Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/899 E. 2026/1144 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/899
Karar No
2026/1144
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/899 Esas

KARAR NO:2026/1144

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:05/03/2025

NUMARASI:2024/195 Esas, 2025/54 Karar

DAVANIN KONUSU:Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan

KARAR TARİHİ:09/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili markasının ... tarafından ilk olarak 1967 yılında yaratılmış olduğunu, 2007 yılında 4.2 milyon dolara varan cirosu ile Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en büyük perakende satış mağazalarından birisi olduğunu, müvekkili firmanın şu anda giyim ürünleri, aksesuarlar, kokular, mobilyalar, gözlükler üretmekte ve ...'da ... adlı bir restoran işletmekte olduğunu, 2009 yılı itibariyle ... ... ..., ... (... da dahil olmak üzere) dünya çapında toplam 326 satış noktasına sahip olduğunu, resmi internet sitesi internet alışveriş sitesi (....com) 2000 yılında kurulduğunu, ... .../..., ... kendisine ait “...” markasını uzun yıllardır menşe ülke Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünya genelinde, Türkiye de dahil 100'den fazla ülkede yoğun ve yaygın bir şekilde kullanmakta ve tescil kayıtları ile koruma altına aldığını, “...” ve şekil markalarının ve yahut benzeri ibarelerin üçüncü kişiler tarafından izinsiz kullanılması veya tescil ettirilmesi müvekkili firmanın Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile koruma altına alınan markasal haklarının ve tekel hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu, müvekkili şirkete ait “...” ve şekil markalarının tanınmış marka olduğunu, müvekkili şirkete ait “...” Markasının Paris Sözleşmesi ile 6769 Sayılı SMK nın 6/4 ve 6/5. maddeleri Anlamında Tanınmış Marka olduğunu, davalı tarafın, kendisine ait ... ve yer sağlayıcı firma alan adı üzerinden ... alan adlı internet siteleri ile ... ... alan adlı sosyal medya adresinde, müvekkili şirketin Türk Patent nezdinde ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayı ile kayıtlı markalarının aynı / benzerini, müvekkili markalarının da tescilli olduğu 03, 09, ve 14. sınıfta yer alan ürünlerden "parfüm, gözlük ve saat” ürünleri üzerinde, izinsiz ve hukuka aykırı bir biçimde kullandığını tespit ettiklerini, davalı tarafın basiretli bir tacir gibi davranmadığını, kötü niyetli olduğunu, davalıya ait ... başvuru numaralı markanın esas unsurunun “...” ibaresi ve at üstünde oyuncu figürlü şekil unsurlu şeklindeki marka başvurusu, Türk Patent tarafından müvekkili markası ile benzer nitelikte bulunduğunu ve itiraz üzerine reddedildiğini, hal böyle iken davalının aksi yönde hareket ettiğini, markanın gerçek sahibinin müvekkili olduğunu bildiği halde, müvekkili markasının benzerini TPMK nezdinde tescil başvurusuna konu ettiğini, somut olayda davalının marka olarak sınırsız tercih seçeneği varken, müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan davaya konu markayı tescil başvurusuna konu etmesinin ve müvekkili markasına yakınlaşacak şekilde markasal kullanımda bulunmasının tesadüfi olmadığını ve basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini TTK 18/2 ve Medeni Kanunun 2. maddesine aykırı davrandığından, davalıya ait TPMK nezdinde tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile, davalıya ait ... alan adının iptaline, müvekkili şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "..." ve şekil ibareli tanınmış markalarına vaki tecavüzün durdurulmasını, men'ini, refini, haksız rekabetin giderilmesini, davalının haksız eylemlerine son verilerek “...”, şekil, "...” ibaresini / benzerini taşıyan tüm ürünlerin vs. tanıtım araçlarının toplatılmasını, bu ibarenin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılmasını, bunun imkansız olması halinde bunların imhasına, davalının, müvekkili marka hakkına ihlali neticesinde ortaya çıkan haksız rekabetinin men'ine, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin "...” olarak saat sektöründe 1986 yılından bu yana Türkiye nin ve dünyanın dört bir yanındaki müşterilerine hizmet verdiğini, müvekkilinin Türkiye deki başarısının yanı sıra Dünya ve Ortadoğu ülkelerinde de markalarının bilinirliğini artırarak kendisini kanıtladığını, “...” markasının münhasır hak sahibi olan müvekkili kendine özgü ve ayırt ediciliği olan markası altında kendisinin üretip tasarladığı ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, aynı zamanda müvekkilinin saat sektöründe, yüksek kalite ve özgün tasarımlar içeren ürünlerinin yer aldığını “..., ..., ..., ...” markalarının da sahibi olduğunu, müvekkili markası ile davacının markasının hem esaslı unsuru, hem ilgili bulunduğu tüketici kitlesi hem de görsel ve işitsel olarak tamamen farklı olup iki marka arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilin markası kelime konfigürasyonundan oluşan bir bütünü olduğunu, müvekkilin markası bir bütün olarak “...” ve “...” kelimelerinden oluşmakta olup davacının markasından tamamen farklı olduğunu, dava konusu müvekkili markasının asli unsuru “...” ibaresi olmakla birlikte “...” kelimesine kattığı özgün kelime unsurları ile birlikte özgünleştiği ve markalar arası iltibas ihtimalini ortadan kaldırdığını, önceden mevcut, yaygın ve alışılmış olmayan kelime gruplarından oluşan müvekkilin markası ayırt edicilik vasfına haiz olduğunu, dava konusu markanın müvekkili tarafından ayrı anlamlara gelen üç sözcüğün bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş birleşik bir kelime markası olduğunu, müvekkili başvuru sahibi, “...” kelimesiyle “...” kelimesini bir araya getirmek suretiyle, yaygın ve alışılmış olmayan bir yapı oluşturduğunu, davaya konu markayı oluşturan kelime konfigürasyonunda her kelimenin ayrı ayrı çağrışımları ile bir araya gelerek oluşturdukları çağrışım arasında belirgin bir fark bulunduğunu, müvekkili tarafından oluşturulup kullanılan kelime markasının ayırt edici nitelikte olduğunu, bu ifadeyi oluşturan parçaların ötesine geçen farklı bir algı oluşturduğunu, nitekim ilgili tüketiciler nezdinde müvekkilin “...” ibareli markasının aynı mal ve hizmetler arasında derhal ve ilave bir zihni çaba gerektirmeksizin, doğrudan bir bağlantı kuracağını gösterir hiçbir somut delilin mevcut olmadığını, müvekkil, “...” kelimesiyle “...” kelimesini bir araya getirmek suretiyle, yaygın olarak kullanılan “...” ibaresini alışılmış olmayan bir yapıya kavuşturulduğunu müvekkili tarafından oluşturulup kullanılan kelime markasının ayırt edici olduğu bu ifadeyi oluşturan parçaların ötesine geçen farklı bir algı oluşturduğunu, nitekim ilgili tüketici nezdinde “...” ibaresi ile davacının polotşekil ibareli markalarının jenerik unsurları ile birlikte bakıldığı zaman markalar arasında ilave bir zihni çaba gerektirmeksizin, doğrudan bir bağlantı kuracağını gösterir hiçbir somut delil mevcut olmadığını, davacı tarafın müvekkil şirketin markasından oluşan alan adının iptaline ilişkin taleplerinin reddini, müvekkili kendi yarattığı markasına ait alan adını kendi marka adı altında kullanmakta olup bu alan adını kendi ürettiği ürünlerin satışında kullandığından davacı tarafın haksız rekabet iddiası ile talep ettiği haksız taleplerinin reddini, davacının, şartları oluşmayan ve zamanaşımına uğramış olan müvekkili markasının hükümsüzlüğüne ilişkin talebinin reddine, somut verilerden ve hukuki dayanaktan uzak haksız rekabete ilişkin haksız taleplerinin ve haksız davasının tümden reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI:İlk derece mahkemesinin 2021/411E, 2024/90 Karar sayılı, 05/06/2024 tarihli ilamında; "1- Davanın marka hakkına tecavüz ve hükümsüzlük istemleri yönünden KABULÜ ile, A- Davalıya ait TPMK nezdinde tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkini için TPMK'ya yazı yazılmasına, B- Davalıya ait ... alan adına erişimin engellenmesine, karar kesinleştiğinde ...'ye yazı yazılmasına, C- Davacı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "..." ve ... ibareli tanınmış markalarına vaki davalı tecavüzünün önlenmesine, durdurulmasına ve kaldırılmasına, bu kapsamda “...”, ..., "..." ibaresini taşıyan ürünlerin ve tanıtım araçlarına el konulmasına, bu ibarenin ürün ve tanıtım aracından çıkartılmasına, D- SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacının haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine", karar verilmiştir.

