Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1058 E. 2026/1097 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1058
Karar No
2026/1097
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1058 Esas

KARAR NO:2026/1097

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

ARA KARAR TARİHİ:04/06/2026

NUMARASI:2026/1295 Esas

TALEP:İHTİYATİ TEDBİRİN KALDIRILMASI

KARAR TARİHİ:16/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin 18 ortaklı davalı kooperatifin ortakları olduğunu, davalı kooperatifin 29.03.2026 tarihli genel kurulunun 8. nolu gündem maddesinde aylık 500,00 TL aidat alınmasına, gecikme halinde % 5 gecikme zammı uygulanmasına karar verildiğini, 9. nolu gündem maddesinde kat mülkiyetine geçilmesine ve kooperatife ait F blok, 1, 2 ve 3 nolu üç adet bağımsız bölümlerin satılmasına karar verildiğini, 10. nolu gündem maddesinde müvekkillerinin genel kurul tescilinden itibaren üç aylık süre bitimine kadar ödeme yapmaları durumunda dairelerin ortaklara teslimine, aksi halde üyelikten ihraç edilmelerine karar verildiğini, ancak genel kurul çağrısının usulüne uygun yapılmadığını, kararların kamu düzenine, ahlaka ve adaba aykırı olduğunu, müvekkillerinin kazanılmış haklarının ortadan kaldırıldığını, kooperatifin 04.06.2023 tarihli genel kurulunun 9. nolu gündem maddesinde müvekkillerinin her birinden bağımsız bölümün değer artışı için 500.000,00 TL alınmasına karar verildiğini, 12. nolu gündem maddesinde müvekkillerinin 500.000,00 TL ve gecikmiş aidat borcunu faizi ile birlikte ödemesi halinde dairelerin kendilerine teslimine, aksi halde üyelikten ihraç edilmelerine ve dairelerin satışına karar verildiğini, anılan kararların iptali için Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/768 Esas sayılı dosyasında açtıkları davada kararların mutlak butlan ile geçersiz olduğuna karar verildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, davalı kooperatifin sözkonusu borçların ödenmesi için müvekkillerine iki ihtarname göndererek ihraçlarına karar verdiğini, ihraç kararlarının iptali için de Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/102 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, kooperatifin 13.04.2025 tarihli genel kurulunda da davaya konu 29.03.2026 tarihli genel kurul kararlarına benzer kararlar alındığını, bu kararların iptali için Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/485 Esas sayılı dosyasında açtıkları davanın derdest olduğunu, müvekkillerinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, kooperatifin 04.06.2023 tarihli genel kurulunun 9 ve 12 nolu kararlarının mutlak butlan ile geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesine rağmen, kooperatifin aynı doğrultuda kararlar almaya devam ettiğini, müvekkillerine keyfi olarak 500.000,00 TL ve faiz kalemleri tahakkuk ettirilirken, diğer kooperatif üyelerinin ödediği tapu masraflarının belirtilmediğini ileri sürerek 29.03.2026 tarihli genel kurul toplantısının 8, 9 ve 10 maddelerinde alınan kararların iptaline, kararların uygulanmasının tedbiren durdurulmasına, F blok 1, 2 ve 3 nolu bağımsız bölümlere tedbir şerhi konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı kooperatif vekili cevabında; bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmamışsa davanın reddi gerektiğini, usulü uygun çağrı yapıldığını, çağrı usulsüzlüğünün tek başına kararların iptalini de gerektirmediğini, davacıların mali yükümlülüklerini yerine getirmediğini, alınan kararların Yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına uygun olduğunu, kararların iptaline gerektiren durum bulunmadığını, dava genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, tapu iptal ve tescil talebi bulunmadığını, bu nedenle dava konusu olmayan taşınmazlara tedbir konulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 30/04/2026 tarihli ara kararı ile; 50.000,00 TL teminat yatırılması veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulması halinde F blok 1, 2 ve 3 numaralı taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temliğinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına karar vermiştir.