İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/874 E. 2026/861 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/874
Karar No
2026/861
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/874 Esas - 2026/861 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2026/874 KARAR NO: 2026/861

HAKİM : KATİP :

DAVACI : KAYYIM : VEKİLİ : DAVALILAR: VEKİLİ : DAVALI/KISITLI: DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : Tapu İptali Ve Tescil DAVA TARİHİ : 03/11/2025 KARAR TARİHİ : 26/10/2026 K. YAZIM TARİHİ : 26/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili; Davalı arsa sahipleri ile yüklenici ...... İdareciler Konut Yapı Kooperatifi arasında "düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" imzalandığını, henüz ferdileşme işlemi yapılmadığını, dolayısıyla mülkiyet aktarımı ve devrinin, davalı arsa sahiplerinden ancak ve yalnızca müvekkili kooperatife yapılması gerektiğini, ancak davalı arsa sahipleri tarafından tapuların 3.kişilere devredildiğini, 46749 ada 1 parsel 25 nolu dairenin müvekkili kooperatife devredilmesi gerekirken yasaya, hukuka, ana sözleşmeye ve satış vaadi sözleşmesine aykırı olarak sözleşmenin tarafı olmayan 3. kişi ......r'e devredildiğini, yapılan bu devrin haksız olduğunu, kooperatifin malvarlığında olması gereken taşınmazların mülkiyetinin sözleşme dışı 3. kişilere devredilmesi nedeniyle kooperatifin borçlarını ödeyemez duruma düştüğünü, arsa sahiplerinin 3.kişilere mülkiyet aktarımının kanuna ve sözleşmeye aykırı olduğunu beyan ederek, ..... ili, ..... ilçesi, Bağlıca köyünde .... ada 1 parsel 25 nolu dairenin müvekkili kooperatif adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Bir kısım davalılar vekili; Müvekkili ile davacı kooperatif arasında yapılan sözleşme kapsamında davacı yükümlülüklerini yerine getirdiğinde kademeli olarak tapu devirlerinin gerçekleştirileceği, tüm yükümlülükler yerine getirildiğinde ise tüm taşınmazların tapu devrinin gerçekleştirileceğini, bu bağlamda davacı kooperatif tarafından yükümlülükler kısım kısım yerine getirildikten sonra kooperatifin talebi üzerine bir kısım taşınmazların tapu devrinin gerçekleştirildiğini, yüklenici kooperatif tarafından sözleşmeye uygun olarak yükümlülüklerin tamamının yerine getirilmediğini, bu nedenle müvekkili tarafından açılan davada Ankara 12. Asliye Hukuk mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda ...... Karar sayılı ilamı ile"Davanın kabulü ile 222.214,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine " karar verildiğini ve 25/03/2019 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşen karar doğrultusunda İnegöl İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takip dosyasının derdest olup cezai şart alacağının ödenmediğini, Müvekkillerinin cezai şart alacağı tahsil edilmemekle birlikte müvekkiller tarafından kooperatife devri gerçekleşmemiş taşınmaz bulunmadığını, açılan davanın kötü niyetli olup hukuki dayanağı bulunmadığını, ferdileşme işleminin davacı kooperatifin kendi iç işleyişi ile ilgili olduğu, iddia edildiği şekilde ana sözleşmeye uygun ferdileşme işlemi gerçekleştirilmediği kabulü ile ilerlense bile kooperatif sözleşmesinin tarafı olmayan, ferdileşme yönünden yükümlülüğü ya da sorumluluğu bulunmayan müvekkilinin tarafı olmadığı kooperatif iç işleyişinden kaynaklanan hukuki sorunlardan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, tapu devrine ilişkin kayıtlar incelendiğinde öncelikli olarak arsa malikinden davacı kooperatife devrin gerçekleştirildiği ve sonrasında kooperatif tarafından ferdileşme açıklaması ile ilgili üyelere devirlerin gerçekleştirildiğinin sabit olduğunu, tapu devrinin kooperatif tarafından belirlenen kişilere gerçekleştirildiği, arsa maliklerinin bu devir karşılığında her hangi bir bedel almadığı, devir tarihi sonrasında ilgili kişilere kooperatif tarafından dairelerin tesliminin yapıldığı, uzun süredir taşınmazların ilgililerin kullanımında olduğu hususları dikkate alındığında davaya konu talep yönünden arsa maliklerine yönelik açılan davanın kötü niyetli olduğunu arsa maliklerinin bu dava yönünden taraf sıfatının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... Öner vekili; Müvekkilinin 16/04/2005 tarihinde Kooperatife üye olduğunu, ferdileştirme işlemi sonrası 08/07/2008 tarihinde tapusunu aldığını, ardından dövize endeksli 25.000.000,00 JPY (Japon Yeni -.... Bank A.Ş.) konut kredisi kullandığını, Müvekkilinin, kooperatife olan borçlarını eksiksiz şekilde ödediğini, yapılan ödemelerin bir kısmının da müvekkilinin eşi olan ..... hesaplarından kooperatif hesaplarına iletildiğini, müvekkilinin dava dilekçesinde 3.kişi olarak nitelendirilmesinin maddi gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin davacı kooperatifin üyesi olup, dava konusu taşınmazı ferdileşme ile devraldığını, müvekkili her ne kadar kooperatif üyesi ise de, davacının iddialarına dayanak yaptığı arsa sahipleri ile kooperatif arasındaki sözleşmelerin tarafı olmadığını, kooperatifin ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olup, kendi borçları ve sözleşmeden doğan yükümlülükleri nedeniyle üyelerini, açık ve kanuni bir dayanak bulunmaksızın sorumlu tutamayacağını, müvekkilinin davacı kooperatif herhangi bir borcu bulunmadığını, kooperatifçe alınan her ödemenin bu kez son olacağı şeklinde ihtar ve inançlarıyla müvekkilinin tüm ödemeleri eksiksiz