İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/279 E. 2026/754 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/279
Karar No
2026/754
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/279 Esas KARAR NO : 2026/754

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 04/04/2026 KARAR TARİHİ : 16/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 04/04/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... adına kayıtlı ... plakalı araç, müvekkili şirket nezdinde 06.10.2023 / 06.10.2024 tarihleri arasında ... poliçe numaralı Kasko Poliçesi ile teminat altına alındığını, sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile 25.03.2024 tarihinde ... mahalinde park halindeyken dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde yola giriş yapması ile aynı mahalde sol tarafta Tersane caddesi üzerinde seyir eden sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın geçiş önceliğine riayet etmeyerek sağ yan kısmından çarpması neticesinde yargılamaya konu trafik kazası gerçekleştiğini, taraflar arasında meydana gelen kaza sonrasında anlaşmalı kaza tespit tutanağından anlaşıldığı üzere davalıya ait araç sürücüsü yol kenarında park halindeyken sigortalı aracı da görmüş olmasına rağmen yola çıkmış ve kusurlu hareketi ile kazanın meydana gelmesine sebep olduğunu, 25.03.2024 tarihinde davalı ... plakalı araç sürücüsünün kusuru ile sebebiyet verdiği trafik kazası neticesinde, müvekkili şirket nezdinde 21/... Sayılı hasar dosyası açıldığını, dosya kapsamından alınan eksper raporunda sigortalı araçta maddi hasar meydana geldiği tespit edildiğini ve davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise kusuru olmadığı tespit edildiğini, trafik kazasına bağlı olarak sigortalı araçta oluşan zarar sebebiyle müvekkili şirkete başvuruda bulunulmuş olup müvekkili şirket tarafından 11.06.2024 tarihinde hasarı gideren ... Otomotiv Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi hesabına 162.481,32-TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin rücu edilmesi amacıyla ... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyası ile davalı/borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, ilgili icra dosyasından ödeme emrinin tebliği üzerine davalılar tarafından icra takibine itiraz edilmiş olup takibin durdurulmasına karar verildiğini beyanla fazlaya ve munzam zarara ilişkin hakları mahfuz kalmak kaydı ile davanın kabulüne, davalılar tarafından .... İcra Dairesi'nin 2025/... esas sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline ve asıl alacağa (54.481,32-TL) işleyecek reeskont avans faizi ile takibin devamına, davalı aleyhine alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili tarafından sunulan 25/04/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde müvekkilini merkez adresi ... olmasına rağmen işbu dava İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri’nde açıldığını, davanın yetkisizlik nedeniyle reddi ile dosyanın yetkili ve görevli ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın dayandığı %100 kusur isnadı, dosya kapsamındaki hasar uyumu ve çarpışma geometrisi ile açıkça çeliştiğini, dosyada mevcut fotoğraflar birlikte değerlendirildiğinde: davalı araca (mavi araç) ait araçta sağ yan boyunca lineer (uzunlamasına) sürtme izleri, davacıya ait sigortalı araçta (panelvan) ise ön sağ tampon ve far bölgesinde darbe bulunduğu görüldüğünü, bu hasar dağılımı; sigortalı aracın aktif çarpan, davalı aracın ise maruz kalan (çarpılan) araç olduğunu açıkça gösterdiğini, dolayısıyla davalı aracın çarpan değil, çarpılan konumda olduğu sabittir ve %100 kusur isnadı teknik olarak mümkün olmadığını, davalı araç (mavi araç), ana yol üzerinde otopark çıkışının önünde ve kendi şeridinde bulunduğunu, davacıya ait sigortalı araç (panelvan) ise, davalı aracın arka kısmında yer alan otopark/yan alandan ani, hızlı ve kontrolsüz şekilde çıkış yaparak trafiğe katılmaya çalıştığını, sigortalı araç, çıkış yaptığı esnada aynı yönde ilerleyen diğer şeritteki araçların baskısı/sıkıştırması nedeniyle manevrasını kontrol edemediğini, bu kontrol kaybı sonucunda davalı aracın bulunduğu şeride doğru savrularak yanal şekilde çarpma ve sürükleme etkisi yarattığını, bu çarpma sonucunda davalı araç yaklaşık 2–3 metre sürüklendiği, önünde bulunan başka bir araç nedeniyle durabildiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, 25/03/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacı sigorta şirketine kasko sigortası ile sigortalanan ... plakalı araçta meydana gelen hasar bedelinin rücuen tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali davası olup uyuşmazlık noktalarının Mahkememizin ve icra dairesinin yetkili mahkeme ve icra müdürlüğü olup olmadığı, mahkememizin davaya bakmakla görevli olup olmadığı, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı, kazada kusur durumunun tespiti, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı alacaklı ise miktarı ile faiz talebinde haklı olup olmadığı hususunda toplanmıştır. HMK'nın 1.maddesine göre; göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Aynı Kanun'un TTK' nın 4/1. maddesine göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK' nın 12/1. maddesinde tacir tanımına yer verilerek " Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi "tacir olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 15/1.maddesinde de esnaf tanımı yapılmıştır. Buna göre "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.". 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3.maddesinde ise esnaf ve sanatkâr, " ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler" olarak açıklanmıştır. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen karşı taraf arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Anılan içtihadı birleştirme kararı uyarınca eldeki dava mutlak ticari dava olmadığından ancak nispi ticari dava olması halinde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olacaktır. Somut olayda; davacı sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısı ... plakası araç maliki ...'in tacir olduğuna dair dosyada bir delil bulunmamaktadır. Mahkememizce yapılan incelemede de ... plakalı araç maliki ...'in celp edilen vergi kayıtlarına göre; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazı cevabında gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamadığı bildirilmiş, Beykoz Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün kayıtlarından ise işletme esasına göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tüccar olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalılardan biri tacirse de ... plakalı araç malikinin tacir olmadığı sabit olup, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü mümkün değildir. Ayrıca dava dışı ...'e ait aracın ticari işletme sayılma olanağı da bulunmamaktadır. Bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesindeki "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan" doğma koşulu eldeki davada oluşmadığından ve dava haksız fiilden kaynaklandığından davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekir. Belirtmek gerekir ki, araçların trafik kayıtlarında kullanım amacının "hususi" ve "ticari" şeklinde yazılması, araçların vergilendirilmesi ve diğer idari işlemler için yapılan bir sınıflandırmadır. Bir kısım "ticari" sınıftaki araçların kişilerin özel kullanımları için edinildiği bilinen bir durum olduğu gibi, şirketlerin de "hususi" sınıftaki araçları edindikleri bilinmektedir. Bu nedenle bir aracın trafik kaydında ticari sınıfta kayıtlı olması tek başına araç maliki ve işleteninin 6102 sayılı TTK'nın 11, 12 ve 16. Maddeleri anlamında tacir sayılmaları için yeterli olmadığı gibi mahkemelerin görevi de araç ruhsatlarında yazan araçların kullanım sınıflarına göre belirlenemez. Asliye Ticaret mahkemelerinin görevi yukarıda açıklandığı üzere 6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesi hükümleri kapsamında belirlenir (Aynı yönde; ... BAM 7 HD. 2025/2058 Esas, 2026/329 Karar sayılı ilam). Bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesindeki "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan" doğma koşulu eldeki davada oluşmadığından ve dava haksız fiilden kaynaklandığından davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekeceği kanaatiyle ve tüm bu hukuki nedenler ışığında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK m.114/1-c ve m.115/2-1. cümle hükümleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-6100 sayılı HMK m.20 hükmü gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde talepte bulunulması halinde dosyanın davaya bakmakla görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 sayılı HMK m.20 hükmünde öngörülen yasal süre içerisinde talepte bulunulmaması halinde yine 6100 sayılı HMK m.20-2. cümle hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin taraflara İHTARINA, 4-Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti gibi hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi. 16/10/2026

Katip ... ¸e-imzalı

Hakim ... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/279, K. 2026/754, T. 16.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-279-e-2026-754-k-8b19528dc671