Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1291 E. 2026/1376 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1291
- Karar No
- 2026/1376
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1291 Esas
KARAR NO : 2026/1376 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2025/147 Esas- 2026/315 Karar
TARİH: 15/04/2026
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket ticari ilişkiye girmişler, davalı, bu ticari ilişki kapsamında doğan alacaklarını tahsil amacıyla müvekkil şirket aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 25.11.2023 tarihinde yasal takip başlatıldığını, müvekkili şirket icra dosyasından tebliğ edilen ödeme emrine itiraz süresini kaçırmış ve hakkında başlanan takibin kesinleştiğini, takibin kesinleşmesi üzerine cebri icra tehdidi altında müvekkili şirket icra dosya borcuna karşılık haricen davalı asile 2.065.161,75-TL (1 adet banka dekontu) davalının vekiline de 887.800,66-TL (1 adet banka dekontu) ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalı 25.11.2023 tarihinde müvekkili aleyhine başlattığı takipte takip tarihi itibari ile Ana Para Alacağı Olarak:2.065.161,75-TL, Takip Öncesi Faiz Olarak: 464.661,39-TL, Toplam: 2.529.823,14-TL olduğunu, müvekkili şirketin takip tarihi olan 25.11.2023 tarihi itibari ile davalıya borcunun 1.314.161,00-TL olduğunu, davalının 25.11.2023 tarihi itibari ile yasal takibe konu yapması gereken tutarın 1.314.161,00-TL olduğunu, müvekkili şirket kayıtlarının incelenmesinde, davalıya fazla ödeme yapıldığı anlaşılmış olup davalıdan fazla ödeme yapılan tutar şifahi olarak talep edilmiş, davalı iade talebimize istinaden 750.120,11-TL para iadesini yaptığını, davalının iade etmiş olduğu 750.120,11-TL tutar davalı tarafından başlanan takip konusu ana paradan düşüldüğünde müvekkili kayıtlarında yer alan borç tutarı olan 1.314.161,00-TL tutara ulaşılmış olduğunu, davalı 750.120,11-TL tutarı iade ederek müvekkili şirketten takip tarihi itibari ile 1.314.161,00-TL alacaklı olduğunu kabul ettiğini, davalının gerçek alacak tutarı üzerinden takip başlatmadığını, davalı 25.11.2023 tarihinde 2.529.823,14-TL tutar üzerinden takip başlatmış, bunun sonucu olarak da müvekkilinden, Takip sonrası faiz olarak:168.777,00-TL, Avukatlık ücreti olarak:126.760,00-TL, Tahsil harcı olarak: 29.878,00-TL, Toplam: 325.415,00-TL fazla ödeme aldığını, davalıya yapılan fazla ödeme tutarının müteakip defalar talep edilmiş fakat bugüne kadar müvekkiline ödememiş olduğunu, alacaklarının ödenmemesi üzerine İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile hakkında icra takibi başlatılmış davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, Davalı- Borçlunun borca ve takibe yapmış olduğu itirazın iptali ile %20den az olmamak üzere icra-inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, takibin kaldığı yerden ve güncel tutar üzerinden devamına, ücreti vekâlet ve yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkememiz yetkisine itiraz ettiklerini, davanın istirdat davası olduğunu, 1 senelik hak düşürücü süresi içinde açılmadığını, davacının her ne kadar itirazın iptali davası olarak göstermeye çalışmakta ise de istirdat davası olduğunun dosya içeriğinden anlaşılmakta olduğunu, istirdat yönünden de yasal şartlara uygun bir dava olmadığını, öncelikle davacının davalı müvekkiline borcun ifası amacıyla ödemiş olduğu parayı ve sükut etmiş olan borcunu müvekkilinden geri isteyebilmesi istirdat hükümlerine ve Yüksek Mahkeme kararlarına göre mümkün olmadığını, dava konusu icra dosyasındaki borcunun ihtirazi kayıtsız, ifa amacıyla ödendiğinin davacı şirket tarafından bilinmesi nedeniyle davacı şirketin müvekkilinden olan ve eldeki davayla hiçbir ilgisi bulunmayan, takipten sonraki 750.120,11 TL'lik herhangi bir alacağının muvazaalı yöntemle bahane edilmesi suretiyle eldeki istirdat davasının yargılama makamına karşı itirazın iptali davası olarak gösterilmeye çalışıldığı dosyanın ve dava dilekçesinin içeriğinden, kanaatince açıkça anlaşıldığını, tüm bu hususların değerlendirilmesi sırasında davacının büyük bir şirket olduğu ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğunun da açık olduğunu, davacı şirketin 10/11/2020 tarihinden beri tedarikçisi olan ve davacı-şirketten yüklü miktarda alacakları bulunan davalı-müvekkilinin alacaklarının tahsili amacıyla, taraflarından İstanbul 14. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasıyla, davacı-şirket aleyhine 7 örnek ödeme emriyle İlamsız İcra Takibi başlatıldığını, fakat; davacı-şirket, 08/12/2024 tarihinde, eldeki davanın konusu etmeye çalıştığı 2.065.601,71-TL.yi davalı-alacaklı müvekkilinin banka hesabına, -hiçbir ihtirazi kayıt ve şart koymaksızın, -niza konusu etmeksizin, -bizzat kendi serbest iradesiyle ve borcunu ifa amacıyla ödediğini, davacı-şirket, daha sonra da, İstanbul 14. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosya borcunun bakiyesi olan 887.800,66-TLyi, davalı-alacaklının yetkili avukatı olan Av.... nın ... Bankası-İBAN: ... nolu hesabına 12/01/2024 tarihinde, yine hiç bir ihtirazi kayıt ve şart koymaksızın ve -niza konusu etmeksizin, -bizzat kendi serbest iradesiyle borcunu ifa amacıyla- ödediğini, davacı-şirket, davalı-müvekkilinden herhangi bir alacağı olan, dava-dışı 750.120,11-TLnin müvekkili tarafından ödendiğini açıkça ikrar etmesine rağmen, davacının eldeki davayı "alacak davası" şeklinde açmasının da mümkün olamayacağı, dava dilekçesinin içeriğinden ve davacı-şirketin ikrarlarından, kanaatince açıkça anlaşıldığını, alacaklı olduğunu ispat külfeti davacı-şirkette olup; her ne kadar davalı-müvekkili, davacı-şirketin kendisine ödeme yaptığı -İstanbul 14. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasındaki 25/11/2023 tarihinde, davacıdan, takip çıkış miktarı olan; 2.065.161,75-TL Asıl alacak, 464.661,39-TL İşlemiş faiz olmak üzere 2.529.823,14-TL Toplam alacaklarının (ve ferilerinin) bulunduğunu ticari defterleriyle ispat gücüne sahip olmakla birlikte; davacının, hiçbir şekilde ihtirazi kayıt ve şart koymadan, kendi serbest iradesiyle ve ifa amacıyla- ödediği borcu -sükut ettiğinden dolayı eldeki davada alacak konusu yapabilmesi yasal olarak ve Yüksek Mahkemenin kararlarına göre mümkün olmadığını, haksız ve yersiz davasının reddine, haksız icra takibinde bulunmasından ve takip miktarının bilinebilir-likit olmasından dolayı, haksız icra takip miktarı olan 464.661,38-TLnin %20si olan 92.932,20-TLden az olmamak üzere tazminatın davacı-şirket tarafından davalı-müvekkiline tazminat olarak ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı-şirkete yükletilmesine karar verilmesini, talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 15/04/2026 tarih ve 2025/147 Esas- 2026/315 Karar sayılı kararında;
Davanın davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul 33. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı tarafın, davalının daha önce İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile başlattığı takip kapsamında borçlu olmadığı halde fazla ödeme yaptığını, bu nedenle davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek fazla ödendiği iddia edilen tutarın tahsili amacıyla takip başlattığı ve davalının itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davasını açtığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, tarafların 2023-2024 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında davacının asıl borcunun 1.808.050,52 TL olduğu, buna göre takip dosyasının yeniden hesaplanması halinde davacının davalıya fazladan ödeme yaptığı, yapılan hesaplama sonucunda davacının 400.302,72 TL tutarında fazla ödeme iddiasında bulunabileceği yönünde görüş bildirildiği, davacının talebinin dayanağı, önceki icra dosyasında borçlu olmadığı halde ödeme yaptığı iddiası olduğu, bu niteliği itibarıyla talebin, salt genel sebepsiz zenginleşme alacağı değil, icra takibi kapsamında ödenen paranın geri alınmasına yönelik istirdat istemi mahiyetinde olduğu, icra takibi sırasında borçlu olunmadığı halde ödeme yapılması halinde uygulanması gereken özel düzenlemenin İİK m.72/7 hükmü olduğu, İİK m.72/7 uyarınca, borçlu olmadığı parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişi, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde genel mahkemede dava açarak paranın geri alınmasını isteyebileceği, anılan bir yıllık süre, niteliği itibarıyla hak düşürücü süre olduğu, hak düşürücü süre mahkemece re’sen gözetiliceği; taraflarca ileri sürülmemiş olsa dahi dava şartı niteliğinde olduğu, istirdat davasının esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası niteliğinde olmakla istirdat davasında icra takibinde ödenen paranın geri verilmesinin istendiği, istirdat davasının şartı icra hukukuna dayandığını, somut olayda, taraflar arasında mevcut süregelen ticari ilişki kapsamında davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatılmış, davacı şirket tarafından davalıya 08.12.2023 tarihinde 2.065.161,75 TL, davalı vekiline ise 12.01.2024 tarihinde 887.800,66 TL ödeme yapıldığını, davacının fazla ödeme iddiası bu takip dosyasında yapılan ödemelere dayandığını, bu durumda davacı yönünden en geç son ödeme tarihi olan 12.01.2024 itibarıyla bir yıllık hak düşürücü süre işlemeye başladığını, davanın ise 26.02.2025 tarihinde açıldığı, buna göre davanın, son ödeme tarihinden itibaren bir yıllık süre geçtikten sonra açıldığını, davacı taraf her ne kadar 16.12.2024 tarihinde davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatmış ise de, İİK m.72/7’de öngörülen süre, istirdat davasının açılması için öngörülmüş hak düşürücü