İSTİNAF KARARI:Dairemizinin 21/11/2024 tarihli 2024/1540 Esas, 2024/1780 karar sayılı ilamı ile; "...Somut uyuşmazlıkta; ilk derece mahkemesince kararın gerekçe bölümünde ve hükümde bir kısım marka görsellerine, kuallnımlara yer verilmiş olup, bu durumun infazda karışıklığa yol açacağı, 6100 sayılı HMK’nın 297’inci maddesine de aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenle tarafların istinaf istemleri incelenmeksizin istinaf istemlerinin kamu düzeni dikkate alınarak kısmen kabulüne, HMK’nın 355, 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkeme kararının re'sen kaldırılmasına" karar verilmiştir.

DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2023/783, 2024/455 Karar sayılı, 13/06/2024 tarihli ilamında;

"-Davanın marka hakkına tecavüz ve hükümsüzlük istemleri yönünden KABULÜ ile,

- Davalıya ait TPMK nezdinde tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkini için TPMK'ya yazı yazılmasına,

- Davalıya ait ... alan adına erişimin engellenmesine, karar kesinleştiğinde ...'ye yazı yazılmasına,

- Davacı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "..." ve "... ..." şekil markası yönünden tanınmış markalarına vaki davalı tecavüzünün önlenmesine, durdurulmasına ve kaldırılmasına, bu kapsamda “...”, "... ..." şekil markası, "..." ibarelerini taşıyan ürünlere ve tanıtım araçlarına el konulmasına, bu ibarenin ürün ve tanıtım araçlarından çıkartılmasına,

- SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacının haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine," şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili katılmalı istinaf dilekçesinde özetle;Davalı tarafa ait ... alan adının iptali" talep edilmişse de, Yerel Mahkemece hatalı olarak davalıya ait ... alan adına erişimin engellenmesine karar verildiğini, kararın bu yönde düzeltilmesini haksız rekabete iliskin talep yönünden davanın reddine karar verilmiştse de kararın hatalı olduğunu, davalı taraf, " ..." şeklindeki tescilli markasını, tescilli olduğu şekilde değil, müvekkili şirketin bir diğer tanınmış markası olan at üstünde ... oyuncusu figürlü şekil markaları ile birlikte kullanmakta olduğunu, davalının, müvekkili şirketin birlikte tescilli olan "..." markaları dışında, aynı zamanda markasal kullanımlarında, müvekkili adına tescilli olmayan şekil markasını ayrı olarak tek başına haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıyor olması sebebiyle, dava dilekçemizde marka tecavüzü ile birlikte haksız rekabetten doğan tüm hakların da talep edildiğini, Yargıtay'ın hiç değişikliğe uğramadan süre gelen görüşünde bir değişiklik yapılmasını gerektirecek hukuki bir değişiklik bulunmadığından kümülatif korumanın uygulanması gerektiğini kararın bu yönden de düzeltilerek karar verilerek davanın kabulünü talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davacının davasını dayandırdığı markanın hangisi olduğunun açıklattırılmadığını, dosyanın yeniden rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdii edilmemesinin hatalı olduğunu, Hükümde davacının hangi markasının müvekkiline ait markanın hükümsüz kılınmasına dayanak edildiği gösterilmediğini, kararın çelişkili olduğunu,Davacının tüm iddialarını dayandırdığı ve tanınmış olduğunu iddia ettiği markasının "..." ve "..." isimli marka sahibi olan modacının kendisi olduğunu, tüm delillerin de "..."in tanınmışlığına yönelik sunulduğunu,Davacının ''...'' ibaresiyle Türkiye'de tanınmış markası bulunmadığını, Davacı ... ... diye bir marka almaya çalışmışsa da tüm başvuruların red edilmiş salt 9. Sınıfta "...." - Koruyucu maskeler şeklinde bir tescil alabilmiş olduğunu, ''...'' ibaresi yalnız davacının tekeline bırakılabilecek bir marka olmadığını, Davacının tüm iddialarını dayandırdığı ve tanınmış olduğunu iddia ettiği markası Türkiye tesciline dayanmayıp yurtdışında 1998 yılında almış olduğu tescile dayandığını, bu nedenle davacının 5 yıllık korumadan yararlanması mümkün olmadığını, Davacının hükümsüzlük talebine dayanak ettiği markası yurt dışında tanınmış marka olup Türkiye'de tanınmışlıktan yararlanabilmesi için gerekli şartları taşımadığını,İlk derece mahkemesinin davacının 5 yıllık tanınmışlık koruma süresinden yararlanabileceği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacının hükümsüzlüğe mesnet gösterdiği markası, kendisinin de sunduğu delillerden anlaşıldığı üzere yurt dışında 1998 yılında almış olduğu tescile dayandığını,Kabul anlamına gelmemek kaydıyla Türkiye’de tanınmışlık iddiasının, Türk Patent Marka Kurumu ve Türk Mahkemeleri nezdinde somut şekilde kanıtlanması gerektiğini,Davacının davadaki tüm iddialarını dayandırdığı şekil içeren ... başvurusu ve şekli içeren ... başvurusu ayırt edici bulunmadığından Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından reddedildiğini, Davacı 1993 yılında birçok sınıfı içeren "..." ibareli ... başvurusunda bulunmuş ancak "..." ibaresinin tekeline almaya çalışma çabasından dolayı markanın kullanımına son vermiş ve marka iptal ... başvurunun müddet olduğunu,Kararın kamu düzenine aykırı olduğunu, ... tek başına herhangi bir ayırt edici niteliği bulunmayan işaret olduğunu, tekstil sektöründe birçok firma markasını "..." ibaresi ile birlikte kullanmakta olduğunu, İlk derece mahkemesi "..." ibaresinin jenerikleştiğine dair açıklamaları değerlendirmediğini, ... ürünün cinsi halini aldığını, ilk akla gelen "... ..." olduğunu, davacının da ... spor branşından bağımsız ürün üretmediği, ürünleri spor branşından esinlenilerek piyasaya sunduğu bilirkişi heyetince de tespit edildiğini, "..." üretildiği pazarda ürünün genel adı halini aldığını, Benzerlik değerlendirmesi yapılırken davacının "..." ibaresinin markasının çekirdek unsuru olduğu göz önünde bulundurulması gerekirken hatalı bir şekilde "..." ibaresi hakkında değerlendirme yapıldığını, davacının sunmuş olduğu delilin tanınmışlığı ile ilgili olmadığını, yeminli tercümeleri sunulmayan delillerin değerlendirmeye alınmaması gerektiğini, Davacının ek-3 başlığı ile sunmuş olduğu mahkeme kararları güncel olmayan çok eski tarihli ve 556 s. khk dönemi mahkeme kararlar olduğunu, kesinleşme şerhi bulunmadığını, Müvekkilinin tescilli ... markasını kullanmakta olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil ... kullanımı markanın asli unsurunu da içererek kullanım olduğundan marka tecavüzü olmadığını, Davacının markasının Türkiye'de ticarete konu edilmediği yönündeki iddiaların hiç değerlendirmeye alınmadığını, davacının markasını türkiye'de ticarete konu ettiğini ispatlayamadığını, markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının markasını tanıtan ibarenin "..." olmadığı kendi özgün ismi olan "..." ibaresi olduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince markaya tecavüz, markanın hükümsüzlüğü istemlerinin kabulüne, haksız rekabet isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; dosyada alınan yeterli nitelikteki bilirkişi heyeti raporuna göre davalının ... markası ile davacının ... esas unsurlu markaları karşılaştırıldığında markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzer olduğu, ortalama tüketici nezdinde yarattığı imaj nedeni ile taraf markaları arasında bağlantı kurulacağı, iltibas oluşacağı tespit edilmiştir. Davacının markası davalının marka başvurusundan sonra TPMK nezdinde tanınmış marka olarak tescil edilmiş ise de; bilirkişi raporunda yer verilen kesinleşen mahkeme kararları da dikkate alındığında mahkemece markanın tanınmış marka olarak da kabul edilerek markanın hükümsüzlük isteminin kabulüne karar verilmesi de yerinde görülmüştür.Davalı, davacının 5 yıllık koruma süresinden yararlanamayacağını, Türkiye'de ticareti olmadığını ileri sürmüş ise de; davacının ... ibareli pek çok markası mevcut olup markaların bir kısmının dava tarihi itibarı ile tescilden itibaren 5 yıllık koruma süresinin tamamlanmamış olduğu da dikkate alındığında bu yöndeki itirazlar yerinde görülmemiştir. Markaya tecavüz yönünden istinaf istemlerine gelince; davalının markasının "..." şeklinde tescilli olduğu, ancak davalının fiili kullanımda "..." ibaresini tek başına öne çıkardığı, yahut "..." ibaresi ile birlikte "... oyuncusu figürünü içeren" şekil unsuruna yer verdiği, davalının markasal kullanımda tescilli markasından uzaklaşarak davacının tanınmış markasına yanaştığı, davalının kullanımlarının davacının tescilli markalarının sınıfı kapsamında olduğu dikkate alındığında markaya tecavüz isteminin kabulüne karar verilmesi yerindedir. Davacının markalarının tescillerinin daha önce olması, SMK 155 maddesi gereğince sonraki tarihli markanın markaya tecavüz davasında savunma argümanı olarak ileri sürülemeyeceği, mahkemece markanın tanınmış marka olduğunun tespitine yer verilmiş olmakla markanın ayırt ediciliği olmayan genel ibare olduğuna ilişkin davalı istinaf isteminin de yerinde olmadığı kanaatine varılarak, davalının istinaf istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin, alan adının iptaline karar verilmemesinin hatalı olduğuna ilişkin istinaf istemine gelince; Dairemizce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na yazılan müzekkere cevabına göre; "..." alan adının 18.04.2016'da 3.kişi adına tahsis edildiği, 28.07.2020'de ise davacı adına tahsis işleminin yapıldığının belirtildiği, dava tarihi olan 03.03.2021 itibarı ile 5 yıllık sürenin dolmadığı, alan adında davacının "..." markasının yer aldığı, internet sitesindeki kullanımın markaya tecavüz oluşturduğu dikkate alınarak alan adının iptaline karar verilmesi gerekirken erişim engeli kararı verilmesi yerinde görülmemiş, davacının istinaf isteminin kısmen kabulü gerekmiştir.Davacı vekil, haksız rekabet isteminin de kabulü gerektiğini ileri sürmüş ise de; davacı markadan kaynaklanan haklara dayanmış olmakla Y.11HD nin 2021/439E, 2023/201 K sayılı ilamında yer aldığı üzere davacı ayrıca haksız rekabet hükümlerinden yararlanamayacağından bu yöndeki istemin reddi yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenle tarafların istinaf sebepleri, kamu düzeni dikkate alınarak yapılan incelemeye göre davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş, yeniden hüküm kurulurken tarafların vekalet ücretleri yönünden açık istinaf sebebi olmadığı dikkate alınmıştır.

HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/03/2025 tarih ve 2024/195 Esas, 2025/54 Karar sayılı kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğine kaldırılmasına, Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına,

3- A.Davanın marka hakkına tecavüz ve hükümsüzlük istemleri yönünden KABULÜ ile,

B. Davalıya ait TPMK nezdinde tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkini için TPMK'ya yazı yazılmasına,

C. Davalıya ait ... alan adının iptaline,

D. Davacı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "..." ve "... ..." şekil markası yönünden tanınmış markalarına vaki davalı tecavüzünün önlenmesine, durdurulmasına ve kaldırılmasına, bu kapsamda “...”, "... ..." şekil markası, "..." ibarelerini taşıyan ürünlere ve tanıtım araçlarına el konulmasına, bu ibarenin ürün ve tanıtım araçlarından çıkartılmasına, E. SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacının haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine,

4- İlk derece aşamasındaki harç ve yargılama giderleri:

-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 672,70TL harcın davalıdan tahsiline,

-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 55.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

-Davacı tarafın yaptığı 59,30 TL başvuru harcı, 59,30 peşin harç, 350 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 2.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.468,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

5- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri:

-İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

-İstinaf talebi reddedildiğinden davalıdan alınması gereken 732TL maktu harçtan, peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1,683,10TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/899, K. 2026/1144, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-899-e-2026-1144-k-e09fee3078f3