İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/507 E. 2026/507 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/507
- Karar No
- 2026/507
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/507 Esas - 2026/550 T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2026/507 Esas KARAR NO: 2026/550
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 27/12/2018 KARAR TARİHİ : 11/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026
Mahkememizce verilen 05.12.2025 tarih ve .... sayılı kararı, .... Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin 11.06.2026 tarih ve.... sayılı ilamı kaldırılarak dosyanın mahkememize tevdi edildiği, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 03/10/2018 günü saat 00:20 sıralarında sürücü ... yönetimindeki ... plakalı davalı ... AŞ'ye sigortalı otomobil ile .... sokağı takibin kırmızı fasılalı ışıkta ... kavşağına giriş yaptığında kavşağa solundaki koldan sarı fasılalı ışıkta giriş yapan sürücü ... yönetimindeki ... plakalı davalı şirkete ait ve davalı ... şirketine sigortalı kamyon ile çarpışması sonucu ölümlü yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kasası meydana geldiğini belirterek şimdilik her bir davacı için 500,00 er TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan, ... için 70.000,00 TL, ... için 80.000,00 TL, ... için 90.000,00 TL ve ...'in için 90.000,00 TL olmak üzere toplam 330.000,00 TL manevi tazminatın ... AŞ dışındaki diğer davalılardan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans/ ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın dava dışı ...'un kusuru nedeniyle meydana geldiğini, kusura denk düşen kısım teminat dışı olduğunu, mirasçılara bir kısım ödemenin yapıldığını, kazadan dolayı açılan soruşturma dosyasının celbi ile davanın sonuçlanmasından sonra kusur durumunun tespit edilmesini talep ettiklerini, kazada hatır taşıması olup olmadığını var ise indirim talep ettiklerini, destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken asgari ücretin baz alınmasını talep ettiklerini, davalının faiz yükümlülüğünün başlamadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların talepleri dolayısı ile 28/12/2018 tarihinde 51.106,80 TL ödemenin yapıldığını, yapılan ödeme gereğince davalının sorumluluğunu yerine getirdiğini, bu nedenle öncelikle davalı tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre yeterli olup olmadığının tespiti ödenen ile ödenmesi gereken arasında bir misline yakın fark olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, aksi halde davalının sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davacıların destek iddiasının kanıtlanması gerektiğini, kazada kusur durumunun belirlenmesini ve aktüer bilirkişiye dosyanın tevdini talep ettiklerini, manevi tazminata hükmedilirken ülkenin ekonomik durumu tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusurları gibi özelliklerin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... İnş. Taah. Hafr. Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda müteveffa ...'un tam kusurlu olduğunu, dava konusu kazaya ilişkin olarak davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davalının araç maliki olarak sorumluluğuna ilişkin olarak ... plakalı kamyonun hafriyat toprağı ve atık taşıma izin belgesi bulunduğunu, araç muayenesinin her dönem düzenli olarak yaptırarak ve kazanın aracın bakım ve onarımındaki bir eksiklikten meydana gelmediği de gözetilerek sorumluluğunu yerine getirdiğini, yapılan ödemeler sonrasında da davalının davacılara karşı bir sorumluluğunun kalmadığını aksi halde dahi tespit edilecek miktardan mahsup edilmesi gerektiğini, müteveffanın davacıların geçimini düzenli olarak sağlayıp sağlamadığı, maddi desteğinin bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise ne ölçüde bulunabileceği hususlarının; davacılar tarafından ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...'a usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE : Mahkememizce aktüer bilirkişiden alınan 24.07.2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; "Bozma ilamı, ödeme belgeleri, feragat beyanları ve dosya içeriğindeki belge ve bilgilerden hareketle hesap raporu hazırlanmıştır. Delillerin değerlendirilmesi ve hukuki değerlendirme takdiri Mahkemeye ait olmakla dosya içindeki verilere göre; Ana hesaptan önce kusur oranı (davalılar toplam %100 kusurludur) daha sonra yapılan ödemeler mahsup edilerek hesaplama yapılmıştır. Müteselsil sorumluluk bağlamında destek zararı aşağıdaki gibi hesaplanmıştır. Destekten Yoksun Kalma Zararları Eş ... için; 1.924.973,31 TL, Anne ... için; 442.903,36 TL Baba ... için; 152.477,22 TL, Davacı ...’ın yapılan ödemeler ile alacağının 2018 yılında konusuz bırakıldığı ilk raporumda tespit edildiğinden 2025 yılı hesap verilerine göre yapılan hesaplamada alacağı bulunmamaktadır. Yapılan Hesaplamalarda müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılmamıştır." şeklinde görüş bildirmiştir. Dava trafik kazasından kaynaklanmakta olup, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminatın tahsiline ilişkindir. Mahkememizce verilen hükmün davacı, davalı ... Hafr Tic Ltd Şti ve ... vekillerince istinaf edilmesi üzerine istinaf davasını inceleyen .... Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin 11.06.2026 tarih ve ....sayılı ilamı ile, "... Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, Yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacılar vekili ile davalı ... İnşaat Taahhüt Nak. Hafr. Tic. Ltd. Şti. vekili ve katılma yoluyla ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve ...Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. ...Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince, mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. HMK'nın 298/2. maddesi uyarınca, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. HGK'nın 24.02.2010 tarihli ....sayılı kararında; “...yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Dairemiz'in hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur...” şeklinde belirtilmiştir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza içtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. 10/04/1992 tarih ve .... sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut olayda; mahkemece tefhim edilen kısa kararda; "…1-Davalılar ... ve ... için açılan davanın vaki feragat nedeniyle reddine," ifadesi bulunmadığı ancak, gerekçeli kararda ise “1-Davalılar ... ve ... için açılan davanın vaki feragat nedeniyle reddine,” şeklinde karar verilerek, bu yolla kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiştir. Mahkemece, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gerekmiştir. 2-Kabule göre ise; Dosya kapsamından; mahkemece Dairemiz kaldırma kararı gereğince 28/05/2025 tarihli aktüer raporu alındığı, davacılar tarafından da bu karar gereğince ıslah dilekçesi sunulduğu, davanın belirsiz alacak davası olması nazara alındığında talep artırım dilekçesi sonrası ıslah dilekçesi verilebileceği, kaldırma sonrası alınan kusur raporunun da dosya kapsamına ve oluşa uygun olduğu anlaşıldığından bu hususlara yönelik istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir. Ancak; mahkemece resen hesap yapılarak gerekçeli kararda davacıların zararının bilirkişi raporundakinden farklı miktarda hesaplanarak bakiye zararların tespit edildiği ancak taleple bağlı olarak karar verildiği görülmüş ise de, belirlenen zarar miktarına nasıl ulaşıldığı Dairemizce denetlenememiştir. HMK’nın 266. maddesi gereğince çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda hâkim taraflardan birinin talebi üzerine veya resen bilirkişi görüşü alınmasına karar verebilir. Her ne kadar hâkim bilirkişi raporuyla bağlı değilse de HMK’nın 281/2-3 maddesi gereğince Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği kanaatine varılmışsa eksiklikler konusunda ek rapor alınarak ya da gerekirse yeniden denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yapılan ve denetlenemeyen hesap kapsamında zarar belirlenmesi doğru görülmemiştir. Yine hükmedilecek gerçek zarar miktarlarından geçici ödeme miktarlarının mahsubu doğru ise de, bu miktarlara kaza tarihi ile ödeme tarihi arasında faiz işletilmesi gerekirken bu hususa riayet edilmemesi de doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; 10/04/1992 tarih ve .... sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması nedeni ile önceki verilen kararla bağlı olmaksızın aradaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden karar verilebilmesi için istinaf edenler vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,..." karar verilmesi ile Mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce Bölge Adliye Mahkemesi ilamı sonrasında ilama uygun olarak 24/07/2026 tarihli bilirkişi raporu allınmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde, kaza tarihi olan 03.10.2018 tarihinde davacıların desteği ...’ın içerisinde olduğu, dava dışı sürücü ...’un kullandığı ve davalı ... tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olan aracın, .... İlçesi’nde seyir halinde iken davalı ...’ın sevk ve idaresindeki davalı ... İnş Taah. Hafriyat Ltd Şti adına kayıtlı bulunan ve davalı ... AŞ tarafından zorunlu mali mesuliyet ve kasko sigortası ile sigortalı bulunan ... plakalı araç ile çarpışması neticesinde davacıların desteğinin vefat ettiği, hükme esas alınan 10/07/2024 tarihli rapordan anlaşılacağı üzere davacıların desteğinin içerisinde bulunan araç sürücüsünün kazada %70 oranında davalı ...’ın ise %30 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Maddi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; “… TBK 51. maddesine göre hakim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyecektir. Bu madde uyarınca hakim, öncelikle zarar gören kişinin/kişilerin maluliyet oranına, yaşına, bakiye ömrüne ve gelirine göre zararını tespit edecek ve bundan birlikte kusuruna isabet eden kısmı çıkaracaktır. Daha sonra Karayolları Trafik Kanununun 87.maddesi gereğince eğer yaralanan kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa gerek öğreti gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsendiği üzere TBK 51. madde uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapacaktır. Son olarak da, zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise TBK 52. maddesine göre, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir (....). Yani, TBK 51 ve 52. maddelere göre nihai tazminatı belirlemedeki indirimler; 1-Trafik kazasının oluşumunda zarar görenin kusuru varsa (birlikte kusur) bu oranda indirim yapılması, 2-Hatır taşıması varsa TBK 51 ve KTK 87. maddeleri uyarınca indirim yapılması, 3-Zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla beraber zararın oluşumunda veya artmasında kusuru varsa (müterafik kusur) kalan tazminattan bu sebeple indirim yapılması biçiminde olmalıdır..." (.... sayılı ilamı) “…Zarara sebebiyet veren sürücüler, işleten ve trafik sigortacısı, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 50 ve 51. maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 61. maddesi) gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri BK'nın 141/2 ve 142. maddelerine (TBK'nın 162/2 ve 163. maddelerine) göre borcun tamamından sorumludur.Somut olayda; davacı taraf davalı ... aleyhine açılan davada davasından feragat etmiştir.Davadan feragat, öncelikle bir usul işlemidir. Dava konusu olayda, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan davacı tarafın davalılardan birisi hakkındaki feragati usul hukuku bakımından diğer davalı aleyhine bir sonuç doğurmaz ise de, davadan feragat aynı zamanda bir maddi hukuk işlemi olduğundan, davalı sürücü ... hakkındaki feragatin, rücu hakkı bulunan diğer davalıyı etkileyip etkilemediğinin üzerinde durulması gerekir. Yukarıda açıklandığı üzere, davalılar alacaklıya karşı borçtan müteselsilen sorumludurlar. Borçlar Kanunu'nun, müteselsil sorumlulukta borçluların iç ilişkilerini düzenleyen hükümleri gereğince, müteselsil borçlulardan biri alacaklıya borcu ödediği takdirde, diğer müteselsil borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır (m.146). Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (m.147). Davacı tazminat alacağı olmasına rağmen, davalı ... hakkındaki davasından feragat ederek bu davalının durumunu iyileştirirken diğer müteselsil borçlu konumundaki davalı ...'nün iç ve dış ilişkideki durumunu ağırlaştırmıştır. Şu halde, Mahkemece BK'nın 147. maddesi (TBK md. 168) ile Yargıtay İBK'nın 11.04.1940 gün - 70 sayılı ve YHGK'nın 21.11.1981 gün- .... sayılı kararları uyarınca davalı ... hakkındaki davadan ve davaya konu alacak hakkından feragatin, müteselsilen zarardan sorumlu olduğu iddia edilen diğer daval ...'ne sirayet edip etmeyeceği ve bu davalının da feragatten yararlanıp yararlanmayacağı değerlendirilerek karar verilmesi gerekir. Bu durum değerlendirilmek üzere mahkeme kararının bozulması gerekmiştir…”(.... sayılı ilamı) Müterafik kusur indirimi yapılması yönünden itirazları bulunmuş olup, davalıların desteğinin kaza sırasında araç sürücünün alkollü olduğunu bilerek araç içerisinde olması neticesinde hükmolunan destekten yoksun kalma tazminatı üzerinden %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılmasına karar verilmiş ancak geçici ödeme de dikkate alındığında, ıslah ile talep edilen tazminat miktarının 24/07/2026 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan bedelin altında kaldığı anlaşıldığından davacı ... dışındaki davacılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir, yine davacı maddi tazminat talebi yönünden sigorta şirketleri yönünden talebinden feragat etmiş olup şirketlerden olan bakiye alacak talebi yönünden de işleten ve sürücünün durumunu ağırlaştıramayacağından işleten ve sürücünün poliçe limiti yönünden feragat edilen miktar kadar borçtan kurtulmuş sayılmaları gerekmekte olup alınan bilirkişi raporu da aynı doğrultudadır ve hükme esas alınmıştır. Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise; ceza yargılamasında alınan kusur raporunda davalı ...’ın kusur durumunun tali olarak belirlenmesi, desteğin yaşı, paranın alım gücü, davacıların desteğe yakınlıkları ve müterafık kusur oranı göz önüne alındığında, her bir davacı yönünden 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ... İnş. Taah. Nak. Haf. Tic. Ltd Şti’den tahsili şartları oluşmuş ise de, yargılama esnasında TBK 76. Madde gereğince her bir davacı yönünden 15.000,00 TL olmak üzere ödendiğinin anlaşıldığı, yine ... yönünden de poliçe limiti olan 100.000,00 TL yönünden davacının alacağından feragat etmesi nedeniyle tüm manevi tazminat taleplerinin yargılama sırasında ödendiği kabul edilerek karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi ilamı doğrultusunda gerçek zarar tarihinden geçici ödeme tarihi arasındaki faiz talebi yönünden de maddi ve manevi tazminat talepleri için ayrı ayrı taleplerin kabulü ile feragat edilen davalılar yönünden de davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar ... Aş ve ... AŞ yönünden açılan davaların feragat nedeniyle reddine, 2-Destekten yoksun kalma tazminatı yönünden, Davacı ... yönünden talebin kabulü ile 1.452.529,11 TL’nim, Davacı ... yönünden talebin kabulü ile 340.903,79 TL’nin, Davacı ... yönünden talebin kabulü ile 117.838,58 TL’nin davalılar ... ve ... İnş Taah Nak Haf Ltd Şti’den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, alacağa tüm davalılar yönünden 03/10/2018 tarihinden itibaren faiz başlangıcı ile davalı ... yönünden yasal faiz, davalı ... Haf ltd Şti yönünden avans faizi uygulanmasına, 3-Davacı ... yönünden açılan destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine, 4-Destekten yoksun kalma tazminatı için yapılan geçici ödeme nedeniyle karşılanmayan faiz alacağı yönünden; davacı ... İçin 25.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL geçici ödeme toplamı 75.000,00 TL için 03/10/2018 tarihi ile ödemenin yapıldığı 08/10/2024 tarihi arasında davalı ... yönünden yasal faiz, diğer davalı ... Haf ltd Şti yönünden avans faizi işletilmesi ile faiz alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, 5-Manevi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, davacılar ..., ..., ... ve ... yönünden her bir davacı için 40.000,00 TL’er manevi tazminat olmak üzere taktir edilen toplam 160.000,00 TL manevi tazminattan davalı ... AŞ yönünden yargılama sırasında feragat edilmesi ve yine davalı ... Haf Ltd Şti tarafından TBK 76/2. Maddesi gereğince geçici ödeme ile ödenen manevi tazminat bedellerin mahsubu sonrasında asıl alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 6-Manevi tazminat talebi yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 7-Manevi tazminat için yapılan geçici ödeme nedeniyle karşılanmayan faiz alacağı yönünden; davacı ... için 15.000,00 TL, ... yönünden 15.000,00 TL, ... yönünden 15.000,00 TL ... yönünden 15.000,00 TL toplamı 60.000,00 TL geçici ödemenin 03/10/2018 tarihi ile ödemenin yapıldığı 08/10/2024 tarihi arasında davalı ... yönünden yasal faiz, diğer davalı ... Haf ltd Şti yönünden avans faizi işletilmesi ile faiz alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, 8-a) Maddi tazminat yönünden alınması gereken 130.558,96 TL harçtan peşin alınan 1.133,95 TL, ıslah dilekçesi ile yatırılan 734,50 TL harcın toplamı olan 1.868,45 TL'nin mahsubu ile bakiye 128.690,51 TL harcın davalılar ... ve ... İnş Taah. Nak. Haf. Ltd Şti’den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, b) Manevi tazminat yönünden 10.929,60 TL harcın davalılar ... ve ... İnş Taah. Nak. Haf. Ltd Şti’den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 9-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 1.133,95 TL peşin harç ve 734,50 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.904,35 TL'nin davalılar ... ve ... İnş Taah. Nak. Haf. Ltd Şti’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafından yapılan Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı öncesi toplam 15.968,50 TL masrafın davalılar ... ve ... İnş Taah. Nak. Haf. Ltd Şti’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 11-Mahkememizin 27.08.2024 tarihli ara karar ile davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olmakla bu tarihten sonra yapılan 2.842,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 11.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.342,50 TL masrafın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 12-a) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat yönünden yönünden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 285.578,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... İnş Taah. Nak. Haf. Ltd Şti’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b)- Kabul edilen manevi tazminat yönünden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... İnş. Taah. Hafr. Tic. Ltd. Şti ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Davalılar ... Şirketi ve ... Şirketi yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 14-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 15-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, Dair davacı vekilinin ve e-duruşma sistemi üzerinden davalı ... .... Ltd Şti vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 11/09/2026
Katip .... e-imzalı
Hakim .... e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.