Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15605 E. 2026/3222 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/15605
Karar No
2026/3222
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2035 E., 2025/1042 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/230 E., 2022/229 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının 02.12.2011-04.12.2014 tarihleri arasında davalıya ait gömlek imalathanesinde makineci olarak çalıştığını, hizmet süresinin son 13 ayı (18.11.2013-04.12.2014) sigortalı olarak geçtiğini, 02.12.2011-18.11.2013 tarihleri arasındaki dönemde ise sigortalı bildiriminin yapılmadığını, en son sigorta primine esas net ücretinin 1.600,00 TL olduğunu, işçilik alacakları nedeniyle Bakırköy 31. İş Mahkemesinin 2015/ 52... /247 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 2017/3786 Esas sayılı dosyası kapsamında İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne kesin olarak karar verildiğini belirterek; davacının 02.12.20 11... .11.2013 tarihleri arasında net 1,600,00 TL ücret ile çalıştığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Fer'i müdahil Kurum vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, çalışma olgusunun kanıtlanması bakımından Yargıtay içtihatları ile belirlenen ilkelere uygun araştırma ve inceleme yapılması gerektiğini, resmi kayıt ve belgelerin aksinin tanık sözleri ile kanıtlanamayacağını, ücret iddiasının yazılı belgeler ile ispatlanması gerektiğini, Kurum dava açılmasına sebep olmadığından aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu, tanık beyanları, Bakırköy 31. İş Mahkemesinde açtığı ve işçilik alacaklarının tespitine dair verilen 2015/52 Esas sayılı dava dosyası, gelen cevabi yazılar ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak davacının davalı iş yerinde 02.12.2011 tarihinden talep gibi 18.11.2013 tarihleri arasında hizmet akdi ile sigortalı olarak çalıştığı, taraflar arasında kesinleşen işçilik alacaklarına ait davada davacının ücretinin asgari ücretin üzerinde kesinleşen Mahkeme kararına esas alınan hesap raporunda davacının 1.600,00 TL son net ücretinin brüt 2.238.05.TL dikkate alınarak yapıldığı ve bu miktarın günün geçerli yasal asgari ücretinin 1,97 katı olduğunun hesaplanması sonucu bilirkişi raporunda belirtilen ücretler ile davacının davalı iş yerinde çalıştığı gerekçesiyle; Davanın kabulü ile davacının davalı ... (...) nezdinde; 02.12.2011-01.01.2012 tarihleri arasında 28 gün günlük 54,96.TL 01.01.2012-30.06.2012 tarihleri arasında 180 gün günlük 58.21.TL 01.07.2012-31.12.2012 tarihleri arasında 180 gün günlük 61. 76... .01.2013-30.06.2013 tarihleri arasında 180 gün günlük 64.26.TL 01.07.2013-18.11.2013 tarihleri arasında 137 gün günlük 67.07 TL brüt prime esas ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacı tarafından 02.12.2011-18.11.2013 tarihleri arasında davalı iş yerinde geçen hizmetlerinin tespitinin talep edildiği, davacının davalı iş yerindeki hizmetinin sona erdiği tarihin 04.12.2014 olduğu, dava konusu dönem içerisinde davalı işverenin davacının hizmetini 18.11.2013-04.12.2014 tarihleri arasında kısmen bildirdiği, Kuruma bildirim yapılmaya başlanılan 18.11.2013 tarihi öncesindeki dava konusu dönemin hizmetinin, kesintisiz geçen çalışma döneminin sonu olan 31.12.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava edilmediği, dava konusu dönemin başında sigorta işe giriş bildirgesi verilmediği gibi davacının hizmetinin Kurumca re'sen tespit de edilmediği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2023 tarih ve 2023/10-224 E. 2023/265 K.sayılı ilamında da belirtildiği üzere, davanın 22.07.2020 tarihinde hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığı anlaşılmakla, mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır, ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 355. maddesi ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede, fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü sürenin dolduğundan söz etmenin mümkün olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazançların tespiti istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler; ..., ..., ...'nun oyları ve oy çokluğuyla, 26.03.2026 tarihinde karar verildi. (M)

KARŞI OY GEREKÇESİ