süre olduğunu, ilamsız icra takibi başlatılması, istirdat davasının açılması yerine geçmeyeceği ve hak düşürücü süreyi kesmediği veya durdurmadığı, bu nedenle eldeki itirazın iptali davasının, takip tarihine göre değil, dava tarihi esas alınarak süresinde açılıp açılmadığı değerlendirilmesi gerektiği, dava hakkının İİK m.72/7’de düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre içinde kullanılmadığı anlaşılmakla hak düşürücü sürenin dolmuş olması karşısında artık alacağın esasına, fazla ödeme miktarına, temerrüt ve faiz koşullarına ilişkin inceleme yapılmasına hukuken imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin davayı yanlış nitelendirdiğini, davanın, davalı aleyhine, takip dayanağı ticari defter ve kayıtlar olan, İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlanan takibe borçlunun itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davası olduğunu yerel mahkemenin bu davayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine dikkate alarak görmesi gerekirken, istirdat davası olarak nitelendirdiğini ve davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadı gerekçesi ile davayı ret ettiğini, icra takibinin dayanağının davacı şirketin ticari defter ve kayıtları olduğunu, davanın sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayandığını ve iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığını, kabule göre de hak düşürücü süre sebebiyle davanın reddedilmesine rağmen davalı lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; İİK'nın 72/7 maddesine dayalı icra tehdidi altında fazla ödenen paranın istirdadı için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davalı tarafından alacağın tahsili için davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını ve icra tehdidi altında davalıya fazla ödeme yapıldığını iddia ederek fazla ödenen bedelin istirdadını talep etmiştir. İş bu davanın İİK'nın 72/7 maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmektedir. Hak düşürücü sürenin başlangıç tarihi ise icra dosyasındaki borcun, tahsil harcı da dahil olmak üzere tüm ferileriyle birlikte tamamen kapatılması tarihidir. Aksi takdirde hak düşürücü süre işlemeye başlamayacaktır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03/10/2023 tarih, 2022/1878 esas ve 2023/5543 karar sayılı, 11/06/2024 tarih, 2024/3034 esas ve 2024/4924 karar sayılı ilamları) Dava dayanağı olan icra takibine konu borcun 17/01/2024 tarihinde tahsil harcı yatırılmak suretiyle kapatılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından 25/12/2024 tarihinde arabuluculuk dava şartına başvuruda bulunulmuş ve son tutanak 07/01/2025 tarihinde tutulmuştur. Buna göre arabulucuk dava şartı sürecinde geçen süre de dikkate alındığında iş bu davanın en son 30/01/2025 tarihinde açılması gerekirken hak düşürücü süreden sonra 26/02/2025 tarihinde açılmıştır. Mahkemece hak düşürücü sürenin başlangıcını son ödeme tarihi olarak kabul etmesi doğru olmamış ise de bu husus sonuca etkili olmadığından kaldırma sebebi yapılmamıştır. Davacı tarafından iş bu davanın dayanağının sebepsiz zenginleşme hukuksal nedeni olduğu ve davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı ileri sürülmüş ise de, davacı iddialarının ileri sürülüş biçimi ve özel yasada düzenlenen istirdat davasının koşullarının oluştuğu durumlarda davanın sebepsiz zenginleşme davası olarak nitelendirilerek talepte bulunulması mümkün olmadığından söz konusu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/4320 esas ve 2021/3961 karar sayılı ilamı). Ancak Mahkemece davanın hak düşürücü sürenin dolması sebebiyle reddine karar vermesi karşısında davalı lehine karar tarihindeki AAÜT uyarınca maktu vekalet ücreti takdir etmesi gerekirken nispi vekalet ücreti takdir etmesi isabetli olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, yapılacak başkaca bir tahkikat işlemi bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2026 tarih ve 2025/147 Esas- 2026/315 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
2-Davanın hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle REDDİNE,
İLK DERECE YÖNÜNDEN:
3-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin alınan 3.233,97 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.501,97 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davalı taraf yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
9-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
10-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
11-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
12-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı 2.002,00 TL ve istinaf aşamasında sarf edilen 1.365,00 TL olmak üzere toplam 3.367,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
13-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.