İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/7 E. 2026/118 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/7
- Karar No
- 2026/118
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/7 Esas KARAR NO : 2026/118 DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/03/2023 KARAR TARİHİ : 14/05/2026
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkilinin ---------- esas unsurlu markalara azımsanmayacak derecede maddi ve manevi yatırımlar yaptığı, --------- ibareli markaların 2014 yılından bu yana Müvekkili tarafından aktif olarak kullanıldığı, Davalı yanın 2019 yılında müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanmak maksadıyla kötü niyetli tescil başvurusunda bulunduğu, müvekkilinin -------- unsurlu marka başvurularının ilgili marka başvurusundan önce olduğu, Müvekkilinin dava konusu marka bakımından gerçek hak sahibi olduğu, bu nedenlerle davalının markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkini hususlarını iddia, beyan ve talep etmiştir.Davacı vekili birleşen --------- Esas sayılı dava dosyasında özetle, Müvekkili şirketin tüm maddi ve manevi dava ve talep hakları mahfuz kalmak kaydı ile davalı adına tescilli cins, çeşit, malların karakteristik özelliklerini ihtiva eden -------- tescil numaralı Marka tescil belgesinin hükümsüzlüğünü, ----------- Markalar Sicilinden Terkinini, Kararın masrafları davalı tarafça karşılanmak üzere Türkiye çapında tirajı en yüksek 2 ayrı gazete de ikişer hafta ara ile ilanen kamuoyuna duyurulması ile dosya ile --------- E. sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacı yanın markasının esas unsurunun ---------- ibaresi olmadığı, zira ilgili ibarenin ayırt edicilikten yoksun olduğu, Müvekkilinin ilgili markayı mevzuata uygun biçimde 10 yıl için tescil ettirdiğini, ilgili markaya tescil sürecinde herhangi bir itirazın yapılmadığını, müvekkilinin markasıyla davacı yan markasının ayrıştırılamayacak derecede benzerliğinin olmadığını, bu sebeplerle haksız davanın reddinin gerektiği hususlarını iddia, talep ve beyan etmiştir.Davalı vekili birleşen davaya verdiği cevap dilekçesinde özetle, öncelikle tarafları ve konusu bakımından halihazırda açılmış ve halen mahkememizce görülmekte olan bir dava bulunduğundan sonradan açılan birleşen davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın Mahkememizin ---------- E. Sayılı dosyası ile haksız şekilde açtığı dava ile bir neticeye ulaşamayacağını anlayınca bu defa da birleştirme talepli açtığı dava ile müvekkiline ait markanın tanımlayıcı olduğundan bahisle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların tamamımın haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek esas ve birleşen davaların reddini talep etmiştir. TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın asıl davada ve birleşen davada davalı adına tescilli ----------- tescil numaralı ----------- markasının SMK'nın 5/1-c, 6/1, 6/3 ve Maddeleri gereği hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı, noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Davacının ----------- Ticaret Sicil Müdürlüğünde ---------- ticaret sicil numarasıyla kayıtlı olduğu görüldü, 04/06/2012 tarihinde tescil edildiği, son tescil tarihinin 14/12/2022 olduğu anlaşılmıştır. Davalının--------- Ticaret Sicil Müdürlüğünde ---------- ticaret sicil numarasıyla kayıtlı görüldüğü, 27/07/1992 tarihinde tescil edildiği, son tescil tarihinin 28/03/2023 olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya ---------- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---------- tescil numaralı markasının(Emtia:03) davalı adına tescili olduğu, 10/01/2019 tarihinde sicile tescil edildiği anlaşılmıştır. Dosyaya ----------- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ----------- tescil numaralı markasının(Emtia:03) davacı adına tescili olduğu, 29/01/2016 tarihinde sicile tescil edildiği anlaşılmıştır.Dosyaya ------------ kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---------- tescil numaralı markasının(Emtia:03, 35) davacı adına tescili olduğu anlaşılmıştır.Dosyaya ----------- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ------------ tescil numaralı markasının(Emtia:03,04,05,35) davacı adına tescili olduğu, anlaşılmıştır. Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre;"Davalı yana ait davaya konu markanın SMK 5, 6/1, 6/3, 6/4 ve 6/5 hükümleri kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği" yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:6769 sayılı SMK'nın SMK 5/1-c, 6/1, 6/3, 6/4 ve 6/5 ve 25. Maddeleri,
