Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/24 E. 2026/1370 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/24
- Karar No
- 2026/1370
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/24 Esas
KARAR NO : 2026/1370 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2023/753 Esas- 2024/448 Karar
TARİH: 10/07/2024
DAVA: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 29/01/2007 tarihinden 27/12/2012 tarihine kadar 6 yıl davalı şirketin bayiliğini yaptığını, davalı şirketin müvekkili şirketin verdiği 4 adet teminat mektubunu nakde çevirdiğini, teminat mektubunun nakde çevrilmesi sonucu davalının 2.100.000,00 TL tahsilat elde ettiğini, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/409 esas 2015/435 karar sayılı dosyasından 2.100.000,00 TL için cari hesap yönünden borçlu olunmadığına ilişkin menfi tespit davacı açıldığını, davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, kesinleşmiş menfi tespit davasına rağmen davalı şirektin takibe devam ettiğini ve 2.100.000,00TL bedelli tahsilatı mahsup etmediğini, bu nedenlerle takip tarihi itibariye 2.100.000,00TL borçlu olmadığının tesipiti ve takibin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasında bayilik ilişkisi olduğunu, keşide edilen çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle borçlu hakkında 09/11/2012 tarihinde icra takibi başlattıklarını, ayrıca 17 adet çek bedellerinin ödenmediğini, 14/11/2012 tarihinde toplam 17 adet çek sebebiyle icra takibi başlattıklarını, davacı yanın nakde çevrilen 2.100.000,00 TL tutarı kadar borçlu olmadığının tespiti için dava açtığını ve niketim mahkeme kararı ile davanın davacısı 2.100.000,00TL cari hesap borcundan borçlu bulunmadığının tespitine karar verildiğini, davacı yanın müvekkili şirkete halen borcunun bulunduğunu, bakiye alacaklarının olduğunu, davacı yanın hiç bir borcu olmadığı yönünde bir tespit ve bu yönde kesinleşmiş bir mahkeme kararının söz konusu olmadığını, bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, kesin hüküm olduğunu ve dava şartı eksik olduğunu, uyuşmazlığın takip hukukuna ilişkin şikayet yoluyla çözülmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 10/07/2024 tarih ve 2023/753 Esas- 2024/448 Karar sayılı kararında;
Davanın petrol bayili sözleşmesi ile ilgili, davacıya ait teminat mektuplarının davalı tarafça tazmin edilmesi ve bunun İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/409 Esas sayılı kesinleşen kararı ile borçtan mahsup edilmesi gerekmesine rağmen mahsup yapılmayarak İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında takibe geçildiğinden bahisle, teminat mektupları bedeli olan 2.100.000,00 TL miktarı kadar borçlu olmadığının tespiti ve bu miktar yönünden takibin iptaline ilişkin olduğu, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/409 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, aynı teminat mektuplarının nakde çevrilmiş olması nedeniyle cari hesap borcundan mahsubu ile bu miktarda borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği, Mahkeme kararında mahsubun yapılması gereken icra dosyası davalı taarfça bildirilmediğinden mahsup yapılamadığı, icra hukuk mahkemesince davacının şikayetinin reddine karar verildiği ve eldeki davanın açıldığı, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/409 Esas sayılı dosyasında mahsup kararı verilmediği için icra müdürlüğünce mahsup yapılamadığı, davalınında bu bildirimi yapmaktan imtina ettiği, anılan kesin kararın sadece tespit hükmünü içerdiği, bu durumda mahkemece mahsup kararı verilmesinde davacının hukuki yararının olduğu, davalı taraf savunmasında, başka alacaklarının da olduğunu, Trabzon 5. Asliye Hukuk mahkemesinde tasarrufun iptali davasının da olduğunu ileri sürmüş ise de, takibe geçilip tahsilat yapıldığına göre bunun icra dosyasına bildirilmesi gerektiğinden, davalının bu savunması mahkememizce araştırılmaya değer görülmediği, tahsilatın takipten sonra yapıldığı, mahsubun tahsilat tarihi itibarıyla yapılması ve buna göre icra dosya borcunun hesaplanması, bu durumda takip ile tahsil tarihleri arasında faiz, vekalet ücreti, harç gibi ferilerin hesaplanması gerektiği, bunun da icra müdürlüğünce yapılacağı, bu durumda davacını mahsup talebinin kabulüne ancak tahsil tarihi dikkate alınarak, takibin tahsilat miktarınca iptali talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle;
''1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki takip miktarının 700.000,00 TL'sinin 23/11/2012 tarihinde, 1.400.000,00 TL'sinin ise 25/12/2012 tarihinde ödendiğinin tespitine ve bu tarihleri itibari ile borçtan mahsubuna,
2-Davacının takip tarihi itibari ile mahsup talebinin ve takibin iptali talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından katılma yoluyla ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacının talebinin dava değerinin tamamı üzerinden kabul edilmesine rağmen davanın kısmen kabulüne şeklinde hüküm kurularak davalı lehine vekalet ücreti takdirine karar verilmesi, kabul edilen kısım üzerinden takibin iptaline karar verilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı şirket arasındaki bayilik ilişkisi kapsamında davalı ... Ltd. Şti. tarafından keşide edilen çeklere ilişkin hakkında icra takibi başlatıldığı, tahsil edilen teminat mektupları açısından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/409 esas sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ise de bu mahkeme kararı ile davacının davalıya hiç bir borcu olmadığına dair bir hüküm kurulmadığını, Trabzon 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/649 esas sayılı dosyası ile görülmeye devam eden tasarrufun iptali davasında alınan son bilirkişi raporunda davalı şirketin davacı ...'den alacaklı bulunduğunun tespit edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı yan tarafından dava açılmasında hukuki yararın bulunduğu kabul edilecek olsa bile, davacı yanca daha önce zaten 2.100.000 TL tutar kadar borçlu olmadığı yönünde Mahkeme kararı bulunduğu dikkate alındığında bu talebinin reddi gerektiğini, taraflarınca dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporu ve beyanları da dikkate alındığında davacı yanın davalı şirkete halen borçlu bulunduğu açıkça ortada olduğuna göre mahkemece bu kapsamda rapor aldırıldıktan sonra hüküm kurulması gerekirken bu yöndeki talebinin dikkate alınmaksızın karar verilmesinin de eksik ve hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında davalı tarafından nakde çevrilen teminat mektubu miktarı kadar davalının davacı aleyhine başlattığı İstanbul 34. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece 16/11/2022 tarih ve 2022/472 Esas - 2022/769 Karar sayılı ilamı ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 02/11/2023 tarih ve 2023/517 Esas- 2023/1713 Karar sayılı ilamı ile; "... İstanbul 34. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasına İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/409 esas sayılı ilamında belirtilen bedelin alacaktan mahsup edilmesi talepli dilekçe sunulduğu, İcra Müdürlüğü tarafından ilamda icra dosyasının belirtilmemesi sebebiyle talebin reddine karar verildiği, davacı tarafından karara karşı İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/837 esas sayılı dosyasında şikayet yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davalı tarafça da nakde çevrilen ve tahsil edilen teminat bedelleri icra dosyasına bildirilmemiş ve bildirilmemektedir. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/409 esas sayılı ilamında icra dosyasının belirtilmemesi sebebiyle ilamın infazı yapılamamaktadır. İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından şikayetin reddine karar verilmesi halinde davacının hakkına kavuşması mümkün olmayacak ve davalı tarafından mükerrer tahsilat yapılacaktır. Bu haliyle davacının hakkına kavuşmak için iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmesi halinde ise iş bu dava konusuz kalacaktır. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır..." gerekçesiyle kararın kaldırıldığı, kaldırma ilamında sonra yapılan yargılama sonucunda yukarıda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında dava konusu edilen teminat mektuplarının dava konusu icra takibinden sonra tahsil edilmesi sebebiyle tahsil edilen miktar yönünden davacının davalıya borçlu olmadığına ilişkin ihtilaf bulunmadığı, nitekim bu hususun kesinleşmiş Mahkeme kararı ile hüküm altına alındığı açıktır. Ancak söz konusu Mahkemece kararında icra dosyasının belirtilmemesi ve davalı tarafça tahsilatların icra dairesine bildirilmemesi sebebiyle takibe konu alacaktan mahsup işlemi yapılamamaktadır. İş bu davanın konusu icra takibinden sonra yapılan tahsilat miktarları kadar davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olup, Mahkemece tarafların tüm delileri toplanarak icra hesaplarından anlayan uzman bir bilirkişi aracılığı ile dava tarihi itibariyle davalının alacaklı olduğu miktarın takip tarihi itibariyle kesinleşen alacak tutarına takip tarihinden ödeme tarihlerine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacağın tespit edilmesi, yapılan kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesi gereği öncelikle fer'i alacaklardan mahsup edilmesi sonucunda bulunan alacak miktarının dava tarihi itibariyle ulaştığı miktarın tespiti ile davacının borçlu olmadığı miktarın tespiti ve eksik harcın bulunması halinde tamamlattırıldıktan sonra davacının borçlu olmadığı tespit edilen miktar üzerinden menfi tespit hükmü kurulması gerekirken davanın niteliği ile uyumlu olmayacak ve infazda tereddüt olacak şekilde hüküm kurulması, kabule göre de davacının talebinin dava değerinin tamamı üzerinden kabul edilmesine rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilerek davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi ve davacının kötü niyet tazminat talebi hakkında olumlu/olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Sonuç itibariyle, tarafların istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerle kabulü ile; ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi gereğince kaldırılmasına dosyanın yargılamaya devam edilerek yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmak ve oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere mahkemesine iadesine, tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2024 tarih ve 2023/753 Esas- 2024/448 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde taraflara iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı olması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.