Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2019 E. 2026/1173 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2019
Karar No
2026/1173
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2019

KARAR NO:2026/1173

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:10.05.2022

NUMARASI:2019/1164 Esas - 2022/408 Karar

DAVA:İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalıların vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın, müvekkili şirkette ihracat operasyon şefi olarak çalışırken görevi ve yetkisi olmaksızın, bazı nakliye firmaları ile anlaşarak, taşıma işi yapılmadığı halde, sanki taşıma işi yapılmış gibi faturalar aldığını ve bu fatura bedellerini müvekkili şirkete ödettiğini, faturaların ödenmesini garantiye almak için dayanak belgeler olan gümrük beyannamelerini tahrip ederek değiştirdiğini, sonrasında ise iş birliği yaptığı nakliye firmaları ile parayı paylaştığını, ödemeleri yapan ...'ın, faturaları düzenleyen firmalarla daha önce iş yapılmamasından şüphelenerek konuyu yöneticilere açtığını, bunun üzerine dosyaların incelenmesi ile ödenen fatura ekinde sunulan gümrük beyannamesinin üstündeki barkod numarasında değişiklik yapılarak, sanki fatura konusu işe aitmiş gibi değiştirildiğinin belirlendiğini, bahse konu beyannamenin gerçekte ... ile Lübnan arasında yapılan bir işe ait iken beyanname numarasının kesilip yapıştırılması suretiyle, müvekkili ile ...arasındaki işe aitmiş gibi değiştirildiğini ve bunun ... tarafından faturanın ekine eklenerek ödeme yapılmasının sağlandığını, söz konusu faturanın ve ekindeki gümrük beyannamesinin sahte olduğunun anlaşılması üzerine, ...'ın yaptığı diğer işlemlerin de ayrıntılı şekilde incelendiğini, bu kapsamda davalı şirketçe düzenlenip, görevi olmamasına rağmen, davalı ... tarafından ödettirilen faturaların gerçek olmadığının tespit edildiğini, sahte fatura nedeniyle yapılan ödemelerin ilgili firmalardan istendiğini, dava dışı ... Şirketinin cevabi ihtarda olayı ikrar ederek sahte faturalara konu parayı iade ettiğini, davalı şirketin ise fatura bedelleri iade etmediğini, bununla birlikte, davalı ...'ın tüm bu eylemlere yaptığı sırada şirketten ciddi miktarda masraf avansı aldığını, ancak bu avanslarla ilgili bir belge sunup avansları kapatmadığını ve 39.931,90 Euro'yu zimmetine geçirdiğini, davalı çalışanın usulsüzlük yaptığını şirket yöneticilerine itiraf ettiğini, davalıların birlikte karşılıksız/ sahte fatura düzenleyerek müvekkili şirketten haksız kazanç elde ettiğini ve söz konusu tutarların iadesi gerektiğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, sahte faturalar için 239.708,71 TL ödeme yapıldığını bu eylemler nedeniyle davalılar aleyhine ceza soruşturması başlatıldığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... ve .... Şti. vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini hukuk çerçevesinde sürdürdüğünü, davacının keşide ettiği Kadıköy ....Noterliğinin 15.02.2019 tarihli ihtarında her hangi bir taşıma yapılmadığı belirtilerek ve fatura keşide edilerek yapılan ödemenin iadesinin istendiğini, müvekkilince keşide edilen Kadıköy...Noterliğinin 27.02.2019 tarihli ihtarı ile dava konusu faturaların, müvekkil şirketçe gerçekleştirilen nakliye hizmetinin karşılığında yasal olarak düzenlendiğinin bildirildiğini, bu nedenle davacının İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlattığı takibe itiraz edildiğini, müvekkilince davacı şirkete verilen hizmet nedeni ile tanzim edilen faturaların davacıya tebliğ edildiğini, davacı şirketin bu faturaları ihtirazi kayıt olmaksızın kabul ederek ticari defterlerine işlediğini ve bedelinin müvekkiline ödediğini, davacı şirket veya yetkililerinden habersiz şekilde yapılan yüz binlerce TL bedelinde alım karşılığı satıcılar tarafından düzenlene ticari fatura ve irsaliyelerin habersiz defterlere işlendiği, habersiz işlenen fatura bedellerinin yine habersiz şekilde banka yolu ile ödendiği iddialarının ticari hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını, müvekkilinin diğer davalı ... ile birlik olup gerçekten yapmadığı nakliye işine ait bedelleri tahsil ettiği yönündeki iddialarının ticari gerçeklerle bağdaşmadığını, davacı şirketin, ... A.