İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/920 E. 2026/594 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/920
Karar No
2026/594
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/920 Esas KARAR NO : 2026/594

DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 05/12/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı arasında kredi kartı sözleşmesi akdedildiğini ve davalıya kredi kartı kullandırıldığını, kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine davalının hesabının kat edildiğini, akabinde ... tarih ve ... barkod no'lu ihtarname ile borcun ödenmesinin talep edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine ....Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden 01.09.2025 tarihinde ilamsız icra takibine geçildiğini, davalı tarafından takibe, ödeme emrine, borç aslına, işlemiş ve işleyecek faize ve takibin tüm ferilerine itiraz edildiğini, itirazın hukuki dayanaktan yoksun ve icra sürecini uzatmaya yönelik olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla, harca esas değer olarak belirtilen 218.388,31 TL'lik kısım yönünden, davalının ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin takipte yer alan talep ve şartlarla devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça dava dosyasına yasal süresi içerisinde bir cevap dilekçesi sunulmamıştır. Mahkememizce 15/04/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında, iddia ve savunma hudutları doğrultusunda dosyanın bankacı bilirkişiye tevdiine, bilirkişiden takip ve dava konusu kredinin niteliğinin (tüketici/ticari) tespiti ile davalının takip tarihi itibarıyla borç durumunun tespitinin istenilmesine karar verilmiş; aynı celsede ayrıca mahkememizin görevli olup olmadığı hususunun bilirkişi raporu alındıktan sonra değerlendirilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 27.07.2026 tarihli raporda özetle; takip ve dava konusu alacağın, davalıya tahsis edilen 195.000,00 TL limitli,...numaralı bireysel kredi kartının kullanımından kaynaklandığı; davalının kredi kartı kullanımından doğan ve 21.12.2024 tarihi itibarıyla 188.347,90 TL'ye ulaşan borcunun, tarafların mutabakatı doğrultusunda 187.216,55 TL anapara üzerinden aylık %4,25 (yıllık %51) akdi faiz oranıyla 12 ay vadeli olarak yapılandırıldığı; bu işlem kapsamında 21.12.2024 tarihinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 49. maddesi kapsamında "Mesafeli Sözleşme" niteliğinde bir Tüketici Kredisi Sözleşmesi düzenlendiği; yapılandırılan bu borcun 6502 sayılı Kanun'un 22. maddesi kapsamında tüketici kredisi niteliği taşıdığı; kredinin kredi kartı hesabı üzerinden verilmiş olmasının bu niteliği değiştirmediği; bu itibarla takip ve dava konusu alacağın ticari kredi ilişkisinden değil, bireysel kredi kartı kullanımından ve buna bağlı tüketici kredisi yapılandırmasından kaynaklandığı tespit ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: Mahkemenin görevli olması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-c maddesi uyarınca bir dava şartı olup, kamu düzenine ilişkindir. Bu husus, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmek zorundadır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketici; "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak, 3/1-l maddesinde ise tüketici işlemi; "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlem" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 22. maddesinde tüketici kredisi sözleşmesi, kredi verenin tüketiciye faiz veya benzeri bir menfaat karşılığında ödemenin ertelenmesi, ödünç veya benzeri finansman şekilleri aracılığıyla kredi verdiği veya kredi vermeyi taahhüt ettiği sözleşme olarak tanımlanmış; maddenin ikinci fıkrasında ise kredi kartı sözleşmelerinin, faiz veya benzeri bir menfaat karşılığında ödemenin üç aydan uzun süre ertelenmesi veya benzer şekilde taksitle ödeme imkânı sağlanması hâlinde tüketici kredisi sözleşmesi olarak değerlendirileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiş; 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme bulunmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği açıkça öngörülmüştür. Bu düzenleme karşısında, uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi kapsamında ayrıca ticari nitelikte görülebilecek unsurlar taşıması, taraflardan birinin (davalının) tüketici sıfatını taşıdığı ve uyuşmazlığın bir tüketici işleminden kaynaklandığı bir uyuşmazlıkta, 6502 sayılı Kanun'un özel kanun niteliği gereği uygulanmasına ve tüketici mahkemesinin görevli kabul edilmesine engel teşkil etmez. Somut olayda; dava ve takip konusu alacağın kaynağının, davalıya tahsis edilen bireysel kredi kartından doğan borç olduğu, bu borcun 21.12.2024 tarihinde 6502 sayılı Kanun'un 49. maddesi kapsamında düzenlenen Mesafeli Tüketici Kredisi Sözleşmesi ile yapılandırıldığı, bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere yapılandırılan bu kredinin 6502 sayılı Kanun'un 22. maddesi anlamında tüketici kredisi niteliğinde bulunduğu, kredinin kredi kartı hesabı üzerinden kullandırılmış olmasının bu niteliği değiştirmediği anlaşılmaktadır. Davalının, kredi kartı kullanımı ve bu kapsamda akdedilen yapılandırma sözleşmesi bakımından ticari veya mesleki bir amaçla değil, bireysel/tüketici sıfatıyla hareket ettiğine dair dosya kapsamında aksini gösterir herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmamıştır. Bu durumda, davacı bankanın tacir sıfatını haiz olması, uyuşmazlığı tek başına ticari dava niteliğine büründürmemekte; 6502 sayılı Kanun'un 3/1-l maddesi uyarınca taraflardan birinin (davalının) tüketici sıfatını taşıması ve uyuşmazlığın bir tüketici işleminden (bireysel kredi kartı kullanımı ve buna bağlı tüketici kredisi sözleşmesi) kaynaklanması karşısında, aynı Kanun'un 73/1 ve 83/2. maddeleri gereğince uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ...tarih ve ...Esas,... Karar sayılı ilamında, kredi kartı borcundan kaynaklanan ve kartın bireysel nitelikte olduğu tespit edilen uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu benimsenmiştir. Aynı doğrultuda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin...tarih ve ...Esas,...Karar sayılı yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararında, bireysel kredi kartı borcundan kaynaklanan itirazın iptali davasında 6502 sayılı Kanun'un 3/1-k, 3/1-l, 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu vurgulanmıştır. Yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2022 tarih ve... Esas, ...Karar sayılı kararında da, kredi kartı yapılandırma kredisinden kaynaklanan itirazın iptali davasının tüketici işlemi niteliğinde olması nedeniyle davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu kabul edilmiştir Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın, bireysel kredi kartı kullanımından kaynaklanan ve akabinde 6502 sayılı Kanun'un 49. maddesi kapsamında tüketici kredisine dönüştürülen bir tüketici işleminden doğması karşısında, davaya bakmakla görevli mahkemenin İstanbul Tüketici Mahkemesi olduğu, mahkememizin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) bu davaya bakma görevinin bulunmadığı kanaatine varılmış; HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunun tespitine, 2- Karar kanun yoluna başvurulmadan kesinleşir ise kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine, 3-Yukarıda belirtilen süreler içerisinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-HMK 331. Maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansının dosyasına aktarılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/920, K. 2026/594, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-920-e-2026-594-k-23ba8ad477ac