Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1474 E. 2026/1562 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1474
- Karar No
- 2026/1562
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1474
KARAR NO: 2026/1562
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20.04.2026
NUMARASI: 2026/251 Esas (Derdest)
TALEP: İhtiyati Tedbire İtiraz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/07/2026
Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasında verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine mahkemece verilen itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik ara karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili 09.04.2026 tarihli tedbir talep dilekçesinde özetle; 05.11.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe giren ABD yaptırımlarının müvekkilinin Uluslararası Finans sistemine erişimini fiilen ortadan kaldırdığını, bu nedenle swift transferleri ve bankacılık işlemlerinin, teminat mektubu vermesi ve teminat yatırması objektif olarak imkansız olduğunu, icra takibi daha kesinleşmeden 29.11.2025 tarihinde müvekkilinin menfi tespit davası açmak istediğini ve teminat yatırma iradesi ile... swıft talimatı gönderdiğini ancak bu talep ... yaptırımları bahanesiyle ...tarafından reddedildiğini, ancak aynı banka daha sonradan icra dairesi talimatıyla müvekkilinin hesapları üzerinde haciz tesis ettiğini, 29.11.2025 tarihli hesap bakiyesinin 499.160.885,32-TL olduğunu, bu meblağın ihtiyati tedbir kararlarındaki teminat miktarını karşıladığını, Uluslararası ... yaptırımları nedeniyle müvekkili açısından teminat yükümlülüğünü objektif olarak imkânsız hale geldiğini, hiçbir bankanın müvekkili ile işlem yapmadığını, müvekkilinin İran'da faaliyet gösteren İran menşeli bir banka olduğunu, müvekkilin ülkesinde devam eden savaş halinden dolayı güvenlik sebebiyle İran Devleti İran bankalarındaki elektriği ve özellikle interneti kestiğini, ödeme yapmayı tek bir bankacılık işlemi bile yapamadığını, takip konusu alacağın bir kısmı haciz yoluyla zaten tam olarak muhafaza altına alındığını, bütün bankalara haciz yazıları gittiğini, daha önce müvekkili tarafından farklı mahkemeler nezninde açılan dosyalar kapsamında ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu ve mahkemelerce ihtiyati tedbir kararı verilmiş olmakla birlikte, söz konusu karar teminat şartına bağlanmış olması nedeniyle tedbirin fiilen uygulanamadığını, telafisi imkânsız zararın gerçekleştiği ve yargılamanın sonuçsuz kalma riski mevcut olduğunu, bu nedenlerden dolayı; menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar, müvekkilinin içinde bulunduğu savaş hali ve Uluslararası yaptırımlar nedeniyle teminat yatırmasının fiilen imkânsız olduğu gözetilerek, somut olayın olağanüstü koşulları çerçevesinde istisnai olarak teminat aranmaksızın, davaya konu icra takibinin yargılama sonuna kadar durdurulmasına, daha önce verilen ihtiyati tedbir kararının, teminat şartına bağlanmış olması nedeniyle fiilen uygulanamadığı dikkate alınarak; müvekkilinin içinde bulunduğu savaş hali ve uluslararası yaptırımlar nedeniyle teminat yatırmasının objektif olarak imkânsız hale geldiği gözetilmek suretiyle, anılan ihtiyati tedbir kararının teminat şartı kaldırılarak uygulanabilir hale getirilmesine ve bu şekilde devamına, mümkün görülmemesi halinde ise aynı kapsamda teminatsız olarak yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davaya konu icra dosyasından alacaklıya ödeme yapılmasının durdurulmasına, müvekkili banka hesapları üzerinde mevcut hacizlerin tahsilata dönüşmesinin engellenmesine ve yalnızca muhafaza tedbiri niteliğinde devamına, halihazırda haciz konulmuş hesaplar bakımından blokajın korunmasına ancak paranın icra dosyasına aktarılmasının engellenmesine, henüz haciz uygulanmamış olmakla birlikte haciz ihbarnamesi gönderilmiş veya gönderilmesi muhtemel olan tüm banka hesapları bakımından yeni haciz işlemlerinin uygulanmasının durdurulmasına, şayet ihtiyati tedbir kararı verilinceye dek yeni hacizlerin uygulanması durumunda hacizlerin tahsilata dönüşmesinin engellenmesine ve yalnızca muhafaza tedbiri niteliğinde devamına, icra takibi kapsamında müvekkilinin malvarlığına yönelik her türlü yeni haciz ve tahsilat işleminin tedbiren önlenmesine, ihtiyati tedbir kararının gecikmesinde sakınca bulunan hal mevcut olduğundan karşı taraf dinlenmeksizin derhal verilmesine, verilecek ihtiyati tedbir kararının ivedilikle ve etkin şekilde uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir kararına yapılan itiraz üzerine yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 20.04.2026 tarihli ara karar ile "...Davacı tarafça teminatsız şekilde ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, Mahkememizin 10/04/2026 tarihli kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile; dava konusu icra takibinin incelenmesi ile takip konusu borca ilişkin takibi dayanak olarak sunulan belge ve kayıtlar kapsamında davacı bankanın takip konusu borçtan sorumlu olduğunu gösteren belge yada herhangi bir kayda rastlanmadığından talep edilen ihtiyati tedbirin niteliği, dosya kapsamındaki mevcut delil durumu ve davacının yaklaşık ispat şartının yerine getirildiği anlaşıldığından HMK 389 md. kapsamında davaya konu .