Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/751 E. 2026/1302 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/751
- Karar No
- 2026/1302
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO : 2026/751
KARAR NO : 2026/1302
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 21/11/2024
NUMARASI : 2023/884 E. - 2024/974 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 09/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından dava dışı ... ve .......Şti. Aleyhine Anadolu ....İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte müvekkillerine 2004 sayılı yasanın 89/1-2-3 maddelerine göre haciz ihbarnameleri tebliğ edildiğini, cevap ve itiraz süreleri geçirildiğinden müvekkillerinin dosyada borçlu olarak kaydedildiğini, ancak icra takibindeki borçluların müvekkillerinden herhangi bir hak ve alacaklarının bulunmadığını, dolayısıyla bu takip nedeniyle takip alacaklısına da borçlarının bulunmadığını, müvekkilin, dosya borçluları ile davalıların ticari defterlerinin incelenmesi ile halinde bu durumun ortaya çıkacağını, takip dosyasında müvekkilleri aleyhine uygulanan hacizler nedeniyle zor durumda kaldıklarını, ticari itibar kaybına uğradıklarını, mallarına haciz konulması halinde telafisi imkansız zararlar doğacağını belirterek öncelikle teminat karşılığında icra dosyasına ödenen paranın alacaklılara ödenmemesi için tedbir kararı verilmesini, müvekkillerinin Anadolu ....İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, dosya alacağının en az %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil firmanın Anadolu ....İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı takip dosyası ile dava dışı ... ve .......Şti. Aleyhine kambiyo senedinden kaynaklı icra takibi başlatıldığını, icra takibinde borçluların alacaklı olduğu ...Müdürlüğünün ... Esas ve ... E, ... E, ... Esas, 2020/6925 E.Sayılı dosyalarına haciz konulduğunu, haciz konulan icra dosyaları incelendiğinde müvekkilinin alacaklı olduğu dava dışı ... ve .......Şti. Firmasının davalılara karşı icra takibi başlattığı tespit edildiğini, bu tespitten sonra dava dışı iki borçlunun hak ve alacaklarına haciz konulması amacıyla sırasıyla İ.İ.K 89 Maddesi gereğince 1. Ve 2.Haciz İhbarnamesi gönderildiğini, davalılar gönderilen haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmediğini sonrasında da 3.Haciz İhbarnamesi gönderilerek borcun ödenmesi talep edildiğini, 3.Haciz İhbarnamesine de cevap verilmemesi üzerine davalılar icra dosyasına borçlu olarak eklenerek haciz işlemlerine başlanıldığını, müvekkilinin icra borçlularının davacılardan hak ve alacağı olup olmadığını bilme imkanı bulunmadığını müvekkilinin mevcut icra takiplerine itibar ederek davacılara işlemler yaptığını öte yandan davacıların dava dışı borçlulara herhangi bir borcu yoksa neden dava dışı borçlular tarafından davacılara karşı icra işlemleri başlatıldığını, izah edildiği üzere haksız ve mesnetsiz icra takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen usulden ret kararının yasaya ve usule aykırı olduğunu, müvekkillere yapıldığı iddia edilen tebligatların usulsüz olduğunu, öğrenme tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, mahkemenin bu hususta inceleme yapmadan hak düşürücü süre gerekçesiyle ret kararı verdiğini, bilirkişi raporunda davacıların dava dışı borçlu ... ile herhangi bir hak, alacak veya borç ilişkisinin bulunmadığının tespit edildiğini, yine bilirkişi raporunda davacıların dava dışı borçlu ....... Şti. ile de herhangi bir ilişkisinin olmadığının belirtildiğini, müvekkilinin icra takip dosyasında üçüncü şahıs konumunda bulunduğunu, mahkemenin bilirkişi raporundaki bu tespitleri dikkate almadan verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava İİK 89/3 maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; davalı şirket tarafından dava dışı ... ve ....... ... Şti. aleyhine İstanbul ... .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo takibi başlatıldığını, bu takip kapsamında müvekkillerine İİK’nın 89/1, 89/2 ve 89/3. maddelerine göre haciz ihbarnameleri gönderildiğini, cevap ve itiraz sürelerinin geçirilmesi nedeniyle müvekkillerinin takip dosyasında borçlu olarak kaydedildiğini, ancak takip borçlularının müvekkillerinden herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespitini ve dosya alacağının en az %20’si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, takip borçlularının alacaklı olduğu ...Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas, ... Esas, ... Esas ve... Esas sayılı dosyalarına haciz konulduğunu, bu dosyalar nedeniyle borçluların davacılardan hak ve alacağı bulunduğunun düşünüldüğünü, İİK 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnameleri gönderildiğini, müvekkilinin takip borçlularının davacılardan hak ve alacağı olup olmadığını bilme imkanının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalı ... .. A.Ş.’nin alacaklı olduğu, takip borçlularının dava dışı ... ve ...Şti. olduğu, takip kapsamında davacılara İİK’nın 89/1, 89/2 ve 89/3. maddeleri uyarınca haciz ihbarnameleri gönderildiği, süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle davacıların takip dosyasında borçlu sıfatıyla kaydedildiği görülmektedir.
