Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/801 E. 2026/1118 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/801
- Karar No
- 2026/1118
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/801
KARAR NO: 2026/1118
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 12/12/2023
NUMARASI: 2021/820 E. - 2023/921 K.
DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkilleri aleyhine, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacı müvekkili şirkete gönderilen ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini, tebligatın varlığının müvekkil şirketçe 27.09.2019 tarihinde öğrenildiğini, usulsüz tebligata ilişkin olarak İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesinde 2019/983 Esas sayılı dava açıldığını, davada mahkemece yapılan tebliğin usule uygun olduğu gerekçesiyle 2019/1026 Kararı ile şikayetin reddine karar verildiğini, temyiz aşamasında davalı tarafça müvekkilinin ilaç ruhsatına ve banka hesaplarına haciz konulmasının talep edildiğini, icra tehdidi altında kalan müvekkili şirketin 09/03/2021 tarihinde haksız yere ödeme yapmak zorunda kaldığını, İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesinin kararının Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından bozulduğunu, söz konusu takibe ilişkin borcun kaynağı konusunda duran takip nedeniyle artık alacaklının itirazın iptali davası açması gerektiğini, söz konusu dosyada müvekkilin ödeme yapmasının tek nedeninin usulsüz tebligat yapılması ve icra baskısı olduğunu, bu nedenle itiraz olan dosyada borcun kaynağı konusunda inceleme yapılmasına gerek olmadan söz konusu bedelin istirdatına karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkili şirketin hiçbir borcu olmadığı halde icra baskısıyla ödemek zorunda kaldığı 372.407,00 TL’nin ödeme tarihi olan 09.03.2021 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte istirdadına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'un 19/03/2019 tarihine kadar davacı şirketin ortağı olduğunu, .... Noterliğinin 19/03/2019 tarihli ... yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile şirkette bulunan ortaklık hissesini Mehmet Yıldırım'a devrettiğini, davalının, şirket ortağı olduğu süre içerisinde Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak şirkete defalarca borç para verdiğini, şirkete borç olarak verilen paraların bir kısmı şirket tarafından davalı müvekkiline ödendiğini, ancak 277.985,00 TL bakiye borcun ödenmediğini, davalı tarafından borçlu şirkete, bakiye alacağın ödenmesi için .... Noterliğinin 26/07/2019 Tarih ve ... Yevmiye no lu ihtarnamesi gönderildiğini, bu ihtarnameye rağmen şirketin müvekkili davalıya olan borcunu ödemediğini, davacı şirketin bakiye borcunu ödememesi nedeniyle davalı tarafından şirket aleyhine, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibin devamında haciz tatbik edildiğini ve sonucunda icra takibi ile talep edilen alacak tahsil edildiğini, davacı şirket aleyhine davalı tarafından açılan icra takibi gerçek bir alacağın tahsili için haklı, yerinde ve hukuka uygun olarak uygulandığını ve haciz sonucunda usulüne uygun olarak alacak tahsil edildiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve arz etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla; Davanın açıldığı 23/12/2021 tarihi itibarıyla icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle davacı tarafından İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki borcun davacı tarafından tamamen ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı istirdat talepli davasında ayrıca davalıya devir öncesi ve sonrası ödemiş olduğu bedeller neticesinde herhangi bir borcu bulunmadığını beyan ederek davacı şirkete ait banka dekontlarını ibraz etmiş, davacı ve davalıya ait banka hesap hareketleri ilgili bankalardan temin edilmiş, tarafların ticari defterleri ile banka hesap detayları incelenmek suretiyle hazırlanan bilirkişi raporunda, davacı şirketin davalı eski ortağına ticari defter kayıtları itibarıyla 277.985,00 TL borçlu durumda olduğu, bu paranın tahsili için davalının .... Noterliği aracılığıyla davacı şirkete ihtarname gönderdiği, ihtarnamede ve İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında asıl alacak olarak talep konusu yapılan miktarın, davacı şirketin ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu ve mevcudiyetini sürdürdüğü tespit edilmiş, hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporuna mahkememizce itibar olunarak bu haliyle davacının borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek durumunda kalmadığı, ödediği miktar yönünden davalıya borcu bulunduğu tespit edildiğinden," davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafça başlatılan ilamsız icra takibinde ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini, bu durumun İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan dava ve sonrasındaki Yargıtay bozma ilamı ile kesinleştiğini, mahkemenin nihayetinde tebliğ tarihini düzelterek takibin durdurulmasına karar verdiğini, takibin durdurulmasına yönelik yargılama devam ederken, davalının müvekkili şirketin ilaç ruhsatlarına ve banka hesaplarına haciz konulmasını talep ettiğini, müvekkilinin bu ağır icra tehdidi ve baskısı altında 09.03.2021 tarihinde borcu ödemek zorunda kaldığını, Yargıtay içtihatlarında da usulsüz tebligat ve cebri icra baskısı altında yapılan bu haksız ödemenin ancak istirdat davası yoluyla geri alınabileceğinin sabit olduğunu, duran bir takipte ödeme yapıldığı için mahkemenin borcun esasına girmeden dahi iade kararı