Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/210 E. 2026/1398 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/210
- Karar No
- 2026/1398
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/210 Esas
KARAR NO : 2026/1398 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/565 Esas - 2023/769 Karar
TARİH: 11/10/2023
DAVA : İtirazın İptali (Alım Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ticari faaliyetleri kapsamında gerçek ve tüzel kişilere içecek satımı ve tedariki gerçekleştirerek ticari ilişkiler içerisine girdiğini, davacı şirketin aralarındaki anlaşmaya binaen davalıya farklı zamanlarda mal ve hizmet temin ettiğini, buna karşın davalı tarafın satın aldığı mal ve hizmetlerden kaynaklanan borçlarını süresi içerisinde ödemediğini, sonraki siparişlerinde ise borcunun bir kısmını ödediğini, davalı borçlunun aldığı mal ve hizmet teminine istinaden davacı şirket tarafından; ... Fatura numaralı, 24.02.2020 tarihli, 4.447,38 TL bedelli fatura, ... Fatura numaralı, 22.01.2020 tarihli, 10.451,52 TL bedelli fatura, ... Fatura numaralı, 31.12.2019 tarihli, 6.662,01 TL bedelli fatura, ... Fatura numaralı, 28.12.2019 tarihli, 23.847,58 TL bedelli fatura, ... Fatura numaralı, 28.12.2019 tarihli, 4.464,37 TL bedelli fatura, faturaların düzenlendiğini, taraflar arasında uzun süre gelen ticari ilişkiler çerçevesinde ve önceden kalan bakiyeler ile beraber davalının cari hesabının 46.394,96 TL olduğunu, bu davaya konu bakiye alacağın davalı tarafından davacı şirkete ödenmediğini, alacağın tahsili için davalıya karşı İstanbul 33. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 27.07.2021 tarihli itiraz dilekçesiyle takibe, borca ve ödeme emrine haksız ve mesnetsiz bir şekilde itiraz ettiğini, davalının bu haksız itirazı üzerine icra takibi durduğundan itirazın iptali davası açılması zarureti doğduğunu, davalının ödeme emrindeki borca kısmi olarak itiraz ettiğini, ne var ki icra takibinden sonra davalı tarafından davacı şirkete hiçbir ödeme gerçekleştirilmediğini, İstanbul 33. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasında takip çıkışı olan 46.394,96 TL tutarındaki alacaklarının talep edildiği üzere takip tarihinden itibaren yıllık % 15,75 avans faiz oranından az olmamak üzere faiz yürütülerek takibin icra masraf ve avukatlık ücreti ile birlikte tahsiline olanak tanır biçimde devamını teminen davalı tarafın haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, asıl alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin açtığı itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde açılmadığını, davacının mal alım olarak gösterdiği, 24.02.2020 tarihli 4.447,38 TL bedelli fatura ve 28.12.2019 tarihli 23.847,58 TL tutarındaki faturalar taraflarına tebliğ edilmediği gibi bu faturalara ilişkin taraflarına herhangi bir mal ve hizmet verilmediğini, bu faturaları asla kabul etmediklerini, davacı şirkete; 23.12.2020 tarihli ... numaralı 354,00 TL bedelli palet iade faturası, 05.05.2020 tarihli 15.000,00 TL bedelli fiyat farkı faturası, 04.09.2020 tarih ve 9.446,00 TL bedelli fiyat farkı faturası, 22.01.2020 tarihli 1.239,00 TL palet iade faturası, 27.02.2019 tarihli 3.213,00 TL fiyat farkı faturası, kestiklerini, ayrıca bozuk mallar içinde; 14.09.2021 tarihli 2.674,35 TL bedelli fatura kesildiğini, faturaların davacı şirkete tebliğ edildiğini ayrıca şirket resmi çalışan ve yetkilisi ... isimli kişiyle mesaj olarak da teyitlendildiğini, bu faturalara ilişkin örnekleri ve mesaj kayıt yazışmalarını dilekçe ekinde sunduklarını, bu faturalar eklendiğinde alınan cari