01.08.2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacılara İİK 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, davacıların tebliğ aldığı 15.01.2021 ve 16.02.2021 tarihleri itibarıyla dosya kapsamında davacıların dava dışı ...’a herhangi bir borcu veya ...’un davacılardan herhangi bir hak ve alacağı olduğuna dair belge bulunmadığı, dava dışı ... tarafından davacılara karşı ...çek sayfası verildiği, davacı ... A.Ş. ile davacı ... A.Ş.’nin keşideci, davacı ...’ın lehtar olduğu 30.05.2020 tarihli 350.000 TL bedelli ve 14.06.2020 tarihli 312.500 TL bedelli çeklerin düzenlenerek dava dışı ...’a ciro edildiği görülmekle birlikte, tüm belgelerin incelenmesi sonucunda davacılar ile dava dışı ... arasında herhangi bir hak, alacak ve borç ilişkisinin bulunmadığı, dava dışı ....... Şti. yönünden de, davacıların anılan şirkete herhangi bir borcu veya bu şirketin davacılardan herhangi bir hak ve alacağı bulunduğunu gösteren belge olmadığı, belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince , davanın üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İİK’nın 89/3. maddesi uyarınca, birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresi içinde itiraz edilmemesi halinde takip borçlusunun üçüncü kişiden alacaklı olduğu ve alacağın üçüncü kişinin zimmetinde sayıldığı kabul edilir.
Bu aşamadan sonra üçüncü kişinin borcu icra dairesine ödememesi halinde üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilerek, on beş gün içinde borcu ödemesi veya malı teslim etmesi ya da aynı süre içinde menfi tespit davası açması gerektiği bildirilir. Anılan maddede menfi tespit davası açılması için öngörülen on beş günlük süre hak düşürücü niteliktedir.
Somut olayda, 15.01.2021 tarihinde 89/1 haciz ihbarnamelerinin davacılara 25.01.2021 tarihinde, 89/2 haciz ihbarnamelerinin 25.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği,89/3 haciz ihbarnamelerinin ..... 25.06.2021 ve diğer davacı iki şirkete 28.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği eldeki davanın ise 03.01.2022 tarihinde açıldığı, bu haliyle İİK’nın 89/3. maddesinde öngörülen on beş günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığı anlaşılmıştır.
Davacılar vekilince istinaf aşamasında tebligatların usulsüz olduğu ve öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği ileri sürülmüş ise de, dava dilekçesi ve yargılamada bu hususun ileri sürülmediği bu nedenle HMK 357.maddesi uyarınca istinaf aşamasında dikkate alınamayacağı , kaldı ki mevcut tebligatların usulüne uygun tebliğ edildiği, buna göre , İİK’nın 89/3. maddesine dayalı menfi tespit davasının süresinde açılmadığı anlaşılmakla, artık işin esasına girilerek davacıların takip borçlularına borçlu olup olmadığının incelenmesine olanak bulunmadığından bilirkişi raporunda davacılar ile dava dışı takip borçluları arasında hak, alacak veya borç ilişkisi bulunmadığı yönünde yapılan tespitler, hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması karşısında sonuca etkili görülmemiştir. Ayrıca davanın açıldığı 03.01.2022 tarihinden sonra 15.05.2022 tarihinde itirazi kayıtla 115.706,33 TL ödeme yapıldığı tedbir kararı gereği alacaklıya ödenmediği görülmüş ise de davacılar tarafından İİK 89/5 maddesine dayalı istirdat talebi ve bu konuda ıslah bulunmadığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../11/2024 tarih ve 2023/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.196,00-TL harcın mahsubu ile fazlaya ilişkin 1.464,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2026