İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/148 E. 2026/659 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/148
- Karar No
- 2026/659
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/148 Esas KARAR NO : 2026/659
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ : 12/01/2017 KARAR TARİHİ : 17/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan banka dışındaki diğer kredi kuruluşlarına ilişkin düzenlemelerden kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ... Şube müşterisi ... ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait ... seri numaralı 15/10/2016 keşide tarihli, 27.000 TL'lik çekin, hamil ... tarafından ... Şubesine sunulduğunu, ... Şubesi yetkili yardımcısı ... tarafından mor ışığa tutularak holigramlarını kontrol ettikten sonra sonar vit sistemi üzerinden ... Şubesine provizyon talebi girdiğini, verilen onay ile ...'a söz konusu tutarın ödendiğini, ödeme yapıldıktan sonra çek sahibi ... Şubesi tarafından çekin sahte olduğu bilgisi ile ... Şubesine iletildiğini, çekin sahte olduğunun tespiti ile ... şubeye çağrılarak bedelin iadesi istendiğini, bedelin iade edilmediğini belirterek davanın kabulü ile davalıya ödenen 27.000,00-TL ödeme tarihi olan 15/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Mahkememize sunduğu yazılı beyanı ile davaya konu olay ile hiçbir ilgi ve alakasının olmadığını, dava konusu çeki ... isimli şahıstan borç karşılığında aldığını, çeki bozdurduğunu ve çek bedelini tahsil ettiğini belirterek hakkında açılmış olan davanın kapatılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dosyada alınan 21.09.2018 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda; davacı bankanın davalı çek hamili ...dan sebepsiz zenginleşmeye dayandırılan 27 000,00,-TL alacağı bulunduğunu, çek ödeme tarihi 15.12.2016 tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar 27.000,00,- TL matrah üzerinden %10,50 ve değişken oranlarda avans faiz isteminin mümkün olduğunu bildirmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucu 23/10/2018 tarih ve ... kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Kaldırma kararı: Mahkememizce verilen 23/10/2018 tarih ve ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 24/01/2024 tarih ve 2021/343 Esas 2024/39 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 24/01/2024 tarih ve 2021/343 Esas 2024/39 Karar sayılı ilamı gerekçesinde özetle; ''Her ne kadar ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de dava konusu sahte çekin ibraz ve tahsili nedeniyle başlatılan hazırlık soruşturması kapsamında davalının da aralarında yer aldığı şüpheliler hakkında açılan dava sonucu .... Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/... E- ... K sayılı, 12.01.2021 tarihli kararı ile davalının da aralarında bulunduğu sanıkların dava konusu çeki davalı eliyle ibraz ederek çeki tahsil edip, parayı birlikte harcadıkları tespiti ile davalının da nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır. TBK'nın 74. maddesi, "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir." hükmünü taşımaktadır. Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hallerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip, karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hakimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 gün ve 2004/11-115 E.2004/108 K; 12.5.2004 gün ve 2004/4-290 E, 289 K; 14.12.2005 gün ve 2005/10-680 E, 733 K sayılı ilamları). Ancak, hemen belirtilmelidir ki hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşır (Yargıtay HGK'nun 10.01.975 gün ve 1971/T-406 E. 1975/1 K. sayılı ilamı; Yargıtay HGK'nun 23.1.1985 gün ve 1983/10-372 E.ve 1985/21 K.sayılı ilamları ve yukarıda yer alan ilamları). Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Yargıtay HGK'nun 11.10.1989 gün ve 1989/11-373-472 sayılı ilamı). Bu hukuki açıklamalara göre, ceza mahkemesinin maddi vakıa tespitleri hukuk hâkimini bağladığı gibi, ceza hâkiminin mahkumiyet kararı da hukuk hâkimini bağlar. Bu sebeple ilk derece mahkemesince, dava konusu çeke ilişkin olarak savcılık soruşturması kapsamında açılan dava sonucu .... Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/... E - ... K sayılı, 12.01.2021 tarihli kararının kesinleşmesi beklenilmeli ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Mahkemece, ceza soruşturma dosyasının sonucu beklenilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına karar verilmiştir." şeklinde bildirilmiş olup, açıklanan nedenlerle HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
