Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/460 E. 2026/1197 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/460
- Karar No
- 2026/1197
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/460
KARAR NO : 2026/1197
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/02/2021
NUMARASI : 2019/189 Esas - 2021/145 Karar
DAVA: Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/04/2019
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/06/2026
Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından bozularak iadesi üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 28/12/2016 tarihinde Muğla ilindeki ... istasyonu için beş yıl süreli bayilik sözleşmesi ve eklerinin akdedildiğini, davalı tarafından "Ürün Alım Taahhütnamesi” imzaladığını; müvekkili ...'in faaliyetine dava dışı ... ... A.Ş. üzerinden devam edilmesi kararını aldığını, bu nedenle ...’in dağıtıcı lisansının iptal edilmesi gerektiğini, davalının ... nezdinde bayilik lisansı tadilinin yapılabilmesi için Sözleşmenin 34. maddesine dayanılarak devir sözleşmesinin imzalamasının istenildiğini, fakat davalının imzalamadığını ve ... tarafından verilmiş bayilik lisansını tadil etmediğini; bu aykırılığa ek olarak davalının her yıl en az 500 ton ... almayı taahhüt ettiğini, buna rağmen davalının sözleşmenin ilk yılında 317,1 ton, ikinci yılında ise 140,09 ton ürün alımı gerçekleştirdiğini, her yıl için 500 tondan 2.042,814 ton taahhüdün yerine getirilmediğini, ayrıca taahhütnamede eksik her bir ton için 100-USD kar mahrumiyeti ödemeyi üstlendiğini; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taahhüt edildiği halde satın alınmayan ürün miktarına karşılık 204.281,40-USD, Çerçeve Protokolün 12/c maddesi uyarınca davalının sözleşmenin feshine sebep olması nedeniyle 250.000-USD cezai şart ödemesi gerektiğini, bu sebeplerle bayilik sözleşmesinin 25/06/2018 tarihinde müvekkilince noterden gönderilen ihtarnameyle haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek, davalının eksik alımı sebebiyle uğranılan kar kaybının karşılığı olarak şimdilik 500-USD'nin arabulucuya başvuru tarihi olan 07/02/2019 ve Çerçeve Protokol’ün 12/c maddesindeki cezai şartın da şimdilik 500-USD'lik kısmının, sözleşmenin fesih tarihi olan 25/05/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre işletilecek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH : Davacı vekili 08/12/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesinde talep etmiş oldukları 500-USD kar mahrumiyeti alacağını 2.244-USD arttırarak, toplam 2.744-USD'ye çıkardıklarını; cezai şart alacağının ise dava dilekçesinde belirttikleri şekilde tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve cezai şart alacakları ile fazlaya ilişkin ve 25/06/2018 tarihi sonrasına ilişkin kar mahrumiyeti hak ve alacaklarını saklı tuttuklarını bildirmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, ...’in rekabete aykırı tahakkümü neticesinde bu sefer ... ... A.