Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1726 E. 2026/1125 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1726
- Karar No
- 2026/1125
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1726 KARAR NO : 2026/1125
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/01/2023 (Dava) - 06/07/2023 (Karar) NUMARASI : 2023/21 Esas - 2023/545 Karar BİRLEŞEN DAVA: :(İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/25 Esas, 2023/315 Karar Sayılı Dosyası) DAVA : Genel Kurul Kararının İptali DAVA TARİHİ : 09/01/2023 BİRLEŞEN DAVA : (İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/25 Esas Sayılı Dosyası ile Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/23 ESAS, 2023/14 Karar Sayılı Dosyası) DAVA : Genel Kurul Kararının İptali DAVA TARİHİ : 09/01/2023 BAM KARAR TARİHİ : 16/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2023 tarih ve 2023/21 Esas - 2023/545 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: BİRLEŞEN DAVA:(İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/25 Esas Sayılı Dosyası) Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatif yönetim kurulunun kooperatifin 2019, 2020, 2021 yılı Olağan Genel Kurul toplantısını yapmak üzere genel kurul toplantı gündemini içeren genel kurul çağrı mektubunun 2055 ortağa gönderildiğini, internet adresinde ilan edildiğini, 08.11.2022 tarihli Hareket Gazetesinde yayımlandığını, tüm ortakların cep telefonlarına bildirimde bulunulduğunu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşmede belirtilen iş ve işlemlerin yerine getirildiğini, Kooperatifte Didim arsalarda ortaklara su verme işini üstlendiklerini, iki su görevlisi ve iki büro görevlisi olarak dört kişinin çalıştığını, İzmir merkez bürosunda 16.11.2006 yılında kooperatif kasa ve muhasebe sorumlusu olarak işe başlayan .... isimli kişinin ... adlı kooperatif ortağı adına tahsisli arsayı Bozdoğan 2. Noterliği ismini kullanarak sahte evrakla devir sözleşmesi yaptığını, Bozdoğan Noterliğinin şikayeti üzerine olaydan haberdar olduklarını, ....'in 15.11.2022 tarihinde iş akdinin feshine karar verildiğini, yönetim kurulu muhasip üyesi ve ....’in kardeşi ....'in kooperatif çalışanı .... ve yönetim kurulu başkanı ... ile başkan yardımcısı ...’ı tehdit ederek ....’in işten çıkarılmasına engel olmak istediğini, ....’in 24.10.2022 tarihinde izne çıkarıldığını, Yönetim kurulu üyesi ....’in yönetim kurulunun aldığı kararlara muhalif kaldığını, kardeşi ...’in işten çıkarılmaması için kooperatif bürosunda sırları bilen ....’nin işten çıkarılmasına yönelik davranışlar sergilediğini, ...’in işten çıkarılmasını hazmedemediğini, kardeşi yönetim kurulu üyesi .... ile iş birliği yaparak genel kurul günü yönetim kurulunu hiçbir gerekçe olmaksızın haksız ve mesnetsiz şekilde genel kurula katılanları etkileyerek ve yönetim kurulunu ibra ettirmeyerek kendisini yönetimden düşürmek istediğini, toplantıya katılan 43 asil 123 vekalet ile toplamda 166 üye ile genel kurul yapıldığını, toplam ortak sayısının % 8,18 katılımıyla sandık usulü oy kullanılması gerekirken yapılan oylamanın usule aykırı olduğunu, yine kooperatif ortağı olan ....'in de müteahhit olarak kooperatiften olan alacaklarını alamadığı için yönetim kurulunun haksız olarak işten el çektirilmesinde oy kullandığını, yönetim kurulunun azline sebebiyet verilen karar alınırken gerekli tüm hesapların verildiği, denetçilerin soruları cevapladığını, 2016 yılında kooperatifin yönetim ve tasfiye kurulu üyesi olduğunu, 2019 yılı Kasım ayından bu yana yönetim ve tasfiye kurulu başkanı olarak görev yaptığını, yönetim ve denetim kurulunun ibra edilmeme sebebinin genel kurul tutanağında belirtilmediğini, salt oy çokluğu ile kendi istedikleri denetçileri seçtirmek amacıyla ibra edilmediğini, tasfiye işlemlerini başarılı bir şekilde sürdürmelerine rağmen yönetim ve Tasfiye Kurulunun ibra edilmemesinin haksız ve yanlı bir