DELİLLER -Ödeme belgeleri - .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı kararı -Bilirkişi raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, davacı banka tarafından, sahte olduğu sonradan anlaşılan çekin davalı tarafından bankaya ibraz edilerek tahsil edilmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 27.000,00 TL zararın, haksız fiil hükümlerine dayalı olarak ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın ... Şubesi müşterisi ... Tic. Ltd. Şti.‘ne ait ... seri numaralı, 15/10/2016 keşide tarihli ve 27.000,00 TL bedelli çekin davalı ... tarafından ... Şubesine ibraz edildiğini, şube görevlilerince çek üzerinde olağan kontroller yapıldıktan ve ... Şubesinden provizyon alındıktan sonra çek bedelinin 15/12/2016 tarihinde davalıya ödendiğini, ödemenin gerçekleştirilmesini müteakip çek hesabının bulunduğu ... Şubesince çekin sahte olduğunun bildirildiğini, davalının bankaya davet edilmesine rağmen ödenen bedeli iade etmediğini ileri sürerek, davalıya ödenen 27.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise dava konusu olayla ilgisinin bulunmadığını, çeki ... isimli kişiden alacak ilişkisi nedeniyle aldığını, bankaya ibraz ederek bedelini tahsil ettiğini, çekin sahte olduğunu bilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Dosyada mevcut 21/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacı bankanın davalıdan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre 27.000,00 TL alacaklı olduğu ve ödeme tarihinden itibaren avans faizi talep edebileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce daha önce verilen 23/10/2018 tarih ve ... sayılı hüküm, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 24/01/2024 tarih, ... sayılı ilamı ile kaldırılmıştır. Kaldırma kararında; dava konusu sahte çek nedeniyle yürütülen ceza yargılamasında davalının da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verildiği, ceza mahkemesince maddi vakıaya ilişkin yapılacak tespitlerin hukuk hâkimini bağlayacağı, bu nedenle ceza yargılamasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiği belirtilerek HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı doğrultusunda .... Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyası bekletici mesele yapılmıştır. Anılan dosyada verilen hükmün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesince bozulması üzerine dosya yeniden görülmüş; yapılan yargılama sonunda .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı ve 06/10/2025 tarihli kararıyla sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuş, karar 12/02/2026 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşen ceza dosyasının gerekçesi incelendiğinde; sanıklar ..., ... ve ...’ın fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek sahte olduğunu bildikleri dava konusu çeki ... Şubesine davalı ... eliyle ibraz ettikleri, çek hesabında yeterli karşılık bulunmasını da fırsat bilerek çek bedelini bankadan tahsil ettikleri ve elde edilen parayı birlikte harcadıkları, bankanın ödeme sonrasında yaptığı incelemede ibraz edilen çekin sahte olduğunu, gerçek çekin henüz ödeme tarihinin gelmediğini ve çekin ikizi oluşturulmak suretiyle sahte olarak düzenlendiğini tespit ettiği, bu nedenle çek hesabı sahibi ... Ltd. Şti.‘nin ortağı ve imza yetkilisi müşteki ...’in hesabına yeniden ödeme yapmak zorunda kaldığı, bu suretle sahte çekten kaynaklanan zararın banka üzerinde kaldığı ve hüküm tarihine kadar da bu zararın sanıklar tarafından giderilmediğinin kabul edildiği anlaşılmıştır. Ceza mahkemesince bu maddi olgular esas alınarak sanıkların birlikte hareket etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri sonucuna ulaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimi ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesiyle bağlı değil ise de, ceza mahkemesince kesin olarak belirlenen maddi vakıalar hukuk hâkimini bağlamaktadır. Nitekim Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma ilamında da aynı ilkeye işaret edilmiştir. Bu nedenle kesinleşen ceza dosyasında belirlenen maddi olgular mahkememizce de esas alınmıştır. Buna göre davalının sahte olduğunu bildiği çeki bankaya ibraz ederek ödeme aldığı, diğer sanıklarla birlikte hareket ettiği, elde edilen paranın birlikte paylaşıldığı ve davacı bankanın malvarlığında eksilmeye neden olunduğu sabittir. Davalının sahte olduğunu bildiği çeki bankaya ibraz etmek