İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/517 E. 2020/386 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/517
Karar No
2020/386
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/517 KARAR NO : 2020/386 DAVA : Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 03/10/2020 KARAR TARİHİ : 07/10/2020 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi neticesinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özete; Müvekkillerinin murisi olan,...'ın başvuru tarihi Esnaf Kefalet Kooperatifi aracılığıyla ... Bayraklı İzmir Şubesinden 02/04/2018 tarihinde 200.000,00-TL bedelli kredi kullandığını, bu krediden 1.200,00-TL banka sigorta gideri dahil olmak üzere toplam 14.300,00-TL kesinti yapıldığını, kesinti yapıldıktan sonra 185.700,00-TL net ödeme yapıldığını, sigorta uzmanı tarafından ...'a ...snaf Kredi Hayat Başvuru Formu imzalatıldığını, murise sadece imza attırıldığını, form hakkında bilgi verilmediğini, 2.maddede belirtilen sağlık sorusu kısmı da dahil olmak üzere maddeler hakkında mülakat yapılmadığını ve boş bırakıldığını, murisin Tayland'da bulunduğu sırada 02/09/2018 tarihinde...sebebiyle vefat ettiğini, önceden var olmayan bir ölüm nedeni olduğunu, müvekkillerinin Müteveffa...’ın sağlığında... A.Ş. Bayraklı Şubesinden kullandığı 200.000,00 TL kredinin teminatı olarak yapılan hayat sigortası tarafından karşılanması için talepte bulunmak üzere banka şubesine gidip talepte bulunduklarını ancak ... ve Emeklilik Anonim Şirketi tarafından "poliçe başlangıç tarihi olan 19.04.2018 tarihinden önce... ‘ın kalp hastalığının tedavisinin mevcut olduğu, hastalığın sigortalanmadan önce teşhis edildiği ve sigortalı tarafından bilindiği ancak, sigorta şirketine herhangi bir bildirim yapılmadığı, beyan yükümlülüğü yerine getirilmediği belirtilerek Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortası Genel Şartları gereğince sigorta tazminatının ödenmesinin ve herhangi bir para iadesinin yapılmasının hukuken mümkün olmadığı" şeklinde olumsuz cevap aldıklarını, müteveffaya sigorta başlangıç tarihinden önce kalp hastalığı teşhisi konmadığını ayrıca müteveffanın hayat sigortası hakkında yasal olarak yapılması gereken bilgilendirme yapılmadığını belirterek muris...’ın ölüm rizikosunun taraflar arasında imzalanan... Sözleşmesine, Hayat Sigortaları Genel Şartlarına, Türk Ticaret Kanunu sigorta ile ilgili hükümlerine ve diğer ilgili mevzuatlara göre tazminat ödenmesini gerektirecek şekilde gerçekleşmesi nedeniyle, davanın kabulü ile bankaya olan bakiye kredi taksitlerinin davalı sigorta şirketi tarafından ödenmesine, bankaya ödenmiş olan taksitlerin bilirkişi vasıtasıyla hesaplanan miktarının müvekkillerine iadesine, kredi bakiye taksit ödemelerinin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, ölüm rizikosundan sonra müvekkilleri tarafından yapılan ödemelerin ticari faiz ile birlikte iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Bayraklı Esnaf Kredi Kefalet Kooperatifi kredi örnek ödeme planı, 2-...Anonim Şirketi Esnafa Kredi Hayat Başvuru formu, 3-...Anonim Şirketi tarafından verilen 19/11/2018 tarihli yazı cevabı, 4-Sair deliller. DAVA KONUSU: Açılan dava, 02/09/2018 tarihinde vefat eden davacılar murisi...'ın S... ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi aracılığıyla davalı... Anonim Şirketi Bayraklı Şubesi'nden kullandığı 200.000,00-TL bedelli krediye ilişkin kredi borcunun davacılar murisi ile davalı ...ve Emeklilik Anonim Şirketi arasında 02/04/2018 tarihinde imzalanan Esnaf Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında davalıdan tazmini, bankaya ödenmiş olan taksitlerin ve ölüm rizikosundan sonra müvekkilleri tarafından yapılan ödemelerin ticari faiz ile birlikte davacılara iadesi talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde tanımlanmıştır. Buna göre tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemni kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan, kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanun'un Diğer Tüketici Sözleşmeleri başlıklı 49/(1). maddesinde, finansal hizmetlerin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade ettiği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmenin ise finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu, aynı Kanun'un 83/2. maddesinde, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanun'un 73/1.maddesinde ise, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu düzenlemesi yer almaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 02/09/2018 tarihinde vefat eden davacılar murisi ...ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi aracılığıyla davalı ...Bankası Anonim Şirketi Bayraklı Şubesi'nden kullandığı 200.000,00-TL bedelli krediye ilişkin kredi borcunun davacılar murisi ile davalı ... Anonim Şirketi arasında 02/04/2018 tarihinde imzalanan Esnaf Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında davalıdan tazmini, bankaya ödenmiş olan taksitlerin ve ölüm rizikosundan sonra müvekkilleri tarafından yapılan ödemelerin ticari faiz ile birlikte davacılara iadesi talebinden kaynaklanmaktadır. Davacılar vekilince davacılar murisi tarafından tarafından ... ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi aracılığıyla davalı ... Bankası Anonim Şirketi İzmir Şubesi nezdinde kullanılan kredi ticarinin kullandırılması sırasında davalı ... Anonim Şirketi ile imzalamış olduğu Esnaf Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında muris ...tüketici sıfatını haizdir. Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 11/06/2019 tarih ve... Karar sayılı ilamında aynen; ''.....davacılar miras bırakanının tüketici olduğu ve davalı sigorta şirketi ile arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunulduğunun anlaşılmasına göre, davanın açıldığı 11.02.2015 tarihi itibari ile davanın Tüketici Mahkemesinin görev alanına girdiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır......'' ibarelerine yer verilerek iş bu tür dava açısından Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir. Yargıtay.... Hukuk Dairesi'nin 17/06/2019 tarih ve ...Karar sayılı ilamında aynen; ''.....davacılar murisinin tüketici olduğu ve davacıların davalı sigorta şirketi ile muris arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunduğundan, davaya konu uyuşmazlık bakımından Tüketici Mahkemesi görevlidir.......'' denilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi.. Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Yargıtay...Hukuk Dairesinin 16.05.2017 tarih ve ... E-K sayılı; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi...Hukuk Dairesinin 14.03.2017 tarih ve ... E-K sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, davanın dayanağı hayat sigorta sözleşmesi olup ticari kredi sözleşmesi değildir. Hayat sigorta sözleşmelerinin niteliği gereği, sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur. Bu nedenle, davacılar miras bırakanı tüketici olup, davalı sigorta şirketi ile arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunulduğunun anlaşılmasına göre, 6502 sayılı yasa kapsamında kalan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiğinin kabulü ile.....'' denilerek sigorta yaptıranın sıfatı ve kullandığı krediye bakılmaksızın kredi kullanımı sırasında yaptırdığı sigorta poliçesi bakımından tüketici sıfatını haiz olduğu vurgulanmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı ilamında aynen; ''.....davacılar muris ... adına düzenlenmiş olan "Esnaf Hayat Sigorta Sözleşmesi" sözleşmesine dayanarak eldeki davayı açmışlardır. Davanın dayanağı hayat sigorta sözleşmesi olup kredi sözleşmesi değildir. Hayat sigorta sözleşmelerinin, niteliği gereği sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur. 6502 sayılı yasanın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, murisin tüketici konumunda olup davacılar da irs ilişkisine dayanarak dava açtıklarından ve davalı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesi de bir tüketici işlemi olmasından dolayı, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığa bakma görevi anılan kanunun 3, 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca tüketici mahkemesine ait bulunmaktadır.....'' şeklinde hüküm kurulmuştur. Konya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ...Karar sayılı ilamında da aynen; ''.....Davanın dayanağı hayat sigorta sözleşmesi olup tarımsal kredi sözleşmesi değildir. Hayat sigorta sözleşmelerinin niteliği gereği, sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) sigortalı gerçek kişi ve tüketicidir......'' ibarelerine yer verilmiştir. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Dava şartları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 1-c. fıkrasında mahkemenin görevli olması da dava şartlarından sayılmıştır. Yine aynı kanunun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, dava dilekçesi ve ekleri, ...Kefalet Kooperatifi kredi örnek ödeme planı, ...Anonim Şirketi Esnafa Kredi Hayat Başvuru formu, ... Anonim Şirketi tarafından verilen 19/11/2018 tarihli yazı cevabı ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın 02/09/2018 tarihinde vefat eden davacılar murisi... S.S.... Kooperatifi aracılığıyla davalı ... Anonim Şirketi Bayraklı Şubesi'nden kullandığı 200.000,00-TL bedelli krediye ilişkin kredi borcunun davacılar murisi ile davalı... Anonim Şirketi arasında 02/04/2018 tarihinde imzalanan Esnaf Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında davalıdan tazmini, bankaya ödenmiş olan taksitlerin ve ölüm rizikosundan sonra müvekkilleri tarafından yapılan ödemelerin ticari faiz ile birlikte davacılara iadesi talebine ilişkin olduğu, davacılar murisi ile davalı ... Emeklilik Anonim Şirketi arasında akdi bir ilişki bulunduğu, davacıların da kredi borcunun murisin davalı ... Anonim Şirketi ile imzaladığı Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında davalı ...Anonim Şirketi tarafından karşılanmasını ve daha önceden ödenen kredi taksitlerinin de davalı ... Anonim Şirketi'nden tahsili ile kendilerine verilmesini talep ettikleri, davcılar murisi ile davalı ... Anonim Şirketi arasında imzalanan Esnaf Hayat Sigortası sözleşmesinin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra imzalandığı, davacılar murisi ... tarafından tarafından ...ve Kefalet Kooperatifi aracılığıyla davalı ...Anonim Şirketi Bayraklı Şubesi nezdinde kullanılan kredinin kullandırılması sırasında davalı... Anonim Şirketi ile imzalamış olduğu Esnaf Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında muris ... tüketici sıfatını haiz olduğu, 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde kanunun kapsamının “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklandığı, Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işleminin “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlandığı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesinin görevli kılındığı, dava şartlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlendiği, aynı maddenin 1-c. fıkrasında mahkemenin görevli olmasının yer aldığı, aynı Kanun'un 115. maddesinde ise Mahkemenin dava şartlarının varlığını yargılamanın her aşamasında re'sen gözeteceğinin ve dava şartlarının bulunmaması durumunda davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği, belirtilen çerçevede iş bu davaya bakmakla görevli Mahkemenin İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, açılan davanın görev dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1-k. maddesi atfiyla aynı Kanun'un 73/1. maddesi uyarınca İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20.maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.07/10/2020

Katip... [E-İMZA]

Hakim... [E-İMZA]

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2020/517, K. 2020/386, T. 07.10.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-517-e-2020-386-k-c1ee17e06e71