karar olduğunu, kendisi aleyhine sorumluluk davası açılmadığını, davalı kooperatifin 11.12.2022 tarihli genel kurulunun genel kurulunda gerçeğe ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak alınan 2019-2020-2021 yıllarına ait yönetim kurulunun ve tasfiye kurulunun ibra edilmeme kararına ilişkin 4, 5 ve 6. maddelerinde alınan kararların iptaline / geçersizliğine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını kabul etmediklerini aynı genel kurul kararının iptali için İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/21 Esas sayılı dosyasıyla iptal davası açıldığını, davalar arasında hukuki bağlantı olduğundan davaların birlikte görülmesi gerektiğini, davacının kooperatif eski çalışanı ... ve kardeşi ... ... ile aralarındaki problemleri, oylamanın sağlıklı yapılmadığını ileri sürerek Genel Kurul Kararlarının iptalini talep ettiğini, ibra edilmeme gerekçesinin bu kişiler arasındaki problemlerden kaynaklanmadığını, genel kurulun bakanlık temsilcilerinin gözetim ve denetiminde davetiyede belirtilen adres ve tarihte toplanarak toplantı yapıldığını, oylama sonuçlarının da hukuka uygun bir şekilde sayıldığını, genel kurula katılan kooperatif ortaklarının bağımsız iradeleri ile okunan yönetim ve denetim kurulu faaliyet raporlarını uygun görmeyerek ibra etmediklerini, genel kurulda alınan kararların hazirun iradesini yansıttığından hukuka uygun şekilde alındığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: (İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/23 Esas Sayılı Dosyası) Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin yönetim kurulunun kooperatifin 2019, 2020, 2021 yılı Olağan Genel Kurul toplantısını yapmak üzere genel kurul toplantı gündemini içeren genel kurul çağrı mektubunun 2055 ortağa gönderildiğini, internet adresinde ilan ettiğini, 08.11.2022 tarihli Hareket Gazetesinde yayımlandığını, tüm ortakların cep telefonlarına bildirimde bulunulduğunu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşmede belirtilen iş ve işlemlerin yerine getirildiğini, Kooperatifte Didim arsalarda ortaklara su verme işini üstlendiklerini, iki su görevlisi ve iki büro görevlisi olarak dört kişinin çalıştığını, İzmir merkez bürosunda 16.11.2006 yılında kooperatif kasa ve muhasebe sorumlusu olarak işe başlayan .... isimli kişinin ... adlı kooperatif ortağı adına tahsisli arsayı Bozdoğan 2. Noterliği ismini kullanarak sahte evrakla devir sözleşmesi yaptığını, Bozdoğan Noterliği'nin şikayeti üzerine olaydan haberdar olduklarını, ....’in 15.11.2022 tarihinde iş akdinin feshine karar verildiğini, yönetim kurulu muhasip üyesi ve ....’in kardeşi ....’in kooperatif çalışanı .... ve yönetim kurulu başkanı ... ile başkan yardımcısı ...’ı tehdit ederek ....’in işten çıkarılmasına engel olmak istediğini, ...’in 24.10.2022 tarihinde izne çıkarıldığını, Yönetim kurulu üyesi ....' in yönetim kurulunun aldığı kararlara muhalif kaldığını, kardeşi ....’in işten çıkarılmaması için kooperatif bürosunda sırları bilen ...’nin işten çıkarılmasına yönelik davranışlar sergilediğini, ...’in işten çıkarılmasını hazmedemediğini, kardeşi yönetim kurulu üyesi ... ile iş birliği yaparak genel kurul günü yönetim kurulunu hiçbir gerekçe olmaksızın haksız ve mesnetsiz şekilde genel kurula katılanları etkileyerek ve yönetim kurulunu ibra ettirmeyerek kendisini yönetimden düşürmek istediğini, toplantıya katılan 43 asil 123 vekalet ile toplamda 166 üye ile genel kurul yapıldığını, toplam ortak sayısının % 8,18 katılımıyla sandık usulü oy kullanılması gerekirken yapılan oylamanın usule aykırı olduğunu, yine kooperatif ortağı olan ...'in de müteahhit olarak kooperatiften olan alacaklarını alamadığı için yönetim kurulunun haksız olarak işten el çektirilmesinde oy kullandığını, yönetim kurulunun azline sebebiyet verilen karar alınırken gerekli tüm hesapların verildiği, denetçilerin soruları cevapladığını, 