suretiyle bankanın iradesini hileli davranışlarla sakatlayarak ödeme yapılmasını sağladığı, bu suretle davacı bankanın malvarlığında 27.000,00 TL tutarında eksilme meydana getirdiği, meydana gelen zarar ile davalının hukuka aykırı eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının eyleminden doğan sorumluluğunun haksız fiil hükümlerine dayandığı sonucuna varılmıştır. Yargılama devam ederken davalı vekilince sunulan 08/07/2026 tarihli dilekçe ekindeki ödeme belgeleri ile dava konusu 27.000,00 TL asıl alacağın davalı tarafından 09/09/2025 tarihinde davacı bankaya ödendiği anlaşılmıştır. Dava tarihinde mevcut bulunan alacağın dava açıldıktan sonra ifa edilmiş olması nedeniyle, dava açıldığı tarihte davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, ancak yargılama sırasında borcun ifası sebebiyle asıl alacak yönünden uyuşmazlığın ortadan kalktığı anlaşılmakla, bu istem hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ne var ki davacı dava dilekçesinde yalnızca asıl alacağın değil, ödeme tarihi olan 15/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizinin de tahsilini talep etmiştir. Dosya kapsamında davalının işlemiş faiz borcunu ödediğine veya davacının bu alacaktan açıkça feragat ettiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle asıl alacağın yargılama sırasında ödenmiş olması, ödeme tarihine kadar işlemiş faiz alacağını ortadan kaldırmamaktadır. Faiz başlangıç tarihi yönünden, davacı bankanın zararı davalıya ödemenin yapıldığı 15/12/2016 tarihinde gerçekleşmiş olup, davalının haksız fiil sonucu elde ettiği menfaat de aynı tarihte doğmuştur. Bu nedenle faiz başlangıcının ödeme tarihi olarak kabulü gerektiği değerlendirilmiştir. Davacı vekili ödeme tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmuş, dosyada alınan bilirkişi raporunda ise avans faizi uygulanabileceği belirtilmiştir. Ancak somut uyuşmazlık kambiyo senedinden kaynaklanan geçerli bir ticari alacak veya ticari temerrüt ilişkisine değil, sahte çek kullanılması suretiyle gerçekleştirilen haksız fiile dayanmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlıkta avans faizi uygulanmasına yasal olanak bulunmayıp, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca kanuni faize hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu itibarla bilirkişi raporunun avans faizine ilişkin değerlendirmesine iştirak edilmemiştir. Dosyada faiz hesabı bakımından teknik uzmanlık gerektiren herhangi bir ihtilaf bulunmayıp, hesaplama yalnızca başlangıç ve bitiş tarihleri ile kanuni faiz oranının matematiksel olarak uygulanmasını gerektirdiğinden yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmemiştir. Mahkememizce yapılan hesaplamada 27.000,00 TL asıl alacak üzerinden 15/12/2016 ile 09/09/2025 tarihleri arasında işlemiş kanuni faiz tutarının 21.237,53 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekilinin kanuni faiz uygulanmasına yönelik itirazı yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava açıldıktan sonra asıl alacağın ödenmesi nedeniyle 27.000,00 TL asıl alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ancak ödeme tarihine kadar işlemiş ve ödenmediği anlaşılan 21.237,53 TL kanuni temerrüt faizinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, davanın açılmasına davalının haksız fiili ve ödeme yapmaması sebebiyet vermiş olup, asıl alacağın dava devam ederken ödenmiş olması davacıyı yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden sorumlu kılmayacağından, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin HMK’nın 331. maddesi uyarınca davalı üzerinde bırakılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davanın 27.000,00 TL asıl alacak istemi yönünden, dava devam ederken borcun ifa edilmiş olması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davacının işlemiş faiz isteminin KABULÜ ile, 27.000,00-TL asıl alacağa 15.12.2016 tarihinden 09.09.2025 tarihine kadar işlemiş 21.237,53-TL yasal temerrüt faizinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken (asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 48.237,53-TL üzerinden hesaplanan) 3.295,10-TL harcın, peşin alınan 461,10-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.834,00-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 31,40-TL başvurma harcın ve 461,10-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.049,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/07/2026
Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır