Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1456 E. 2026/1553 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1456
- Karar No
- 2026/1553
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1456
KARAR NO: 2026/1553
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 15/06/2026
NUMARASI: 2026/878 Esas (Derdest)
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 17/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili 10/06/2026 tarihli duruşmada özetle; dava konusu şirketin iki ortaklı olduğunu, şimdiye kadar sadece 1 kez toplantı yapıldığını, şirkette herhangi bir kar dağıtımı yapılmadığını, müvekkilinin hiçbir talebi yerine getirilmediğini, şirkette şuanda bir kitlenme de söz konusu olup, davalı ortak şirket hak edişlerini şirkete vermemekte olduğunu, davalının ve eşinin hesapları incelendiğinde şirket hesabına gelmesi gereken paraların onların hesabına gönderildiği görülmekte olduğunu, önceki tüm beyan ve taleplerini tekrarla şirketin içinin boşaltılmakta olması ve müvekkilinin bu sebeple yaşadığı ve yaşayacağı mağduriyetlerin önlenmesi bakımından öncelikle şirkete yönetim kayyımı atanmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 15.06.2026 tarihli ara karar ile "...Somut uyuşmazlıkta, ileri sürülen iddiaların mahiyeti gereği ispata muhtaç durumdadır. Bu hususlar açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, talep tarihi itibariyle davacı tarafından dosya kapsamına sunulan deliller dikkate alındığında, davacının iddiasının haklılığı yönünden HMK'nın 390/3. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının zararının doğacağına dair emare ve delilin de bulunmadığı kanaatine varılmış, davalı şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu da bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu olmadığıdan, davalı şirkete kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı kanaatleriyle davacı vekilinin davalı şirkete kayyım atanması ve sair tedbir taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gelinen aşamada dosyaya, ilk tedbir taleplerinin değerlendirildiği tarihte mevcut olmayan ve uyuşmazlığın mahiyetini doğrudan değiştiren yeni deliller sunulmuş olmasına karşın bu deliller değerlendirilmeksizin yeniden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, bu kapsamda dosyaya ibraz edilen davalı şirket adına düzenlenmiş e-arşiv faturalar, bu faturalara bağlı sevk irsaliyeleri, yapı denetim faturaları, davalı müdür adına kayıtlı tapu kayıtları, SGK sigortalı hizmet listeleri, ticaret sicil kayıtları, genel kurul çağrı ve toplantı eksikliğini gösteren kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde davalı müdür ...’ın şirket kaynaklarını şirketin ticari faaliyeti dışında, kendi şahsi taşınmaz ve faaliyetleri için kullandığı hususu artık soyut bir iddia olmaktan çıktığını, resmi belgelerle desteklenen güçlü ve ciddi bir yaklaşık ispat durumuna dönüştüğünü, bu nedenle değişen koşullar ve dosyaya giren yeni resmi belgeler karşısında, şirket malvarlığının korunması için yeniden ve daha ölçülü biçimde tedbir talep edilmesi zorunlu hale geldiğini ancak tüm bunlara rağmen yeni deliller göz ardı edilerek, eksik değerlendirme ile red kararı verildiğini, dava devam ederken şirket kaynaklarının azaltılması, şirket adına edinilen değerlerin davalı müdürün şahsi malvarlığına geçirilmesi, şirket aktiflerinin devredilmesi, şirket hesaplarından ilişkili kişilere veya şirket faaliyetiyle ilgisiz yerlere para aktarılması, dava sonunda verilecek kararın fiilen sonuçsuz kalmasına neden olacağını, davacının ya şirketin haklı nedenle feshini ya da payının gerçek değerinin ödenmesini talep ettiğini, payın gerçek değerinin korunabilmesi ise şirket malvarlığının dava süresince korunmasına bağlı olduğunu, bu nedenle işbu tedbir talebinin, şirket faaliyetini durdurmaya değil; şirketin olağan ticari hayatını sürdürmesine engel olmadan, şirket malvarlığının davalı müdürün şahsi menfaatleri doğrultusunda eksiltilmesini önlemeye yönelik olduğunu, şirket kaynaklarının davalı müdürün şahsi taşınmazına aktarıldığı hususu fatura–irsaliye–tapu eşleşmesiyle yaklaşık ispatın ötesinde somutlaştığını, SGK kayıtlarının, şirketin faaliyet alanı dışında ve davalı müdürün şahsi işleri için kullanıldığını ayrıca gösterdiğini, genel kurul mekanizmasının işletilmemesi ve bilgi alma hakkının engellenmesi, davalı müdürün denetimsiz şekilde hareket ettiğini gösterdiğini, talep edilen tedbirlerin ölçülü olduğunu, şirketin ticari faaliyetini durdurmayacak şekilde kademeli olarak belirlendiğini, öncelikle şirket kaynaklarıyla finanse edildiği resmi belgelerle yaklaşık olarak ispatlanan ... Mahallesi ... ada ... parselde yer