2016 yılında kooperatifin yönetim ve tasfiye kurulu üyesi olduğunu, 2019 yılı Kasım ayından bu yana yönetim ve tasfiye kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığını, yönetim ve denetim kurulunun ibra edilmeme sebebinin genel kurul tutanağında belirtilmediğini, salt oy çokluğu ile kendi istedikleri denetçileri seçtirmek amacıyla ibra edilmediğini, tasfiye işlemlerini başarılı bir şekilde sürdürmelerine rağmen yönetim ve Tasfiye Kurulunun ibra edilmemesinin haksız ve yanlı bir karar olduğunu, aleyhine sorumluluk davası açılmadığını, davalı kooperatifin 11.12.2022 tarihli genel kurulunun genel kurulda gerçeğe ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak alınan 2019-2020-2021 yıllarına ait yönetim kurulunun ve tasfiye kurulunun ibra edilmeme kararına ilişkin 4, 5 ve 6. Maddelerinde alınan kararların iptaline / geçersizliğine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "... davacı ... tarafından , davalı kooperatifin 11/12/2022 tarihinde yapılan 2019-2020-2021 yılı hesap yılları olağan genel kurul toplantısının 4-5-6 maddeleri ile alınan kararların iptaline karar verilmesine yönelik Mahkememizin 2023/21 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, davalı kooperatifin 11/12/2022 tarihinde yapılan 2019-2020-2021 yılı hesap yılları olağan genel kurul toplantısının 4-5-6 maddeleri ile alınan kararların iptaline karar verilmesine yönelik olarak davacı ... tarafından davalı hakkında İzmir 5. ATM'nin 2023/25 sayılı dosyasında, davacı ... tarafından da davalı hakkında İzmir 5. ATM'nin 2023/23 sayılı dosyasında dava açıldığı , tüm dava dosyalarının Mahkememiz ana dava dosyasında birleştirilerek yargılamaya ana dava dosyası üzerinden devam olunduğu, ana dava dosyası davacısı ... ' ın 06/07/2023 tarihli duruşmaya katılmadığı ve her hangi bir mazerette bildirmediği, ana dosya yönünden davanın davalı tarafından da takip edilmediği belirlenerek ana dosya yönünden dosyanın dosyadan tefriki ile Mahkememizin başka bir esasa kaydına karar verildiği ve yargılamaya birleşen dosya yönünden devam olunduğu, genel kurul toplantı tarihi ile dava tarihleri göz önüne alındığında Kooperatifler Kanunun 53. maddesinde düzenlenen 1 aylık yasal hak düşürücü sürenin dolmadığı ve dava ve birleşen davaların yasal süresinde açıldığı, davacılar ... ve ... ' ın davalı kooperatif üyesi oldukları ve her iki davacınında kooperatifin önceki yönetim kurulu üyesi oldukları, davacıların yasa gereği kendileri ile ilgili ibra oylamalarına katılmadığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilmemelerine ilişkin genel kurul kararının iptalini haklarında sorumluluk davası açılması yolunda alınmış bir genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava edebilmelerinin mümkün olmadığı, zira yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olmadıkları iddiasına dayandıkları ve bu hususun genel kurul kararının iptali davasında değil kooperatifin açacağı sorumluluk davası veya bu yola uzun bir zaman zarfında gidilmediği takdirde daha sonra ibra edilmeyenler tarafından açılacak hükmen ibra davasında karara bağlanabileceği, davacılar ile ilgili mevcut aşamada itibari ile haklarında sorumluluk davası açılmasına yönelik genel kurul kararının bulunmadığı, bu sebeple davacıların eldeki davayı açmakta hukuki yararlarının da bulunmadığı, HMK' nun 114/h maddesi gereğince dava açmakta hukuki yararın bulunmasının dava şartı niteliğinde olduğu..." gerekçesiyle "...Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı birleşen dosya davacıları ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Birleşen dosyalar davacıları ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kooperatif Genel Kurulunun ibra edilmeme kararının iptali için Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesine göre 1 ay içinde dava açılması gerektiğini, müvekkillerinin ibra edilmeme kararı neticesinde itibarlarının lekelendiğini ve ibra edilmeme kararının iptal edilmesi ile yeniden itibarlarına kavuşmak istediklerini, müvekkillerinin kasıtlı ve hukuka aykırı bir şekilde ibra edilmediklerini, müvekkillerinin hakkında herhangi bir sorumluluk davası açılmadığını, müvekkillerinin, kooperatif ortaklarına karşı kendilerinin aklandıklarını göstermek istediklerini, Genel Kurul kararının iptali davası açma hakkının 1 ay süre içinde düştüğünü, ancak Yargıtay'ın çeşitli kararlarında ''Yönetim Kurulu üyelerinin ibra edilmemesi kararı icraya yönelik bir karar olmayıp henüz yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu doğuracak bir karar alınmamıştır.'' şeklinde yorumu ile açılan karar tarihinden hemen sonra açılan davaları reddettiğini, Yargıtay'ın sorumluluk davası açılıp açılmayacağını görmek için makul sürenin beklenmesine işaret ettiğini, somut olayda sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir karar bulunmadığını, dava tarihine kadar da herhangi bir sorumluluk davası açılmadığını, somut olayda sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir karar bulunmadığı, dava tarihine kadar da herhangi bir sorumluluk davası açılmadığı, Genel Kurul Kararıyla dava tarihi arasında makul sürenin geçtiğini, davanın açılmasında hukuki yararın var olduğunu, dosyaya sunulan 10/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda, açılan davanın haklılığının teyit edildiğini, müvekkillerinin ibra edilmeme kararının keyfi bir karar olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yerel mahkemece makul sürenin geçip geçilmediği araştırılmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Birleşen davalar, kooperatifi genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın dava şartı hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; hüküm asıl ve birleşen dava davacıları ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2 nci maddesi uyarınca hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir. Eldeki istinafa konu birleşen iki dava bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 166 ve devamı maddeleri uyarınca davaların birleştirilmesine karar verilmesi halinde sadece bunların yargılaması birlikte yürütülmekte olup her dava bağımsız karakterini korumaktadır. Bu durumda her dava için ayrı ayrı hüküm kurulmalı, harç ve yargılama giderleri v.s. her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir. Somut olayda mahkemece; birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde tek hüküm kurulması, kurulan bu tek hükmün de hangi davacı tarafından açılan hangi davaya yönelik olduğu hususunda ise açıklık bulunmaması karşısında; 6100 sayılı HMK’nun 297/2 nci maddesine aykırı ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından ve ortada istinaf denetimine elverişli bir hüküm bulunmadığından, kararın kamu düzenine ilişkin resen gözetilen bu nedenle ilk derece mahkemesince yeniden hüküm kurulması için (istinaf kanun yoluna yalnızca davacılar tarafından başvurulduğu gözetilerek davacı taraflar lehine oluşan usuli müktesep haklar korunarak) davacılar lehine ortadan kaldırılması gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; birleşen davalarda davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kamu düzeninen ilişin resen gözetilen nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, birleşen davalarda davacılar vekilinin esasa ilişkin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Birleşen davalarda davacılar vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2023 tarihli 2023/21 Esas ve 2023/545 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Birleşen davalarda davacılar vekilinin esasa ilişkin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; birleşen davalarda davacılardan peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde ilgili davacıya iadesine, 4-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.16/06/2026