İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/241 E. 2024/336 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/241
Karar No
2024/336
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/241 Esas - 2024/336 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/241 Esas KARAR NO : 2024/336

DAVA : Marka Hakkı İhlali - Ticaret Unvanın Korunması - Haksız Rekabet DAVA TARİHİ : 17/05/2023 KARAR TARİHİ : 19/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkı İhlali - Ticaret Unvanın Korunması - Haksız Rekabet davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili 17/05/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 1967 yılında, bir sanayi bölgesi geliştirmek amacıyla müvekkili ... Kooperatifinin kurulduğunu, üyelerini sanayi, ticaret ve yatırımcılıkla buluşturmak amaçlarıyla faaliyetler gerçekleştirmeye başladığını, müvekkili “... Vakfı”nın da anılan organizasyon yapısı içerisinde bölgesel ve sektörel kalkınmayı sağlamak amacı ile ... Kooperatifi tarafından 1993 yılında kurulduğunu, kendi çabalarıyla 1997 yılında organize sanayi bölgesinin kurulduğunu, burada makine imalat, metal işleme, elektrik-elektronik, iş makineleri, imalat ekipmanları, otomotiv, plastik-kauçuk, tıbbi araç gereçler ana başlıkları ve bunlarla sınırlı olmamak üzere çok sayıda alanda üretim yapıldığını, müvekkilleri tarafından meydana getirilen ... ibaresinin tanınır hale geldiğini, isimleri olduğunu ve tüm faaliyetlerini “...” markası ile gerçekleştirdiklerini, “...” markasının ... sayı ile müvekkili vakıf adına tescilli olduğunu, ayrıca müvekkil markasının tanınmış marka olduğunu, ... numarasıyla tanınmış marka olarak kaydının da yapıldığını, markayı korumak amacıyla tedbirler aldıklarını, bu kapsamda davalıya 10.10.2022 tarihinde .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiklerini, akabinde de defaatle davalı tarafı telefon yoluyla aradıklarını ancak sonuç alamadıklarını, müvekkillerin 1967 yılından beri “...” ibaresi ile faaliyet gösterdiklerini, tanınmış marka olduğunu, müvekkillerinin “...” ibaresi bakımından daha önce ve gerçek hak sahibi olduklarını, “...” ibaresinin kendi kullanımlarıyla belirli bir düzeyde kalite ve güvenin sembolü haline geldiğini, bu nedenle de zaman içerisinde söz konusu faaliyetlerin gerçekleştiği yerleşim yerinin de “...” ismiyle anılmaya başladığını ve semtin adı haline geldiğini, davalının “... ” markasını kullandığını, müvekkilinden sonraki tarihte bu markayı tescil ettirdiğini, aynı benzer sınıflarda markanın kullanıldığını, iltibas yaratıldığını, davalı kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, "..." markasını yalnızca müvekkiller, müvekkile bağlı iştirakler ve müvekkilce kullanımına izin verilen birkaç işletmenin kullanabildiğini, davalının bu kapsamda olmadığını, davalı kullanımlarının haklı bir nedene dayanmadığını, davalının “...” ibaresini iktisabının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalıya ait ünvanın müvekkiline ait markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız bir şekilde yarar sağlamakta olduğunu, onun itibarına zarar vererek ayırt edici karakterini zedelediğini, davalı şirkete ait ünvanın müvekkilinin tanınmış ismine, ticaret ünvanına ve markasına tecavüz ettiğini, davalının müvekkilleriyle aynı ilde, aynı bölgede faaliyet gösterdiğini, müvekkillerini ve faaliyetlerini bilmemesinin mümkün olmadığını, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davalı ünvanın haksız yararlanma amacıyla ve kötü niyet ile tescil ettirildiğini, müvekkillerinin üçüncü kişilere karşı markayı korumak için gerekli şekilde yasal yollara başvurduklarını, emsal yargı kararlarının olduğunu, ifade ederek; davanın esası hakkında karar verilinceye kadar HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca, yapılacak yargılama sonucunda verilecek hükmün etkinliğini tamamen sağlayacak nitelikte, ileride telafisi güç bir duruma sebebiyet vermemek ve müvekkillerinin zararına engel olmak amacıyla, iş bu dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmeksizin ve teminatsız olarak (mahkeme tarafından zorunlu görülürse teminat verilmek suretiyle); “...” markasına tecavüz ve haksız rekabet yaratan davalı mal veya ambalajları, stokları, tanıtıcı tabelaları, görselleri, iş ürünleri dahil tüm araç-gereç ve unsurlarının davalının adresinde bulunan işyeri dahil bununla sınırlı olmamak üzere davalının tüm işletmelerinden toplatılmasına, reklamlarının durdurulmasına, internet ortamında ve sosyal medyada ticari etki yaratacak şekilde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri kullanımının önlenmesine, “...” markasına tecavüz ve haksız rekabet yaratan davalının tüm işletmelerindeki tanıtıcı tabelaların indirilmesine, davalının “...” markasıyla benzeşen tüm tanıtım unsurlarının (broşürler, logolar, kağıt ürünler dahil bunlarla sınırlı olmamak üzere) kullanımının