Ş. ve .... arasındaki İran İslam Cumhuriyetine uygulanan ambargodan kaynaklanan karışık finansal ilişkinin faturasını müvekkilinden çıkartmaya çalıştığını savunarak, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davacının haksız tutumunda ısrarcı olarak Kadıköy ...Noterliğinin 15.02.2019 tarihli ihtarını gönderdiğini, müvekkilince keşide edilen Bakırköy ...Noterliğinin 14.03.2019 tarihli ihtarı ile müvekkilinin hiçbir zaman davacı şirketin personeli olmadığını, fatura dönemleri dikkate alındığında ...A.Ş. ihracat operasyon yöneticisi olarak görev yaptığını, müvekkilinin karar mercii olmadığı ve amirlerinden gelen talepler doğrultusunda hareket ettiğini, bahse konu faturaların da aynı iş akışı içinde yerine getirildiğini bildirdiğini, davacının ihtarname ve dava dilekçesinde iftira niteliğindeki beyanlarıyla müvekkilinin kişilik haklarına saldırdığını, somut hiçbir delil olmadan suç duyurusunda bulunularak bu davanın açıldığını, müvekkilinin 16.04.2013 ila 05.11.2018 tarihleri arasında ...A.Ş.'de görev yaptığını, davacı şirkette hiçbir yetki ve sorumluluğunun olmadığını, müvekkilinin personeli dahi olmadığı davalı şirketten şirketten sahte fatura ile 239.708,71 TL çekmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dilekçesinin 2. sayfasının ilk paragrafında müvekkili hakkında, “görev ve yetkisi dahilinde olmamasına rağmen nakliye işine ait bazı faturaların ödenmesini sağlamıştır.” ifadesinin yazıldığını, bu beyanla davacı iddialarının yersiz olduğunun açıkça ikrar edildiğini, yapılan işlemlerin birçok aşamadan ve kontrolden geçerek gerçekleştirildiğini, dilekçede adı geçen ... isimli firmanın eylemleri ile müvekkilinin nasıl suçlandığının anlaşılamadığını, müvekkilinin davacı iddiasında belirtildiği üzere suç ikrarında bulunmadığını, zira müvekkilinin suç işlemediğini, söz konusu ödemelerden müvekkilinin menfaat sağladığına ilişkin delil bulunmadığını, müvekkilinin tüm çalışanlara uygulandığı gibi harcamaları karşılığında masraflarını aldığını ve harcanmayan bedeli iade ettiğini savunarak, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya, defter inceleme günü belirlenerek ve gerekli ihtaratlar yapılarak mali müşavir bilirkişi ve taşımacılık alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; defter inceleme gün ve saatinde davacı yanın defterlerini hazır bulundurduğu, davalı yanın defter ibraz etmediği, bu hali ile HMK 222.madde uyarınca defter ibrazından kaçınmış sayılması gerektiği nazara alınarak, 12.07.2021 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, faturalar, sevk irsaliyesi ve ibraz edilen ticari defterler ışığında, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehlerine delil teşkil ettiği, davalı yan tarafından, davacı yana düzenlenen ve bedelinin tahsil edildiği anlaşılan faturaların toplamının 239.708,71 TL olduğu, bilahare, davacı yan tarafından, dava konusu tutarın ödenmesi amacı ile, davalı şirkete 239.708,71 TL tutarında iade faturalarının düzenlendiği, davacı yanın ticari defterlerinden çıkarılan muavin hesap icmaline göre, davalı şirketten takip tarihi itibarı ile kaydi olarak 239.710,71 TL alacaklı göründüğü, davalı taşıma firması tarafından sunulan hizmet nedeni ile tanzim edilen faturaların, davacı firmaya tebliğ edilmiş, herhangi bir ihtirazi kayıt olmadan kabul gördüğü ve ticari defter ve kayıtlarına işlenerek bedelinin de karşı firmaya ödenmiş olduğu taraflar arasında 14/08/2018 tarihinde başlayan ilişkinin 23/10/2018 tarihine kadar devam ettiği, bu süre sonrasında, davacı firmanın Kadıköy ...Noterliğinin 15/02/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yapılan 239.708,71 TL tutarındaki