vermesi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme neticesinde oluşturulduğunu, şirket defterlerinin o dönem davalının mali müşaviri tarafından tutulması nedeniyle tek taraflı ve davalı lehine olduğunu, sunulan banka dekontlarının ve ödeme kayıtlarının bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, davalının hisse devri sırasında şirketi aktif ve pasifiyle devrettiğine dair ibra ve makbuzların değerlendirilmediğini, davalının şirkete borç olarak gönderdiğini iddia ettiği paraların aslında diğer ortaklardan toplanan gider bedelleri olduğunu, davalının bu paraları kendi hesabından şirket hesabına aktararak şahsi alacağıymış gibi gösterdiğini, davalının eşi tarafından gönderilen e-postaların ve banka kayıtlarının bu durumu ispatladığını, ancak mahkemenin hesap dökümleri üzerinde ek rapor almayarak taleplerini reddettiğini, borcun kaynağının belirsiz olduğunu, davalının icra takibinde herhangi bir dayanak belge sunamadığını ve bir ortağın sürekli şirkete borç verip sonra bu kadar yüksek bedelle hisse devretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkeme kararının hatalı değerlendirmelere dayandığını belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı tarafından dava dilekçesi ile, hiçbir borcu olmadığı halde icra baskısıyla ödemek zorunda kaldığı 372.407,00 TL’nin ödeme tarihi 09.03.2021 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan istirdadına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
29/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı Şirketin 372.407,00 TL istirdat talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle davalı aleyhine ikame etmiş olduğu istirdat davasında, istirdat talebinde bulunan davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında, davacı şirketin davalı eski ortağı ile ilişkili ticari defter kayıtlarını 331-Ortaklara Borçlar ve 336-Diğer Çeşitli Borçlar hesapları altında kayıt ve takip etmiş olduğu, davacı şirketin davalı eski ortağına ticari defter kayıtları itibarıyle 277.985,00 TL borçlu durumda olduğu, davalı yanca ....Noterliği vasıtasıyla davacı şirkete keşide edilen 26.07.2019 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamede, davacı şirkete ödemesi ihtar edilen tutarın 277.985,00 TL olduğu görülmekle, ihtarnamede talep edilen ve İst. ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından asıl alacak olarak talep konusu yapılan işbu tutarın, davacı şirketin ticari defter kayıtları itibarıyla teyit edilmekte olduğu, davalı yanca takip konusu yapılarak davacı şirketten infaz edilen takibe konu 277.985,00 TL asıl alacak bakiyesinin davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı ve 2018 yılı sonu itibarıyla mevcudiyetini sürdürmekte olduğu" belirtilmiştir.
İstirdat davası İİK 72/7. maddesinde düzenlenmiştir. Kendisine karşı ilamsız icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da, itirazının icra mahkemesince kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen icra takibi ile ve menfi tespit davası da açmaması sonucu, gerçekte borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalırsa, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir.
İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı, s. 228).
İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında, davalı alacaklı tarafından, davacı aleyhine 277.985,00 TL., asıl alacak, 3.358,67 TL., işlemiş faiz olmak üzere toplam 281.343,67 TL., alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından icra mahkemesinde, icra dosyasından gönderilen ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği gerekçesi ile dava açıldığı, İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/983 Esas, 2019/1026 Karar sayılı kararı ile yapılan tebligatın usule uygun yapıldığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği, işbu karara karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi neticesinde, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021/934 Esas-2021/7122 Karar sayılı ilamı ile usulsüz tebligat şikayeti yerinde görülerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, bozma kararı neticesinde, İstanbul Anadolu 3. İcra Mahkemesi'nin 26/10/2021 tarihli, 2021/379 esas, 2021/676 karar sayılı kararı ile, İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyada borçluya gönderilen ödeme emri tebliğ tarihinin 27.09.2019 tarihi olarak DÜZELTİLMESİNE, davacı borçlu hakkında yapılan takibin DURDURULMASINA karar verildiği, kararın 13/01/2022 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafından 09.03.2021 tarihinde icra dosyasına 372.407 TL’nin ödendiği anlaşılmıştır.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından icra dosyasına borcu olmadığı halde, usulsüz tebliğ nedeni ile takibin kesinleştirilmesi neticesinde haciz baskısı nedeni ile ödeme yaptığını ödeme yaptıktan sonra usulsüz tebliğ şikayetine ilişkin kararın yargıtay tarafından bozulduğunu ve usulsüz tebliğ şikayetin kabulüne karar verildiğini, takip kesinleşmeden haciz baskısı altında yaptığı ödemenin istirdadını talep etmiş ise de, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı şirketin, davalı eski ortağına kendi ticari defter ve kayıtlarına göre, 277.985,00 TL borçlu durumda olduğu tespit edildiği, davacı tarafından borçlu olduğu bir paranın ödenmesinin iadesi istenemeyeceğinden mahkemece davanın reddine dair verilen kararın dosya kapsamına göre uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../12/2023 tarih ve 2021/... E., 2023/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026