durdurulmasına, ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ihtiyati tedbir kararına ilişkin oluşacak tüm giderlerin davalı tarafa yükletilmesine, müvekkillerin ilk tescil eden sıfatıyla ünvanına ve akabinde markası “...”e ayniyet derecesinde benzeyen ve ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanılan davalı şirket ticaret ünvanındaki “...” ibaresinin TTK ve SMK hükümleri gereğince kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesine veya silinmesine, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu unvanı taşıyan ticari emtia ve belgelerin imhası ile tabelanın kullanımının durdurulmasına, davalı şirket tarafından, müvekkillerin markasına ayniyet derecesinde benzer ticaret ünvanının ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanımının TTK ve SMK hükümleri gereğince haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespiti ve men’i ile dava sonucunda oluşan tüm giderler ile vekalet ücretinin (KDV hariç olarak) karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili 14/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ticaret ünvanının 18.09.2020 tarihinde tescil edilmiş olduğunu, SMK, TBK ve TMK kapsamında davacı tarafın dava hakkının zaman aşımına uğradığını, "..." ibaresinin bir yer adı olduğunu, müvekkilinin TTK m.210'dan doğan hakkını kullandığını, "..." ibaresinin ... de içine alan ve hatta idari sınır olarak organize sanayi bölgesinden daha da fazlasını kapsayan, .... ilçesine bağlı büyük bir mahalle olduğunu, birçok işletmenin bağlı olduğu yer adını ticaret ünvanında kullandığını, TTK m.210'a dayanılarak Tebliğ'in 4. maddesinin 6. fıkrasında açıkça "ticaret ünvanında resmi olarak tanımlanmış yer adları kullanılabilir" ifadesinin yer aldığını, müvekkilinin ticaret merkezinin ...'de olduğunu, herhangi bir şekilde bir şirketin kazanmış olduğu ün ve müşteri potansiyelinden yararlanmak amacı taşımadığını, müvekkilinin "..." ibaresini markasal olarak kullanmadığını, ... ibaresini yalnızca ticari ünvan olarak kullandığını, bir araç tamirathanesi olduğunu, tüm ticari faaliyeti de bu kapsamda ve herhangi bir marka kullanımı gerçekleşmeksizin meydana getirdiğini, bu kullanımın marka hakkına tecavüz sayılmayacağını, davacı tarafın ... ibaresini alenileştirdiğini, tekel hakkını korumadıklarını, bazı işletmelerin kullanımına izin verdiğini, bu durumun ibare üzerinde tekel hakkını kullanmadığı izlenimini oluşturduğunu, asıl davacı eylemlerinin kötü niyetli olduğunu, bir gruba ibareyi kullandırmamasının da haksız rekabet teşkil ettiğini, yapılan sorguda ticaret ünvanında "..." ibaresi bulunan 1739 adet kayıt bulunduğunu, ibarenin alenileştiğini ve herkesçe kullanıldığını ifade ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. REPLİK: Davacılar vekili 03/07/2023 tarihli replik dilekçesinde özetle; Davalının zaman aşımına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığını, "..." ibaresi ve markasının "...."nin kısaltması olarak müvekkiller tarafından 1967 yılında sıfırdan yaratıldığını ve ilk kez müvekkiller tarafından kullanıldığını, bu yıldan itibaren ticari ve markasal anlamda korunduğunu, müvekkillerine ait "..." ibaresi ve markası adını semtten değil; anılan semtin adını müvekkilerine ait "..." markasının büyüklüğü ve tanınmışlığı sayesinde bu markadan aldığını, müvekkilinin "..." markasını kesintisiz olarak kullandığını, bütün işlem ve eylemlerini bu marka ile gerçekleştirdiğini, markanın coğrafi bir yer adı olduğunun iddia edilemeyeceğini, "..."in yaratıcısının, eskiye dayalı kullanım ve marka tescili kapsamında sahiplerinin müvekkilleri olduğunu, davalının "..." ibaresini markasal kullanmadığını iddia etmesinin .... ve .... kapsamında dinlenebilir olmadığını, ticaret ünvanı olarak kullanmasının yeterli olduğunu, kaldı ki davalının "..." ibaresini tabelalarında, iş ve hizmetlerinde salt markasal olarak kullandığını, SMK kapsamındaki lisans çalışmalarının markanın alenileştirilmesi anlamı taşımadığını, markanın lisans sözleşmeleri gereği kullanımına müvekkilce izin verilen işletmelerce kullanıldığını, bunlar dışında kalan ve müvekkillerin marka haklarına tecavüz niteliğinde olan ticaret ünvanı/marka tescillerine karşı ise hukuki yollara başvurulduğunu, .... kayıt içerisinde aktif ve terkin edilmiş halde bulunan şirketler, şubeler de olduğunu, kaldı ki müvekkiline bağlı iştirakler ve lisanslama çalışmaları kapsamında izin verilen işletmeler tarafından "..." ibaresinin kullanıldığını, diğer mütecavizlere karşı yasal yolların kullanıldığını, bu kaydın da markanın alenileştirilmesi anlamına gelmediğini ifade ederek; davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DÜPLİK: Davalı vekili 18/07/2023 tarihli düplik dilekçesinde özetle; "..." ifadesinin 1997 yılından itibaren ....'nin genel adı olarak kullanıldığını, aynı zamanda bir mahallenin adı, bir bölge adı olduğunu, bir ticari işletmenin