İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1344 E. 2026/573 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1344
- Karar No
- 2026/573
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1344 Esas KARAR NO : 2026/573
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/04/2026 KARAR TARİHİ : 26/08/2026
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri ile birleştirilmesine karar verilmiş olup söz konusu karar uyarınca ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ...Esas sayı ile kayıtlı dava dosyasının, mahkememize devredilerek mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmakla dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili idare tarafından davalı ... aleyhine ... Mahallesi, ...Caddesi, No: ...(İşyeri) ...adresinde kaçak su kullanımı nedeniyle başlatılan icra takibine davalının haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz ettiğini, davalının söz konusu adreste müvekkili kurumdan habersiz usulsüz hizmetten faydalandığını, bu kapsamda ... numaralı kaçak su tutanağı düzenlenerek ... numaralı müracaat hesap kartı oluşturulduğunu,... Hizmetleri Tarife ve Uygulama Yönetmeliği hükümleri uyarınca resen abonelik tesis edildiğini, davalının fiili kullanıcı sıfatıyla borçtan sorumlu olduğunu, takip tarihi itibarıyla asıl alacak ve faizler dahil toplam 135.146,36 TL tutarında muaccel borç bulunduğunu, davalının abonelik sözleşmesi bulunmadığı yönündeki iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, idari işlemlerin yargı organlarınca iptal edilmedikçe geçerliliğini koruduğunu, davalının tacir sıfatı taşıması nedeniyle tüketici konumunda olmadığını, uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla ... Arabuluculuk Bürosunun ... bürosunda... numaralı arabuluculuk sürecinin 26/03/2026 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, davalının takibi sürüncemede bırakmak amacıyla yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit olması sebebiyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın su aboneliğine ilişkin bir tüketici işlemi olduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu belirterek mahkemenin görevine itiraz ettiğini, davacı ... tarafından aynı konuda daha önce ... 5. İcra Dairesi ... E. sayılı icra takibi ile .... 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin...E. sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını ifade ettiğini, aynı konuda iki ayrı icra takibi ve iki ayrı dava bulunması nedeniyle derdestlik itirazında bulunduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin ... olduğunu vurguladığını, genel yetki kuralları gereği icra takibinin ve davanın davalının yerleşim yeri olan ... mahkemelerinde açılması gerektiğini belirterek mahkemenin yetkisine itiraz ettiğini, yetkisiz icra dairesinden gönderilen ödeme emri nedeniyle davanın reddini talep ettiğini, davacının müvekkili hangi gerekçeyle borçlu tuttuğunun anlaşılamadığını, müvekkilin ilgili adreste ticari bir işletmesinin bulunmadığını ve fiilen bir çalışmasının olmadığını, resen yapılan abonelik tahakkukunun hukuki dayanağının belirsiz olduğunu, dava dilekçesinde bu hususa dair bir iddia yer almadığını belirterek davanın görevsizlik ve yetkisizlik nedeniyle usulden reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava itirazın iptali davasıdır. UYAP sistemi üzerinden ... 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyası, dosyamız arasına alınmıştır. Davacı şirketten icra takibine dayanak yapılan işlem dosyası celp edilmiştir. Mahkememizce davalının tacir olup olmadığının tespiti için ilgili kurumlara müzekkereler yazılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Aynı Kanun'un 114/1-c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış; 115/1. maddesinde mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, 115/2. maddesinde ise dava şartı noksanlığının tespiti hâlinde davanın usulden reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemelerin doğal sonucu olarak taraflar görev kuralları üzerinde tasarrufta bulunamaz; görev itirazının süresinde ileri sürülmemiş olması, hatta tarafların mahkemenin görevli olduğu yönünde açık beyanda bulunmaları görev sorununu ortadan kaldırmaz ve bu konuda taraflar lehine usulî kazanılmış hak doğmaz (Kuru, Baki: Medenî Usul Hukuku Ders Kitabı; Pekcanıtez, Hakan / Atalay, Oğuz / Özekes, Muhammet: Medenî Usûl Hukuku). HMK'nın 2/1. maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca asliye hukuk mahkemesi, kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Buna göre asliye hukuk mahkemesi genel görevli mahkeme olup, özel görev kuralı bulunmayan hâllerde ve görev konusunda tereddüde düşülen durumlarda genel görev kuralına dönülmesi gerekir. Asliye ticaret mahkemesi ise bir ihtisas mahkemesidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Aynı maddenin 6335 sayılı Kanun'la değiştirilen üçüncü fıkrası uyarınca asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Dolayısıyla asliye ticaret mahkemesinin görev alanı, TTK'nın 4. maddesinde çerçevesi çizilen ticari dava kavramı ile sınırlıdır. TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar iki grupta düzenlenmiştir. Birinci grup, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılan mutlak ticari davalardır. Bunlar; Türk Ticaret Kanunu'nda, Türk Medeni Kanunu'nun rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, Türk Borçlar Kanunu'nun maddede sınırlı biçimde sayılan hükümlerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarıdır. İkinci grup ise nispi ticari davalar olup bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi şartı aranmıştır. Buna göre davanın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması durumunda ancak nispi ticari davanın varlığından söz edilebilir. Bu noktada TTK'nın 3. maddesinde tanımlanan ticari iş kavramı ile 4. maddesinde tanımlanan ticari dava kavramının birbirinden ayrılması zorunludur. Bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari iş sayılmakta ve TTK'nın 19/1. maddesi uyarınca tacirin borçlarının ticari olduğu karine olarak kabul edilmekte ise de, bir uyuşmazlığın ticari iş niteliği taşıması onu tek başına ticari dava hâline getirmez. Ticari dava kavramı, görev kuralı doğurması nedeniyle kamu düzenine ilişkin olup sınırlı biçimde ve dar yorumlanmalıdır (Arkan, Sabih: Ticarî İşletme Hukuku; Ülgen, Hüseyin / Helvacı, Mehmet / Kaya, Arslan / Nomer Ertan, Füsun: Ticari İşletme Hukuku; Bahtiyar, Mehmet: Ticari İşletme Hukuku). Aksi bir kabul, tacir sıfatını taşıyan kişilerin taraf olduğu her uyuşmazlığı asliye ticaret mahkemesinin görev alanına sokar ve bu mahkemelerin ihtisas mahkemesi olarak kurulmuş olmasının amacını ortadan kaldırır. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından 09/05/2025 tarihli "İzinsiz Su ve Usulsüz Su Kullanım ve Mühürleme Tutanağı" kapsamında davalıya tahakkuk ettirilen bedelin ödenmediği iddiası ile huzurda görülen itirazın iptali davası açılmıştır. Huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan olmaması nedeni ile davalı gerçek kişilerin tacir olup olmadığının araştırılması için ilgili kurumlara müzekkere yazılmıştır. ... Ticaret Odası'ndan gelen yazı cevabında davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı; ... Defterdarlığı'ndan gelen yazı cevabında davalının 2022-2023 yılları arasında mükellefiyet kaydının bulunduğu ve davalının söz konusu yıllarda işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği ve ... Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği'nden gelen yazı cevabında davalının esnaf kaydının olduğu bildirilmiştir. .... Defterdarlığı'ndan gelen yazı cevabı ekinde gönderilen gelir vergisi beyannamelerinin incelenmesinde davalının faaliyetinin VUK'un 177. maddesinde belirlenen hadleri aşmadığı görülmüştür. UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada davalının tutanak tarihi ve dava tarihi itibariyle herhangi bir mükellefiyet kaydının bulunmadığı, son mükellefiyet kaydının ise 30/06/2023 tarihinde terkin edildiği tespit edilmiştir. MERSİS sitemi üzerinden yapılan sorgulamada davalının, gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunduğu ancak söz konusu kaydın 20/10/2022 tarihinde terkin edildiği görülmüştür. Gelen müzekkere cevapları doğrultusunda tutanak tarihi ve dava tarihi itibariyle davalının birinci sınıf tacir olmadığının tespiti ile huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle de mahkememizin görevli olmadığı; kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlendiği, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği, takibe dayanak yapılan tutanağın tutulduğu yerin işyeri olması nedeniyle davalının tüketici olarak da kabulünün mümkün olmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ... Nöbetçi Asliye Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ... Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 26/08/2026
Katip e-imzalı Üye e-imzalı Üye e-imzalı Başkan e-imzalı