ödemeleri geri iadesini istediği, davalılar hakkında yürütlen İstanbul Anadolu CBS 2019/134721 Soruşturma dosyasında 29/04/2021 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, dosyaya gelen gümrük beyannamelerinin incelenmesi amacıyla heyete Gümrük Hukuku alanında uzmanı bilirkişi eklenmesinin uygun olacağı rapor edilmiş, davacı tarafın rapora itirazlarının değerlendirilmesi amacı ile bilirkişi heyetine taşımacılık ve gümrük hukuku alanında uzman öğretim üyesi bilirkişi eklenerek ek rapor sunulması amacıyla dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 20.12.2021 tarihli ek rapora göre, davalı ... firması kayıtlarında iddia edildiği gibi davacı yana görülmüş taşıma hizmetleri varmış gibi düzenlenen 15 adet taşıma faturasına karşın, davacının da davalı yana yaptığı fatura ödemelerinin ticari defterlerde sabit olduğu, davacının bu faturalara karşı düzenlediği iade faturaları ile davalı yan ticari defter kayıtlarına alınmadığı BA bildiriminin de yapılmadığı, davacının, davalı ... firması katılımı ile sahte evrak tanzim suretiyle zarara uğratıldığı iddiasına karşın, davalı taşıma şirketinin düzenlediği faturaların sahte olmadığı ancak görülen taşıma işini de ispata elverişli olmadığı, davalının düzenlediği faturalara karşın, fatura konusu işleri yaptığı sair taşıma ve sevk evrakı ile teyit edilmediği, davalının davacı için taşıma işi yapıldığı sabit olmamasına karşın, davacıdan ödeme alındığının tespit edildiği, esasen davacı ödemesinin sabit olduğu, bunun fatura konusu iş yapılmamasına karşın yapılması, fatura borcunun iç ilişkide ne amaçla olduğunun anlaşılamadığı, sunulan faturalardan davacının yüklerinin taşındığının sabit olmadığı, faturaların düzenlenme sebebinin taşıma işinin görülmesi olmadığı, taşıma yapılmış gözükmesine karşın gerçekten belirtilen taşımaların, gerekli taşıma ve sevk evrakı ile CMR, ATR, EUR-1 gibi taşıma ve gümrük belgeleri ile ortaya konulmadığı sürece, dosya kapsamı işlerin yapıldığının söylenemeyeceği, davalı ... firmasının, içeriği taşıma işi sabit olmamakla birlikte düzenlediği faturaları tahsil ettiği ancak bu faturaları ne için hangi iç ilişkiye güvenerek düzenlemiş ise, davacı yanın bu faturaları ödediği, öyleyse davacı ve davalı ... firması arasında ticari ilişkiye itimat ile yapılan ödeme borcunun ifası amacı güttüğü, kişi eğer ödeme yapmışsa (davacı ödemesi) borcunun olduğunun kabul edildiği, aksini ispat etmesi gerekenin davacı olduğu, nitekim dosya kapsamında taşıma işinin görülmemesi sabit olmakla, davacının, "borç olmadığı halde" ödeme yaptığını ortaya koyduğu, davalı firmanın düzenlediği faturalar ile iş görmenin söz konusu olmadığı, faturaların tek başına, iddia edilen "tonaj farkı" veya "İran navlun bedeli" iddiasını ispata elverişli olmadığı davacının davalı firmaya yapılan ödemeyi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade talep etme hakkı olduğu, davalı ...'ın tedbirsiz, dikkatsiz ve özensiz bir şekilde hareket ettiği ve bu faturalara konu iş yapılmadan ödenmesini engellemediği, bu nedenle haksız fiil hükümlerine göre davacının alacağından sorumlu olduğu rapor edilmiş, ek rapora karşı itirazların değerlendirilmesi amacıyla dosya aynı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, itirazlar irdelenerek sunulan 2.ek rapora göre, bilirkişilerin önceki ek rapordaki görüş ve kanaatlerinin aynı olduğu rapor edilmiş olup, sunulan bilirkişi raporlarının bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunması sebebiyle yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması cihetine gidilmeyerek, her ne kadar davacı tarafça 239.708,71 TL asıl alacak ve 18.056,96 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 257.765,67 TL üzerinden takip başlatılmış ise de, davacının talep hakkı faturaya dayalı alacak olmayıp, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı alacak olduğu için davacının 239.710,71 TL asıl alacak üzerinden davalılardan alacak hakkı bulunduğu, takip öncesinde işlemiş faiz alacağı bulunmadığı, somut olayın özelliğine göre her iki davalının da tespit edilen borçtan müteselsilen sorumlulukları doğduğu..