merkezinin bulunduğu bölgeyi yahut yerleşim yerini ticaret ünvanında müvekkilinin kullanmasının kötü niyet olarak yorumlanamayacağını, müvekkilinin bir yer adı olan ve aynı zamanda da bizzat kendi ticaret merkezinin bulunduğu bir yer olan ... ibaresini kullandığını, herhangi bir şekilde bir şirketin kazanmış olduğu ün ve müşteri potansiyelinden yararlanma amacı taşımadığını, müvekkil şirket ile davacı kuruluşların faaliyet konularının benzerlik taşımadığını, "... " tarafından yapılan marka tescil başvurusunda, ... ibaresinin faaliyet alanlarının sayıldığını, bu faaliyet alanları ile müvekkil firmanın esas sözleşmesinde tescil etmiş olduğu faaliyet alanlarının birbirinden tamamen farklı olduğunu, müvekkili firmanın faaliyet konusunun otomotiv bakım ve onarımı üzerine kurulu olduğunu, davacı tarafın faaliyet konusunun bakım ve onarım faaliyetleri olmadığını, yalnızca organize sanayi bölgesinde bulunan işletmelerin işletilmesi kapsamında faaliyet gösterdiklerini ve bunun da herkesçe bilindiğini, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu, müvekkilin işletmesine ait fotoğraflarda da müvekkil firmanın kullanmış olduğu tabelalarda "...'de bulunan ...." anlamına gelmekte olan "... " ibaresinin kullanıldığının görüldüğünü, müvekkilinin ... ibaresini markasal kullanmadığını ifade ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK: Dava, 6769 sayılı SMK m.29 ve m.149 vd hükümleri, 6102 sayılı TTK 54 vd hükümleri ve 6102 sayılı TTK m.52 hükmünden kaynaklı Marka Hakkının İhlali - Haksız Rekabet - Ticaret Unvanının Korunması istemlerine yöneliktir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının, davacı şirkete ait ticaret ünvanı ve davacı vakıf adına tescilli marka hakkını ihlal eder ve davacılar aleyhine haksız rekabet oluşturan eylemlerinin bulunup bulunmadığı, davalının "..." ibaresini markasal olarak kullanıp kullanmadığı, davalının "..." ibaresini ticaret ünvanı olarak kullandığı hususunun çekişmeli olmadığı, davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı, varsa tecavüz oluşturan eylemlerin tespiti, men'i, davalı ticaret ünvanında bulunan "..." ibaresinin değiştirilmesi veya silinmesi, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması, davalının "..." ibaresini taşıyan ticari emtia ve belgelerin imhası ve "..." ibaresini içeren tabela kullanımının durdurulması istemlerinin yerinde olup olmadığı, SMK m.7/5-b hükmüne ilişkin hukuka uygunluk sebebinin somut olayda mevcut olup olmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davanın açılmasını müteakip dilekçe teatisi yapılmış, tarafların sunduğu deliller alınmış, marka tescil belgeleri ile ticari sicil kayıt bilgilerine ilişkin evrak celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunmaları, ticari sicil kayıt bilgileri, marka tescil belgeleri, hukuki çıkarımları hariç olmak üzere maddi vakıa tespiti barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; 6769 sayılı SMK m.157 ve bu hükmün yollaması ile uygulanması gereken 6098 sayılı TBK hükümleri uyarınca; iş bu davada ileri sürülen istemler alacak veya tazminata ilişkin olmadığından davalı vekili tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'inin reddine karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Davalıya ait olduğu tespit edilen "..... " adresinde yer alan işletmede bilirkişi heyeti vasıtasıyla yerinde inceleme yapılmıştır. Davalı tarafa ait işletmede yapılan incelemede, bilirkişi raporunda görseline yer verilen vergi levhasına göre ana faaliyet kodunun ve adının “...-Motorlu kara taşıtlarının genel bakım ve onarım hizmetleri (Aynı işletmede mekanik, elektrik sistemi, kaporta, boya, ..., cam, pencere vb. bakım ve onarımının yapılması)” olduğu, işe başlama tarihinin 18/9/2020 ve vergi numarasının “... ” olduğu tespit edilmiştir. Diğer kayıtlarda da aynı faaliyet alanının olduğu, faturaların da bu faaliyete yönelik hizmetlere ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından davalı işletmesinde yapılan fiili incelemede; işyerinin tamirhane olduğu, araçların bakım ve tamir hizmetlerinin yapıldığı tespit edilmiştir. Buna göre; davalının ticari faaliyetinin türünün, Nice Sınıflandırma Tebliği'ne göre 37. sınıfta yer alan “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu).” hizmetleri kapsamında yer aldığı tespit edilmiştir. Davacı vakfın ... sayılı markasının tescil kapsamında da 37. sınıfta yer alan “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu).” hizmetlerinin bulunduğu müşahede edilmiştir. Dolayısıyla; davalının tespit edilen ticari faaliyetlerinin, davacı vakfa ait markanın tescili kapsamında 37. sınıfta yer alan “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu).” hizmetleriyle aynı hizmetlere ilişkin olduğu kanaatine varılmıştır. Davacılardan vakfa ait işyerinde bilirkişi heyeti vasıtasıyla yerinde yapılan incelemede, vakfın doğrudan ticari faaliyetlerinin olmadığı tespit edilmiştir. Davacılardan Kooperatife ait işyerinde bilirkişi heyeti vasıtasıyla yerinde yapılan incelemede, bilirkişi raporunda görseline yer verilen vergi levhasına göre ana faaliyet kodunun ve adının “...