alan ...’den ...’ye kadar bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi gerektiğini, bu tedbirin davalı müdürün mülkiyet hakkını nihai olarak ortadan kaldırmayacağını, yalnızca dava süresince taşınmazların el değiştirmesini ve ileride verilecek kararın etkisiz kalmasını önleyeceğini, ikinci olarak, davalı şirketin malvarlığı üzerinde olağan ticari faaliyetler dışında yapılacak devir, rehin, ipotek, teminat gösterme, yüksek tutarlı borçlanma ve ilişkili kişilere ödeme işlemlerinin sınırlandırılması gerektiğini, üçüncü olarak, şirket banka hesaplarının tamamen bloke edilmesi yerine, ölçülülük ilkesi gereğince şirketin olağan ticari giderleri, vergi, SGK, işçi ücretleri, kira ve belgeli tedarikçi ödemelerinin serbest bırakılması gerektiğini ancak olağan faaliyet dışı para çıkışları, şirket müdürü ve yakınlarına yapılacak ödemeler, şirket faaliyet konusu ile ilgisiz harcamalar ve belirli tutarı aşan işlemler atanacak denetim/onay kayyımının veya mahkemenin onayına bağlanması gerektiğini, bu yöntemin, şirketi kilitlemeyecek; fakat davalı müdürün tek başına ve denetimsiz biçimde şirket malvarlığını azaltmasını önleyeceğini, kayyım talebinin organ boşluğuna değil; TTK m. 636/4 kapsamında şirket malvarlığının korunması ihtiyacına dayandığını, tedbir verilmezse dava sonunda verilecek kararın fiilen etkisiz kalacağını, TTK m. 636/4, haklı nedenle limited şirket feshi davasında mahkemeye yalnızca klasik HMK ihtiyati tedbirlerinden ibaret olmayan, şirketin, davacı ortağın ve alacaklıların menfaatlerini korumaya yönelik özel ve geniş bir geçici koruma yetkisi tanıdığını, bu yetki kapsamında; şirket malvarlığının devrinin önlenmesi, davacı ortağın hak ve borçlarının dondurulması, olağan dışı borçlandırıcı işlemlerin sınırlandırılması, belirli işlemlerin mahkeme veya denetim kayyımı onayına bağlanması ve somut olayın gerektirdiği hallerde sınırlı görevli kayyım atanması mümkünken, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15.06.2026 tarihli ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin ara kararının hukuka aykırı olduğu açık olup, anılan ara kararın kaldırılması gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15.06.2026 tarihli ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasına, davalı şirket hakkında yargılama süresince şirket malvarlığının korunması amacıyla kayyım atanmasına, şirket banka hesaplarına bloke uygulanmasına ve şirket menkul ile gayrimenkullerinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Talep, derdest 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3 maddesine dayalı olarak limited şirketin haklı nedenle feshi, bu mümkün olmaz ise davacının payının gerçek değerinin ödenerek şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin davada, davalı şirket malvarlığı korunmasına ilişin gerekli tedbirlerin alınmasına ve şirkete kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Aynı taleplere ilişkin davacı tarafça daha önce ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş, ilk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Dairemizin 18.06.2026 tarih 2026/1090 Esas ve 2026/1280 Karar sayılı ilamı ile istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
TTK'nın 636/3.maddesi ''Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. '' 636/4. Maddesi " Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir" düzenlemelerini içermektedir.
TTK 636/4 maddesi dava açıldığında hangi tedbirlerin alınacağına dair bir düzenleme içermediğinden talep hakkında 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinin nazara alınması gerekmektedir.
İhtiyati tedbir HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan geçici hukuki korumadır. 389. maddeye göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Ayn yasanını 390 Maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Somut olayda daha önce mahkemece reddedilen ve Dairemizce istinaf talebi kesin olarak reddedilen ihtiyati tedbir talebinin yenilenmesine dayanak olarak gösterilen davalı şirket adına düzenlenmiş e-arşiv faturalar, bu faturalara bağlı sevk irsaliyeleri, yapı denetim faturaları, davalı müdür adına kayıtlı tapu kayıtları, SGK sigortalı hizmet listeleri, ticaret sicil kayıtları, genel kurul çağrı ve toplantıya ilişkin ticaret sicili kayıtlarının önceki kararın değiştirilmesini gerektirir delil mahiyetinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiş olup, somut uyuşmazlıkta davalı şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu değildir. Dosyadaki delil durumu, yargılamanın geldiği aşama itibariyle yaklaşık ispatın gerçekleşmemiş bulunmasına göre mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/07/2026