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibinin takdiren teminatsız olarak davacı borçlu... (...) yönünden durdurulmasına, davacı tarafın diğer taleplerinin reddine karar verildiği, davalı tarafından 14/04/2026 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbire süresinde itiraz edildiği, itirazın değerlendirilmesi için 20/04/2026 tarihine celse açıldığı ve yapılan ihtiyati tedbire itirazın değerlendirilmesi sonucu, eldeki davanın davacı aleyhine başlatılan icra takibinden dolayı menfi tespit istemine dayandığı, celp edilen dava konusu icra takibinin incelenmesi sonucunda davacı bankanın takip konusu borçtan sorumlu olduğunu gösteren belge yada herhangi bir kayda rastlanılmamış ise de, dava konusu .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takibinin davacı banka yönünden kesinleştiği ve davacı banka tarafından ödeme emrine karşı yapılan itirazın süresinde olduğunun tespitine ve takibin durdurulmasına karar verilmesi istemli icra memur muamelesini şikayete yönelik dava hakkında İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2026/14 Esas, 2026/165 Karar sayılı dosya ile şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmakla, bu haliyle davacı banka yönünden icra takibinin kesinleştirilmesi işleminin icra tetkik merci tarafından denetlendiği ve ödeme emrine karşı itirazın süresinde olmaması nedeniyle borçlu davacı yönünden takibin kesinleştiği hususu sabit olduğundan ve davacı tarafça dava açılmadan önce yapılan başvuru hakkında İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2026 tarih ve 2026/1003 D.İş sayılı dosyasında takibin durdurulması talebinin reddine ve İİK 72/3 gereği icra veznesine davacı tarafından yatırılacak her türlü paranın tedbiren davalı alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması göz önüne alındığında Mahkememizce verilen takibin durdurulması tedbir kararı arasında çelişkili durum oluştuğu, her ne kadar Mahkememizce HMK 389 maddesi uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmiş ise de eldeki menfi tespit davasının icra takibinden sonra açılmış olması ve İİK 72/3 maddesi gereği icra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez düzenlemesi gereğince borçlu davacı yönünden kesinleşmiş icra takibi hakkında verilen takibin durdurulması kararının İİK'da yer alan yasal düzenlemeye aykırılık oluşturması nedeniyle Davalı tarafça Mahkememizin 10/04/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın kabulü ile Mahkememizin 10/04/2026 tarihli davaya konu .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibinin takdiren teminatsız olarak davacı borçlu... (....) yönünden durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talep edenin icra dosyasına yatan paranın ödenmemesi hususundaki tedbir talebi hakkında daha önce bu hususta İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2026 tarih ve 2026/1003 D.İş sayılı dosyasında karar verilmiş olduğundan bu hususta tekrar karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk tedbir kararından dönülmesini gerektirecek yeni, kesin ve sonucu değiştirir nitelikte herhangi bir delil dosyaya sunulmadığını, 05.11.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe giren ABD yaptırımlarının müvekkil bankanın uluslararası finans sistemine erişimini fiilen ortadan kaldırdığını, bu nedenle swift transferleri ve bankacılık işlemleri, teminat mektubu vermesi ve teminat yatırması objektif olarak imkansız olduğunu, icra takibi daha kesinleşmeden 29.11.2025 tarihinde müvekkil menfi tespit davası açmak istediğini ve teminat yatırma iradesi ile...swıft talimatı gönderdiğini ancak bu talepin ... yaptırımları bahanesiyle...Tarafından reddedildiğini ancak aynı banka daha sonradan icra dairesi talimatıyla müvekkilin hesapları üzerinde haciz tesis ettiğini, 29.11.2025 tarihli hesap bakiyesi 499.160.885,32 TL olup, bu meblağın ihtiyati tedbir kararlarındaki teminat miktarını karşılamakta olduğunu, Uluslararası ... Yaptırımları nedeniyle müvekkil açısından teminat yükümlülüğünü objektif olarak imkânsız hale geldiğini,müvekkilinin İran'da faaliyet gösteren İran menşeli bir banka olduğunu, müvekkilin ülkesinde devam eden savaş halinden dolayı güvenlik sebebiyle İran devleti İran bankalarındaki elektiriği ve özellikle interneti kestiğini, ihtiyati tedbirin teminatsız olarak devamının hakkaniyete ve ölçülülük ilkesine uygun tek çözüm olduğunu, mahkemece daha önce verilen tedbir kararının, dosyada müvekkil lehine kuvvetli bir ilk kanaat oluştuğunu gösterdiğini, davalının bugüne kadar bırakın borç ilişkisini ispatlamayı , müvekkilin adının geçtiği tek bir belge dahi