-Bir ücret veya sözleşmeye dayalı olarak yapılan gayrimenkul yönetimi faaliyetleri (site yöneticiliği, mobil ev alanlarının, müşterek mülkiyetli konutların, devre mülklerin, ikamet amaçlı olmayan mülklerin vb yönetimi)” olduğu, işe başlama tarihinin 1/1/1985 ve vergi numarasının “... ” olduğu tespit edilmiştir. Bu davacının sunmuş olduğu faturalar incelenmiş, bir örneğine bilirkişi raporunda yer verilmiştir. Faturaların faaliyet kodu ve alanıyla uyumlu olup, sadece kira bedeline ilişkin oldukları tespit edilmiştir. Yapılan incelemede; davacı kooperatifin ticari faaliyet yürüttüğü, ticari faaliyetinin türünün, Nice Sınıflandırma Tebliğine göre 36. sınıfta yer alan “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” hizmetleri kapsamında yer aldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda, davalının ticari faaliyetlerinin, davacı kooperatifin ticari faaliyetlerinden farklı hizmetlere ilişkin olduğu kanaatine varılmıştır. Davalının ticaret sicil kayıt bilgileri incelendiğinde, amaç ve konu kısmında faaliyet alanlarının; "1-Motorlu ve motorsuz elektrikli, elektronik her çeşit kara vasıtaları olan otomobil, kamyon, kamyonet, tır, treyler, otobüs, minibüs ve benzeri araçların her türlü tamir bakımına ilişkin servis hizmeti vermek, yedek parça, modernizasyonu, rutin teknik kontrollerini yapmak. Bu işlerle ilgili her türlü servis ağları kurmak, işletmek. 2-Her türlü tır, treyler ve benzeri araçların fren sistemleri, kampana, balata değişimi revizyonu ile tamir bakım servisi hizmetlerini vermek. 3-Her türlü nakil vasıtasının tamir, bakım, boya ve servis hizmetlerini vermek, bu işler ile ilgili her türlü malzeme, yedek parça ve hizmeti almak, satmak, ithalat ve ihracatını yapmak. 4-Otomotiv sanayi ile ilgili yıkama yağlama servisi kurmak, işletmek, kullanılacak malzemelerin toptan ve perakende alımı satımı, dağıtımı, ithalat ve ihracatını yapmak. 5-Otomotiv sektörü ile ilgili her türlü mekanik, elektrikli, elektronik motor ve bütünleyici aksamını ve diğer tüm işlevli aksesuarlarını her türlü yedek parçalarını almak, satmak, ihracatını ve ithalatını yapmak.” olarak tanımlandığı müşahede edilmiştir. Şirketin bu amaç ve konularını gerçekleştirmekle ilgili ve sınırlı olarak faaliyetlerde bulunabileceği sicil kaydında yer almaktadır. Davacı kooperatife ait ticaret sicil kayıt bilgileri incelendiğinde, 19/7/2021 tarih ve ... sayılı ticaret sicil gazetesinde şirketin amaç ve faaliyetler konuları kısmında şirketin amacı; “Kooperatifin amacı; ortaklarının her türlü müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunmak, bu amaca uygun işletmeler kurmak, sınai ve ticari yatırımlar yapmak, yaptırmak, işletmek, devretmek ve ortaklarının ekonomik kalkınmalarını sağlamaktır.” olarak tanımlanmıştır. Şirketin bu amaç ve konularını gerçekleştirmekle ilgili ve sınırlı olarak faaliyetlerde bulunabileceği sicil kaydında yer almaktadır. Yapılan incelemede, yukarıda yer verilen şirketlerin ticaret sicil kaydındaki amaçlarının ve faaliyet alanlarının farklı olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı şirketin amacını gerçekleştirmek için ve bu kapsamda “Ortaklarının eğitim, sağlık, ulaşım, sosyal, sportif, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile işyeri, ticaret merkezi, alışveriş merkezi, konut, sosyal, kültürel, sportif, sağlık tesisleri ile bilumum ticari faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi maksadı ile diğer tesisleri inşa eder, ettirir, işletir, kiraya verir, satışını yapar, ortaklarına devreder, tesisler kurar, inşaatlarını yapar, yaptırır, işletir, işlettirir, bu amaçla personel istihdam eder ve bu amaçla kurulu bulunan işletmelere iştirak edebilir.”, “Kooperatif amacının gerçekleştirilmesi için ... kurar, kurulu bulunan organize sanayi bölgelerine ve kooperatif üst kuruluşlarına katılır.” ve “Kooperatif mevcutlarının nemalandırılması için ticari ve sınai işletmeler açar, açılmış bulunan işletmeleri devralır, devreder, ortak olur, hisse alır, kiralar veya satar, maliki ya da zilyedi bulunduğu taşınır ve taşınmazlarla ilgili her türlü gelir getirici faaliyette bulunur.” faaliyette bulunabileceği tespit edilmişse de bunların esasen yönetim hizmetlerine ilişkin olduğu, davalının sicil kaydındaki ticari faaliyet alanları kapsamında yer almadığı değerlendirilmiştir. Aynı şekilde, davalı şirketin yukarıda sayılan amacını gerçekleştirmek için ve bu amaçla sınırlı olarak yapacağı faaliyetlerin davacının sicil kaydındaki ticari faaliyet alanları kapsamında yer almadığı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, davalının ticari sicil kayıt bilgilerinde yer alan