Ş. ile 28/12/2016 tarihli otogaz bayilik sözleşmesi ve eki diğer protokol ve taahhütnameler akdedildiğini, 04/03/2016 tarihli sözleşme ile taahhüt edilen yeni koşul ve şartlar çerçevesinde 28/12/2016 tarihli 5 yıl süreli ... bayilik sözleşmesinin akdedildiğini ancak kararlaştırılan taahhütlere davacı tarafından uyulmadığını; bunun üzerine müvekkili tarafından davacıya gönderilen 05/04/2018 tarihli ihtarnameyle, bayilik lisansı alınmayan döneme ilişkin sorumluluk bulunmadığından davacının gönderdiği 15/03/2018 tarihli ihtarnamenin kabul edilmediğinin ve mal verilmemesi üzerine maddi zarar meydana geldiğinin bildirildiğini; taahhütlere aykırılığın devam etmesi üzerine davacıya gönderilen 31/05/2018 tarihli ihtarnamede, aynı hususlar yinelenerek uygulanmayan kar marjının uygulanmasının istenildiğini; sonrasında davacının 25/06/2018 tarihli ihtarnamesiyle bayilik sözleşmesini feshettiğini ve 27.617,62-TL kar mahrumiyeti alacağı olduğunu bildirdiğini; davacıya 29/06/2018 tarihinde gönderilen cevabi ihtarda feshin haklı nedene dayandırılmadığı belirtilerek itiraz edildiğini; dağıtıcı lisansının tadil edileceğinin fesih ihbarnamesi ile öğrenildiğini, bu nedenle ... ile bayilik sözleşmesi akdetme yükümlülüğünü yerine getirmesinin de mümkün olmadığını; davacının 250.000-USD tutarındaki cezai şart alacağının doğmadığını; alım taahhüdünü yerine getirmemiş bayi bakımından herhangi bir çekince belirtmeden ürün vermeye devam etmesi ve buna ilişkin olarak herhangi bir ihtarname göndermemiş olmasının daha önceden doğmuş olan cezai şart alacaklarından feragat ettiği anlamına geldiğini, müvekkilinde haklı bir güven oluştuğundan cezai şart talep edilemeyeceğini; ...'in dağıtıcı lisansı 28/06/2018 tarihinde ... tarafından sona erdirildiğinden, ... alımının yasal olarak yapılamayacağını ve taleplerin müvekkilinin mahvına sebebiyet vereceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI :Mahkemece; davacının 25/06/2018 tarihli ihtarnameyle bayilik sözleşmesini devralan şirket ile çalışmaya devam edilmemesi ve alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle fesih ettiği; 28/12/2016 tarihli alım taahhüdünün (d) bendinde, anlaşmanın sona ermesi halinde ton başına 100-USD kar kaybı istenebileceğinin kararlaştırıldığı, yeni bir bayilik ilişkisi için geçecek sürenin araştırılmasına gerek olmadığı, sözleşme süresinin bitimine kadar kar kaybı talebinin yerinde olduğu; ıslah dilekçesine göre toplam eksik alım tutarının 27,44 ton olup 100-USD ile çarpımı neticesinde 2.744-USD olduğunu; feshe dayanak teşkil eden 2. nedenin bayilik devrine yanaşılmaması olduğu, sözleşmenin 34. maddesinde bu konunun kararlaştırıldığı ancak davalının bu taahhüdünü ihlal ettiği, ayrıca sözleşmenin 12. maddesinde de feshe sebebiyet verilmesi halinde cezai şarta hak kazanılacağının düzenlendiği, aynı maddenin son kısmında ise davacının zarar, cezai şart ve tazminat haklarının saklı tutulduğu, cezai şart mahiyetindeki kar kaybının yanı sıra feshe sebep olma cezasının bir arada istenmesinde mükerrerlik söz konusu olmadığı; bilirkişi heyetinin 15/10/2020 tarihli rapordaki görüşünün kabul edilmediği; 12. maddenin son cümlesinde aynı maddenin (c) bendinde düzenlenen cezai şartın, diğer kar mahrumiyetinden ayrı bir şekilde kaleme alındığı, talimat yoluyla mahallinde yapılan davalı defterlerinin incelenmesinde, ticari hacmi nazara alınarak 250.000-USD tazminatın davalının iktisaden mahvına sebebiyet vereceği kanaatine varıldığı, bu nedenle uygun bir miktar indirim yapılması gerektiği, buna göre cezai şart kalemi olarak azami 50.000-USD talep edilmesinin uygun görüldüğü, dava dilekçesinde şimdilik 500-USD talep edildiğinden, taleple bağlı kalınarak hüküm verildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile kar mahrumiyeti bedeli olan 2.744 USD'nin arabuluculuk ilk oturum tarihi 25/02/2019 tarihinden itibaren; 50.000-USD'den taleple bağlı kalınarak 500-USD'nin