Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1728 E. 2026/966 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1728
Karar No
2026/966
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1728 KARAR NO : 2026/966

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/06/2022 (Dava) - 06/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/538 Esas -2023/472 Karar DAVA : Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 21/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2023 tarihli 2022/538 Esas ve 2023/472 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ....'ın sırada 05/02/2020 tarihinde dava dışı .... A.Ş.'ne ait iş yerinde elyaf değerlendiricisi olarak görev yaptığı sırada 3 metre yükseklikteki otomatik pres makinesinin bant kısmına ulaşmak için seyyar merdiven kurarak tırmandığı sırada dengesini kaybederek ve yaklaşık 1,5-2 metre yükseklikten beton zemine düşmesi sonucu hayatını kaybettiğini, dava dışı iş veren ... A.Ş.'nin davalı sigorta şirketinde 22/11/2019 başlangıç tarihli 20347900 numaralı İşyeri Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, meydana gelen kazanın teminat süresi içinde meydana geldiğini, davacılardan .... 'ın müteveffanın kızı, ....'ın eşi olduğunu, murislerinin ölümü nedeniyle desteğinden yoksun kaldıklarını, iş kazasının tespiti için Uşak SGK'na başvuru yapıldığını ve iş kazası dosyası açıldığını, ayrıca davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, 484990 no'lu hasar dosyasının açıldığını, ancak yapılan işlemlerin sonuçsuz kaldığını, meydana gelen iş kazası nedeniyle davacı ....'ın hayattaki en büyük desteğini eşini kaybettiğini, davacı ....'ın üniversite eğitimi aldığını ve tüm ihtiyaçlarının müteveffa tarafından karşılandığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydi ile davacı eş .... için şimdilik 1.000,00 TL, davacı kızı .... için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 05/02/2020 tarihinde meydana gelen iş kazasına ilişkin müteveffa ....'ın vefat etmesi nedeniyle açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında 20347900 poliçe numaralı Bereket İşyeri Paket Sigorta Sözleşmesi Poliçesinin akdedildiğini, davalı şirket merkezinin İstanbul'da olması nedeniyle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerine gönderilmesinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacıların destekten yoksun kaldığı hususunun tespit edilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin meydana gelen zarardan poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu, bu nedenle kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, SGK'dan kaza nedeniyle herhangi bir tazminat veya yardım alınıp alınmadığının belirlenmesi gerektiğini, bir tazminat alınmış ise zarar miktarından düşülmesi gerektiğini, davalı şirketin temerrüte düşmediğini bu nedenle talep edilebilecek faizin kaza tarihinden değil dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz olması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davada öncelikle yetkisizlik kararı verilmesine, esasa girilmesi halinde davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''...Meydana gelen kazada davacıların murisinin ölümü ile davacı ....'ın kusur indirimi uygulanmaksızın 847.686,43 TL destekten yoksun kalma zararının oluştuğu, diğer davacı ....'ın ise kusur indirimi uygulanmaksızın 9.357,55 TL destekten yoksun kalma zararının oluştuğu anlaşılmıştır. Davacıların murisinin kusur indirimi yapıldığı takdirde davacıların talep edebileceği zarar miktarının 342.817,59 TL olduğu, bu bedelin ise davalı sigorta şirketinin teminat limitinin üzerinde olduğu görülmekle birlikte davacı tarafça davacılardan .... yönünden 190.642,45 TL, davacı .... yönünden ise 9.357,55 TL olarak istemde bulunulduğu ve toplam 200.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilinin istendiği anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle davalı sigorta şirketinin teminat limiti kadar oluşan zarardan sorumlu olduğu kabul edilmekle davanın bu haliyle TTK ve TBK hükümleri uyarınca kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KABULÜNE, Davacı.... için 190.642,45 TL, davacı ..... için 9.357,55 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL maddi tazminatın Arabuluculuk başvuru tarihi olan 18/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın hmk 297'ye aykırılık teşkil ettiğini, gerekçesi kanuna uygun olarak belirtilmeyen kararların bozma sebebi olduğunu, yerel mahkemece hazırlanan gerekçeli kararda, tarafların iddia ve savunmaları özetlenmekle ve bilirkişi raporlarında belirtilen hususlara değinilmekle yetinildiğini, ilgili karar, hükmün verilmesini haklı gösteren makul gerekçeleri barındırmamakla birlikte dava ve cevap dilekçelerinin özeti ile bilirkişinin değerlendirmesinden ibaret olduğunu yazılan kararda hukuki değerlendirmenin bulunmadığını, gerekçelerin anlaşılabilir ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hukuki olarak gerekçelendirilmediğini, mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmanın temel unsurlarından biri olup hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereği olduğunu, gerekçeli kararın kararın neden, nasıl, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermesi gerektiğini, zira mahkemenin keyfilikten uzak şekilde, hukuka ve kanuna uygun karar verip vermediği ancak gerekçeden anlaşılabileceğini, Yargıtay'a göre hukuka uygunluk denetiminin yapılabilmesi için, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş ve hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren bir gerekçelendirmenin bulunmasının zorunlu olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için iş kazası ile ilgili olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişlerince çelişkileri giderir nitelikte rapor alınmadığından karara itiraz ettiklerini, bilirkişi tarafından PSD ödemesi ihtimalinin dikkate alınmadığını, raporun bu haliyle eksiklik barındırdığını, ikame edilen davada ispat külfeti davacılara ait olup bu kapsamda müteveffanın, davacıya “destek” olduğu hususunun incelenmesi ve ispatlanmasının zaruri olduğunu, müvekkili şirketin temerrütünün söz konusu olmadığını, davacı yanın talep edebileceği faiz başlangıcının kaza tarihinden değil dava tarihinden itibaren ve yasal faiz şeklinde olması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacıların davadan önce İzmir 21. İş Mahkemesi' nin 2020/54 E., 2021/65 K. Sayılı dosyasında aynı olay ile ilgili davalı sigorta şirketine dava açtığı, mahkemece verilen yetkisizlik kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. HD'nin 2021/1865 E., 2021/1641 K. sayılı kararı ile görev yönünden kaldırıldığı, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/386 E. Sayılı dosyasına kaydedildiği arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden reddedildiği ve kesinleştiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı şirket tarafından iş yeri paket poliçesi ile sigortalı iş yerinde meydana gelen iş kazası sonucu davacıların murisinin hayatını kaybetmesi nedeniyle davacıların destekten yoksun kalma zararının oluştuğu iddiası ile oluşan zararın davalı şirketten tazmini için açılan tazminat davasıdır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21. maddesinin dördüncü fıkrasında, “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Şu durumda mahkemece davacılar murisinin vefat etmesi nedeniyle iş kazasına dayalı herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilmiş olması hâlinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, şayet yapılmışsa yapılan ödemenin miktarı ve niteliği (iş kazası sigorta kolundan olup olmadığı) ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususları SGK’dan sorulmalı, dayanak ödeme belgeleri temin edilmeli, rücuya tabi ödeme bulunması hâlinde ilk peşin sermaye değeri tutarlarının indirilmesiyle tazminatın hesaplanması için ek rapor alınmalı ve oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin bu hususa değinen İstinaf itirazları yerinde görülmüştür. Davaya konu iş kazası ile ilgili Uşak 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/643 E. Sayılı dosyası kapsamında yapılan ceza yargılamasında davacılar murisi ....'ın Asli kusurlu kabul edildiği, mahkemece alınan kusur raporunda davacılar murisi ....'ın %40 kusurlu kabul edildiği, dava dışı sigortalı şirket.... A.Ş.'nin %60 kusurlu kabul edildiği, bilirkişi raporunda asli ve tali kusur değerlendirilmesi yapılmadığından ve sorumluların ayrı ayrı kusur oranları tespit edilmediğinden yüzdelik dilime göre davacılar murisinin kusur oranın tali göründüğü, iş bu durumun ceza dosyası ile çelişki oluşturduğu, yine ceza dosyasında alınan kusur raporunun irdelenmediği, kusur raporunun eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğundan hükme esas alınmasında isabet bulunmadığı, mahkemece ceza dosyasını getirtilerek iş güvenliği konusunda uzman bilirkişi heyetinden taraf iddia ve savunmaları karşılar, önceki bilirkişi raporunu ve ceza dosyasındaki bilirkişi raporunu irdeler, hüküm kurmaya ve denetime elverişli kusur raporu gerektiğinden davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Mahkemece kazanın meydana gelmesinde kişilerin kusur durumuna yönelik iş güvenliği uzmanından alınan 09/05/2023 tarihli kusur raporunun 30/01/2023 tarihli aktüer bilirkişi raporundan sonra olduğu, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda tarafların kusur durumuna göre tazminat hesaplaması yapılmadığı, aktüer bilirkişi raporunun eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğundan hükme esas alınmasında isabet bulunmadığı, ayrıca tarafları kusuru oranında tazminattan sorumlu tutulması gerekirken bu husus gözetilmeden karar verilmesi yerinde olmadığından davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2023 tarihli 2022/538 Esas ve 2023/472 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf eden davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1728, K. 2026/966, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1728-e-2026-966-k-c2be1a14390a