faaliyet alanları ile davacı kooperatife ait ticaret sicili kayıt bilgilerinde yer alan faaliyet alanlarının benzer olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı tarafından, işletmesindeki tabelalarda “....” ibarelerine yer verildiği, söz konusu ibarenin ticaret ünvanı olarak değil, markasal etki doğuracak biçimde işyeri tabelalarında kullanıldığı tespit edilmiştir. Davalının markasal kullanımı incelendiğinde, yol kenarında ve duvarda olduğu tespit edilen tabelalarda “...” ibaresine üstte büyük harflerle ve büyük puntolarla yer verildiği görülmektedir. İşyeri giriş kapısı üzerindeki tabelada da bu ibare başta kullanılmıştır. Markada ... unsurunun da olduğu ancak, ... unsuru içerisinde de ... ibaresine yer verildiği, bu haliyle ... ibaresi üzerindeki vurguyu artırdığı değerlendirilmiştir. İbarelerin markadaki kullanımı ve konumlandırılışı göz önüne alındığında, markanın baskın ve ayırt edici asli unsurunun "..." ibaresi olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Öte yandan “....” ibarelerinin somut ayırt ediciliğinin olmadığı, davalının tespit edilen ticari faaliyet alanında herkesin kullanımına açık tasviri ibareler olduğu, markaya ayırt edicilik katmayacağı tespit edilmiştir. Bu yönüyle de markanın asli unsurunun “... ...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir. Öte yandan kartvizit ve servis fişinde “... ...” markasal kullanımına ve bu ibarenin altında olacak şekilde nispeten daha küçük puntolarla ticaret ünvanına yer verildiği tespit edilmiştir. Kullanım şekli göz önüne alındığında, “... ...” ibaresinin bu evraklar üzerinde markasal etki yaratacak şekilde kullanıldığı, altında ticaret ünvanı yazmasının “... ...” ibaresinin markasal şekilde kullanıldığı gerçeğini değiştirmeyeceği değerlendirilmiştir. Bu markada da "..." ibaresinin tali unsur olarak yer aldığı, herkesin kullanımına açık ve davalının faaliyet alanında tasviri nitelikteki bu ibarenin markaya ayırt edicilik katmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle söz konusu kullanımlardaki markanın asli unsurunun "..." ibaresi olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacı vakfın iş bu davaya mesnet markası incelendiğinde; “...” ibaresinden oluştuğu, ibarenin ilk harfinin stilize edildiği, ancak bu kullanımın ibarenin ... olarak okunup algılanmasının önüne geçmediği tespit edilmiştir. Söz görünümden yüksek sesle konuşur ilkesi ve ... ibaresinin markadaki kullanımı ve konumlandırılışı göz önüne alındığında, davacı markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vakfın markasının esas unsurunun, davalı işletmesindeki markalarda aynen ve esas unsur olarak kullanıldığı görülmektedir. Öte yandan, yukarıda açıklandığı üzere, davalının ticari faaliyetleri, davacı vakfa ait markanın tescili kapsamındaki 37. sınıfta yer alan “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu).” hizmetleriyle aynı hizmetlere ilişkindir. Söz konusu hizmetlerin araç kullanma potansiyelini haiz herkese hitap ettiği bilinmektedir. Davacı vakıf markası ile davalı markasal kullanımları arasındaki yukarıda açıklanan mevcut benzerlikler karşısında, çekişme konusu hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin satın alma süresi içerisinde iki marka arasında bağlantı kuracakları ve yanılgıya düşecekleri değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, davalının faaliyetleri ile markasal kullanımlarının, görsel, işitsel ve kavramsal olarak davacı vakfa ait marka ile iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı kooperatif tarafından kullanılan ismin/markanın esas unsurunun ... ibaresi olduğu, davalı işletmesindeki markalarda da bu ibarenin aynen ve esas unsur olarak kullanıldığı, esas unsurlar arasındaki bu ayniyetten dolayı markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik olduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca, davacının ticaret ünvanının çekirdek unsurunun ... ibaresi olduğu, bu haliyle de davalı markası ile davacı kooperatifin ticaret ünvanı arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik olduğu değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmelere karşın, davalının ticari faaliyetlerinin, davacı kooperatifin ticari faaliyetlerinden farklı hizmetlere ilişkin olduğu tespit edildiğinden, kullanımlar arasında iltibas tehlikesinin olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı, işyerinde markanın yanı sıra ticaret ünvanını da kullanmakta olup, ticaret ünvanını araçların bakım ve tamir hizmetleri üzerinde kullanmaktadır. Tespit edilen bu faaliyet alanının yukarıda verilen sicil kaydı içeriğiyle de uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, davacı vakfın ... sayılı markasının tescil kapsamında 37. sınıfta yer alan “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu).” hizmetleri de yer almaktadır. Bu kapsamda, davalının ticaret ünvanını kullandığı hizmetlerin, davacı vakfa ait markanın tescili kapsamında 37. sınıfta yer alan “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu).” hizmetleriyle aynı hizmetlere ilişkin olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı kooperatifin işyerinde ve ticaret sicil kaydı üzerinde yapılan incelemede, ticaret unvanının “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” hizmetleri üzerinde kullanıldığı tespit edilmiştir. Nitekim vergi levhasına göre ana faaliyet kodunun ve adının “...-Bir ücret veya sözleşmeye dayalı olarak yapılan gayrimenkul yönetimi faaliyetleri (site yöneticiliği, mobil ev alanlarının, müşterek mülkiyetli konutların, devre mülklerin, ikamet amaçlı olmayan mülklerin vb yönetimi)”; 19/7/2021 tarih ve ... sayılı ticaret sicil gazetesinde şirketin amaç ve faaliyetler konuları kısmında şirketin amacı “Kooperatifin amacı; ortaklarının her türlü müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunmak, bu amaca uygun işletmeler kurmak, sınai ve ticari yatırımlar yapmak, yaptırmak, işletmek, devretmek ve ortaklarının ekonomik kalkınmalarını sağlamaktır.” olarak tanımlanmıştır. Davacı kooperatifin kendi mülkiyetindeki yerleri kiraladığı, sadece kira bedeline ilişkin faturalarının bulunduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda, davalının ticaret ünvanı kapsamındaki faaliyet alanları ile davacı kooperatife ait ticaret ünvanı kapsamındaki faaliyet alanlarının farklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vakfa ait markanın uzun süreden beri tescilli olduğu, yaygın kullanımına dair delillerin dosyaya sunulduğu, markanın çok sayıda lisans sözleşmesine konu olduğu tespit edilmiştir. Lisans sözleşmeleriyle markanın sahibinin izni ile kullanımının yaygınlaştırıldığı tespit edilmiştir. Markanın fiilen kullanıldığı, yoğun reklam ve tanıtım faaliyetlerinin yapıldığı, işbirliklerinin bulunduğu, marka sahibinin markasını korumak için gerekli tedbirleri aldığı, hukuki yollara başvurduğu, marka hakkına tecavüzün önlenmesi ve markanın korunması konusunda etkin ve yoğun bir çaba gösterdiği, mahkeme kararlarının dosyaya sunulduğu tespit edilmiştir. Markayı kullanma ve tanıtma konusundaki çalışmaların süresi, niteliği, devamlılığı ve kapsamını gösterir deliller göz önüne alındığında, markanın tanınmış marka olma kriterlerini taşıdığı kanaatine ulaşılmıştır. Öte yandan, davacı vakfın, 14/7/2021 tarihinde yapmış olduğu tanınmışlık başvurusu 02/12/2021 tarihinde kabul edilerek, tanınmışlık kaydının ... sayı ile tescil edildiği tespit edilmiştir. Tanınmışlık tespit tarihinin 02/12/2021 olduğu, yakın tarihte yapılan bu tespitin fiilen de geçerliliğini koruduğu değerlendirilmiştir. Nitekim söz konusu kısa dönemde bu tespitin şartları ortadan kalkmadığı gibi tespit sonrasında da markanın kullanımlarına ve yatırımlara ara vermeden devam edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Tüm bu değerlendirmeler kapsamında, davacı vakfa ait markanın Türkiye'de tanınmışlık düzeyine ulaştığı, bu tanınmışlığın “İş yönetimi, idaresi; Eğitim ve öğretim hizmetleri; İnşaat hizmetleri” sektörlerine ilişkin olduğu kanaatine varılmıştır. Davalının tercih ettiği markasal kullanım ile davacı vakıf ve onun tanınmış markasıyla arasında bir bağlantı oluşturduğu değerlendirilmektedir. Bu durum, davalı kullanımlarının davacı vakfın bilgisi ve izniyle olduğu algısına neden olabilecektir. Söz konusu ibarenin kullanılması, önceki marka ile yaratılan güven ve imajın yeni markaya aktarılmasına neden olacak niteliktedir. Bu kullanım tüketici kitlesi yönünden markalar arasında ilişki olduğu algısına kapılarak, davalı tarafından sunulan farklı hizmetler yönünden de olumlu imaj transferine neden olacak ve tüketicilerin ekonomik davranışlarını değiştirecek niteliktedir. Bu haliyle, davalının sunmuş olduğu hizmetlerde daha az bir emek ve çaba ile davacı vakfa ait markanın reklam gücünden yararlanması mümkündür. Davacı markasının organize sanayi bölgesinde faaliyette bulunduğu, tanınır hale geldiği, somut olayda, davalı tarafın kullanımlarının davacı tarafın bu tanınmışlığından haksız yararlanmaya neden olabileceği değerlendirilmiştir. Öte yandan, markalar arasında bağlantı olan ve esasen aynı bölgede hizmet veren bu kullanımlarda, sunulacak olan hizmetin kalitesinin kötü olması, bu düşük kalitenin tanınmış markaya atfedilmesine neden olabilecek niteliktedir. Farklı sınıflarda dahi olsa somut olaydaki olası kötü bir kullanım tanınmış markanın itibarına zarar verebilecek niteliktedir. Bu yönüyle davacı tarafın markasına olumsuz bir imaj transferi gündeme gelebileceği değerlendirilmiştir. Davalı kullanımının davacının iznine dayalı olmadığı, davacı tarafın markasını korumak için gerekli tedbirleri aldığı ve hukuki süreçleri başlattığı görülmüştür. Davalının somut olaydaki bağlantılı kullanımı, davacı iznine dayalı bir kullanım olarak algılanabilecek, davacı