arabuluculuk ilk oturum tarihi olan 25/02/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesince işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili, davacının, müvekkiline ... ile bayilik sözleşmesi imzalama talebinin iletilmediğini, bu durumdan ... tarafından 25/06/2018 tarihinde gönderilen fesih ihtarnamesiyle haberdar olunduğunu; ...'in ... mevzuatı uyarınca devir hususunda gerekli olan bildirimleri tamamlamadığını; kendi dağıtıcı lisansını keyfiyeten sonlandıran bir dağıtım firmasının, bayisini başka bir firma ile sözleşme imzalamak zorunda bırakmasının rekabet hukukuna aykırı olduğunu, Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği 38/1,(f)'deki yükümlülüğü de yerine getirmediğini; yıllık olarak taahhüt edilen ürün alımlarında, taahhüdünü yerine getirmemiş bayi bakımından herhangi bir çekince belirtmeden ürün vermeye devam etmesi ve buna ilişkin olarak herhangi bir ihtarname göndermemiş olmasının daha önceden doğmuş olan cezai şart alacaklarından feragat ettiği anlamına geldiğini, müvekkilinde bu hususta haklı bir güven oluşturduğundan cezai şart talep edilemeyeceğini; ... (... A.Ş.) tarafından müvekkili aleyhine açılan İstanbul 11. ATM'nin 2019/199 esas sayılı cezai şart talepli davanın ve bu davanın kabulle sonuçlanması halinde müvekkilinin mahvına sebebiyet vereceğinden cezai şartın tamamen kaldırılmasını aksi halde %90 oranında tenkis yapılmasını; sektör bilirkişisi tarafından tespit edildiği üzere, sözleşmenin davacı tarafından haksız biçimde feshedildiğinden davanın kabul edilmesinin doğru olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İSTİNAF KARARI VE SÜREÇ : Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 2021/1291 Esas, 2024/727 Karar sayılı ve 14/05/2024 tarihli ilam ile; davacının, davalıya gönderdiği 15/03/2018 tarihli ihtarnamede 28/12/2016-27/12/2017 tarihleri arasında 182,887 ton ürünün eksik alındığı ve tahakkuk etmiş kar mahrumiyeti alacağının saklı tutulduğu, ürün ikmaline devam edilmiş olmasının bu alacaklardan feragat edildiği anlamına gelmediğinin belirtildiği; protokol gereği taahhüt başlangıç tarihinin 13/01/2017 olarak kabulünün gerektiği, ancak 1 yıllık dönemlerin tespiti hususunda, taraflarca dayanılmamış 04/03/2016 tarihli sözleşmenin esas alınması doğru olmadığı, davalının alım taahhüt dönemi 13/01/2017-12/01/2018 şeklinde olduğu, ayrıca davada dayanılan taahhütnamede beyaz ürün (kurşunsuz benzin, normal benzin ve motorin) alınacağı taahhüt edildiği ve davacının lpg için davalıya ayrı bir dava açtığı gözetilerek, taahhüt hesabında sadece belirtilen beyaz ürünler hesaplamaya dahil edilmesi gerektiği, buradan hareketle davalının ilk taahhüt dönemi olan 13/01/2017-12/01/2018 tarih aralığında 44.350 ton kurşunsuz benzin ve 368.154 ton motorin olmak üzere toplam 412.504 ton alım yaptığı, yani 87.496 ton taahhüdün yerine gelmediğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki 28/12/2016 tarihli Çerçeve Protokol'ün 12. maddesi uyarınca davalının ... taahhüdünü ihlal etmesi sebebiyle, davacının sözleşme ve eklerini 25/06/2018 tarihli ihbarla fesih etmesinde haklı olduğunun anlaşıldığı (Yargıtay 19. HD'nin 2012/14158 E., 2013/2181 K. sayılı ve 05/02/2013 tarihli ilamı); ürün alım taahhütnamesinde, bayinin yıllık asgari 500 ton, beyaz ürün almayı ve sözleşme süresi sonunda veya her bir yıllık sözleşme süresinin sonunda eksik kalan ton başına 100-USD tutarında kar mahrumiyetini ödemeyi kabul