GEREKÇE: Asıl dava ve birleşen dava davalı adına tescilli ---------- tescil numaralı markasının SMK 5/1-c, 6/1, 6/3, 6/4 ve 6/5. Maddelerinden kaynaklı markanın hükümsüzlüğü davasıdır. Davacı taraf, davalı adına tescilli ---------- tescil numaralı "-----------" markasının kendisi adına tescilli -------- tescil numaralı markalar ile iltibas oluşturduğu, yine davalı tarafın tescili öncesinde kendisinin tescilsiz kullanımları dolayısıyla öncelikli hak sahibi olması dolaysısıyla, davalı markasının yurt dışında yapılan önceki tescillerle aynı mal ve hizmetler yönünden aynı ibare ile ayırt edilmeyecek derecede benzer tescil olması dolaysıyla, dava konusu ibarenin Türkiye'de ulaşmış olduğu tanınmışlık düzeyi sebebiyle tescilinin mümkün olmadığı iddiası ve birleşen davada da dava konusu markanın ana unsuru olan ---------- ibaresinin cins, çeşit, malların karakteristik özelliklerini ihtiva eden ibare olması dolayısıyla mutlak tescil engeli bulunduğu iddiası ile markanın hükümsüz kılınmasını talep ve dava etmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.SMK'nın 6/1. Maddesinde " (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." SMK'nın 6/3. Maddesinde "(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir."SMK'nın 6/4. Maddesinde, "(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir."SMK'nın 6/5. Maddesinde "(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir."SMK'nın 5/1-c. Maddesinde "c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler." hükümleri düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler dikkate alınarak davacı tarafın hükümsüzlük iddiaları değerlendirildiğinde; --------- tescil numaralı "---------" markasının davalı adına 03. Sınıfta tescilli olduğu, alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere noir ibaresinin Fransızca siyah anlamına gelen ve 3. Sınıftaki emtialarla özdeşleşen bir yapısının olmadığı, her ne kadar sektörde yaygın olarak kullanılsa da tek başına 03. Sınıftaki temizlik, diş macunu, parfümeri, sabunlara ait ürünler bakımından sektörü ya da sektördeki emtiaları tanımlar mahiyette olmadığı, bu haliyle SMk'nın 5/1-c maddesi gereği birleşen dava yönünden hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Davacı tarafın SMK'nın 6/1. Maddesi gereği kendi adına tescilli markalar ile davalı markasının iltibas oluşturacak kadar benzerlik yönünden iddiaları da değerlendirilmiş, davacı adına tescilli ----------- tescil numaralı marka dışındaki diğer marka tescillerinin davalı markasının tescil başvuru tarihinden sonrasına ait olduğu, bu haliyle ----------- tescil numaralı marka dışındaki markaların SMK'nın 6/1. Maddesi gereği hükümsüzlük gerekçesi olamayacağı, davacı tarafa ait ----------- tescil numaralı markanın esas unsurunun "----------" ibaresi olduğu, davalı markasının ana unsurunun --------- ibaresi olduğu, her iki markanın da 03. Sınıftaki emtialar yönünden tescilli olsalar da markaların görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzer olmadıkları, markalarda müştereken yer alan ----------- unsurunun ihtiva ettiği anlam nispetinde marka korumasının zayıf olduğunun değerlendirilebileceği, her ne kadar davalı tarafa ait marka davacı tarafa ait dayanak markada birebir olarak yer alıyor ise de davacı tarafa ait markanın bütünsel olarak davalı tarafa ait markadan uzaklaştığı, karşılaştırmaya tabi markalar arasında iltibas riskinin var olmadığ ve dava konusu markanın SMK 6/1 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Davacı tarafın SMK'nın 6/3. Maddesi gereği hükümsüzlük talepleri de değerlendirilmiş; dosyadaki deliller incelendiğinde, davacı taraf her ne kadar dava konusu marka bakımından gerçek hak sahibi olduğunu iddia etmiş ise de dosya içerisinde davalı tarafın gerçek hak sahipliğine ve anılan markayı maruf hale getirdiğine dair bir delilin bulunmadığı dikkate alındığında davalı markanın SMK 6/3 kapsamında hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Davacı tarafın SMK'nın 6/4 ve 6/5. Maddeleri gereği hükümsüzlük talepleri de değerlendirilmiş; dava konusu markanın yurt dışında tanınmış olduğu, yine ülkemizde de markanın ana unsuru olan ---------- ibaresinin tanınmış olduğu iddia edilmiş ise de bu ibarenin davalı tarafın markasını tescil ettirdiği tarih itibariyle --------- ibaresinin tanınmış marka olarak nitelendirilebilecek markalardan olmadığı dikkate alındığında SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri gereği de hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kabul edilmiş ve hem asıl davanın hem de birleşen davanın reddine dair mahkememizce karar verilmiş olup; Davacı vekilince 14.05.2024 tarihinde istinaf edilmiş ve istinaf dilekçesinde; birleşen dosyada ---------- ibaresinin sektörde yaygın kullanımına ve tanımlayıcı ibare olduğuna ilişkin beyan ettikleri hususlar ve sunulan delillerin hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelemeye dahi alınmadığını, konuya ilişkin itirazlarını sunulmasına rağmen, dosyada ek rapor dahi alınmadığını, hükme esas alınan raporun denetime elverişli olmadığını, gerçek hak sahipliğine ilişkin sunulan deliller hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelenmediğinden, müvekkilin ---------- markasını maruf hale getirmediğine ilişkin gerçeğe aykırı tespit yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilin markasının tanınmışlığına ilişkin bilirkişilerce hukuki değerlendirmeler yapıldığını, yapılan bu hukuki değerlendirmelerin ile raporun sonuç kısmının çeliştiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ettiği görülmüştür. ------------ sayılı 25/12/2025 tarihli kararı gereğince; Asıl ve birleşen dava marka hükümsüzlüğü talebine ilişkin