1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hak düşürücü süre içinde işçilik alacakları istemi ile dava açan ve açılan işçilik alacaklarında çalışma süresi tespit edilen sigortalının hizmet tespitini hak düşürücü süre içinde açmaması halinde, hizmet tespiti isteminin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. 2. Somut uyuşmazlıkta davacı sigortalı davalı işyerinde 02.12.2011-18.11.2013 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalıştığının tespiti istemi ile 2015 yılında açtığı işçilik alacakları davası sonrası kesinleştikten sonra 22.07.2020 tarihinde dava açmıştır. 3. Davacı davalı işveren karşı aynı süre için işçilik alacaklarının tespiti istemi ile hak düşürücü süre içinde dava açmış ve kesinleşen iş mahkemesi ilamı ile 02.12.2011-18.11.2013 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilerek işçilik alacaklarının tahsiline kabulüne karar verilmiştir. 4. Çoğunluk kararı ile ayrılma tarihini takip eden yılın bitiminden itibaren dava açma tarihine göre hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesi ile bu yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. 5. İş ve ... Hukukunun temel ilkelerinden birisi de, işçi-sigortalı lehine yorum ilkesidir. İş hukukunun temel prensipleri arasında yer alan işçinin korunması ilkesinin bir sonucu olan işçi lehine yorum ilkesi, ... hukukunda kendini sigortalı lehine yorum şeklinde göstermektedir. ... hukukunda genel amaç, bu haktan olabildiğince fazla kesimin yararlanabilmesi yani kapsamının genişletilmesidir. Diğer bir ifadeyle bu hukukun uygulanmasında esas alınacak temel ilkelerden birisi de şartlar elverdiği ölçüde sigortalı lehine yorum yapılmasıdır. 6. Sosyal devlet; bireylere belirli bir ... hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar eğitim olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da, ... hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla, hukuk kuralı uygulanırken anayasada güvence altına alınan en temel haklardan biri olan sosyal güvenliğin esas ilkelerinden (sosyal güvenliğinin kapsamının ve uygulama alanının kişiler ve riskler açısından genişletilmesi) hareket ederek sigortalı lehine yoruma başvurulması yanlış olmayacaktır. Bu kapsamda, yorum yöntemi seçilirken tek bir yorum yönteminden hareket etmek yerine; bu hukuk dalının genel niteliği ve amacı da göz önüne alınarak yoruma başvurmak daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Değişik tarihlerde verilen yargı kararlarına bakıldığında; sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulamaya geçirildiği görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1990 yılında verdiği bir kararda (Y.H.G.K 14.2.1990 E. 1989/10-391 K. 1990/83); "Kanunun çok açık olmasına karşın yine de kuşkulu bir durumun varlığı iddia edildiği taktirde şüphenin sigortalının lehine yorumlanacağı ise iş ve ... hukukunun temel ilkelerindendir" diyerek bunu vurgulamıştır(.... ... ..., Türk ... Hukuku’nda Sigortalı Lehine Yorum İlkesi. Internatıonal Conference On Eurasıan Economıes 2016 s: 236 vd). 7. Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79. maddesinin onuncu fıkrasında, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak (5) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmıştır. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. 8. Öncelikle temel ve vazgeçilmez hak olan ... hakkı sınırlanırken, hak düşürücü sürenin kesilmesi yönünde, Anayasa’nın 13. Maddesinin göz ardı edilmemesi gerekir. Anayasanın 13. Maddesinde temel hakların özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı açıkça belirtilmiştir. ... hakkının hak düşürücü süre açısından önem taşıyan belgelerin yönetmeliğe bırakılması ve yönetmelikte sınırlandırılması, Anayasa düzenlemesine uygun olmadığı gibi kurumun tespit ettiği çalışmaların da bu kapsamda değerlendirilmesi, takdir hakkının kötüye kullanılması açısından da doğru olmayacaktır. Kurumun kayıtlar ve bir mahkeme kararı var ise hiç tereddütsüz tüm sigortalılar için çalışmayı saptaması anayasal ve yasal görevidir. 9. Hak düşürücü sürenin dikkate alınmaması gereken bir olgu da kesinleşen mahkeme ilamıdır. Zira kesinleşen mahkeme ilamı bir kuvvetli belgedir. Bu belge bağımsız mahkemelerce verilmiştir. Bu ilamın varlığı karşısında kurum bu çalışmayı saptayabilir. Kesinleşen mahkeme kararının varlığı halinde hak düşürücü süre aranmamalıdır. 10. Somut uyuşmazlıkta davacının hizmet süresi açılan işçilik alacakları dosyasında tespit edilmiş, ilama bağlanmıştır. Bu ilam kuvvetli delil niteliğinde olup, kuruma intikal eden belgelerden daha önemlidir. Hak düşürücü sürenin kesinleşmiş ve kuvvetli delil olan mahkeme ilamının varlığı halinde aranmaması gerekir. 11. Sonuç itibari ile bozma görüşünde olduğumdan çoğunluğun onama gerekçesine katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/15605, K. 2026/3222, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-15605-e-2026-3222-k-12e3d05e8750