İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/216 E. 2026/753 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/216
Karar No
2026/753
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/216 Esas KARAR NO : 2026/753

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/03/2026 KARAR TARİHİ : 16/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 13/06/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı yan, davalı ile arasında temizlik hizmetine dayalı ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirketin konut siteleri, AVM’ler, iş merkezleri, iş yerleri ile fuar ve organizasyon alanlarında temizlik hizmeti sunduğunu, taraflar arasında Temizlik Hizmet Sözleşmesi düzenlediğini, sözleşme kapsamında temizlik hizmetlerinin davacı tarafından yerine getirildiğini ve hizmet süresince davalı tarafından hizmetin eksik veya kusurlu olduğuna ilişkin herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, verilen hizmetler karşılığında davalı adına 30.11.2024 tarihli 343.240,55 TL ve 19.12.2024 tarihli 89.460,00 TL olmak üzere toplam 432.700,55 TL tutarında iki adet fatura düzenlediğini, söz konusu faturaların vadelerinde ödenmediğini, davalı tarafından faturala yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin fatura tarihlerinden sonra da devam ettiğinin muavin defter kayıtlarından görüldüğünü, bu nedenle davalının fatura içeriklerini kabul etmiş sayılması gerektiğini, alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 21.02.2025 tarihinde borcu bulunmadığı iddiasıyla takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, yapılan itiraz üzerine zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak 10.04.2025 tarihli son tutanak ile taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, sözleşme, faturalar ve muavin defter kayıtları birlikte değerlendirildiğinde davalının borçlu olduğunun sabit olduğunu, davalının icra takibine yönelik itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 10/04/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı yan, davacı şirketten 01.06.2020 tarihinden 15.11.2024 tarihine kadar temizlik ve güvenlik hizmetleri kapsamında personel temini hizmeti aldığını, davacı tarafından temin edilen temizlik ve güvenlik personelinin gayriahlaki davranışları nedeniyle 15.11.2024 tarihinde temizlik hizmet sözleşmesini haklı sebeple tek taraflı olarak feshettiğini, taraflar arasındaki tek borç ilişkisinin 01.10.2024-15.10.2024 tarihleri arasında davalı site yönetiminde görev yapan üç güvenlik personeli ile üç temizlik görevlisinin ücret alacaklarından ibaret olduğunu, dava dilekçesi ekindeki 19.12.2024 tarihli faturada yer alan kıyafet, malzeme, amortisman, eğitim ve operasyon gideri,... ve işyeri hekimi ile firma kârı kalemlerinin taraflar arasındaki sözleşme gereğince yüklenici sıfatındaki davacının sorumluluğunda bulunduğunu, bu kalemlerin davalıdan talep edilmesinin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, 30.11.2024 tarihli faturada yer alan temizlik hizmet bedeli ve danışmanlık hizmet bedeli yanında çalışanlara ilişkin ihbar ve kıdem tazminatı tutarlarının da sözleşme hükümleri gereğince davacıya ait yükümlülükler olduğunu, personelin sosyal hakları, özlük hakları, SGK primi, işçi ve işveren primleri ile diğer kanuni yükümlülüklerinden davacının sorumlu olduğunu, davalı ile davacı personeli arasında herhangi bir hukuki bağ bulunmadığını, davacı bünyesindeki güvenlik ve temizlik görevlilerinin gayriahlaki davranışlarının davacıya e-posta ve sözlü ihtarlar ile birçok kez bildirildiğini, davacının sözleşmeden doğan personelin sevk, idare ve denetimine ilişkin sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini, davalının yalnızca fiilen alınan güvenlik ve temizlik hizmetine ilişkin personel ücretlerinden sorumlu olduğunu, bunun dışında dava konusu edilen kıdem, ihbar ve sair giderlerden sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenlerle açılan itirazın iptali davasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini…” talep etmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, taraflar arasında imzalanan temizlik hizmet sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali olup uyuşmazlık noktalarının, takibe konu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturalara itiraz edilip edilmediği, fatura içeriklerindeki hizmetlerin sağlanıp sağlanmadığı, sözleşmenin haklı nedenle fesih edilip edilmediği, faturaya konu alacak kalemlerinden davalının sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmıştır. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde, Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3/1-(l) maddesinde de, tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda, tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında, Kanunun 83. maddesinde de, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 4. maddesinde ticari davalar; sayılan mutlak ticari davalar ile her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmıştır. Aynı Kanun'un 5. maddesi uyarınca, ticari davalara bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemelerine aittir. Site yönetimleri, kat maliklerinin aralarındaki ilişkileri düzenlemek ve ortak yerlerin yönetimini sağlamak amacıyla kurulan, ticari amaç gütmeyen ve tacir sıfatı taşımayan yapılardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması şarttır. Davalı site yönetiminin ticari bir işletmesi bulunmadığı gibi, kendisi de tacir değildir. Bu durumda eldeki davanın nispi ticari dava olarak kabulü mümkün değildir. Uyuşmazlık TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan da değildir Somut olayda; davacı şirket, davalı site yönetimine vermiş olduğu temizlik hizmeti nedeniyle ödenmeyen hizmet bedelinin tahsili talebiyle başlatılan takibe itirazın iptali talebinde bulunmuş olup; davalı site yönetiminin tüketici konumunda bulunduğu, tacir olmadığı ve uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığı, davacı şirketin ise 6502 sayılı yasa kapsamında hizmet sağlayıcısı olduğu, uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığı anlaşılmakla; davanın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup bu nedenle yargılamanın her safhasında ve re’sen dikkate alınması zorunlu olmakla, HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın görev yönünden usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK m.114/1-c ve m.115/2-1. cümle hükümleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-6100 sayılı HMK m.20 hükmü gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde talepte bulunulması halinde dosyanın davaya bakmakla görevli İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 sayılı HMK m.20 hükmünde öngörülen yasal süre içerisinde talepte bulunulmaması halinde yine 6100 sayılı HMK m.20-2. cümle hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin taraflara İHTARINA, 4-Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti gibi hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi.16/10/2026

Katip ... ¸e-imzalı

Hakim ... ¸e-imzalı

Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/216, K. 2026/753, T. 16.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-216-e-2026-753-k-b3417728437b