Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3737 E. 2026/2653 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3737
- Karar No
- 2026/2653
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/22 E., 2022/1289 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ile dahili davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; Kahramanmaraş ili, ... ilçesi, ... Köyü nüfus kütüğünün 80 nosunda kayıtlı ... oğullarından ... ve ... oğlu 1268 doğumlu olup 1333 tarihinde vefat eden kök muris ...’ nin veraset ilamının verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/2256 Esas sayılı davada davacı dava dilekçesinde; Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/745 Esas ve 1961/104 Karar sayılı veraset ilamında, tarafların müşterek (kök) murisi ... (. ...)’nin mirasçıları arasında ..., ... ve ...’ın da mirasçı olarak gösterildiklerini, gerçekte bu kişilerin mirasçı olmadıklarını, keza daha sonra Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesinden alınan 2002/680 Esas ve 2003/650 Karar sayılı veraset ilamında adı geçenlerin mirasçı olarak yer almadıklarını ileri sürerek, çelişkili olan veraset ilamlarının her ikisinin de iptal edilerek yeniden doğru şekilde veraset ilamı verilmesini talep etmiştir. 3. Birleştirilen Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/931 Esas sayılı davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların ... mirasçıları ile ... mirasçılarından olduğunu, kendilerine Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/745 Esas ve 1961/104 Karar sayılı veraset ilamında pay verildiğini ve bu hükmün kesinleştiğini, ancak Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesinden alınan 2002/680 Esas ve 2003/650 Karar sayılı veraset ilamında mirasçı olarak gösterilmediklerini, bunun çelişki doğurduğunu ve kesin hükme aykırı olduğunu ileri sürerek Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/680 Esas ve 2003/650 Karar sayılı veraset ilamının iptali ile yeniden mirasçılık belgesi düzenlenmesini istemiştir. II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davalarda bir kısım davalılar duruşmada, davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.02.2010 tarihli ve 2007/2167 Esas, 2010/246 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, daha önce verilen tüm mirasçılık belgelerinin iptaline ve yeniden mirasçılık belgesinin düzenlenmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılardan ... ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 15.09.2011 tarih ve 2011/4393 Esas, 2011/5165 Karar sayılı ilamı ile; “mahkemece taraf koşulu sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi birleşen dava konusunda olumlu veya olumsuz bir hüküm oluşturulmamasının da isabetsiz” olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/680 Esas ve 2003/650 Karar sayılı veraset ilamının ve Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/745 Esas ve1961/104 Karar sayılı veraset ilamının iptaline, murise ait mirasçılık belgesinin yeniden düzenlenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Dahili davalı ... vd. vekili temyiz dilekçesinde; birleştirilen davanın kabulüne, asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı karar verildiğini belirterek temyiz etmiştir. 2. Davacı-birleştirilen davada davacı ... vd. vekili temyiz dilekçesinde: a. Eksik inceleme ve tespitlere dayalı bilirkişi raporları doğrultusunda karar verildiğini, b. Gerekçe ile hükmün çelişir nitelikte olduğunu, bu haliyle bilirkişi raporuyla da çeliştiğini, ..., ... ve ... 'ın mirasçı olduklarının belirlendiğini, birleştirilen 2007/2256 Esas sayılı davanın reddedilmesi gerektiğini, c. Bilirkişi raporunda, müvekkili davacıların miras payları eksik hesaplandığı gibi mirasçı olmayanlara pay verildiğini belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada mirasçılık belgesi verilmesi, birleştirilen davalarda ise mirasçılık belgesinin iptali istemlerine ilişkindir. Anayasa'nın 141/3 maddesinde, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Somut olayda; 1. Asıl davada mirasçılık belgesi verilmesi, birleştirilen 2007/2256 Esas sayılı davada Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/745 Esas ve 1961/104 Karar sayılı veraset ilamı ile Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/680 Esas ve 2003/650 Karar sayılı veraset ilamı çelişkili olduğundan her ikisinin de iptal edilerek yeniden mirasçılık belgesi düzenlenmesi, birleştirilen 2008/931 Esas sayılı davada ise Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/680 Esas ve 2003/650 Karar sayılı veraset ilamının iptali ile yeniden mirasçılık belgesi düzenlenmesi talep edilmiştir. Mahkemece hüküm kısmında asıl dava ile birleştirilen davaların da kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki hükmün gerekçe kısmında birleştirilen 2007/2256 Esas sayılı dava yönünden kesinleşmiş yargı kararı nedeniyle davanın reddine karar verildiği belirtilmiş, birleştirilen 2008/931 Esas sayılı dava hakkında ise hükümde hiçbir gerekçeye yer verilmemiştir. Bu haliyle hükmün gerekçesi ile hüküm kısmının çeliştiği açıktır. 2. Öte yandan Mahkemece önceki bozma kararı uyarınca taraf teşkilinin sağlanmaya çalışıldığı, ancak mirasçı gösterilenlerin tamamına tebligat yapılmadığı gibi tebligat yapılan muhatapların da kimlik numaraları belirtilmediğinden aynı ad ve soyada sahip mirasçılar yönünden taraf teşkilinin sağlıklı şekilde kontrol edilebildiğini söyleme imkanı bulunmamaktadır. Ayrıca bu mirasçıların gerekçeli kararda gösterilmemiş olması da doğru değildir. 3. Mahkemece hükümde muris ...’nin kendinden önce evli ve çocuklu olarak ölen oğlu ...’nın varlığının kesinleşmiş yargı kararı nedeniyle kabul edildiği belirtilmesine rağmen iptali istenen Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/745 Esas ve 1961/104 Karar sayılı mirasçılık belgesinde yine muris ...’nin kendinden önce öldüğü kabul edilen kızı ... hakkında herhangi bir açıklama yapılmaksızın mirasçılığının kabul edildiği anlaşılmıştır. ... hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığı, iptali istenen mirasçılık belgesinde annesi ... olarak belirtilmesine rağmen nüfus kayıtlarında ... kızı olarak görüldüğü hususları dikkate alındığında ... ’e ait nüfus kayıtlarının ilk tescil ve tesisinden itibaren getirtilerek dosya kapsamındaki tüm diğer delillerle birlikte değerlendirilerek hüküm kurulması gerekmektedir. 4. Hâl böyle olunca muris ...’nin oğlu ...’ın kızı ...’ın 27.7.2003 tarihinde öldüğü, alt soyu bulunmadığından mirasının kardeşlerine kaldığı belirtilmesine rağmen incelenen nüfus kayıtlarında muris ...’nin ... isimli altsoyu bulunduğu, ancak bu kişinin mirasçı olarak gösterilmediği, hatalı değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, hükmün belirtilen tüm bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.