Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1595 E. 2026/1725 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1595
- Karar No
- 2026/1725
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1595 KARAR NO : 2026/1725
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2025 NUMARASI : 2025/342 Esas 2025/657 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 09/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 09/07/2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/342 Esas ve 2025/657 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili, dava dilekçesinde; Bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteren müvekkili şirket ürettiği yazılımların satış, kurulum, eğitim ve destek hizmetlerini çözüm ortakları aracılığı ile yürüttüğünü, bu kapsamda, müvekkili şirket ve çözüm ortaklarından biri olan dava dışı ....A.Ş. ile davalı .... A.Ş. arasında 01/12/2022 tarihinde "Yazılım Lisans Satış Sözleşmesi" akdedildiğini, Müvekkili şirketin, dava dışı çözüm ortağı şirket ve davalı borçlu şirket arasında imzalanan yazılım lisans satış sözleşmesinin 7. Maddesinin "İşbu sözleşme kapsamındaki Yazılım ....'de Sunucu'ya yüklenmesinden itibaren 1 (bir) yıl süre ile garanti kapsamında olacaktır. Garanti süresi bitiminde yıllık bakım anlaşması sözleşmesi ... ile yapılacaktır. Yıllık Yazılım Versiyon Geliştirme ve Uyarlama Anlaşması'nın bedeli toplam Süresiz Lisans ve Hizmetler'den oluşan (KDV hariç) proje bedelinin %18'idir." şeklinde düzenlendiğini, söz konusu madde doğrultusunda, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 05/12/2023 tarihinde ".. Yıllık Yazılım Versiyon Geliştirme ve Uyarlama Anlaşması" ve 20/12/2023 tarihinde ".. Yıllık Yazılım Versiyon Geliştirme ve Uyarlama Anlaşması" akdedildiğini, bu kapsamda, yıllık uyarlama bedeli olarak davalı ... şirketinin 05/12/2023 tarihli sözleşme karşılığında 127.217,00 TL ve 20/12/2023 tarihli sözleşme karşılığında ise 55.435,00 TL ödeyeceği kararlaştırıldığını, bununla birlikte, her iki sözleşme de "Ödeme, sözleşmenin imzalanmasından sonra kesilecek fatura karşılığında peşin yapılacak olup bu TL bedeller her yıl (Tüfe + Üfe)/2 oranında arttırılacaktır." hükmünü içerdiğini, Müvekkili şirket tarafından yazılımın kurulum ve entegrasyonunu taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde belirtildiği şekilde gerçekleştirilmiş olup verilen hizmetin karşılığı olarak 13/03/2024 tarihli BMS2024000000473 numaralı 182.652,00 TL (127.217,00 TL + 55.435,00 TL) bedelli fatura düzenlendiğini ve davalı borçlu şirkete gönderildiğini, söz konusu faturanın, davalı tarafından kabul edildiğini, işbu faturaya istinaden davalı şirketçe 20/05/2024 tarihinde müvekkil şirkete 100.000,00 TL tutarında kısmi ödeme yapıldığını, ne var ki; davalı şirket tarafından bila tarihli, imzasız ve e-posta olarak müvekkili şirkete gönderilen ihtarname ile 01/12/2022 tarihli yazılım lisans satış sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca bakıma ilişkin tüm sözleşme maddelerinin feshedildiğinin bildirildiğini, usule ve yasaya uygun olmayan işbu feshin yanı sıra, davalı tarafından bakiye 82.652,00 TL fatura bedelinin de müvekkili şirkete ödenmediğini, bakiye fatura bedelinin ödenmemesi üzerine, davalı şirkete Kocaeli 6. Noterliğinin 15/11/2024 tarihli ve 24139 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiş olup ihtarnamenin aynı gün elektronik posta ile davalıya teslim edildiğini, taraflarınca keşide edilen ihtarnameye rağmen davalı şirket tarafından müvekkili şirkete hiçbir ödeme gerçekleştirilmediğini, bunun üzerine, taraflarca akdedilen 01/12/2022 tarihli yazılım lisans satış sözleşmesinin 17. maddesinde yer alan "İşbu sözleşme nedeniyle doğacak uyuşmazlıklar halinde İzmir Mahkeme ve İcra Müdürlükleri yetkili olacaktır." hükmü gereği 13/12/2024 tarihinde İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2024/11027 esas sayılı dosyası ile tarafımızca davalı şirkete karşı ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek (sonradan lehimize değişen ve artan oranlarda) ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, İcra ve İflas Kanunu md. 68 uyarınca haksız itiraz sonucu takibin durmasına sebebiyet veren kötüniyetli borçlu hakkında takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Mahkememizin davayı görmeye yetkisi bulunmamakta olup yetki itirazımız bulunduklarını, davacı şirketin, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarından da görüleceği üzere Kocaeli ilinde yerleşik bir şirket olduğunu, Davacının ibraz ettiği sözleşmelerden herhangi birinden de ilgili sözleşmelerin Mahkememizin yargı yetkisindeki bir bölgede ifa edileceğine yönelik herhangi bir ifade bulunmadığını, dolayısıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki ("HMK") yetki maddeleri uyarınca Sayın Mahkemenizin yetkisi bulunmayıp davanın davalı yerleşim yeri olan İstanbul ilindeki Bakırköy Adalet Sarayı mahkemelerinde görülmesini talep ettiklerini, arabuluculuk son tutanağının usulüne aykırı olarak yetkisiz temsil ile imzalandığının ve dolayısıyla geçersiz olduğunun kabulü gerektiğini, bu değerlendirme yapılırken arabuluculuğun HMK m.74 tahtında özel yetki gerektiren bir husus olduğunu da özellikle belirtmek gerektiğini, bu sebeplerle, zorunlu dava şartı olan arabuluculuk süreci usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmediğini ve işbu davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, uyuşmazlık tüketici mahkemelerinin konusu alanına girdiğinden sayın mahkemeniz davayı görevsizlik sebebiyle usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini ifa ettiğini ispat edemediğini, Davacının, kendi edimini gereği gibi ifa ettiğine dair herhangi bir delil göstermediğini, hatta açıklama dahi yapmadığını, davaya konu sözleşmelerin usule uygun olarak akdedilmediğini, geçersiz olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Sözleşme, İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2024/11027 Esas sayılı dosyası, 05/12/2023 tarihli sözleşme, 20/12/2023 tarihli sözleşme ve 01/12/2022 tarihli sözleşme delil olarak değerlendirilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; 1-Dava, ticari nitelikte hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. 2-Davalı vekilinin İzmir 10.İcra Dairesi'nin 2024/11027 Esas sayılı takip dosyasına sunduğu itirazında yetki itirazında bulunulduğu ve yetkili icra dairesi olarak Bakırköy İcra Dairesi'nin gösterildiği görülmüştür. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak başlatılmış bir icra takibinin varlığı gerekmektedir. Bu nedenle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın yerinde olup olmadığının değerlendirilerek bu ön sorunun çözümlenmesi, icra dairesinin yetkili olduğunun anlaşılması halinde esasa geçilmesi, şayet takip yetkisiz icra dairesinde açılmış ise usulüne uygun başlatılmış bir takip bulunmadığından davanın esasına girilmeksizin usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. 3-Davacı taraf takipte fatura alacağına dayanmış olup fatura içeriklerinin incelenmesinde taraflar arasında davalı şirketin kullandığı yazılım programlarının bakım ve onarımlarının yapılmasına ilişkin işlerin davacı şirket tarafından gerçekleştirildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki ihtilâf, ticari nitelikte hizmet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda 2004 sayılı İİK'nın 50. maddesi uyarınca HMK hükümleri kıyas yoluyla uygulanacağından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir. Para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. Maddesi uyarınca alacaklının kendi yerleşim yerinde de takip başlatması mümkündür. 