olarak yaptığını ancak kooperatifin üyelerden tahsilat talebinin bitmediğini, davacı kooperatifin üyelerine vadettiği taşınmazları hem süresinde teslim etmediğini hem de yapılan teslimlerin ayıplı ve eksik yapıldığını, üyelerin hem tüm edimlerini yerine getirdiklerini, aidatlarını ve kooperatifçe talep edilen diğer ödemeleri yaptıklarını hem de teslim edilen taşınmazlarda eksik ve ayıplı yapılan kapı, parke, dolap, cam balkon vb. kısımları kendi imkanları ile yaptırmak zorunda kaldıklarını, genel kurul kararı bulunmaksızın kooperatif ortaklarından aidat veya ek ödeme talep edilmesiısı hukuken mümkün olmadığını, somut olayda, müvekkilinin kooperatife karşı herhangi bir borcu bulunmadığı gibi, aidat veya ek ödeme yükümlülüğü doğuran herhangi bir genel kurul kararı da mevcut olmadığını, Müvekkilinin bağımsız bölümü satın aldıktan sonra kooperatif üyeliğini devraldığını ve kooperatif tarafından imzalı “borcu yoktur” şeklinde yazılı belge düzenlendiğini, yazılı bu belge karşısında davacının iddialarının dayanaksız olduğunu, somut olayda ferdileşme işleminin yapıldığının, Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan Ferdileştirme kararı, tapu kayıtları, tapu müdürlüğü nezdinde düzenlenen tescil istem belgeleri ve kooperatif ana sözleşmesinin açık hükümleriyle sabit olduğunu, davacının “keyfi işlem” iddiasının hukuki bir karşılığı bulunmadığını, nitekim ferdileşme sonrasında, bağımsız bölümler üzerinden bireysel kredi kullanıldığını, bu krediler nedeniyle tapu kayıtlarına ipotek tesis edildiğini ve daha sonra bu ipoteklerin kaldırıldığının tapu sicilinden açıkça anlaşıldığını, ferdileşme yapılmaksızın bağımsız bölümler üzerinde bireysel kredi kullanılması ve ipotek tesisinin hukuken mümkün olmadığını, davacının iddiasının aksine, dava konusu taşınmazın müvekkile devrinin, arsa sahiplerinden müvekkiline doğrudan yapılmış herhangi bir satış veya aktarım sonucu olmadığını, taşınmazın, ferdileşme sürecinin tamamlanmasının ardından arsa sahibi tarafından kooperatife ve ardından da kooperatif tarağından müvekkiline devredildiğini, dolayısıyla davacının ileri sürdüğü gibi arsa sahiplerinden müvekkiline doğrudan bir aktarım veya sözleşmesiz bir devir söz konusu olmayıp, davacının iddialarının maddi gerçekle hiçbir şekilde örtüşmediğini, tapu sicilinde malik olarak görünen kişiden yapılan bu edinim sırasında müvekkilinin, ileri sürülen iddiaları bilmesininin mümkün olmadığını, bu nedenle davacının, kendi dava dilekçesinde yer alan beyanlarıyla açıkça çelişen tapu iptali talebinin esastan reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkememizin ..... esasına kayden açılan davada, mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 16/04/2026 tarih ...... esas ...... karar sayılı karar ile; Dosya kapsamında davanın dayanağını teşkil eden uyuşmazlığın çözümü bakımından bilirkişi incelemesi talep edildiği, 22/01/2026 tarihli oturum 3 nolu ara kararı uyarınca davacı vekiline “iki haftalık kesin mehil içerisinde 15.000,00 TL bilirkişi ücretinin 6100 sayılı HMK'nun 324. maddesi gereğince delil avansı olarak karşılanması, aksi halde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağına” ilişkin ihtar yapıldığı, 6100 sayılı HMK'nun 324. maddesine göre bunun yaptırımının, davacının bu delilden vazgeçmiş sayılıp, diğer delillere göre karar verilmesi olacağı, davanın dayanağını teşkil eden uyuşmazlığın çözümü için konusunda uzman kişiler tarafından kooperatif kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırmanın da zorunluluk içermesi karşısında, eldeki delillerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı bir kısım davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Ankara BAM 31. Hukuk Dairesinin 29/09/2026 tarih ..... esas ...... karar sayılı ilamı ile; "... 6102 sayılı TTK'nın 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünden düzenleme olması gerekmektedir. Anılan kanunun 5.maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunun şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında Bölge Adliye Mahkemesince re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Somut olayda dava konusu uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp davalılar tacir sıfatı bulunmayan gerçek kişilerdir. O halde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, gönderilen dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir. BAM ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tacir ise de, davalıların tacir sıfatı bulunmayan gerçek kişiler olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle dava mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6100 sayılı HMK’nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu dikkate alınarak, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava dilekçesinin usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK 331/2 maddesi gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerinin gönderilen mahkemece dikkate alınmasına, 4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda, Ankara BAM .... Hukuk Dairesinin 29/09/2026 tarih ..... esas .... karar sayılı ilamı gereği görev hususu kesinleştiğinden kesin olmak üzere karar verildi. 26/10/2026

Katip .... e-imza Hakim .... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/874, K. 2026/861, T. 26.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-874-e-2026-861-k-a5dc5ea95552