ettiği, bu hüküm ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup, sözleşmenin davacı tarafından haklı olarak feshi nedeniyle davacının bu taahhütnameye dayalı olarak cezai şart talep hakkı bulunduğu, fakat taraflarca eksik alım halinde ödeneceği kararlaştırılan söz konusu cezai şart ifaya ekli cezai şart mahiyetinde bulunduğundan, sözleşmenin yürürlükte olmadığı dönemler için ifası talep edilemeyecek bir edimin ifa edilmemesine bağlı olup, diğer ifade ile eksik ürün alımına bağlı ceza talep edilemeyeceği, sözleşmedeki alım taahhüdü yıllık kararlaştırıldığından ve sözleşme ikinci yılı dolmadan davacı tarafça haklı olarak feshedildiğinden, davacı tarafça ilk bir yıllık dönem için cezai şart talep edilebileceği, yıl bitmeden o yıla ilişkin eksik ürün alındığı iddiasıyla cezai şart istenemeyeceğinden, ikinci yıl fesih sebebiyle tamamlanamadığından söz konusu cezai şart talep edilemeyeceği (Yargıtay 19. HD'nin 2018/2392 E., 2018/5916 K. sayılı ve 20/11/2018 ile 2014/20001 E., 2015/12720 K. sayılı ve 14/10/2015 tarihli ilamları); yukarıda belirtildiği gibi davalının ilk ... taahhüdü döneminde 87.496 ton eksik alım yaptığı belirlenmiş ise de, ıslah dilekçesinde 13/01/2017-25/06/2018 tarihleri arasındaki dönem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere toplam 27,44 ton eksik alım yapıldığını ve 2.744-USD talep edildiğini belirttiği, mahkemeni de belirtilen miktara hükmettiği, buradan hareketle, karar davacı tarafından istinaf edilmediğinden ve istinafa başvuran taraf aleyhine kaldırma yasağı uyarınca kararın gerekçesinde miktar itibariyle kesinleşmiş 27,44 ton ... taahhüdü ihlali üzerinden mahkeme gibi 2.744-USD cezai şart bedelinin hesap edildiği; Çerçeve Protokol'ün 12/c maddesi kapsamında sözleşme feshedildiğinde davalı bayi tarafından davacıya 250.000-USD cezai şart ödeneceğinin düzenlendiği, somut olayda cezai şart talep koşullarının oluştuğu, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, şimdilik 500-USD cezai şart talebinde bulunulduğu, davacının bu istemini kısmi dava olarak ileri sürdüğü, mahkeme kararında ise taleple bağlı kalınarak 500-USD kabul edilmiş ancak 250.000-USD cezai şartın davalının mahvına sebep olacağından bahisle belirtilen miktardan tenkis yapılarak 50.000-USD'nin makul olduğu saptamasının gerekçeye ve hüküm fıkrasına yazıldığı, halbu ki eldeki davada, davacının sözleşmenin 12/c maddesine göre cezai şart talebi 250.000-USD değil hakları saklı kalmak üzere 500-USD odluğu, davacının, kalan 249.500-USD'yi saklı tutarak davayı açtığı, yani belirtilen miktarı dava konusu yapmadığı, bu nedenle kısmi davada, dava konusu yapılmamış ve başka bir davanın konusu olabilecek talep hakkında tenkis yapılarak davacı lehine 50.000-USD cezai şartın makul olduğunun belirlenmesinin yerinde görülmediği; ayrıca hüküm altına alınmış 500-USD cezai şart, tenkisi gerektirmeyecek miktarda olduğundan tenkisine gerek görülmediği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; ilk derece mahkemesi kararının HMK 353(1)b-2 maddesi gereği kaldırılmasına, "Davanın Kabulü ile; ... taahhüdü ihlali nedeniyle cezai şart bedeli 2.744-USD'nin arabuluculuk ilk oturum tarihi olan 25/02/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine; 28/12/2016 tarihli Çerçeve Protokol'ün 12/c maddesi uyarınca cezai şart bedeli 500-USD'nin arabuluculuk ilk oturum tarihi olan 25/02/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine," karar verilmiştir.
