İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/293 E. 2026/610 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/293
Karar No
2026/610
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/293 Esas KARAR NO : 2026/610

DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 06/04/2026 KARAR TARİHİ : 11/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil bankanın ... Şubesi tarafından para çekme işlemi yerine para yatırma işlemi yapıldığını, sehven yatırılan tutarın iadesinin talep edildiğini, müvekkil banka tarafından borçlu davalıya ... 10.Noterliğinin ... tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiğini ve borcun ödenmesinin talep edildiğini, buna karşın herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı hakkında ... Banka Alacakları İcra Dairesi ... sayılı dosyasından “Genel haciz yoluyla yoluyla ilamsız” icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu tarafından icra takibine itiraz edildiğini, davalının ödeme emrine yapılan itirazının hukuka aykırı olduğunu beyanla yapılan icra takibine yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmelerine, icra ve yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile; ... nolu bireysel hesaba ait Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ve hesap hareketlerini sunduğunu belirtmiştir. SAVUNMA / Davalıya yasaya uygun olarak tebligat yapılmış olmasına karşın, davayı takip etmediği gibi, yazılı bildirimde de bulunmadığından, HMK'nın 128. maddesi hükmü gereğince davayı inkar ettiği varsayılmıştır. Davalı asıl 11/09/2026 tarihli duruşmada; ''olay günü ben para çekmeye gitmiştim, para çektikten sonra banka müdürü beni aradı ve hesabıma para girişi olduğunu geri yatırmam gerektiğini söyledi, bende mobilden baktığımda para girişi olduğunu gördüm daha sonra şube müdürüne ne yapabileceğimizi sordum kendisi bana 141.380-TL yatırmam gerektiğini söyledi ben ise kendisine bu tutarı yatıramayacağımı hesabıma yanlışla yatmış olan 70.690-TL yatırabileceğimi söyledim tutar konusunda anlaşamadığımız için iş bu noktaya gelmiştir, para çektiğimi ve hesabıma yanlışlıkla yatan paraya ilişkin hesap benim şahsi hesabımdır ana tutarı ödeyebilirim, açılan davanın reddine karar verilsin'' şeklinde beyanda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili davasıdır. 6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir. 6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 2.maddesi gereğince kapsamını her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları oluşturmaktadır. Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3.maddesinin (k) bendinde Tüketici “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, (l) bendinde ise Tüketici İşlemi “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yasa koyucu, bu hükümle, tüketicinin taraf olduğu bankacılık sözleşmelerini tüketici işlemi olarak kabul etmiştir. 6502 sayılı TKHK'nun 73/1.maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Mahkememizce temin edilen ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 08/04/2026 tarihli yazı cevabına göre de 22/10/2018 tarihinde ...Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden ... numarası ile Potansiyel Vergi Kimlik numarası aldığı herhangi bir tüzel kişilikte ortaklık ve/veya yöneticilik kaydının olmadığı anlaşılmıştır. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 10/04/2026 tarihli yazı cevabına göre de davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının olmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda; ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... tarihli cevabi yazısı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 08/04/2026 tarihli cevabi yazısı, davacı vekilinin 08/09/2026 tarihli dilekçesi ve ekleri ile davalı asılın 11/09/2026 tarihli duruşmadaki beyanı nazara alındığında davalının hukuki işlem içerisinde 6502 Sayılı TKHK'nun 49. Maddesi de dikkate alınarak tüketici konumunda olduğu görülmekle, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekir. Zira kat ihtarında da; ihtara konu alacağın ticari bir alacak/kredi olduğu belirtilmemiştir. O halde, uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre, davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Başka bir ifadeyle davalı, bireysel müşteri olarak işlemlerini yaparken tüketici olarak hareket etmiş olup, 6502 sayılı TKHK’nın 3/k. bendinde tanımlandığı gibi ticari veya mesleki amaçlarla hareket ettiğini kanıtlayan bir iddia veya delil de dosyada mevcut değildir. HMK'nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus, HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Tüm bu nedenlerle HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile İstanbul Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; H Ü K Ü M / 1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK md. 114/1-(c) ve HMK'nun 115/2.maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemelerine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, tarafların huzurunda, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/09/2026

Katip ¸

Hakim ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/293, K. 2026/610, T. 11.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-293-e-2026-610-k-22964f92f975