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların İstanbul Anadolu 21.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazın 239.710,71 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin 239.710,71 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 oranında ve değişen oranlarda ticari faiz uygulanmasına, İİK 67/2. maddesindeki yasal koşullar oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalıların vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacının somut deliller sunmadan dava açtığını, itiraz ve savunmalarının mahkemece değerlendirilmediğini ve kararın gerekçesinde yer almadığını, davacının keşide ettiği Kadıköy ... Noterliğinin 15.02.2019 tarihli ... ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi üzerine, müvekkilince keşide edilen Bakırköy ... Noterliğinin 14.03.2019 tarihli ihtarında, müvekkilinin hiçbir zaman davalı şirket personeli olmadığı, fatura dönemleri dikkate alındığında ... A.Ş. ihracat operasyon yöneticisi olarak görev yaptığı, müvekkilinin karar mercii olmayıp, amirlerinden gelen talepler doğrultusunda hareket ettiği, işlemlerinin de amirlerinin onayına tabi olduğu, ihtarnamede bahsi geçen faturaların ve dayanağı işlemlerin de aynı iş akışı içerisinde yerine getirildiğinin bildirildiğini, ancak davacının iftira niteliğinde iddialarla dava açtığını, müvekkilinin 16.04.2013 ila 05.11.2018 tarihleri arasında ... A.Ş'nin ihracat operasyon yöneticisi olarak görev yaptığını, davacı şirkette hiçbir yetki ve sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin personeli olmadığı şirketten, 239.708,71 TL gibi yüksek bir bedeli kontrolsüzce, sözde sahte belgelerle çekebilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dilekçesinde müvekkilinin ihracat operasyon şefi olarak çalışırken görev ve yetkisi dahilinde olmamasına rağmen nakliye işine ait bazı faturaların ödenmesini sağladığı eklinde beyanda bulunulduğunu, bu beyanın dahi davacı iddialarının yersiz olduğunu ortaya koyduğunu, yapılan işlemlerin bir çok aşama ve kontrolden geçtiğini, ödemenin asılsız belgelerle ve şirketin iradesi olmaksızın alınmasının mümkün olmadığını, dilekçede söz edilen ... Şirketinin eylemleriyle müvekkilimin nasıl suçlandığının anlaşılamadığını, ...'ın, davacıyla, ... A.Ş. ve .... ile olan iş ilişkileri nedeniyle müvekkilinin de bir senaryoya dahil edildiğini, sunulan belgelerin delil niteliğinde olmadığını, bunların esasında davacı şirket yöneticileri tarafından hazırlandığını, bu ödemelerin yapılması halinde dahi müvekkilinin bu ödemelerden sağladığı bir menfaat bulunmadığını ve buna ilişkin bir kanıt sunulmadığını, müvekkilinin "işvereni ...'dan gerçeğe aykırı beyanlarla iş avansı alıp bu avanslarla işvereni dolandırdığı.." beyan edilerek iftira atıldığını, müvekkilinin tüm çalışanlar gibi aldığı avanslardan kullanmadığı kısımları iade ettiğini, buna ilişkin belgelerin de işveren ... A.Ş'de olduğunu, müvekkilimin belgelere ulaşamamasının fırsat bilinerek ve belge ile bilgileri saklayarak yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, dava dilekçesinde bir yandan müvekkilinin görev ve sorumluluğunda olmayan işleri yaptığı belirtilirken bununla çelişir şekilde sahte fatura ve gümrük belgesi ile para tahsil edebilecek kadar yetki ve görevle donatıldığını, açıklamalara göre görevsiz ve yetkisiz olan müvekkilinin, şirketten dilediğince avans çekip, dilediği hesaba para gönderebildiğini ve bu eylemlerin şirket yöneticilerinin denetiminde olabildiğini, davacının, ... A.