Bu kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/4611 Esas, 2026/676 Karar sayılı ve 03/02/2026 tarihli ilamında; "........ bayilik sözleşmelerinde veya taahhütnamelerde yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrasındaki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir. İfaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Beş yıl süreli bir ... bayilik sözleşmesinde veya eki taahhütnamede bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmaması durumunda ise tedarikçi firmanın, TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi gerekir. Çekince için ayrıca bir şekil şartı bulunmamakta olup, tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bunlar yapılmadan ... yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyecektir. Ancak, TBK’nın 179. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecektir. Somut olaya gelindiğinde; her ne kadar davacı tarafça 15.03.2018 tarihli ihtarname ile 28.12.2016-27.12.2017 tarihleri arasında 182,887 ton ürünün eksik alındığı ve tahakkuk etmiş kâr mahrumiyeti alacağının saklı tutulduğu bildirilmiş ise de, taraflar arasındaki protokol gereği davacının ürün satışına ilişkin lisans alma tarihi 13.01.2017 olduğundan, taahhüt başlangıç tarihinin 13.01.2017 olarak kabulü gerektiği, davalının alım taahhüt döneminin 13.01.2017-13.01.2018 şeklinde olduğu, ayrıca davada dayanılan taahhütnamede beyaz ürün (kurşunsuz benzin, normal benzin ve motorin) alınacağının taahhüt edildiği, buradan hareketle davalının ilk taahhüt dönemi olan 13.01.2017-12.01.2018 tarih aralığında 44.350 ton kurşunsuz benzin ve 368.154 ton motorin olmak üzere toplam 412.504 ton alım yaptığı, yani 87.496 ton taahhüdün yerine gelmediği anlaşılmıştır. 13.01.2018 tarihi ile ihtarname tarihi olan 15.03.2018 tarihi arasında davacı tarafından protokol gereği ürünün gönderilip gönderilmediği dosyadaki belgelerden anlaşılmamıştır. Bu durumda, mahkemece öncelikle yukarıda belirtilen tarih aralığında ürün gönderimine ilişkin bu hususun tespit edilerek bu tarih aralığında ürün gönderiminin tespiti durumunda davacı tarafından ihtirazı kayıt olmaksızın ürün gönderilmesi nedeniyle artık eksik ürün alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart alacağı talep edemeyeceği hususu göz önünde bulundurularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yukarıda yazılı gerekçeyle ile hüküm tesisi doğru" olmadığı gerekçesiyle Dairemizin kararı davalı yararına bozulmuştur.
DİRENME GEREKÇESİ : Dava, bayilik sözleşmesinin fesihle sona ermesi üzerine davalı bayiin ... taahhüdü nedeniyle ve davalının sözleşmenin feshine sebep olması nedeniyle kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
28/12/2016 tarihli "Çerçeve Protokol"ün 12. maddesinde, bayiin, protokolün ve/veya standart bayilik anlaşmasını ve taahhütlerini ihlal ettiği takdirde, ...'in anlaşmayı haklı nedenle fesih hakkını haiz bulunduğu; (12/c) böyle bir fesih halinde anlaşmadan kaynaklanan tüm hakları ve diğer cezai şartları talep hakları saklı kalmak kaydıyla, bayiin fesih tarihinde 250.000-USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği; ...'in diğer zarar, ziyan, kar mahrumiyeti, işbu anlaşmanın diğer hükümlerinde yer alan cezai şart ve tazminat haklarının ayrıca saklı tutulduğu kabul edilmiştir.