4-Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça taraflar arasında imzalanan 01/12/2022 tarihli yazılım lisans satış sözleşmesine dayanılmış ve yetki şartı nedeniyle İzmir Mahkemeleri ve İzmir İcra Daireleri'nin yetkili olduğu ileri sürülmüştür. Takip talebi ve ödeme emrine göre alacak dayanağı 13/03/2024 tarihli 1825.652,00-TL bedelli fatura olup fatura içeriğinin incelenmesinde "Yıllık Yaz.Ver.Geliş.ve Uyar..." "Yıllık Ver.Geliş.Ve Uyar...Wf" açıklamalarının yer aldığı görülmüştür. Dava dilekçesi ekinde sunulan 3 adet sözleşmenin incelenmesinde taraflar arasında ilk olarak 01/12/2022 tarihli yazılım lisans sözleşmesi imzalandığı, sonrasında ise 05/12/2023 tarihli ".. Yıllık Yazılım Versiyon Geliştirme ve Uyarlama Anlaşması" ile 20/12/2023 tarihli ".. YILLIK YAZILIM VERSİYON GELİŞTİRME VE UYARLAMA ANLAŞMASI" başlıklı sözleşmelerin imzalandığı, 01/12/2022 tarihli satış sözleşmesinin 17.maddesinde İzmir Mahkeme ve İcra Daireleri'nin yetkisine yönelik yetki şartı yer aldığı, tarafların tacir olmaları nedeniyle yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, 05/12/2023 ve 20/12/2023 tarihli sözleşmelerde ise yetki şartı yer almadığı görülmüştür. Buna göre davacı tarafça alacağın dayanağının 01/12/2022 tarihli sözleşme olduğu ve yetki şartının takip ve dava konusu alacağın tahsilinde geçerli olduğu ileri sürülmüş ise de, yetki şartı içeren 01/12/2022 tarihli sözleşmenin yazılım lisans satışına dair olduğu, yine bu sözleşmenin 7.maddesiyle garanti ve bakımın 1 yıl süreyle davacı tarafça karşılanacağının ve bu 1 yıllık sürenin sonunda yine yıllık bakım sözleşmesi yapılacağının belirtildiği, satış sözleşmesinden 1 yıl sonra imzalanan 2 adet bakım sözleşmesinde 01/12/2022 tarihli sözleşmede yer alan yetki şartının bakım sözleşmeleri yönünden de geçerli olacağına dair bir atıf yer almadığı, 20/12/2023 ve 05/12/2023 tarihli sözleşmelerin tamamen farklı edimler içeren bağımsız nitelikte birer sözleşme oldukları ve bu sözleşmelerde yetki şartının yer almadığı, dolayısıyla 20/12/2023 ve 05/12/2023 tarihli bakım sözleşmelerinden doğan alacakların tahsilinde 01/12/2022 tarihli sözleşmede yer alan yetki şartının uygulama yeri bulunmadığı değerlendirilmiştir. 5-Yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında takip ve dava konusu fatura içeriği alacakla ilgili belirlenmiş bir yetkili icra dairesi bulunmadığından genel hükümlere göre yetkili icra dairelerinin belirlenmesi gerekmektedir. İcra takibi hizmet sözleşmesinden kaynaklandığından işin yapıldığı yer, borçlunun yerleşim yeri ve para alacağı nedeniyle alacaklının yerleşim yeri icra dairelerinin yetkili oldukları, davacı alacaklının yerleşim yerinin Mersis kayıtları ve faturada yer alan beyana göre ...KOCAELİ'de olduğu ve Kocaeli İcra Dairesi'nin yetkili olduğu, davalının yerleşim yerinin Mersis kayıtları ve fatura beyanına göre .../İSTANBUL'da olduğu ve yetkili icra dairesinin Bakırköy İcra Dairesi olduğu, bakım ve onarım işinin İzmir ilinde gerçekleştirildiğine dair dosya kapsamına yansıyan bir delil bulunmadığı, o halde takibin Kocaeli veya Bakırköy İcra Dairelerinden birinde başlatılması gerektiği halde yetkisiz olan İzmir İcra Dairesi'nde başlatılmış olması nedeniyle usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip bulunmadığından itirazın iptali davasının ön şart yokluğu nedeniyle dinlenemeyeceği gözetilerek davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. 6-Davanın usulden reddine karar verilmiş olup karar tarihinde yürürlükte bulunan Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 7 nci maddesinin ikinci fıkrası "(2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur...." Aynı Tarife'nin 13 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ise; "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." Şeklinde düzenlenmiş olup, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddi halinde tarifenin 3.kısmındaki oranlara göre nisbi tarife üzerinden vekalet ücreti takdir edileceği, bu şekilde tespit edilen miktarın ise tarifenin 3.kısmında yer alan maktu ücretleri geçemeyeceği düzenlenmiştir. Tarifenin 13.maddesinde ise 7/2.fıkra düzenlemeleri açıkça maktu ücret uygulanmasının istisnaları olarak belirtilmek suretiyle uygulanması gereken oranların 13.madde kapsamında değerlendirilmeyeceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Buna göre mahkememizce dava, dava şartı noksanlığı nedeniyle reddedildiğinden, dava değeri üzerinden davalı lehine AAÜT'nin 3.kısmında belirtilen nispi oranda vekalet ücretine hükmedildiği...." gerekçesi ile, Davalı aleyhine başlatılan icra takibinde yetkili icra dairesinin Kocaeli ve Bakırköy İcra Daireleri olduğu ve HMK 115/2. maddesi gereğince davaya konu takip yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olmakla yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmeye konu yazılımın bakımına ilişkin olarak 01/12/2022 tarihli Yazılım Lisans Satış Sözleşmesinin 7. maddesinde; "İşbu sözleşme kapsamındaki Yazılım ....'de Sunucu'ya yüklenmesinden itibaren 1 (bir) yıl süre ile garanti kapsamında olacaktır. Garanti süresi bitiminde yıllık bakım anlaşması sözleşmesi ... ile yapılacaktır..." şeklinde açık hükme dayanılarak taraflarca, 05/12/2023 tarihli “... Yıllık Yazılım Versiyon Geliştirme ve Uyarlama Anlaşması” ile 20/12/2023 tarihli “... Yıllık Yazılım Versiyon Geliştirme ve Uyarlama Anlaşması” adı altında iki adet bakım sözleşmesi akdedildiğini, bu bakım sözleşmelerinin, 01/12/2022 tarihli Yazılım Lisans Satış sözleşmesinin öngördüğü devam sözleşmeleri olup bağımsız sözleşmeler niteliğinde olmadığını, müvekkili şirketin, ülke genelinde çözüm ortakları aracılığıyla da yazılım lisans satışı yapmakta olduğunu, 01/12/2022 tarihli Yazılım Lisans Satış Sözleşmesinde yer alan ve müvekkilinin ürününü pazarlayan dava dışı çözüm ortağı .... Şti.'nin İzmir merkezli olup faaliyetlerini bu bölgede yürütmekte olduğunu, davalı şirketin de İzmir’de şubesi bulunmakta olup satışın bu adresteki işyerine yapıldığını ayrıca, davalı şirket ile dava dışı çözüm ortağı arasında akdedilen ve ekte sunulan sözleşmede de İzmir mahkemeleri ve icra daireleri yetkili kılındığını, İzmir icra dairelerinin ve mahkemelerinin yetkisinin yalnızca taraflar arasında kararlaştırılmış olan yetki şartına değil, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca kanunun açık düzenlemesine de dayanmakta olduğunu, ürün satışının yapıldığı sözleşmenin ifa yeri İzmir iken, bu ürünün bakımına ilişkin ifa yeri de İzmir olacağından, müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşmeden kaynaklanan ihtilafın çözümleneceği yetkili yargı çevresinin de İzmir olduğu hususu göz ardı edilerek yetkisizlik kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı bakiye fatura alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Yetkili icra dairesinde takip yapılması, itirazın iptali davasının koşullarından biridir. Borçlu icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğine göre, mahkemece, borçlunun icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelenmelidir. (HGK 20.03.2002 tarih, 13/241-208 sayılı kararı) Zira; itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde geçerli bir takibin yapılmış olması şartına bağlıdır. Borçlu, icra dairesinin yetki itirazını ödeme emrine itiraz süresi içinde icra dairesine bildirmek zorundadır. İİK nın 50/2.maddesi gereğince yetki itirazı esas hakkındaki itiraz ile birlikte yapılmalıdır. Davalı (borçlu), süresi içerisinde ödeme emrine itiraz ederken, icra