Ş. ve .... arasındaki İran İslam Cumhuriyetine uygulanan ambargodan kaynaklanan karışık finansal ilişkinin faturası müvekkiline çıkardığını, yargılama boyunca süren bu savunmaların gerekçede değerlendirilmediğini, raporların varsayımlara göre hazırlandığını, rapordaki tespitlerin aksine haksız fiil unsurlarının bulunmadığını, müvekkilinin personeli olmadığı, hiçbir yetki ve sorumluluğu bulunmadığı şirketi maddi zarara uğratabilmesi, bu yönde haksız eylemlerde bulunması hayatın olağan akşına aykırı olduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/134721 sayılı soruşturma dosyasında, bilirkişi raporu esas alınarak kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verildiğini ve itirazın reddedildiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.Davalı .... Şti. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin yasalar çerçevesinde ticari faaliyetini yaparak davacıya düzenlediği faturalar karşılığı ihtirazi kayıt olmaksızın ücretini aldığını, daha sonra davacının keşide ettiği Kadıköy ...Noterliği 15.02.2019 tarihli ihtarı ile taşıma yapılmadan ücret alındığı belirtilerek taşıma faturaları için yapılan ödemenin iadesinin istendiğini, müvekkilince keşide edilen Kadıköy ... Noterliği 27.02.2019 tarihli ihtarı ile faturaların nakliye hizmeti karşılığı düzenlendiğinin bildirildiğini, buna rağmen başlatılan haksız takibe itiraz edildiğini, itirazın iptali için de bu davanın açıldığını, Cevap dilekçesi ile bilirkişi raporlarına karşı sunulan beyanlarda açıklandığı üzere davacı şirketten habersiz şekilde yüzbinlerceTL bedelinde alım yapılarak bu alımlar karşılığında satıcılar tarafından düzenlenen fatura ve irsaliyelerin kendinden habersiz şekilde defterlerine işlenmesi ve bunların bedelinin banka yoluyla ödenmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili ile diğer davalının birlikte hareket ederek olmayan hizmet için fatura düzenleyip tahsil etmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesindeki anlatımların davacı şirketin ortak ve yöneticilerinin şirket üzerinde bir hakimiyetleri olmadığını gösterdiğini, şirket sahiplerinin bilgisi dışında yüzbinlerce TL'nin gelip gitmesinin mümkün olmadığını, davacı yetkililerinin davalı ...'a duydukları husumete müvekkilini karıştırmak istediklerini, hizmet faturasının tebliğ alınıp bedeli ödendikten 8 ay gibi uzun bir süre sonra bu bedellerin istenilmesinin başka bir açıklaması bulunmadığını, davacı şirketin, ... A.Ş. ve .... arasındaki İran İslam Cumhuriyetine uygulanan ambargodan kaynaklanan karışık finansal ilişkinin faturası davalılardan çıkartmaya çalıştığını, gerekçeli kararda bilirkişi raporlarına dayanıldığının belirtildiğini, oysa gerekçeli kararın 4. sayfasında "taraflar arasında taşımacılık işine dair ticari ilişkinin mevcut olduğunu" kabul edildiğini, müvekkilinin taşıma hizmeti verdiğinin kabul edilmesine rağmen aksine karar verildiğini, davacıların sahte faturaya ilişkin şikayetlerinin takipsizlikle sonuçlandığını, alınan raporlarda ödemelerin ve faturaların ihtirazi kayıt olmaksızın yapıldığı, faturaların ticari defterlere işlendiği, işlenen bu faturaların bedeli olan 239.708.71 TL'nin her ay faturaların düzenlenmesinden sonra banka yolu ile ödendiği, iade faturalarının müvekkilince kabul edilmediği, iade faturalarının 07.11.2018 tarihinde kesilmesine rağmen fatura bedellerinin ise 15.02.2019 tarihinde müvekkilinden talep edildiği, işlemlerin diğer davalı ... tarafından düzenlendiğine dair bir tespitte bulunulmadığı, ...'ın 05.11.2018 tarihine kadar dava dışı ... şirketinde çalıştığı ve davacı şirkette çalışmadığı, şikayetin takipsizlikle sonuçlandığı hususlarının tespit edildiğini, bu tespitlerle müvekkilinin verdiği hizmet karşılığı düzenlenen faturaların davacı tarafından ödendiğinin anlaşılacağını, alınan raporlarda taşıma faturalarının gerekli unsurları içeriğinin belirlendiğini, ancak bilirkişilerin yapılan ödemeye bir neden bulma gayretine girdiklerini, raporlardaki hizmetin verilmesi ve faturaya ilişkin tespitlerin çelişkili ve hatalı olduğunu, bilirkişi raphorunda, bir kişinin ödeme yapması halinde bunun var olan bir borca kaşılık yapıldığını, borçlu olduğu için yaptığı bu