İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/408 E. 2025/1019 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/408
- Karar No
- 2025/1019
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/408 Esas KARAR NO : 2025/1019 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/04/2025 KARAR TARİHİ : 23/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın,... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi firmasıyla ticari ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin, bu ticari ilişkiden doğan 184.714,73-T’lik alacağının karşılığı olarak adı geçen firmadan çek aldığını, müvekkilinin hamili olduğu ve adı geçen firmadan aldığı... /İzmir Şubesinin, TR... İBN’lı, ... çek numaralı, 10.03.2025 keşide tarihli, keşide yeri A.O.S.B./İzmir, 184.714,73-TL bedelli çeki tüm aramalarına rağmen ticari defter ve kayıtlarınının arasında fiziken bulamadığını, çekin kaybolduğunu, çek, müvekkilinin yedinde bulunduğu sırada kaybolmuş bulunduğundan tahsilatı mümkün olmadığını, bu durum da müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, davaya konu çekin iptali ve ödeme yasağı talebiyle İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, mahkemece 20.02.2025 tarihli tensip ara kararıyla talepleri gibi davaya konu çek hakkında 27.707,21-TL teminat karşılığında ödeme yasağı kararı verildiğini, taraflarınca, süresi içinde teminat yatırılarak davaya konu çek hakkında ödeme yasağı kararı verildiğini, davalı tarafından, çekin elinde bulunduğunu, çeki tahsil amacı ile Denizbank Balıkesir şubesine gittiğinde anılı dosyanın açılarak ödeme yasağı olduğunu öğrendiğini, bu kapsamda fiziki çek elinde bulunan davalı şirketin yetkili hamil konumunda olduğunu, taraflarınca çeki tahsil amacı ile 19.03.2025 tarihinde Karşıyaka... İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyası ile çek keşidecisi olan... vergi kimlik numaralı ... Süpürme Araçları Makina Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine 10 örnek icra takibi başlatıldığını belirterek müdahale taleplerinin kabulü ile davacı yana çek istirdatı ve yahut menfi tespit davası açılması için süre verilmesini İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinden talep ettiğini, bu talep üzerine, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesince 20.03.2025 tarihli ara kararla taraflarına istirdat davası açılmak üzere süre verildiğini, mahkemenin ara kararının 20 Mart 2025 tarihinde UETS yoluyla taraflarına tebliğ edildiğini, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararı uyarınca taraflarınca açılması gereken çek istirdatı davasının 6102 Sayılı TTK m. 792 hükmü uyarınca çek istirdadı talebine ilişkin olmakla, TTK m. 4(1)-a kapsamında mutlak ticarî dava olduğunu, çek istirdatı davasının dava şartı olarak arabuluculuğa tabi olduğunun yargı kararlarıyla kabul edildiğini, bu kapsamda, taraflarınca davaya konu çek hakkında çek istirdat davası açmadan önce davalıya karşı İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk Dosyası, üzerinden 08.04.2025 tarihinden zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, çek istirdat davası açabilmeleri için dava şartı arabuluculuk sürecinin tamamlanabilmesi, Anayasanın 36. Maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün öğelerinden olan mahkemeye erişim hakkının sağlanmasına matuf olarak, 6325 sayılı Kanunun yukarıda zikredilen hükümleri uyarınca iki haftalık istirdat davası açma süresinin arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede durduğuna ve sürenin işlememesinin ayrıca güvence altına alınması gerektiğinin değerlendirildiğini, arabuluculuk başvurusunun 29.04.2025 tarihli son tutanakla anlaşmamayla sonuçlandığını, davaya konu çekten dolayı müvekkilinin, davalıya karşı her hangi bir borcu bulunmadığını, zira, davaya konu çekin, davalıya usulüne uygun şekilde geçmediğini, ciro zincirinin usulüne uygun olduğunun kabulüne olanak bulunmadığını, müvekkili şirket ile davalı arasında ticari bir bağ bulunmadığını, davaya konu çekin, davalı da bulunmasını gerektiren hukuki bir neden bulunmadığını, davaya konu çekten dolayı müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çekin müvekkili şirkete istirdatı istemiyle huzurdaki davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, bu nedenlerle İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden verilen ödeme yasağı kararının huzurdaki davada verilecek olan kararın kesinleşmesine kadar devamı yönünde karar verilmesini, davanın kabulüne, ... Büyükişletmeler /İzmir Şubesinin, TR... İBN’lı,...ek numaralı, 10.03.2025 Keşide Tarihli, Keşide yeri A.O.S.B./İzmir, 184.714,73-TL bedelli çekten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, çekin istirdadı ile müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalının yerleşim yeri Balıkesir olup Balıkesir Mahkemelerinin yetkili olduğunu, çek istirdatı ile menfi tespitin birbirinden farklı dava türleri olduğunu, arabuluculuk anlaşamama son tutanağında istirdat davası olduğunun belirtilmesi sebebi ile huzurdaki davanın arabuluculukta konu edilmeyen bir dava türü olduğunu bu sebeple usulden ret kararı verilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın süresi içerisinde ikame edilmediğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından dava konusu çekin iradesi dışında kaybedildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kaybediliğine dair bir delil olmamakla birlikte, tüm tarafların ticaret siciline kayıtlı basiretli tacir olan kişiler olduğunu, bir kişinin çeki görmeden para göndermeyeceğinin de izahtan vareste olduğunu, çekin fiziken müvekkili elinde bulunması sebebi ile açılan 10 örnek takip neticesinde icra dairesine sunulmuş olup resmi merci huzurunda saklanmakla doğrudan incelenebilir durumda olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/2 maddesi gereğince, tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, davalı müvekkilinin usulüne uygun olarak 10 örnek icra takibi başlattığını, bahse konu... seri numaralı, 10.03.2024 keşide tarihli ve 184.714,73-TL bedelli çekin birçok şirkete usulüne uygun şekilde ciro edildiğini ve en son müvekkili elinde yer aldığını, davacının dosyaya sunulan vekaletnameyi çıkarırken ki imzası ile çekin arkadasındaki ciro imzası mukayese edilirse şirket yetkilisinin imzası olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin işbu çeki tahsil amacı ile... Balıkesir şubesine gittiğinde ödeme yasağı olduğunu ve anılı dosyanın açılarak ödeme yasağı olduğunu öğrendiğini, bu kapsamda fiziki çek elinde bulunan müvekkilinin şirket yetkili hamil konumunda olduğunu, işbu çeki tahsil amacı ile 19.03.2025 tarihinde Karşıyaka... İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyası ile çek keşidecisi olan ... vergi kimlik numaral... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine 10 örnek icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin icra takibine girişmesinde bankaya ibraza rağmen alacağını alamamasından kaynaklı bir engel bulunmadığını, çek istirdatı gerektiren bir hukuki durum bulunmadığını, davacı tarafından açılan bu davanın gerçek dışı ve haksız olduğun, davacının vermiş olduğu ve ciro edilen işbu dava konusu çekin gerçek ve geçerli bir borç ilişkisine dayandığını, davalı müvekkilinin öncelikle işbu çeki... isimli firmadan firma faaliyeti çerçevesinde taş satıp faturalandırması suretiyle alacağının karşılığı olarak aldığını, daha sonrasında borcuna karşılık çeki ...e verdiğini, ancak...isimli firma çekten tahsilat sağlayamayınca müvekkili firmadan ödeme yapmasını istediğini, müvekkilinin de üstüne düşen borcu ödeyerek çeki geri aldığını ve kendisinin çeki tahsil etmeye çalıştığını, müvekkilinin sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemeyeceğini, aksine faturalandırılan belgeler gereği alacaklı olduğu ve mağdur durumunda olduğunu, davacı tarafın çeki kaybettiğine dair iddiasının soyut olup hiçbir şekilde delillendirilemediğini, çekin kıymetli evrak niteliğinde olup gerek borç ilişkisi gerek alacağın varlığını kanıtlayan belge olduğunu, davacının da çeki kendi iradesi ile düzenleyerek teslim ettiğini, bu nedenle istirdat isteminin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, fatura dahil ticari belgeler de ... yazmasının sebebinin müvekkili firmanın yetkilisi ve müdürü olan kişinin... olması nedeniyle olduğunu, çekin kaybedildiği iddiasının gerçeğe aykırı olup, bizzat çekin arkasında usulüne uygun olarak düzenlenmiş açık ciro bulunduğunu, usulüne uygun ciro zincirine rağmen çekin kaybedildiğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu çekin birçok şirkete usulüne uygun şekilde ciro edildiğini ve en son müvekkili elinde yer aldığını, çekin ödenmemesi için açılan mahkemenin de hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafa çek istirdatı davası açması için 2 haftalık süre verildiğini ancak davacı yanın süresi içerisinde çek istirdatı davası açmadığını, bu durumda süre kazanılmaya çalışıldığını, ödeme yasağı talepli İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi... esas sayılı dosyasının 17/02/2025 tarihinde açıldığını, çek kaybolduğuna yönelik...Elektro Market San. Tic. Ltd. Şti tarafından dava açılmışsa neden 10/03/2025 tarihinde...Market San. Tic. Ltd. Şti'ne davacı tarafından çek bedeli kapsamında bir bedel ödendiğini ve bu bedel ödemesi gösterilerek borç itfa edilmiş gibi savunma yapıldığını, bu durumun kendi içinde çelişki göst tüm bu nedenlerle, haksız ve hukuka aykırı davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Tarafların iddia ve beyanları, 3-İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası, 4-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 5-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 6-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2025 yılına ilişkin BA/BS formları, 7-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2025 yılına ilişkin BA/BS formları, 8-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava,...Anonim Şirketi AOSB Büyükişletmeler/İzmir Şubesine ait, keşidecisi ... Süpürme Araç Makinaları Sanayi Ticaret Anonim Şirketi, lehtarı... Market Sanayi Ticaret Limited Şirketi olan, ... numaralı, keşide yeri A.O.S.B./İzmir, keşide tarihi 10/03/2025 olan, 184.714,73-TL bedelli çekin davacı ... Market Sanayi Ticaret Limited Şirketi yedinde iken kaybolduğu iddiası çerçevesinde davacı tarafından açılan çek iptali davası yargılaması sırasında çekin ortaya çıkması sonucunda çek iptali davasının görüldüğü İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında davacı vekiline verilen süre doğrultusunda ortaya çıkan dava konusu çekin istirdadı ile davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Ayrıca, dava konusu çekin davalı tarafından devralınma ve dava tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 788/1 maddesi (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 700) uyarınca açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilecek olup yine cirosu kabil çeklerin teşhis işlevini düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 790. maddesi; “Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.” hükmünü haizdir. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 818/1-d maddesindeki yollamayla çekler hakkında da uygulanacak olan aynı Kanun'un 684/1. maddesi uyarınca da; ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün hakların devrolunacağı düzenlenmiştir. Anılan kanunî hükümlerden hareketle çeki muntazam bir ciro zinciriyle elinde bulunduran kişi, meşru hamil sıfatını kazanarak çekten doğan tüm hakları kullanabilecektir. Somut uyuşmazlıkla ilgisi nedeniyle değinilmesi gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şekli anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, A.: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238). İstirdat davası olarak nitelenen bu dava özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medeni hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hamile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir. Uyuşmazlığın çözümünde ayrıca önem arz etmesi nedeniyle çek istirdadına ilişkin davalarda taraf sıfatına (husumete) değinilmesinde yarar bulunmaktadır. Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavram olup dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi kapsamında çek istirdadı istemiyle açılacak davalarda husumet kural olarak çeki elinde bulunduran kimseye (hamile) yöneltilir. Başka bir anlatımla, çeki muntazam bir ciro zinciri ile elinde bulundurması nedeniyle şekli anlamda meşru hamil sıfatını haiz kimseler, kendilerine karşı, çekin iktisabında 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi anlamında kötü niyetli veya ağır kusurlu oldukları iddiasıyla açılacak davalarda davalı olarak yer alırlar. Bu anlamda yeni hamilin çeki devraldığı kimsenin çeki iktisabındaki kötü niyetine veya ağır kusuruna dair iddia, çekin istirdadı istemine ilişkin olarak yeni hamile karşı açılan davada uyuşmazlık konusu olmadığından mahkemece yapılacak değerlendirmede nazara alınmaz. Bu tür davalarda uyuşmazlık, çeki elinde tutan hamilin çeki iktisabında kötü niyeti yahut ağır kusurunun mevcudiyeti noktasında toplanmakta olup yargılama, çekin istirdadını talep eden davacı ile çeki elinde bulunduran hamil arasında görülüp karara bağlanır. Çek istirdatı davalarında davacı çekin yetkili hamili olduğunu, çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve davalının çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır. Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağının konusunun ''..r /İzmir Şubesinin, TR... İBN”lı, ... çek numaralı, 10.03.2025 Keşide Tarihli, Keşide yeri A.0.S.B İzmir, 184.714,73-TL bedelli çekin muhataptan/karşı taraftan istirdatı talebi'' olarak belirtildiği, tutanağın bu tespit çerçevesinde tanzim edildiği, davanın ise ...nonim Şirketi AOSB Büyükişletmeler/İzmir Şubesine ait, keşidecisi ...tarı ...Sanayi Ticaret Limited Şirketi olan, ... numaralı, keşide yeri A.O.S.B./İzmir, keşide tarihi 10/03/2025 olan, 184.714,73-TL bedelli çekin davacı ...Sanayi Ticaret Limited Şirketi yedinde iken kaybolduğu iddiası çerçevesinde davacı tarafından açılan çek iptali davası yargılaması sırasında çekin ortaya çıkması sonucunda çek iptali davasının görüldüğü İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında davacı vekiline verilen süre doğrultusunda ortaya çıkan dava konusu çekin istirdadı ile davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesitalebi ile ikame edildiği, tutanakta yazılı uyuşmazlık ile davaya konu edilen uyuşmazlığın özünde aynı talebi barındırdığı, arabuluculuk görüşmelerinde müzakerede edilen konudan farklı bir talep ile dava açıldığından söz edilemeyeceği, bu kapsamda davalı vekilinin bu yöndeki itirazı ile davanın usulden reddine karar verilmesi talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davanın, ...Anonim Şirketi AOSB Büyükişletmeler/İzmir Şubesine ait, keşidecisi ... Araç Makinaları Sanayi Ticaret Anonim Şirketi, lehtarı... Sanayi Ticaret Limited Şirketi olan, ... numaralı, keşide yeri A.O.S.B./İzmir, keşide tarihi 10/03/2025 olan, 184.714,73-TL bedelli çekin davacı... Sanayi Ticaret Limited Şirketi yedinde iken kaybolduğu iddiası çerçevesinde davacı tarafından açılan çek iptali davası yargılaması sırasında çekin ortaya çıkması sonucunda çek iptali davasının görüldüğü İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında davacı vekiline verilen süre doğrultusunda ortaya çıkan dava konusu çekin istirdadı ile davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında çekin ortaya çıkması üzerine davacı vekiline çekin istirdadı davası açmak üzere kesin süre verildiği, verilen kesin sürenin çek iptali davası yargılaması sırasında verilecek karara esas teşkil ettiği, çek istirdadı ve menfi tespit davası açısından dava açılması hususunda herhangi bir süre öngörülmediği, açıklanan gerekçeler dahilinde davanın bir süreye tabi olduğu ve süresinde ikame edildiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin temel hukuki bilgilerden ve hukuki dayanaktan yoksun, gerekçesiz ve yargılamayı uzatma amacı taşıyan itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, davalının yerleşim yerinin Balıkesir olduğundan bahisle Balıkesir Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetki ilk itirazında bulunduğu görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 5. maddesinde; "Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesinde; ''Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. maddesinde ise; ''Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Yetki sözleşmesine ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 17. maddesinde; ''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.'' ibaresine yer verilmiştir. Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 18. maddesinde; ''Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.'' şeklinde düzenlenmiştir. Yetki itirazının ileri sürülmesi usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde; "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklinde belirlenmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2025 yılına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2025 yılına ilişkin BA/BS formları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu uyuşmazlığın, ... Anonim Şirketi AOSB Büyükişletmeler/İzmir Şubesine ait, keşidecisi...Araç Makinaları Sanayi Ticaret Anonim Şirketi, lehtarı...Sanayi Ticaret Limited Şirketi olan,...numaralı, keşide yeri A.O.S.B./İzmir, keşide tarihi 10/03/2025 olan, 184.714,73-TL bedelli çekin davacı... yedinde iken kaybolduğu iddiası çerçevesinde davacı tarafından açılan çek iptali davası yargılaması sırasında çekin ortaya çıkması sonucunda çek iptali davasının görüldüğü İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında davacı vekiline verilen süre doğrultusunda ortaya çıkan dava konusu çekin istirdadı ile davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu, dava konusu yapılan çek nedeniyle taraflar arasında kambiyo ilişkisi bulunmadığı, gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda çek istirdadı davalarında yetkili mahkemeye ilişkin özel bir düzenleme yer almadığı, bu durumda açılan davanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme olan, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde görülmesi gerektiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde ise yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkemenin yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu, tarafların da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilecekleri, yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiği, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağı, yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkemenin yetkili hâle geleceğinin belirtildiği, davalı vekilince süresinde sunulan cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde yetki ilk itirazında bulunulduğu, çek istirdadı davalarında yetkili mahkemeye ilişkin olarak mevzuatımızda özel bir düzenleme yer almadığı, genel hükümler çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde davalı vekilinin süresinde ve usulüne uygun şekilde yapmış olduğu yetki ilk itirazının kabulünün gerektiği, açıklanan gerekçeler dahilinde yetki ilk itirazının yerinde olduğu, mahkememizin iş bu davaya bakma açısından yetkili olmadığı, yetkili mahkemenin davalı şirketin yerleşim yeri mahkemesi olan Balıkesir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri adresi olan Balıkesir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi kapsamında yetkili mahkemenin Balıkesir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın yetkili BALIKESİR NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.23/10/2025
Katip... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır