların tamamının 10.07.2019 tarihli sözleşme kapsamında doğduğu, 15.08.2017 sözleşmesi ile 10.07.2019 sözleşmesi arasında “bağlantı” kurulamadığı gerekçesiyle davayı reddettiği, somut olayda çözülmesi gereken esas mesele; bankacılık uygulamasında kabul edildiği üzere kredi sözleşmesinin “Çerçeve/Genel Kredi Sözleşmesi” niteliği gereği, ürün bazında tahsis–kullandırım referans zinciri (... no / tahsis no / kredi no / ek no / limit tanımı / risk giriş-çıkışları) üzerinden hangi borcun hangi sözleşme çatısı altında doğduğunun denetlenebilir şekilde ortaya konulması gerekirken bu yapılmadan, salt “kullandırım tarihi” veya soyut kabullerle kefalet sorumluluğu dışlanarak hüküm tesis edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE :Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi üzerine " 2022/2409 esas,2025/944 karar sayılı ilam ile "Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.

İcra dosyasının incelenmesinde; icra müdürünün kaşe ve imzasını taşıyan 10.2.2020 tarihli takip talebinde davacı alacaklı banka tarafından 28.815,06-TL asıl alacak olmak üzere, 29.660,39-TL alacak+17.410 gayrinakit toplamı (depo talep edilen) toplam nakit + gayrinakit = 47.070,39-TL olarak belirtilmiş iken hemen altında maddi hata neticesi yazıldığı düşünülen 31.744-TL alacağın 30.845,06-TL'lik kısmına 10.2.2020 tarihinden ödeninceye kadar işleyecek yıllık %24 faiz, %5 gider vergisi, halen iade edilmeyen 13 adet çekin karşılığı olan 17.410-TL nin depo edilmek üzere ...'ten 29.660,39-TL nakit kısmın 28.815,06-TL asıl alacağa 10.2.2020 tarihinden ödeninceye kadar işleyecek yıllık %24 faiz, %5 gider vergisi, 10 adet çekin karşılığı 17.410-TL'nin depo edilmek üzere ...'ndan nakde dönüşmesi halinde nakde dönüştüğü tarihten itibaren %24 oranda temerrüt faizi işletilerek, tahsili talep edilmiştir.

Uyap'ta kayıtlı bir takip talebi olmasına rağmen karara esas alınan icra müdürünün kaşe ve imzası taşımayan sadece 47.070,39-TL alacağın yıllık %24 faiz, %5 gider vergisi ve ferileri istemli bir ödeme emri kayıtlı olup yine icra dosyasında "19.6.2023 tarihli "arşiv tarama" kaydı ile kaydedilmiş yine icra müdürlüğünün kaşesi ve icra müdürünün imzasını taşıyan 10 şubat 2020 tarihli bir ödeme emri daha bulunmaktadır. Bilirkişi raporunda gayrinakit alacak talep edilmediği belirtilmiş ise de takip talebine uygun şekilde hazırlanan örnek 7 ödeme emrinin icra dosyasında mevcut olduğu halde icra dosyası aslının istenilmediği, icra müdürlüğünce evrakın doğru olarak taranmadığı anlaşılmaktadır. Diğer borçlular yönünden takip kesinleşmiştir. İcra müdürü takip talebine uygun ödeme emri hazırlamak zorunda olduğu esasen ödeme emri de hali hazırda uyap kayıtlarında mevcut olup , ilk derece mahkemesi karar tarihinden sonra 19.6.2023 tarihinde uyaba kaydedilen ödeme emrinin dikkate alınması gerekir.

Gayrinakit alacak talep edilmediğinden talebin bu nedenle reddi doğru olmadığı gibi davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde "4 adet çekin garanti bedeli müvekkil banka tarafından ödendiğinden kat ihtarında yazılı 13 adet çek için 26.390-TL depo edilmesi istenmişken ihtarname keşidesinden sonra 4 adet çekin garanti bedeli ödendiğinden toplam 8.120-TL takip talebine nakit alacağa eklendiği, depo edilmesi istenen tutar ise 26.390-TL'den 17.410-TL'ye düşürülmüştür. (takip talebinde çek adedi (9) olarak yazılması gerekirken ise de sehven (13) olarak yazılmıştır. ancak bu hususun esasa etkisi yoktur) yolunda ki itirazları karşılanmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.

Davalı vekili arabulucuya başvuru tarihinden itibaren 1 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiğini ileri sürmüş ise de; İstanbul BAM Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlık Yargıtay 11 HD'nin 2024/3074 Esas 2024/6421 karar sayılı ilamı ile "itirazın iptali davasında, icra takip dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bir durumda, zorunlu arabulucuya başvurulmuş ise dava açmak için Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağı imza tarihinden itibaren başlamayacağına, itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edildiği tarihte başlayacağına, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, karar verildiğinden davalı vekilinin hakdüşürücü süreye ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesi ekinde davacı banka ... Şubesi tarafından verilen 9.7.2019 tarihli kredi ön bilgi formunu ibraz ederek dava dışı şirketin yeniden kredi sözleşmesi imzaladığını ve takibe konu borcun yeni sözleşme döneminde doğduğunu,bu kredi sözleşmesinden sorumluluğu olmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece bu savunmanın üzerinde durulmamıştır. Davacı banka şubesine sunulan belgenin bir sureti eklenerek dava dışı şirketin yeni bir kredi sözleşmesi imzalayıp imzalamadığı sorularak varsa bir sureti istenilmelidir. Davalının şirket ortaklığından ayrılması Çerçeve sözleşmelerin niteliği gereği kefalet borcunu kendiliğinden sona erdirmez ise de ; icra takibine konu borçlar dayanak sözleşmeden daha sonra imzalanan yeni bir genel kredi sözleşmesi kapsamında doğmuş ve davalının anılan sözleşmeye kefaleti yok ise davalının yeni imzalanan sözleşme döneminde ki doğan borçtan borçtan kefalet sorumluluğu olmayacaktır.

5941 Sayılı Çek Kanunu 3/9maddesi "Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erer." şeklinde düzenlenmiştir. Davacı vekilinden tazmin olan çeklerin ödeme belgeleri ve halen meri bulunan çeklerin çek karnesi teslim tutanakları istenilerek genel kredi sözleşmesinde davalı müteselsil kefilin gayrinakit borçtan sorumlu tutulmasını gerektiren açık bir sözleşme hükmü bulunup bulunmadığına bakılmalıdır. Ayrıca kat ihtarında iadesi talep olunan çek yapraklarının güncel durumu belirlenerek, nakde dönüşmüş iseler tazmin belgelerinin ibrazı sağlanarak hüküm vermeye elverişli bir bilirkişi raporu alınması gerekir.

Mahkemece bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. HMK'nın 297(2)maddesi uyarınca "taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve hakların açıkça gösterilmesi gerekir. Bilirkişi raporunun kararın eki olmasına karar verilerek, (zorunlu olan bir kısım ayrık haller hariç) hüküm tesis edilemeyeceğinden HMK hükümlerine uygun hüküm fıkrası yazılmak üzere de kararın kaldırılması gerekmektedir."

Açıklanan nedenlerle; istinaf nedeni yerinde olan taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne kararın kaldırılmasına, öncelikle davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulan asıl borçlu şirketin ön bilgi talep formu eklenerek yeni bir genel kredi sözleşmesi imzalanıp imzalanmadığı, bu sözleşmede davalının kefaleti bulunup bulunmadığı sorularak eğer imzalanmış ise; icra takibine konu alacakların hangi sözleşme zamanında doğduğu belirlenerek; belirtilen eksiklikleri karşılayan ek rapor veya gerek görülürse yeni bir rapor alınarak varılacak sonuca göre HMK'nın 297(2)maddesine uygun hüküm verilmek üzere kararın kaldırılmasına" karar verilmiştir.

Kaldırma kararı üzerine mahkemece;Davacı vekiline 07/09/2019 tarihli ... ve ekleriyle varsa ihtarnameleri sunması bakımından 2 haftalık süre verilmesine karar verilmiş genel kredi sözleşmesi ibraz edildikten sonra yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bankacı bilirkişi ...'den alınan bilirkişi raporunda "Davacı banka ile .... Ltd Şti. Arasında 15/08/2017 tarihli 500.000- TL limitli kredi sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşmeye davalı ...'nun 500.000-TL limitle kefil olduğu, yine davacı banka ile şirket arasında 10/07/2019 tarihli 500.000-TL limitli kredi sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşmeye dava dışı ...'in 500.000-TL limitle kefil olduğu, davalı ...'nun iş bu sözleşmede kefalet imzası bulunmadığı, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın Gebze 6.Noterliği'nin 26/12/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kat edildiği, dava konusu kredilerin kullandırım tarihleri nazara alındığında, tüm krediler (3 adet) davalı kefil (...) şahsi kefalet imzası bulunmayan diğer 10/07/2019 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, yine 15/08/2017 ile 10/07/2019 genel kredi sözleşmeleri arasında bir bağlantının bulunduğuna/kurulduğuna ilişkin bilgi belge bulunmadığı,yeni sözleşmede eski sözleşmeye bir atıf yapılmadığı, bu hususta davacı bankaca tarafından belge sunulmadığı, bu haliyle kredilerin davalı kefil ...'nun kefalet imzası bulunmayan 10/07/2019 tarihli sözleşme kapsamında kullandırıldığı"yolunda rapor sunulmuştur.

Davalı şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra davacı banka davadışı şirket ile yeniden kredi sözleşmesi imzalamış ve bu sözleşmeden doğan kredi borçları ödenmediğinden hesabın kat edilerek icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Kredi sözleşmesi çerçeve sözleşme olduğundan verilen kefalet kendiliğinden son bulmaz ise de; davalı kefilin kefaleti bulunan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir borç bulunmadığı, bu evreden sonra yeniden bir kredi sözleşmesi düzenlenmiş ve bu sözleşmeden doğan borçtan önceki kefilin sorumlu olmadığı yerleşik yargı uygulaması haline gelmiştir. (Yargıtay (kapatılan )19 HD'nin 01.02.2016 tarihli 2015/14973 esas, 2016/1227 karar sayılı, 2010/11945 esas,2011/6293 karar sayılı 09.05.2011 tarihli, 2015/16241 esas, 2016/7729 karar sayılı 28.04.2016 tarihli ilamları )

Açıklanan nedenlerle; davacı banka vekili krediler ile sözleşmeler arasında bağlantının araştırılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; kredi borcunun doğum tarihleri, çek karnelerinin teslim tarihleri, ikinci sözleşmede ilk sözleşmeye açıkça atıf yapılmaması ve bağlantı kurulamadığı dikkate alındığında aksini kabule yarar delil göstermeyen davacı banka vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 100-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1039, K. 2026/1330, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1039-e-2026-1330-k-af94d80966aa