ödemenin aksinin davacı tarafça ispatlanmasının gerektiğini açıklamalarına rağmen, davacı tarafın bunun aksini nasıl ve hangi delillerle ispatladığını ise açıklayamadıklarını, bu miktar ödemenin fatura karşılığı yapılmasına rağmen, ödeme yapan kişinin borçlu olmadığının kabul edilmesinin hatalı oludğunu, bu gibi taşımalarda .ir yazılı taşıma sözleşmesi yapılmadığı, irsaliye ve faturanın taşıma sözleşmesi yerine geçtiğini, davacının bu durumun aksini kanıtlayamadığını, ödemelerin avans için yapıldığının kanıtlanmadığını, mahkeme kararına göre davacı şirkette çalışmayan bir kişinin beyanları doğrultusunda ödeme yapıldığı, ancak davacıların bunu neden yaptıkları konusunda herhangi bir açıklamalarının bulunmadığının görüldüğünü, davacının 239.708,71 TL ödemeyi ne için yaptığını .bilmeden yaptığının kabul edilemeyeceğini, mahkemenin yorum yoluyla bunun "bu olsa olsa inançlı bir işlemdir" deyip taraflarca ileri sürülmeyen bir durumu ortaya koyduğunu, işlemlerin davacı şirketin denetim ve gözetiminde yapıldığını, faturada belirtilen işin yapılıp yapılmadığı bilinmeden ödeme yapılmadığını, hizmetin yapıldığına ilişkin teyitler alınarak ödeme yapıldığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalıların istinafının yerinde olmadığını, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesine rağmen icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiğini oysa yapılan yargılama sonucunda 15 adet fatura bedelinin iadesine ilişkin talebin haklı olduğu ve bu faturaların yapılmayan işler için düzenlendiğinin belirlendiğini, tüm alacağın kabul edilmesinin alacağın likit olduğunu gösterdiğini, davalıların iadesi gereken miktarı bildiğini, mahkemece işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, sebepsiz zenginleşme halinde bu tarihten itibaren faiz ödenmesi gerektiğini, kaldı ki iade için ihtarname gönderilerek davalıların temerrüde düşürüldüğünü gönderildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, davacı şirket tarafından, diğer davalıların iş birliği ile düzenlenen, gerçek bir mal veya hizmet karşılığı olmayan faturalar nedeniyle yapılan ödemelerin istirdadı amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarıca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalıların vekillerince ayrı ayrı, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan ...'ın, davacı şirkette ihracat operasyon şefi olarak çalışırken görev ve yetkisini aşarak bir takım sahte faturaları ödettiğini, bu kapsamda yapılan soruşturmada dava dışı şirketlerin yanı sıra davalı şirket tarafından düzenlenen 14.08.2018 ile 05.10.2018 tarihleri arasındaki 15 adet toplam 239.708,71 TL bedelli faturaların ödendiğini, oysa bu faturalara ilişkin taşıma işleminin yapılmadığını, davalı çalışanın usulsüz onayı ile faturaların ödendiğini ileri sürmektedir.Dilekçede ayrıca bu usulsüzlüğün fark edilmesi üzerine davalı şirket ile davalı çalışana noter aracılığıyla gönderilen ihtarname ile haksız şekilde yapılan ödemenin istirdadının istendiği, ödeme yapılmaması üzerine takip başlatıldığı ileri sürülmüştür. Davalı ... ise davacı şirkette bu dönemlerde çalışmadığını, bu nedenle sahte fatura düzenlettirilip ödenmesinin söz konusu olamayacağını, davacının ... şirketi ile İran'da yapılan faaliyetlerin bedelini kendisinden almaya çalıştığını savunmuştur. Davalı şirket ise gerçek bir mal ve hizmet teslimine dair faturaların davalıya tebliğ edildiğini, faturaların davacı tarafından kabul edilerek ödendiğini, yaklaşık 8 ay sonra bu faturaların gerçek bir mal veya hizmet teslimine ilişkin olmadığının ileri sürülerek talepte bulunulmasının hukuka ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunmuştur. Davacı tarafından keşide edilen Kadıköy ... Noterliğinin 15.02.2019 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarı ile 15 adet haksız fatura karşılığı ve taşıma nedeniyle ödenen 239.708,71 TL'nin 7 gün içinde iadesi istenmiştir. Davacı şirketçe keşide