İlk derece mahkemesi 04.06.2026 tarihli ara kararı ile; yaklaşık ispat durumunun bu aşamada sağlandığı, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebi ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı gerekçesiyle davalı kooperatifin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Ara karar, yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın taşınmazların aynına ilişkin bir tapu iptali ve tescil davası olmadığını, sadece genel kurul kararlarının iptaline ilişkin olduğunu, buna rağmen müvekkil kooperatif adına kayıtlı üç bağımsız bölümün tamamı üzerine devir ve temlik yasağı konularak, müvekkil kooperatifin mülkiyet hakkından doğan tasarruf yetkisinin sınırlandırıldığını, davacıların haklarının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına veya tamamen imkânsız hâle geleceğine ilişkin güncel ve somut bir tehlike ortaya konulmadığı gibi müvekkil kooperatifin mal kaçırma ya da yargılama sonucunu etkisiz hâle getirme amacıyla hareket ettiğine ilişkin herhangi bir delil de bulunmadığını, iptali talep edilen genel kurul kararında taşınmazların satışından elde edilecek gelirin kooperatifin iskân, tasfiye ve kapanış giderlerinde kullanılacağının belirtildiğini, bu nedenle taşınmazların tamamının tasarrufa kapatılması, yalnızca müvekkil kooperatifin değil, kooperatifin diğer ortaklarının haklarını ve tasfiye sürecini de doğrudan etkilediğini, tedbirin devamı nedeniyle kooperatifin tasfiye işlemlerinin aksayabileceğini belirterek 04/06/2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına ve F Blok, 1, 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümler üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, kooperatif genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.Davada ayrıca F blok 1, 2 ve 3 nolu bağımsız bölümlere tedbir konulması istenmiştir.Mahkemece talep kabul edilerek, teminat karşılığında F blok 1, 2 ve 3 numaralı taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temliğinin önlenmesine karar verilmiş, davalı kooperatifin tedbirin kaldırılması talebi ise reddedilmiştir. Davalı kooperatif vekili, tedbirin kaldırılması talebinin reddi kararını istinaf etmiştir.İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun onuncu kısım birinci bölümde geçici hukuki korumalar üst başlığı ile ihtiyati tedbirin şartları ise 389 maddede düzenlenmiştir. Maddede, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yasanın düzenlediği şartların varlığı gerekli olmakla birlikte, şartların varlığı halinde bir davada her konuda ihtiyati tedbir kararı verilmemekte yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilmektedir.Somut olayda kooperatifin 29.03.2026 tarihli genel kurulunun 9 nolu gündem maddesinde aynen; "İstanbul İli Başakşehir İlçesi ... Mevkii 388 Ada 4 Parsel, F Blok 1 nolu 2 nolu 3 nolu bağımsız bölümlerin kooperatif üzerindeki üç adet bağımsız bölüm meskenin satışı; ve Tapu kadastro Müdürlüklerinde satış tescil işlemi için yönetim kuruluna yetki verilmesine oy birliği ile karar verildi. Bu 3 bağımsız bölümün 3 kişilere veya kooperatif üyelerine satışına, elde edilen gelirin kooperatifin iskan ve tasfiye kapanış harcamalarında kullanılmasına,kooperatif artığı olması durumunda üyelere kooperatif artığı olarak eşit tutarda dağıtılmasına ve kapsamda Yönetim Kurulu yetki verilmesine oybirliği ile karar verildi " şeklinde karar alınmıştır.İptali talep edilen dava konusu karar, içeriği itibariyle bahsi geçen taşınmazların devrine yöneliktir. Bu nedenle yasal düzenleme kapsamında ve davanın niteliği gereğince, taşınmazların 3. kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekir. Zira genel kurul kararının iptali ile davacıların elde etmek istediği amaç, bu taşınmazların devrini önlemektir. Bu nedenle ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde taşınmazların devredilmesi mahkemece verilecek bir iptal kararını da sonuçsuz bırakacaktır. Yani yasanın tabiriyle, davacıların işbu dava sonucunda haklı çıkması halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda ihtiyati tedbir sebebinin ve yaklaşık ispat şartının sağlandığı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin tedbire itirazı reddetmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/1295 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 04/06/2026 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.16/07/2026

(Muhalif Üye)Mahkemece F blok 1, 2 ve 3 nolu bağımsız bölümlerin devir ve temlikinin tedbiren önlenmesine karar verilmişse de, HMK'nın 389. maddesinde ancak uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verileceği belirtilmiştir.Eldeki dava genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, davacılara tahsisli bağımsız bölümlerin mülkiyeti bu davada uyuşmazlık konusu değildir. Bu nedenle davada mülkiyeti uyuşmazlık konusu olmayan bağımsız bölümlere konulan tedbirin kaldırılması gerektiği görüşünde olduğumdan karara muhalif kaldığımı bildiririm.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1058, K. 2026/1097, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1058-e-2026-1097-k-8f2011fa0902