olduğunu, incelemenin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapıldığını, İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği, karar asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edildiğini, Asıl davada, davacı adına tescilli ----------- no'lu "-----------" ibareli marka ile, davalı adına --------- tescil numaralı "--------" ibareli marka karşılaştırıldığında, davalı markasının davacı markasındaki asli unsur olan ---------- ibaresinden oluştuğu, her iki markada da şekil unsurunun bulunmadığı, her iki markanın da 3.sınıftaki emtialar yönünden tescilli olduğu, davalının "----------" ibaresine başka bir ibare ve şekil eklemeden tescil ettirdiği görülmektedir. Bilirkişi raporunda; "her ne kadar davalı yana ait marka davacı yana ait dayanak markada birebir olarak yer alıyor ise de davacı yana ait markanın bütünsel olarak davalı yana ait markadan uzaklaştığı" belirtilmişse de, uzaklaşması gereken markanın davacı markası değil, sonradan tescil edilen davalı markası olması gerekmektedir. Raporda zayıf olarak nitelendirilen, Fransızca bir kelime olan Türkçe karşılığı siyah anlamına gelen "---------" ibaresinin, hangi nedenlerle zayıf olarak nitelendirildiği açıklanmamış, bu hususta raporda yeterli sektörel bir değerlendirmeye rastlanmamış, dolayısıyla yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak, SMK'nın 6/1 maddesi değerlendirme yapılması doğru görülmediğini, bu nedenlerle davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin asıl dava yönünden sair istinaf itirazları ile, birleşen dava yönünden tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verdiği görülmüştür. Mahkememizce istinaftan gelen dosya yeni esas olarak --------- numaralı esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Asıl dava ve birleşen davadaki hükümsüzlük talepleri yönünden kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere davacı tarafın SMK'nın 6/3. Maddesi gereği hükümsüzlük talepleri de değerlendirilmiş; dosyadaki deliller incelendiğinde, davacı taraf her ne kadar dava konusu marka bakımından gerçek hak sahibi olduğunu iddia etmiş ise de dosya içerisinde davalı tarafın gerçek hak sahipliğine ve anılan markayı maruf hale getirdiğine dair bir delilin bulunmadığı dikkate alındığında davalı markanın SMK 6/3 kapsamında hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığı yine davacı tarafın SMK'nın 6/4 ve 6/5. Maddeleri gereği hükümsüzlük talepleri de değerlendirildiğinde, dava konusu markanın yurt dışında tanınmış olduğu, yine ülkemizde de markanın ana unsuru olan --------- ibaresinin tanınmış olduğu iddia edilmiş ise de bu ibarenin davalı tarafın markasını tescil ettirdiği tarih itibariyle --------- ibaresinin tanınmış marka olarak nitelendirilebilecek markalardan olmadığı dikkate alındığında SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri gereği de hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Davacı tarafın SMK'nın 5/1-c ve 6/1 maddesi gereği hükümsüzlük talebi değerlendirildiğinde, kaldırma kararı alınan raporlar yeterli görülmemekle ve kaldırma kararında belirtildiği üzere Fransızca bir kelime olan Türkçe karşılığı siyah anlamına gelen "--------" ibaresinin, hangi nedenlerle zayıf olarak nitelendirildiği hususunun araştırılması ve açıklanması yönünden içinde sektör bilirkişisinin de bulunduğu bilirkişi heyetince değerlendirme yapılması gereği gözetilerek dosya yeni bir heyete tevdi edilmesi için 26.03.2026 tarihli celsede ara karar oluşturulmuş, davacı vekiline bilirkişi ücretleri yatırması için kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içinde davacı ve birleşen dava davacısı tarafından delil avansı ikmal edilmediğinden bilirkişi deliline başvurulamamış olduğu sabittir. Bu tespitten sonra dava ve birleşen davadaki hükümsüzlük iddiasını ispat yükü davacı-birleşen dava davacısı üzerinde olduğu, "----------" ibaresinin zayıf ibare olup olmadığı, sektör açısından tanımlayıcı vasfına sahip olup olmadığı hususunun sektör bilirkişisinin de içinde bulunduğu bilirkişi heyetince değerlendirilmesi gerektiği, yine birleşen davadaki SMK'nın 5/1-c maddesindeki sektörel açıdan tanımlayıcı ve bilgi vericilik yönünden de değerlendirmenin sektör bilirkişisi tarafından yapılması gerekeceği, bu hali ile ispat yükü üzerinde olan davacı-birleşen dava davacısının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilerek davanın ve birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A-Asıl davanın REDDİNE, 1-Birleşen ------------ sayılı davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden markanın hükümsüzlüğü davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kullanılmayan avans kaldığı takdirde ve karar kesinleştiğinde, bakiye avansın yatıran tarafa iadesine, B-Birleşen ----------- sayılı davanın REDDİNE, 1-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 2-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden markanın hükümsüzlüğü davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, 4-Kullanılmayan avans kaldığı takdirde ve karar kesinleştiğinde, bakiye avansın yatıran tarafa iadesine, Dair, davalı birleşen davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/05/2026