edilen Kadıköy ... Noterliğinin 15.02.2019, ... yevmiye sayılı ihtarı ile 54.064 TL'lik 6 adet faturanın gerçek bir mal ve hizmet karşılığı olmadığı belirtilerek iadesi istenmiştir. Davalı... şirketi tarafından keşide edilen Kadıköy .... Noterliğinin 27.02.2019 tarihli ihtarı ile davacı iddialarının gerçek dışı olduğu belirtilerek verilen hizmet karşılığı düzenlenen fatura borçlarının ödendiği ihtar edilmiştir. Davalı ... tarafından keşide edilen Kadıköy ... Noterliğinin 14.03.2019 tarihli ihtarında, davacı şirkette çalışmadığını, dava dışı ... AŞ'de ihracat operasyon yöneticisi olarak görev yaptığını, amirlerinden gelen talepler doğrultusunda hareket ettiğini belirtmiştir. İhtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine davacı şirketçe, davalılar aleyhine Kadıköy .... Noterliğinin 15.02.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı, 239.708,71 TL bedelli fatura alacağı, 18.056,96 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 257.765,67 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız takip başlatılmıştır. Davalıların süresinde borç ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı belirlenmiştir. Davalı şirket tarafından 2018 yılının çeşitli aylarında davacı şirket adına Türkiye-İran navlun bedeli, tonaj farkı açıklamalı faturalar düzenlenmiştir. Bu faturalar davacı şirketçe kabul edilip ticari defterlerine işlenmiştir. Davacı şirket bu davada davalı şirketçe düzenlenen bu faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimine ilişkin olmadığını, davacı şirkette ihracat operasyon şefi olarak çalışan davalı gerçek kişinin görev ve yetkilerini aşarak faturaları kabul ettiği ve bu faturaların ödenmesini sağladığının iddia etmiştir. Davacı tarafından yapılan suç duyurusu üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/134721Soruşturma sayılı dosyasında, soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği dosya içerisindeki delillerden anlaşılmaktadır. Soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporunda ... çalışanı olarak gözüken şüphelinin hizmet süresinin, SGK giriş ve çıkış belgeleri olmadığından çalışma süresinin tespit edilemediği, alınan masraf avanslarına ilişkin bir bilgi bulunmadığı belirlenmiştir.İlk derece mahkemesince davacı ve davalı şirketlerin ticari defterleri üzerinde mali müşavir ve taşıma sektörü bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılmıştır. İnceleme sonucu düzenlenen 12.07.2021 tarihli raporda, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının defterlerinin onaylarının yapıldığı, ancak envanter defterinin ibraz edilmediği, taşıma faturalarının her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, e-fatura bedellerinin ödendiği ancak davacının ticari defterlerinde bulunan ve yansıtma faturası niteliğinde olan faturaların davalı defterinde kayıtlı olmadığı davalı gerçek kişinin SGK kayıt ve görev bilgilerinin dosyada bulunmadığı, nakliye firmaları tarafından düzenlenen faturaların kimin kabul edip onayından geçtikten sonra mutabakat yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı belirtilmiştir. İtiraz üzerine mahkemece taşıma konusunda uzman başka bir bilirkişi de eklenerek 20.12.2021 tarihli ek rapor alınmıştır. Bu ek raporda özetle davacının ödediği miktarın gerçek bir mal ve hizmet karşılığı olmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle bu miktarın iadesi gerektiği tespit edilmiştir. Ancak davalı gerçek kişinin bu faturaların ödenmesine tedbirsizlik, dikkatsizlik ve özensiz hareketleri ile sebep olduğu, ancak kasti hareketinin tespit edilemediği belirtilmiştir.Ancak bu rapor içeriğinde de davalı gerçek kişinin konumu ile ilgili bir belirleme yapılmamış, raporun 8.sayfasındaki tespitlere göre gerçek kişi davalının ... firmasının çalışanı olduğu tespit edilmiştir. İtiraz üzerine aynı bilirkişi kurulundan alınan 24.03.2022 tarihli raporda da benzer hususlar tespit edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirket tarafından davacıya taşıma hizmeti verilip verilmediği noktasında olduğu anlaşılmaktadır. Dosyadaki belgelere göre davalı şirketçe düzenlenen taşıma faturalarının, davacı şirketçe alınarak kayıt edildiği ve bedellerinin ödendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle öncelikle mahkemenin gerekçeli şekilde, mal ve hizmet faturasının kabul edilerek ticari defterlere işlenmesinin ne anlama geldiğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece bu hususta hiç bir değerlendirme yapılmamıştır. Faturanın alınarak ticari defterlere kayıt edilmesi ve ödemesinin yapılması halinde, bu durumun mal ve hizmet alındığına karine olduğu kabul edildiği takdirde, davalı şirketin, davacı şirketin çalışanları ile el ve iş birliği içinde sahte fatura düzenleyip bedelinin tahsil edildiğini kanıtlaması gerekmektedir. Bu durumda ceza soruşturmasının incelenerek yapılan maddi tespitlerin TBK'nın 74. maddesine göre değerlendirilmesi gerekir. Diğer yandan dava dilekçesinde gerçek kişi davalı ...'ın ihracat operasyon şefi olarak çalıştığı ve görevini suistimal ederek sahte faturaları kabul ederek ödenmesini sağladığı iddia edilmiştir. Ancak dosyadaki belgelerden bu kişinin davacı şirketin çalışanı olmadığı, dava dışı ... A.Ş'nin çalışanı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davacı şirket ile ... AŞ arasında ne tür bir ilişki bulunduğu, davacı şirket çalışanı olmayan bir kişinin ne şekilde davalı şirket tarafından, davacı şirket adına düzenlenen taşıma faturalarını alarak kabul ettiği ve bunların ödenmesini sağladığı hususunun somut delillerle kanıtlanması ve mahkeme gerekçesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.Ancak mahkemenin gerekçeli kararında bu yönlere ilişkin hiç bir açıklama bulunmadığı gibi her iki davalının sonuca etkili savunmaları HMK'nın 297.maddesine aykırı şekilde değerlendirilmemiştir. Gerekçeli kararın delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe başlıklı kısmında bilirkişi raporundaki tespitler yapılmış, bunun dışındaki hiç bir değerlendirilmeye yer verilmemiştir. Oysa mahkeme kararlarının gerekçeli şekilde yazılması Anayasa'mızın 141.maddesi ile AİHS'nin gereğidir. Gerekçede hangi hususların bulunacağı da HMK'nın 297.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre tarafların iddia ve savunmalarının özetinin yanı sıra, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkan sonuç ve hukuki sebeplerin bulunması gerekmektedir. Bu düzenlemeye göre davalı şirketçe, davalı şirket adına düzenlenen faturaların alınıp kabul edilmesinde davalı gerçek kişinin haksız fiil teşkil eden eylemlerinin ne olduğu tespit edilerek gerekçeli kararda tartışılmalıdır. Somut bir delille dayalı gerekçe oluşturulmaksızın davacı şirkette çalışıp çalışmadığı belli olmayan davalı gerçek kişinin, davacı şirkete sahte fatura kabul ettirip bunların ödenmesini de sağlayarak davacının zararına neden olduğunun kabul edilmesi, gerekçeli karar hakkı ve bununla bağlantılı olan hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir. Diğer yandan yukarıda belirtildiği gibi taşıma faturalarının alınıp davacı defterlerine kayıt edilmesi ve bedellerinin ödenmesi ve bundan sonra yansıtma faturası düzenlenerek bu bedellerin davalı şirketten talep edilmesi hususunun da ne anlama geldiği gerekçeli kararda değerlendirilmelidir. Kararda bu hususların hiç biri değerlendirilmeden, bilirkişi raporunun tekrar edilerek karar verilmesi hukuki dinlenilme ve gerekçeli karar hakkının ihlali niteliğinde olduğu gibi, ortada tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirildiği, denetlenebilir bir gerekçeli karar da bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,

4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 18.06.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2019, K. 2026/1173, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2019-e-2026-1173-k-c43df7ccf1f8