markasının üçüncü kişiler tarafından da markasal olarak kullanıldığı algısını yaratabilecek niteliktedir. Bu haliyle davalı kullanımının davacının markasının reklam gücüne ve ayırt ediciliğine zarar verebilecek nitelikte olduğunun kabul edilebileceği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla; davalı kullanımlarının davacı vakıf ile arasında ekonomik ve/veya organik bağ olduğu, sunduğu hizmetin tanınmış markanın güvencesi altında sunulduğu izlenimini yaratacağı, tanınmışlığından ve müşteri çevresinden yararlanmasına imkan sağlayacağı değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; davalının "..." ibaresini kullandığı tespit edilen ticari faaliyet alanı dolayısıyla, davacı vakfa ait markanın tanınmışlığından kaynaklı olarak kendi adına olumlu imaj transferi ve davacı markası adına olumsuz imaj transferi riskinin somut olayda oluşabileceği kanaatine ulaşılmıştır. Davalının tespit edilen "..." ibareli kullanımlardaki asli ayırt edici unsurun "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin aynı zamanda tanınmış olduğu da tespit edilen davacı vakıf markasının asli ayırt edici unsuru olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından "..." ibaresinin markasal etki yaratacak şekilde kullanıldığı, salt yer adı olarak coğrafi kaynak bildirecek şekilde kullanılmadığı ve bu markasal kullanımın ticari dürüstlük kurallarına uygun olmadığının kabul edilebileceği değerlendirilmiştir. Tüm bu değerlendirmeler kapsamında, davalının tespit edilen "..." ibareli ticari kullanımlarının 6769 sayılı SMK m.7/5-b bendi kapsamında coğrafi kaynak bildirmediği kanaatine ulaşılmıştır. Yukarıda yer verilen tespitler sonucunda somut olayda yapılan değerlendirmede; davalı yanın gerek ticaret ünvanı olarak, gerekse işletmesinde fili olarak "..." ibaresini markasal olarak kullanması eylemlerinin davacı vakfa ait ... sayılı marka hakkına tecavüz ve davacı vakıf aleyhine haksız rekabet oluşturduğu, dosyaya ibraz edilen emsal kararlarda da "..." ibareli kullanımların marka hakkı ihlali ve haksız rekabet oluşturduğuna yönelik değerlendirmelere yer verildiği dikkate alınarak, davacı ...'nın açtığı davanın kabulü ile; Davalının "..." ibaresini kullanım biçiminin davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, davalının "..." ibaresini muhtemel kullanma eylemlerinin MEN'ine, Davalının ticaret ünvanında yer alan "..." ibaresinin DEĞİŞTİRİLMESİNE veya SİLİNMESİNE, marka hakkına tecavüzün sonucu olan maddi durumun ORTADAN KALDIRILMASINA, "..." ibaresini taşıyan ticari emtia ve belgelerdeki bu ibarenin SİLİNMESİNE, bunun teknik olarak mümkün olmaması halinde İMHASINA, "..." ibareli tabela kullanımının DURDURULMASINA, karar verilmiştir. Davacılar vekili 01/07/2024 tarihli duruşmada, dava dilekçesinin sonuç kısmının 1 nolu bendinde belirtilen hususlar bakımından yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş olup, buna ilişkin başvurma harcı ve tedbir karar harcını mahkeme veznesine yatırmıştır. İhtiyati tedbir talebi yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecek istemlerden olduğundan bu talep dikkate alınarak aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır. Yukarıda izah edildiği üzere; davalı yanın gerek ticaret ünvanı olarak, gerekse işletmesinde fili olarak "..." ibaresini markasal olarak kullanması eylemlerinin davacı vakfa ait ... sayılı marka hakkına tecavüz ve davacı vakıf aleyhine haksız rekabet oluşturduğu, dosyaya ibraz edilen emsal kararlarda da "..." ibareli kullanımların marka hakkı ihlali ve haksız rekabet oluşturduğuna yönelik değerlendirmelere yer verildiği dikkate alınarak, Davacı ...'nın ileri sürdüğü ihtiyati tedbir isteminin takdiren 75.000,00 TL (yetmişbeşbinbintürklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubunun kararın davacı vekiline tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde ibrazı şartıyla KISMEN KABULÜ İLE; Davacıya ait ... sayılı "..." markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan, davalıya ait üzerinde "..." ibaresi bulunan ambalaj, tanıtıcı tabela, görsel, iş ürünü dahil araç-gereç ve unsurların davalının "... " adresinde bulunan işyerinden TOPLATILMASINA, "..." ibareli reklamların DURDURULMASINA, "..." ibareli tanıtıcı tabelaların İNDİRİLMESİNE, davalının "..." ibareli tüm tanıtım unsurlarının kullanımının DURDURULMASINA, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, İhtiyati tedbir kararının uygulanması bakımından; .... İcra Daireleri'nin veya tedbire konu nesnelerin bulunduğu yer icra dairelerinin görevli veya yetkili kılınmasına, icra aşamasında mahkememize ibraz edilen 14/11/2023 havale tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmasına karar verilmiştir. Davacı kooperatifin ticari sicil kayıt bilgilerinde yer alan iştigal alanları ile davalı şirketin ticari sicil kayıt bilgilerinde yer alan iştigal alanlarının benzer olmadığı, davacı kooperatifin fiilen faaliyette bulunduğu ticari sektör ile davalının fiilen faaliyette bulunduğu ticari sektörün de benzer olmadığı, davacı kooperatife ait SMK hükümleri uyarınca korunacak tescilli bir markanın bulunmadığı, davacı kooperatifin diğer davacı vakfa devrettiğini markadan kaynaklı olarak iş bu davada marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı istemlerde bulunamayacağı, zira markanın devri ile birlikte markadan kaynaklı tüm hak ve borçların markayı devralan tarafa geçeceği, bu nedenle davacı kooperatifin marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı istemlerin yerinde bulunmadığı, davacı kooperatifin ticaret ünvanının esas unsuru ve faaliyetlerinde kullandığı işaretin esas unsuru "..." ibaresi olup, davalının "..." ibareli kullanımları ile işaret benzerliği bulunsa da, davalının gerek ticaret sicilinde yer alan faaliyet alanları, gerekse fiili iştigal alanları ile davacı kooperatife ait ticaret sicilinde yer alan faaliyet alanları ve fiili iştigal alanları arasında benzerlik bulunmadığından, davacı kooperatif aleyhine haksız rekabet ve davacı ticaret ünvanına tecavüz oluşturacak bir eylemden söz edilemeyeceğinden; Davacı ...'nin açtığı DAVANIN REDDİNE, karar verilmiştir. Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davacı ...'nın açtığı DAVANIN KABULÜ ile; Davalının "..." ibaresini kullanım biçiminin davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, davalının "..." ibaresini muhtemel kullanma eylemlerinin MEN'ine, Davalının ticaret ünvanında yer alan "..." ibaresinin DEĞİŞTİRİLMESİNE veya SİLİNMESİNE, marka hakkına tecavüzün sonucu olan maddi durumun ORTADAN KALDIRILMASINA, "..." ibaresini taşıyan ticari emtia ve belgelerdeki bu ibarenin SİLİNMESİNE, bunun teknik olarak mümkün olmaması halinde İMHASINA, "..." ibareli tabela kullanımının DURDURULMASINA, 2-Davacı ...'nın ileri sürdüğü ihtiyati tedbir isteminin takdiren 75.000,00 TL (yetmişbeşbinbintürklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubunun kararın davacı vekiline tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde ibrazı şartıyla KISMEN KABULÜ İLE; Davacıya ait ... sayılı "..." markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan, davalıya ait üzerinde "..." ibaresi bulunan ambalaj, tanıtıcı tabela, görsel, iş ürünü dahil araç-gereç ve unsurların davalının "... " adresinde bulunan işyerinden TOPLATILMASINA, "..." ibareli reklamların DURDURULMASINA, "..." ibareli tanıtıcı tabelaların İNDİRİLMESİNE, davalının "..." ibareli tüm tanıtım unsurlarının kullanımının DURDURULMASINA, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, İhtiyati tedbir kararının uygulanması bakımından; .... İcra Daireleri'nin veya tedbire konu nesnelerin bulunduğu yer icra dairelerinin görevli veya yetkili kılınmasına, icra aşamasında mahkememize ibraz edilen 14/11/2023 havale tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmasına, 3-Davacı ...'nin açtığı DAVANIN REDDİNE, 4-Davacı ...'nın açmış olduğu dava bakımından; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından bu hususta harç ikmali yapılmasına yer olmadığına, 427,60 TL'nin davalıdan alınarak davacı ...'na verilmesine, 5-Davacı ...'nin açmış olduğu dava bakımından; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile alınması gereken 247,70 TL'nin davacı ...'nden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Davacı ...'nın açmış olduğu dava bakımından; kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'na verilmesine, 7-Davacı ...'nin açmış olduğu dava bakımından; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'nden alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı ... tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL ihtiyati tedbir başvuru harcı, 704,50 TL ihtiyati tedbir talep harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.059,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı ...'na verilmesine, 9-Davacı ... tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç, 25,60 TL vekalet harcı, 273,75 TL posta, tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 659,15 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 10-Davalının yapmış olduğu 112,00 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 56,00 TL'nin davacı ...'nden alınarak davalıya verilmesine, bakiye 56,00 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 11-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine, Dair, davacılar vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK m. 341 hükmü gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk Dairesi nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/07/2024

Katip .... E imzalıdır

Hakim .... E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/241, K. 2024/336, T. 19.07.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-241-e-2024-336-k-75627763bcb3