Dosyada mevcut 15/10/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda, 31/01/2017-31/05/2018 tarihleri arasında davalı bayiinin davacıdan satın aldığı davaya konu beyaz ürün yani benzin ve motorin miktarları (ayrı dava açılmış lpg, bu davanın konusu değildir) tespit edilerek, davalının davacıya karşı bulunduğu alım taahhüdünü dönemler itibariyle yerine getirmediği belirlenmiştir. Dairemizin kararında da, protokol gereği taahhüt başlangıç tarihinin 13/01/2017 olarak kabulü gerektiği, davalının ilk taahhüt dönemi olan 13/01/2017-12/01/2018 tarih aralığında 44.350 ton kurşunsuz benzin ve 368.154 ton motorin olmak üzere toplam 412.504 ton alım yaptığı, yani 87.496 ton taahhüdün yerine gelmediği, bu nedenle davacının 25/06/2018 tarihli ihbarla sözleşme ve eklerini feshinin haklı olduğu; alım taahhüdü yıllık olup, sözleşme ikinci yılı dolmadan feshedildiği, bu kapsamda davacının ilk bir yıllık dönem için cezai şart talep edilebileceği, ikinci yıl fesih sebebiyle tamamlanamadığından o yıl için cezai şart talep edilemeyeceği, ilk yılda 87.496 ton eksik alım yapıldığı belirlenmiş ise de, ıslah dilekçesinde 13/01/2017-25/06/2018 tarihleri arasındaki dönem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere toplam 27,44 ton eksik alım yapıldığından 2.744-USD talep edildiği, kararı davacı istinaf etmediğinden mahkeme gibi 2.744-USD cezai şart bedeli hesap edilmiş ve aynı şekilde Dairemizce karar verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamında, "(sayfa 4-5) Beş yıl süreli bir ... bayilik sözleşmesinde veya eki taahhütnamede bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmaması durumunda ise tedarikçi firmanın, TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi gerekir. Çekince için ayrıca bir şekil şartı bulunmamakta olup, tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bunlar yapılmadan ... yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyecektir. Ancak, TBK’nın 179. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecektir." ve "(sayfa 5) 13.01.2018 tarihi ile ihtarname tarihi olan 15.03.2018 tarihi arasında davacı tarafından protokol gereği ürünün gönderilip gönderilmediği dosyadaki belgelerden anlaşılmamıştır. Bu durumda, mahkemece öncelikle yukarıda belirtilen tarih aralığında ürün gönderimine ilişkin bu hususun tespit edilerek bu tarih aralığında ürün gönderiminin tespiti durumunda davacı tarafından ihtirazı kayıt olmaksızın ürün gönderilmesi nedeniyle artık eksik ürün alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart alacağı talep edemeyeceği hususu göz önünde bulundurularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi"ne işaret edilmiştir.
Öncelikle dosyada mevcut 15/10/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda, 31/01/2017-31/05/2018 (ve bozma ilamında belirtilen 13/01/2018-15/03/2018) tarihleri arasında davacının davalıya gönderdiği benzin ve motorin miktarları tespit edilmiştir. Davalı taraf, yargılama, istinaf veya temyiz aşamaları ile söz konusu rapora karşı sunduğu 10/11/2020 tarihli itiraz dilekçesinde, davacının kendisine ürün göndermediği veya bilirkişilerin gönderdiğini belirlediği ürün miktarlarının doğruyu yansıtmadığı itirazında bulunmamıştır. Hatta söz konusu 10/11/2020 tarihli dilekçede (3. sayfa) davalı vekili, davacının sözleşmenin devamı boyunca müvekkiline kayıtsız şartsız ürün temin etmeye devam ettiğini belirtmiştir. Tespit zaten davacı kayıtlarına göre yapıldığından, onun da bir itirazı olduğundan bahsedilemeyecektir. Bu nedenle bozma ilamındaki "13.01.2018 tarihi ile ihtarname tarihi olan 15.03.2018 tarihi arasında davacı tarafından protokol gereği ürünün gönderilip gönderilmediği dosyadaki belgelerden anlaşılmamıştır." tespiti dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.
Davalının ilk alım taahhüt dönemi 13/01/2017-12/01/2018 tarihleri arasında 87.496 ton eksik alım yaptığı belirlenmiştir. Davacı davalıya 12/01/2018 tarihinden sonra da ürün vermeye devam etmiş; davalıya gönderdiği 15/03/2018 tarihli ihtarnamede, 28/12/2016-27/12/2017 tarihleri arasında 182,887 ton ürünün eksik alındığı ve tahakkuk etmiş kar mahrumiyeti alacağının saklı tutulduğu, ürün ikmaline devam edilmiş olmasının bu alacaklardan feragat edildiği anlamına gelmediği belirtilmiştir. Taraflar arasındaki 28/12/2016 tarihli "Ürün Alım Taahhütnamesi"nde davalı, birinci yıldan başlamak ve anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere, yıllık asgari 500 ton beyaz ürünün (kurşunsuz benzin, normal benzin ve motorin) satın alınmasını taahhüt etmiştir. Söz konusu Taahhütnamede "Yukarıda beyan ettiğimiz satın alma taahhüdümüzü her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getiremediğimiz takdirde, (a) anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 100-USD nin ödeme gününde TCMB döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığında kar mahrumiyeti ödemeyi, ... (c) Söz konusu kar mahrumiyeti miktarını, ... tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceğini, (d) Anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesini ... ... tarafından aynı ticari bölgede veni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceğini, ... (g) ... ...AŞ.'nin anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakatımız dâhilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiğimizi, (h) ... tarafından yazılı feragatname verilmedikçe ...'in herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı, ..." kabul edilmiştir. Buna göre aynen bozma ilamında da belirtildiği gibi (5. sayfanın 1. cümlesi), alım taahhüdü ihlalinden kaynaklanan cezai şartın ilgili yıl sonunda veya sözleşmenin sonunda istenebileceği, açıkça feragat edilmedikçe hakkın geçerli olduğu hususunda sözleşme serbestisi ilkesi gereğince düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca bozma ilamında belirtilmiş, ihtirazi kayıt konulmadan veya ihtarname gönderilmeden ... yeni dönemde ürün verilmeye devam edilmesi halinde, ilgili yıl için alım taahhüdünü ihlalden cezai şart istenemeyeceğine ilişkin ilke bilindiği gibi Yargıtay (Kapatılan) 19. HD'nin yerleşik içtihadı olarak uygulanmaktaydı (Örneğin Yargıtay 19. HD'nin 2017/5224 E., 2019/1533 K. sayılı, 11/03/2019; 2015/17632 E., 2016/9261 K. sayılı, 24/05/2016; 2015/18494 E., 2016/3582 K. sayılı, 01/03/2016; 2015/9429 E., 2016/2276 K. sayılı, 15/02/2016 tarihli ilamları). Aynı husus Yargıtay 11. HD'nin ilamlarında da kabul edilmiştir (Yargıtay 11. HD'nin 2020/4535 E., 2021/7110 K., 13/12/2021; 2020/3229 E., 2021/5630 K. sayılı, 21/09/2021 tarihli ilamları).
Fakat Dairemizin 2018/1626 E., 2020/523 K. sayılı, 21/05/2020 tarihli kararına konu, bir ... dağıtım şirketi ile bayisi arasındaki uyuşmazlıkta söz konusu ilke uygulanarak, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kararı kaldırılmış; ihtirazi kayıt konulmadan yeni dönemde ürün verilmeye devam edildiğinden ilgili yıllar bakımından alım taahhüdüne dayalı cezai şart talebi reddedilmiştir. Kararın taraf vekillerince temyizi üzerine, Yargıtay 11. HD'nin 2020/6317 E., 2022/3482 K. sayılı, 27/04/2022 tarihli ilamıyla, taraflar arasındaki sözleşme gereğince ihtirazi kayıt konulmadan veya ihtar gönderilmeden ... dönemde ürün verilmiş olsa bile, alım taahhüdünü ihlal kapsamında cezai şart ödeneceği gerekçesiyle, Dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Söz konusu bozma ilamına karşı Dairemizin 2022/1639 E., 2022/1690 K. sayılı, 30/11/2022 tarihli kararıyla Yargıtay HGK'nın ve 19. HD'nin ilamlarına istinaden direnilmesine karar verilmiş; direnme kararının birleşen davada davacı ... dağıtım şirketi vekili tarafından temyizi üzerine, Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/11-503 E., 2024/99 K. sayılı ve 14/02/2024 tarihli ilamıyla "... taraflarca imzalanan sözleşme ve protokolün anılan maddeleri karşısında sözleşme süresince davalının yıllık taahhüdüne uygun alım yapmamasına rağmen ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ürün verilerek sözleşmenin devam ettirilmesinin artık ceza koşulunun talep edilemeyeceği hususunda davalıda haklı güven oluşturmayacağı aşikardır. Bu itibarla davalı şirketten asgari alım taahhüdüne uyulmamasından dolayı ceza koşulu talep edebileceği" gerekçesiyle, Dairemizin direnme kararı bozulmuş; Dairemizin 2024/481 E., 2024/780 K. sayılı ve 22/05/2024 tarihli kararıyla, bozma ilamı doğrultusunda kesin olarak karar verilmiştir.
Yine Dairemizin yukarıdaki kararının bozulmasından sonra, davacı şirketle aynı grup şirketinin bayisine karşı açtığı alım taahhüdünün ihlali nedeniyle cezai şart alacağına ilişkin başka bir davada, Dairemizin 2019/235 E., 2021/253 K. sayılı ve 25/02/2021 tarihli kararıyla, ihtirazi kayıt konulmadan ürün verilmeye devam edildiğinden mahkemenin red kararı yerinde bulunduğundan davacının istinaf istinaf başvurusu esastan reddedilmiş; kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2021/3713 E., 2022/7764 K. sayılı, 03/11/2022 tarihli ilamıyla bu kez "Taahhütnamenin (c) bendinde kâr mahrumiyeti miktarının anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceği, (d) bendinde anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın ne sebeple olursa olsun sona ermesini ... aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceği, (g) bendinde ... A.Ş.'nin anılan kâr mahrumiyeti tutarını mutabakat dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiği hüküm altına alınmıştır. Davacının kâr mahrumiyeti alacağına ilişkin talebi hakkında taahhütnamedeki bu hükümler değerlendirilerek" sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, karar bozulmuş ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. İlamda belirtilmiş "Taahhütname" UYAP'ta dava dilekçesinin ekinde tespit edilerek dosyaya eklenmiş olup, incelemeye konu dosyadaki taahhütname ile tamamen aynı hükümleri içermektedir. Görüldüğü gibi Özel Daire, bu ilamında da taahhütnameye anlam atfederek 27/04/2022 tarihli ilamı gibi karar vermiştir.
Eldeki davada da, yukarıda zikredilmiş Yargıtay 11. HD'nin 27/04/2022 ve HGK'nın 14/02/2024 tarihli ilamları ile aynı taahhütnamenin değerlendirildiği Daire'nin 03/11/2022 tarihli ilamına istinaden, hukuki güvenlik ilkesinin gereği olarak 14/05/2024 tarihli kararımızla, taraflar arasındaki taahhütnamedeki düzenleme uyarınca, ilk yıl için davalının ihlal ettiği alım taahhüdü nedeniyle davacının ... dönemde ihtirazi kayıt koymadan veya ihtarname göndermeden ürün vermeye devam etmiş olması, ilk dönem için bu kapsamda cezai şart istemesine engel teşkil etmediği kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle ve hukuki güvenlik ilkesinin temini zımnında, Yargıtay bozma ilamının yukarıda gösterilmiş Özel Daire'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun aynı husustaki ilamlarına aykırılık teşkil ettiği değerlendirildiğinden, aynı konuda aynı Daire tarafından verilen çelişkili kararlar öngörülebilirliği engellediğinden Yargıtay bozma ilamına uyulmamış, direnme kararı verilerek, belirtilen kapsam ve gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelere göre ifaya ekli cezai şartın kar mahrumiyeti alacağı olarak ve kısmi dava konusu yapılmamış talep hakkında tenkis yapılarak cezai şartın belirlenmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2021 Tarih 2019/189 Esas 2021/145 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın Kabulü ile;
... taahhüdü ihlali nedeniyle cezai şart bedeli 2.744-USD'nin arabuluculuk ilk oturum tarihi olan 25/02/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,
28/12/2016 tarihli Çerçeve Protokol'ün 12/c maddesi uyarınca cezai şart bedeli 500-USD'nin arabuluculuk ilk oturum tarihi olan 25/02/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,"
İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;
Alınması gereken 1.269,78-TL harçtan peşin alınan ve ıslah suretiyle tamamlanan 396,96-TL harcın mahsubu ile, bakiye 872,82-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafça yatırılan 441,36-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 3.400-TL bilirkişi ücreti ve 98,75-TL posta gideri olmak üzere toplam 3.498,75-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"
Davalı tarafından yatırılan 374,52-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Davalı tarafından sarf edilen 48-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 453,25-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/06/2026