Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/64 E. 2026/1355 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/64
Karar No
2026/1355
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

37. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/64

KARAR NO: 2026/1355

KARAR TARİHİ: 08/06/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 03/12/2025

NUMARASI: 2025/547 2025/177

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki davada İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesince, "...dava trafik kazası nedeniyle sigortalıya ödenen araç hasar bedelinin rücuen tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali talebine ilişkin olup davacının halef olduğu sigortalısı dava dışı ... Anonim Şirketi'nin tüzel kişi tacir olduğu, ayrıca davalının maliki olduğu ... plaka sayılı aracın ticari araç olduğu, davanın tarafların ticari işletmeleri bünyesinde gerçekleşen haksız fiile dayalı ticari dava niteliğinde olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...davalının tacir olmadığı, davalının maliki olduğu ... plaka sayılı aracın ticari araç olarak tescil kaydı var ise de bu durumun araç malikini tacir yaptığını veya yapılan işin esnaf işletme düzeyini aşarak ticari işletme düzeyinde gelir elde ettiğinin söylenemeyeceği..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir.

TTK 12. maddede, tacir, bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi tanımlanmıştır. Bununla birlikte bir ticari işletmeyi kurup açtığını çeşitli yollarla ilan etmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse de, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılacağı ve yine bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olacağı açıklanmıştır.

TTK 15. maddede esnaf "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi" olarak tanımlanmıştır.

Türk Ticaret Kanununun 11/1.maddesinde, "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.(2)Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir.

Bir kişinin ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermemektedir. Tarafların esnaf sayılabilmesi için iktirasdi faaliyetinin, sermayesi ile birlikte veya daha ziyade bedeni çalışmasına dayanması ile esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olması gerekmekte ve ayrıca işletme hesabına göre defter tutamakla birlikte bunlardan Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmaması gerekmektedir.

Dava, trafik kazası nedeniyle kasko sigortalı araçta meydana gelen hasarın, TTK'nın 1472. maddesinden kaynaklı halefiyet hakkına dayalı olarak kusurlu olduğu iddia edilen kazaya karışan davalı araç işleteninden rücuen tahsili(itirazın iptali) istemine ilişkindir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 3 Temmuz 1944 tarih ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 22.3.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararı uyarınca sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki dava, ticari dava niteliğinde ise davaya ticaret mahkemesinde bakılacak, böyle değilse yani esas uyuşmazlık ticari nitelikte değilse böyle bir dava da ticaret mahkemesi görevli olmayacaktır.

Somut olayda, uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından "kasko poliçesi" kapsamında sigortalısına ödenen tazminatın, trafik kazasının meydana gelmesinde kusurlu bulunan davalıdan(karşı araç işleteni) tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. Davacı sigorta şirketinin selefi olan dava dışı sigortalı, ticaret şirketi olup kazaya karışan ticari aracın maliki olun davalı ise işletme esasına göre defter tutmaktadır. Her ne kadar iktisadi faaliyetinden elde ettiği gelir miktarı, VUK 177. madde 1. fıkrasında belirtilen hadleri (faaliyeti 1. bent kapsamında kalıyorsa bu bentte belirtilen miktarların yarısı. 2. bent kapsamında kalıyor ise bu bentte yazılı miktarın tamamı) aşıp aşmadığı konusunda gelir vergisi beyannameleri getirtilmemiş ise de, vergi mükellefiyet konusu "gıda, içecek veya tütün ağırlıklı perakende ticaret" olan davalıya ait araç kaydına göre 6 adet kamyon tipinde ticari araç sahibi olduğu ve işleteni olduğu kazaya karışan aracın da sürücüsü başka bir kişi olan ticari araç olduğu nazara alındığında, davalının iktisadi faaliyetinin, bedeni çalışmayla birlikte sermayeye dayalı olması gereken esnaflık düzeyini aşar nitelikte olduğunun kabulü gerektiği karşısında tacirler arası haksız fiilden kaynaklı davaya bakmak görevi asliye ticaret mahkemesine ait bulunmaktadır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 08/06/2026 gününde KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/64, K. 2026/1355, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-64-e-2026-1355-k-ffb2ac1092c1