dairesinin yetkisine itirazını bildirmemiş ise; icra dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre de, borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi halinde, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tespit etmesi halinde, borcun esasına ilişkin itirazın incelemesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının da HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermesi gerekmektedir. İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, HMK'nın yetkiye dair hükümleri icra takipleri hakkında kıyas yoluyla uygulanır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1. fıkrasında "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir" HMK'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. 6100 sayılı HMK’nın 10. maddesine göre sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yer mahkemesinde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. Uyuşmazlık konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenebilir. Ancak bu durumda alacaklı para borcunun ödenmesi için kendi ikametgahında takip ya da dava açabilir. Öte yandan TBK'nın 89. maddesinin uygulanabilmesi için, akdi ilişkinin kabul edilmesi gerekmektedir. Ayrıca HMK'nun 17. maddesine göre; ''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.'' Anılan yetki kuralları kesin olmadığından HMK'nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesinde; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde "Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazını "ilk itiraz" olarak düzenlemektedir. 117/1. madde ise; "İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez." hükmünü içermektedir. Son olarak; "Cevap dilekçesini verme süresi" başlıklı 127/1. maddesi ise; "Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir." şeklinde düzenleme getirmektedir. Bir davada (takipte) birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ya da icra takibi yapmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını (takibini) bu genel ve özel yetkili mahkemelerden (icra dairelerinden) hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede (icra dairesinde) açarsa, o zaman seçme hakkı davalıya geçer. Genel haciz yolu ile takipte borçlunun yasal sürede yapmış olduğu itiraz, İİK'nun 66. maddesi gereğince icra takibini durduracağından, alacaklı itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davası açıp takibin devamı yolunda bir karar almadıkça takibe devam edemez.(Yargıtay 12.HD'nin 2016/11977 Esas-2017/4018 Karar sayılı ilamı) Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle icra takibine dayanak fatura alacağı yönünden taraflar arasında ticari ilişkiye binaen İİK'nun 50. maddesi delaletiyle TBK'nun 89. Maddesi gereğince alacaklı davacının yerleşim yeri olan Kocaeli İcra Müdürlüğü'nde yada HMK'nun 6. maddesi gereğince davalının yerleşim yeri olan Bakırköy İcra Müdürlüğü'nde icra takibinin yapılması gerekirken İzmir İcra Müdürlüğü'nde icra takibinde bulunulmasına ve davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde icra müdürlüğü yetkisine itiraz etmesine, taraflar arasında takibe dayanak hizmet sözleşmelerinde yetkili icra müdürlüğü ve mahkemelerin belirlenmesi yönünde yetki sözleşmesi bulunmamasına, takip yapılan icra müdürlüğünün yetkili olmaması ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının da HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermesine, ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında yargılaması sunulmayan ancak istinaf aşamasında sunulan delillerin bu dava yönünden dikkate alınamayacak olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/07/2025 tarih ve 2025/342 Esas 2025/657 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 615,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.