hesap ekstresine göre alacaklı durumda bulunduklarını, karşı tarafa alacağa ilişkin dava açma haklarını saklı tuttuklarını, beyan ederek haksız ve hukuksuz davanın reddine ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla karşı tarafın % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini arz ve talep etmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 11/10/2023 tarih ve 2022/565 Esas - 2023/769 Karar sayılı kararında; " (...) davacının ticari defter ve kayıtlarında dava konusu olup, takibe dayanak faturaların ve fatura bedellerinin alacak bakiyesi olarak kayıtlı olduğu, faturalar ile defter ve kayıtların örtüştüğü, davalı tarafın cevap dilekçesinde davacı ile aradaki ticari ilişkinin ve bu ticari ilişki kapsamında faturaların inkar edilmemiş olduğu, yalnızca borcun takibe konu edildiği kadar olmadığı ileri sürülmüş olmasına rağmen defter ve kayıtlarında takipte itiraza uğramayan 15.000,00 TL'lik borç yönünden de davacı adına herhangi bir kaydın bulunmadığı, davalının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, usulüne uygun tutulmayan defter ve kayıtların sahibi lehine delil olma vasfının bulunmadığı, davalı tarafça davaya konu borcun ödendiğini ispata elverişli herhangi bir delil de sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu da gözetildiğinde davacının davalıdan 61.394,96 TL alacaklı olduğu, davacı tarafça yapılan icra takibinin yerinde olduğu, davacı tarafça itiraza uğrayan 46.394,96 TL yönünden itirazın iptalinin talep edildiği anlaşılmakla davanın kabulü ile, davalı tarafından İstanbul 33. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin itiraza konu olan 46.394,96 TL asıl alacak üzerinden aynen devamına, alacağın likit olması ve davalı borçlunun itirazında haksız olması gözetilerek davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."gerekçesi ile,
''1-Davanın KABULÜ ile; davalı tarafından İstanbul 33. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin itiraza konu olan 46.394,96 TL asıl alacak üzerinden aynen devamına,
2-Alacağın %20'si oranında hesap olunan 9.279,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece iki şirketin hesaplarının birbirine karıştırıldığını; bu sebeple hatalı karar verildiğini; davalını alışveriş yaptığı iki ayrı şirketin birbirine karıştırıldığını; bunlardan birisinin davacı şirket olan olduğunu; diğerinin ise... markasını kullanan .... A.Ş. olduğunu; bu iki şirketin tamamen birbirinden bağımsız farklı şehirlerde yönetimi bulunan iki ayrı şirket olduğunu; sadece markalarının birbirine benzediğini; dolayısı ile iki ayrı hesabın olmadığını; mahkemenin dayanak yapıldığı bilirkişi raporunda bu iki şirketin hesaplarının karıştırıldığını; o yüzden bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun 11. sayfasında aynen"-Davalı şirket 2020 yılında 159.1.20 no.lu cari hesap kodunda aşağıda listesi verildiği şekilde toplam 11.472,07 TL nakit ödemeyi davacıya yaptığını gösteren kayıt tutmuştur. Bu ödemelerin hiçbiri davacının kayıtlarında bulunmamaktadır. Ayrıca bu ödemelerin neden ayrı bir cari hesapta tutulduğu da anlaşılamamıştır." denildiğini, bu ödemelerin dava ile ilgisi olmayan... markasını kullanan .... A.Ş'ye ait olduğunu; dolayısı ile ayrı bir hesapta tutulması gerektiğini; bilirkişi iki şirketin hesaplarını birbirine karıştırdığı için bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın hatalı olduğunu; mahkemeye diğer şirketin evraklarından da örnekler de sunduklarını;
Bilirkişi raporu incelendiğinde alacaklı şirketin alacağı olduğuna dair net bir ibare bulunmadığını; bilirkişi raporunda sonuç kısmında aynen"-Huzurdaki dava tarihi 17.06.2022 olmakla beraber her iki taraf en son 2021 yılı ticari defterlerini ibraz etmiş olmakla, Davalı şirket icra takip tarihinde sonra davacıya bir adet fatura düzenlemiş olduğundan (davacıda olmayan) 31.12.2021 tarih itibariyle davalı şirketin; Sayfa ... no.lu cari hesap kodunda davacı şirkete 952,58 TL borçlu, 159.1.20 no.lu cari hesapta ise 11.472,07 TL alacaklı durumda olduğu, iki hesap bakiyesi mahsup edildiğinde 31.12.2021 tarih itibariyle davalı şirketin davacı şirketten 11.472,07 TL-952,58 TL= 10.519,49 TL alacaklı durumda olduğu, Tespit edilmiştir. Yukarıda ayrıntıları verildiği üzere taraflar arasında önemli farklar bulunmakta olup, davalı şirketin 2018 ve 2019 yıllarında işletme defteri düzeyinde kayıt tuttuğundan tahsilat/ödeme ayağının denetlenemediği, bu nedenle her iki tarafın kendi kayıtlarında olan ancak karşı taraf kayıtlarında olmayan her bir belgeyi dosyaya ibraz etmesi ancak bunun yapılması halinde ya da yapılan kısım ile yeni bir değerlendirme yapılabileceği, aksi halde mevcut durumdan farklı bir sonuca ulaşılamayacağı, sonucuna varılmaktadır." denildiğini, mahkemece bir borç tespitini içermeyen bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi mümkün olmadığını, bilirkişi raporunu aslında davacı tarafında kabul etmediğini; son duruşmadaki beyanında başka bilirkişiden rapor alınmasını talep ettiğini;
Davalının icra dairesine verdiği ilk itirazda 15.000-TL borcunun olduğunu söylediğini, ancak bu sırada davacı şirketin yetkilisi ile iade sürecinin devam ettiğini, şirket yetkilisinin iadelerin alınacağını gerekirse para iadesinin yapılacağını söylediğini, davalının ufak bir işletme olduğunu; ilk anda böyle beyanda bulunduğunu ancak daha sonra bilirkişi raporundan çok önce 16/08/2022 tarihinde icra müdürlüğüne ek bir beyan vererek borcu tümden kabul etmediğini bildirdiğini; bilirkişi ve mahkemece icra dosyasının ayrıntılı olarak incelenmediğinden davalının beyanının görülemediğini,
Mahkemece davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve bu sebeple delil olarak kullanılamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiğini, ancak davalı defterlerinde hiçbir hata olmadığını; davalının cevap dilekçesinde sunduğu tüm faturaları ve iade faturalarını defterlerine işlediğini; defterlerinde yasal bir eksiklik olmadığını; hangi yönden defterlerin usulüne uygun tutulmadığı mahkemece belirtilmediğini; bilirkişinin raporlarında eksik incelemeden dolayı hata olduğunu; bu rapora dayanılarak müvekkilin defterlerini usule uygun tutulmadığı kanısına varmanın da hukuken geçerli olmadığını, davalının davacı şirketin sigortalı çalışanı ile görüşmeler yaptığını ve ticari ilişkilerini bu kişi ile yürüttüğünü; bu kişinin beyanlarının dikkate alınmadığını; davalının defter tutma ve mali işlemlerini mali müşavirinin yaptığını, mahkemece defterler hususunda mali müşavirin açıklamalarının istenmediğini; bilirkişi raporundaki çelişkilerin giderilmediğini;
İleri sürerek, izah edilen ve resen nazara alınacak sebeplerle ilk derece mahkemesi kararıın kaldırılmasına yeniden yargılama yapılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine 61.394,96-TL açık hesap alacağının tahsili amacıyla 07/09/2021 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 28/09/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 01/10/2021 havale tarihli borca itiraz dilekçesi ile, davacıya yalnızca 15.000,00-TL borcu olduğunu, bu borcu kabul ettiğini, geri kalan tutara ve fer'ilerine itiraz ettiğini beyan ettiği, böylece takibin 15.000,00-TL asıl alacak tutarı yönünden kesinleştiği, davacının da bakiye 46.394,96-TL alacak tutarı için eldeki itirazın iptali davasını açtığı, davalı tarafından icra dosyasına 16/08/2021 havale tarihli ek itiraz dilekçesi sunarak borcun tamamına itiraz edildiği belirtilmiş ise de, yedi günlük yasal itiraz süresi dolduktan sonra sunulan bu ek itiraz dilekçesinin, 15.000,00-TL yönünden kısmen kesinleşen takip bakımından hukuki sonuç doğurmayacağı, davalının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi raporunda; davacının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 61.394,96-TL alacaklı göründüğü, davalının ise 2018 ve 2019 yıllarında işletme defteri tuttuğu, 2020 ve 2021 yıllarında bilanço esasına göre deftere tutmaya başladığı, davalının 2020 yılında davacıyı 159 ve 320 nolu iki ayrı hesapta takip ettiği, 159 nolu hesapta davacıya dokuz kalemde toplam 11.472,07-TL ödeme yaptığına dair kayıt düştüğü, takip tarihinde de bu hesapta davacıdan 11.472,07-TL alacaklı göründüğü, bu ödemelerin hiçbirinin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının 320 nolu hesapta ise davacıya takip tarihi itibariyle 3.626,93-TL borçlu göründüğü, her iki hesap birbirine mahsup edildiğinde davalının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıdan 7.845,14-TL alacaklı göründüğü, davalının takip tarihinden sonra davacıya kestiği 14/09/2021 tarihli 2.674,35-TL tutarlı fatura da eklendiğinde davacının 31/12/2021 tarihinde davacıdan 10.519,49-TL alacaklı göründüğü, davacı tarafından düzenlenen ve davacı defterlerinde kayıtlı olup davalı defterlerinde kayıtlı olmayan faturaların 18/10/2018 tarihli 6.076,61-TL tutarlı, 05/09/2019 tarihli 4.760,55-TL tutarlı, 28/12/2019 tarihli 4.464,37-TL tutarlı, 28/12/2019 tarihli 23.847,58-TL tutarlı faturalar oldukları, davalı tarafından düzenlenen ve davacı defterlerinde kayıtlı olmayan faturaların ise 27/02/2019 tarihli 3.213,00-TL tutarlı, 22/01/2020 tarihli 1.239,00-TL tutarlı, 10/07/2020 tarihli 740,00-TL tutarlı, 04/09/2020 tarihli 9.446,00-TL tutarlı ve takip tarihinden sonra düzenlenen 14/09/2021 tarihli 2.674,35-TL tutarlı faturalar oldukları, davalı şirket 2018 ve 2019 yıllarında işletme defteri düzeyinde kayıt tuttuğundan tahsilat ödeme ayağının denetlenemediği, bu nedenle her iki tarafın kendi kayıtlarında olan ancak karşı taraf kayıtlarında olmayan her bir belgeyi dosyaya ibraz etmeleri halinde yeni bir değerlendirme yapılabileceği kanaati bildirilmiştir. Bilirkişi raporu davalı asile 18/05/2023 tarihinde tebliğ edilmiş ve rapora karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş ise de, raporda davacı ve davalı defterlerindeki kaydi durum incelenmekle yetinilmiş, taraflar lehine veya aleyhine herhangi bir açık tespit yapılmamış olup, rapora süresinde itiraz edilmemiş olması davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmeyecektir. Öte yandan davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporuna karşı süresinde itiraz dilekçesi sunulduğu, bilirkişi raporunun hükme esas alınmayarak yeni bir bilirkişiden yeni bir rapor alınmasının talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafından istinaf aşamasında, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 159 kodunda takip edilen ve ödemelerin kayıtlı olduğu hesabın davacı ile ilgisinin bulunmadığı, bilirkişinin davalının ticari ilişki içerisinde olduğu bir başka şirketin hesaplarını davacı hesabı gibi değerlendirdiği ileri sürülmüş ise de, ilk derece yargılamasında bu itiraz ileri sürülmediği gibi, davalının kendi defterlerindeki bu ödeme kayıtlarının davacıya yapılan ödemelerle ilgili bulunmadığını açıkça beyan etmesi karşısında, davacı alacağı hesaplanırken üçüncü kişiye ve farklı bir ticari ilişkiye istinaden yapıldığı ileri sürülen bu ödeme kayıtlarının zaten davalı lehine dikkate alınamayacağı anlaşılmakla, bu
istinaf sebebi sonuca etkili ve haklı görülmemiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davacı defterlerinde kayıtlı faturaların davalı tarafından inkar edilmediği belirtilmiş ise de; davalının cevap dilekçesinde 24/02/2020 tarihli 4.447,38-TL bedelli ve 28/12/2019 tarihli 28.847,58-TL bedelli davacı faturalarını kabul etmediğini açıkça beyan ettiği gibi, kendisinin de davalıya 23/12/2020 tarihli 354,00-TL bedelli, 05/05/2020 tarihli 15.000,00-TL bedelli, 04/09/2020 tarihli 9.446,00-TL bedelli, 22/01/2020 tarihli 1.239,00-TL bedelli, 27/02/2019 tarihli 3.213,00-TL bedelli ve 14/09/2021 tarihli (ödeme emrinin davalıya tebliğ tarihinden önce) 2.674,35-TL bedelli faturaları kestiğini, bu fatura bedelleri mahsup edildiğinde davacıya borcu kalmadığını beyan ettiği, fatura örneklerini dosyaya sunduğu, bu faturaların bir kısmının altında teslim alan bölümünde imza bulunduğu, bu savunmanın ödeme itirazı mahiyetinde bulunduğu, bu faturalardan bir kısmının davacı defterlerinde de kayıtlı olduğu, bu durumda mahkemenin davalı tarafından davacı faturalarının inkar edilmediğine yönelik tespitinin dosya kapsamına uygun düşmediği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde 2018 ve 2019 yıllarında tuttuğu işletme defteri ile 2020 ve 2021 yıllarında bilanço esasına göre tuttuğu ticari defterlerinin yasa gereği yaptırılması gereken açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığının belirtilmiş olması karşısında, mahkemenin davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığına yönelik tespitinin de dosya kapsamına uygun düşmediği, mahkeme alınan bilirkişi raporunun uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmadığı, taraf defterleri arasındaki farkı oluşturan kayıtlara ilişkin raporda değerlendirme yapılmadığı gibi, mahkeme gerekçesinde de bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmış, davalının istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı tarihten itibaren tüm ticari defter ve kayıtların ve tarafların karşılıklı açık hesap dökümlerinin getirtilmesi, davacı defterlerinde kayıtlı olup, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan, yine davalı defterlerinde kayıtlı olup davacı defterlerinde kayıtlı olmayan fatura asıllarının celbinin sağlanması, bu faturaların ve fatura muhtevasının karşı tarafa tebliğ ve teslim edildiklerinin ispat olunup olunmadıklarının tartışılması, davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulup davalı defterlerinde kayıtlı olmayan ve teslim alan kısmı imzalı bulunan faturalardaki imzaların davacı yetkilisine veya çalışanına ait olup olmadığının değerlendirilmesi, gerekirse bu konuda davacı şirket yetkilisinin isticvap edilmesi, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağının varlığı ve miktarı hususunda taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı tarihten takip tarihine dek tüm defter ve kayıtlar ile dosya üzerinde taraf itirazlarını da karşılar şekilde, mahkeme ve kanun yolu denetimine açık mali bilirkişi raporu aldırılması, davacının yemin deliline dayandığının gözden kaçırılmayarak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Sonuç itibariyle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2023 tarih ve 2022/565 Esas ve 2023/769 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.