Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/284 E. 2026/4436 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/284
- Karar No
- 2026/4436
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1523 Esas, 2025/1046 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/2 E., 2022/513 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; amaç ve faaliyetleri arasında madencilik işi bulunmayan davalı... Üretim A.Ş.'nin 05.11.2018 tarihinde madencilik faaliyetinde bulunabileceğine dair ana sözleşme değişikliğine gittiğini, şirketin amaçları arasında madencilik faaliyeti yer almadığı halde ruhsatsız olarak maden işleri ile iştigal eden firmalar hakkında ...'nca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 210/3 hükmü gereği soruşturma yapılarak fesih davası açılması gerektiğini, ne var ki davalı ...'na bu amaçla yapılan başvurunun davalı Bakanlıkça zımnen reddedilmesi üzerine zımni ret işlemine karşı Ankara 2. İdare Mahkemesi'nde açılan davada asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, müvekkillerinden bazılarının ... Barajı'nın memba kısmındaki taşınmazların malikleri olup taşınmazlarının sudan etkilendiklerini, barajın mansap kısmında kalan taşınmazların malikleri olan müvekkilleri ... ve ...'in de sudan etkilendiklerini, ... ilçesi ... Köyü sınırları içinde bulunan ... Barajı ve HES inşaatında kullanılmak üzere baraj yapan... A.Ş.'nin ruhsatsız yani kaçak bir malzeme (taş) ocağı işlettiğinin şikayetleri üzerine ... İl Özel İdaresi tarafından tespit edilerek 2018 yılı Ağustos ayında kaçak olarak işletilen ocağın kapatıldığını, ... İl Özel İdaresi'nin 15.08.2018 tarihli yazısı ile ruhsatsız malzeme ocağındaki faaliyetlerin durdurulduğunu ancak anılan firmanın mühürlemeye rağmen ocağı kaçak işletmeye devam ettiğini, 05.11.2018 tarihinde ana sözleşme değişikliğine giden davalı .....A.Ş.'nin daha önce şirketin amaçları arasında madencilik faaliyeti bulunmadığı halde madencilik faaliyeti ile iştigal ettiğini, davalı şirketin diğer davalı şirketlerle birlikte ruhsatsız olduğu tespit edilen taş ocağını işlettiklerini, bu durumun 6102 sayılı TTK'nın 210/3 hükmü ve Madencilik Kanunu'nun 12. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, taş ocağını işleten firmanın iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatının bulunmadığını, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 22.04.2010 tarih ve 765 sayılı "Baraj alanlarından etkilenen Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunması"na dair ilke kararına aykırı hareket edildiğini ileri sürerek kamu düzenine ve işletme konusuna aykırı işlemlerde bulundukları kesin olarak kanıtlanmış olan davalı şirketler hakkında fesih kararı verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava ile ilgisi olmadığını, müvekkilinin yüklenici olup, kendisine atfedilen yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkilinin dava konusu yerde dava konusunu içeren hiç bir faaliyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların taraf sıfatının bulunmadığını, 6102 sayılı TTK'nın 210. maddesine göre, şirketlerin fesih davasının sadece Ticaret Bakanlığınca açılabileceğini, müvekkili şirketlerin taraf sıfatlarının bulunmadığını, Ticaret Bakanlığının dava açıp açmama konusundaki takdir hakkının yargısal denetiminin sadece idari yargı mercii nezdinde yapılabileceğini, 6102 sayılı TTK'nın 210/3 hükmü bağlamında açılacak fesih davasının son derece sıkı kayıt ve şartlara tabi tutulduğunu, bu şartların gerçekleşmediğini, ruhsatsız taş ocağı işletildiği iddiasının dayanaksız bir iddia olduğunu, kültür ve tabiat varlıkları ile ekolojik dengenin korunmasını düzenleyen mevzuatın somut ihtilaf ile herhangi bir ilgisinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından 6102 sayılı TTK'nın 210/3 hükmü gereğince davalı şirketlerin feshi için işbu davanın açıldığı, anılan hüküm gereğince şirketler hakkında fesih davası açmaya Ticaret Bakanlığının yetkili olduğu, davacının 6102 sayılı TTK'nın 210/3 hükmü kapsamında fesih davası açmaya yetkisinin bulunmadığı, davada aktif husumetinin olmadığı, diğer taraftan davanın şirketlere karşı açılabileceği dikkate alındığında davalı ... Bakanlığının pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafından davalı şirketlere karşı açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı tarafından davalı Bakanlığa karşı açılan davanın aktif ve pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, 6102 sayılı TTK'nın 210/3 hükmü uyarınca davalı ... şirketlerin feshi istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 09.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.