Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1022 E. 2026/1304 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1022
Karar No
2026/1304
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1022

KARAR NO : 2026/1304

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/06/2026 (Ara Karar)

NUMARASI : 2026/574 Esas

TALEP: İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/07/2026

DAVA VE TALEP: İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili; müvekkili ile davalı; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde ... sicil sırasına kayıtlı ... ...Aş 'nin ortaklarıdır. Davacı, şirkette %25 hisseli ortak olup aynı zamanda yönetim kurulu üyesidir. Davalı ortak ise %75 hisseli ortak olup aynı zamanda şirketin yönetim kurulu üyesi ve münferit yetkili temsilcisidir. Davacı ortak daha önce şirketin tek ortağı ve yetkilisi iken %75 payını davalıya devrettiğini,şirket, 31.10.2025 tarihli genel kurul ile limited şirketten anonim şirkete dönüştürülmüş ve unvan değişikliği yapıldığını, davalının şirketi münferiden temsile yetkili olduğunu, şirketin ...Bankasında bulunan EURO hesaplarından (...) 05.11.2025 ve 08.05.2026 tarihleri arasında 200.000 er EURO toplamda da 1.000.000 EURO (BirmilyonEuro) olmak üzere nakit para çekimi yaptığını, müvekkilinin şirket hesaplarına erişiminin engellendiğini, ayrıca tek ortağı ve yetkilisi olduğu kendi şirketinin unvanını ... şirketi unvanını kullanarak değiştirmiş, faaliyet konusunu da tamamen değiştirerek ... şirketi ile aynı faaliyet alanı yaparak haksız rekabette bulunmaya başladığını davalının tek ortağı olduğu ... ... AŞ 'nin ünvanı 23.03.2026 tarihli genel kurul kararı ile .... AŞ olarak değiştirildiği davalının şirket hesaplarından açıklanamayan yüksek tutarlı para çekmesi, diğer yönetim kurulu üyesinin bilgi alma ve inceleme hakkını engellemesi, şirket defterlerini erişilemez hale getirmesi, şirketle aynı faaliyet alanında rakip şirket kurup aynı unvanı kullanması, şirket müşterileri ve ticari ilişkileri üzerinde karışıklık yaratması, şirket adına hareket eden yönetim kurulu üyesi sıfatıyla sadakat ve özen borcunu ağır şekilde ihlal etmesi ve şirket ile kendi şahsi menfaatleri arasında açık bir menfaat çatışması yaratması birlikte değerlendirildiğinde davalının yönetim görevini sürdürmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşmamakta olup haklı sebeplerle temsil yetkisinin kaldırılması ve görevden alınması zorunlu hale geldiğini ileri sürerek; Yönetim kurulu üyesi olan davacının şirketin e-posta hesabına erişiminin engellenmesine son verilmesine, davalı yöneticinin şirketi münferit temsil yetkisinin dava sonuna kadar tedbiren kaldırılmasına, şirketin diğer yönetim kurulu üyesi olan müvekkilimiz ile birlikte çift imza ile temsil zorunluluğu getirilmesine, Şirketin malvarlığının korunması için davalının şirket banka hesaplarında tek başına işlem yapmasının yasaklanmasına, dava tarihinden yetkisi geçerli olmak üzere banka işlemlerinin denetim kayyımı onayına tabi tutulmasına,Bu istem yerinde görülmezse banka işlemlerinde, hem ortak hem yönetim kurulu üyesi olan davacı ortakla birlikte müşterek imza ile işlem yapılabilmesi hususunda davalı ortağın münferit yetkisinin sınırlandırılmasına, Ticari defter ve kayıtların muhafaza altına alınmasına,Şirket iştirak paylarının devrinin önlenmesine, olağan üstü kar dağıtımı yapılmamasına,Ortaklara borç verilmemesine, İlişkili şirketlere para aktarımının engellenmesine, özel denetçi atanması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı şirketin yasal temsilcisi sıfatını taşıyan yönetim kurulu üyesi ile şirket menfaatlerinin çatışması açık olup, şirketin bu davada objektif şekilde temsil edilmesi mümkün olmadığından Türk Medeni Kanunu'nun 426. Maddesi uyarınca davalı şirkete temsil kayyımı atanmasına, ...Bankasında bulunan hesaplara Tedbir şerhi eklenmesine, ... nda bulunan hesaplarındaki menkullerin kötü niyetli kullanılmasının engellenmesi açısından TEDBİR şerhi eklenmesi için müzekkere yazılmasına, müvekkilin yönetim yetkisi kaldırıldıktan sonra hangi bankalarda hesap açıldığı bilinmediği için Davalı şirketin tüm hesaplarının tespiti için Kredi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazılmasına ve bildirilen bankalardaki mevduatların kötü niyetli kullanılmasının önlenmesi amacıyla tedbir şerhi eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin neticeyi talebe ilişkin olması yargılamayı gerektirmesi ve hukuki uyuşmazlığa ilişkin olmaması kayyım atama şartlarının oluşmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili tüm taleplerini tekrar ederek İlk Derece Mahkemesince düzenlenen 10.06.2026 tarihli tensip tutanağında, yalnızca Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazı yazılmasına karar verilmiş; ancak iddialarımızın temelini oluşturan ve acil tedbir gerektiren delillerin toplanması zımnen reddedildiğini, dava dilekçemizde açıkça talep edilmesine rağmen; ilgili bankalara (...Bankası vd.) hesap hareketlerinin celbi için müzekkere yazılmamış, Türk Patent Enstitüsünden ... markasına ilişkin tescil dosyası istenmemiş ve davalı tarafından şirket dışına çıkarılan ticari defterlerin muhafazası için hiçbir ara karar kurulmadığı, delillerin toplanmaması, davanın esastan aydınlatılmasını ve ihtiyati tedbirlerin ivedilikle değerlendirilmesini imkânsız kıldığı, mahkemece incelenmeyen dava dilekçesinin, 10.06.2026 tarihli dilekçemizin, 12.06.2026 tarihli dilekçemizin ve 14.06 2026 tarihli dilekçelerinin incelenerek mağduriyetin giderilmesini talep etmiştir.

Dava anonim şirketin yönetim kurulu üyesinin azli istemine ilişkin açılan davada ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemlerine ilişkindir. Davacı vekili; ihtiyati tedbir taleplerinin 13 kalemi hakkında karar verilmediğini ileri sürmekte ise de tüm ihtiyati tedbir taleplerinin red edildiği ara karardan anlaşılmaktadır. Davacının davanın esası bakımından haklılığını yaklaşık ispat düzeyinde ispatlaması ihtiyati tedbir kararının verilmesi için gereklidir. Şirkette organ boşluğu olmadığı müddetçe anonim şirketlerin yönetim kuruluna ilişkin TTK hükümleri dikkate alındığında yaklaşık ispatın davanın bulunduğu aşamada sağlanamadığı dikkate alınarak ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin ara kararda isabetsizlik bulunmamıştır.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1022, K. 2026/1304, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1022-e-2026-1304-k-f5a8ec3e23cf