ortaya koyamadığını, müvekkilin bugüne kadar teminat yatıramamış olması müvekkilin tercihi değil; belgeli ve somut delillerle ispatlanmış objektif bir imkânsızlık hali olduğunu, daha önce farklı mahkemeler nezninde ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu ve mahkemelerce ihtiyati tedbir kararı verilmiş olmakla birlikte, söz konusu karar teminat şartına bağlanmış olması nedeniyle tedbir fiilen uygulanamadığını, ihtiyati tedbirin kaldırılması kararı sonrasında müvekkilinin telafisi güç ve fiilen geri döndürülmesi son derece zor bir zarara uğradığını, İcra ve İflas Kanunu madde 72 uyarınca, icra dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmesi mümkün olup, somut olayda en azından bu yönde koruma kararı verilmesi zorunlu olduğunu, bu şartlar altında müvekkilden bankalara havale talimatları vermesi, teminat yatırması, harç ve dava giderlerini zamanında göndermesi, yargısal savunmayı etkin biçimde yönetmesi beklenmesinin hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını, davalının bugüne kadar bırakın borç ilişkisini ispatlamayı , müvekkilin adının geçtiği tek bir belge dahi ortaya koyamadığını, davalının tamamen korumasız olmadığını, iddia olunan alacağın %20 si olan 500.000.000 TL'nin halihazırda haciz ve bloke altında olduğunu, İcra Ve İflas Kanunu madde 72 uyarınca, icra dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmesi mümkün olup, somut olayda en azından bu yönde koruma kararı verilmesi zorunlu olduğunu, bu nedenle üst mahkemece en azından uyuşmazlık konusu meblağların icra dosyasında muhafaza edilmesi ve dava sonuna kadar davalı/alacaklı tarafa ödenmemesi yönünde koruma kararı verilmesi gerektiğini beyanla istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/251 sayılı ve 20.04.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına, müvekkil lehine daha önce verilmiş bulunan ihtiyati tedbir kararının aynı şekilde devamına, bu yöndeki talebin kabul görmemesi halinde yargılama sonuna kadar mevcut hacizli ve bloke tutarların teminatsız olarak davalı/alacaklı tarafa ödenmemesine, icra dosyasından üçüncü kişilere aktarım yapılmasının önlenmesine, davalı tarafın iddia ettiği alacağın önemli bir kısmının halihazırda haciz altında bulunması, taraf menfaat dengesi, savaş koşulları, ... yaptırımları, savunma hakkının ağır şekilde kısıtlanması ve telafisi imkânsız zarar ihtimali birlikte değerlendirilerek geçici hukuki korumanın sağlanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Talep; davacı aleyhine başlatılan icra dosyasında davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebi ile açılan davada, takibin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının itiraz üzerine kaldırılmasına ilişkin ara kararın istinafı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince 10.04.2026 tarihli ara karar ile davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile davaya konu .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takibinin takdiren teminatsız olarak davacı borçlu... (....) yönünden durdurulmasına karar verilmiş olup, karara davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda 20.04.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talep edenin icra dosyasına yatan paranın ödenmemesi hususundaki tedbir talebi hakkında daha önce bu hususta İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2026 tarih ve 2026/1003 D.İş sayılı dosyasında karar verilmiş olduğundan bu hususta tekrar karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İİK. 72/2 ve 3 maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir, menfi tespit davaları için düzenlenmiş özel bir tedbir türü olup, İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden az olmamak kaydıyla göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
6100 Sayılı HMK'nın 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.
Somut olayda, davacı taraf icra takibi başladıktan sonra açıldığı anlaşılan menfi tespit istemli davada, ihtiyati tedbir kararı verilerek icra takibinin durdurulmasını talep etmiştir. Dava açılmadan önce takibin başladığı hususunda bir ihtilaf yoktur. İİK 72/3 maddesi düzenlemesine göre takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Davacı taraf her ne kadar istinaf dilekçesinde , vezneye yatacak paranın ödenmemesine yönelik tedbirin uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de mahkemece icra dosyasına yatan paranın ödenmemesi hususundaki tedbir talebi hakkında daha önce İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2026 tarih ve 2026/1003 D.İş sayılı dosyasında karar verilmiş olduğundan bu hususta tekrar karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, verilen açık bir karar bulunmadığı ve İİK 72/3 kapsamındaki tedbirin, derdest bir dava olma sebebiyle yeniden talebe konu edilebileceği gözetildiğinde mahkemece itiraz üzerine, takibin durdurulması yönünde verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/07/2026