İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/4 E. 2025/658 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/4
Karar No
2025/658
Karar Tarihi

T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/4 Esas - 2025/658

T.C.

ANKARA

12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/4 Esas

KARAR NO : 2025/658

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

HAKİM : ... ...

KATİP : ... ...

...1. Genel İcra Dairesi 2024/84895

DAVACI : ... ...

VEKİLİ : Av. ... [... .... ....

DAVALI : ... ...

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 03/01/2025

KARAR TARİHİ : 07/10/2025

KARAR YAZIM TARİHİ : 07/10/2025

Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket tarafından davalıya fatura karşılığı satılan mallardan kaynaklanan 325.737,87 TL'lik alacağın ödenmemesi üzerine ...1 Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/84895 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, 19/12/2024 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine davalının 23/12/2024 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, takibe konu alacağın 04/08/2024 ile 04/10/2024 tarihleri arasındaki faturalara dayandığını, davalının itirazının hukuki dayanaktan yoksun ve takibi sürüncemede bırakma amaçlı olduğunu, alacağın tarafların ticari defter ve kayıtları ile BA-BS formları incelendiğinde ispatlanacağını belirterek, davalının itirazının iptali ile ...1 Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/84895 Esas sayılı takibinin devamına ve borçlu şirketin %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirket olan Güven Lojistik Ltd. Şti. ile davacı taraf arasında 01/02/2023 tarihinde bir taşıma sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca teslimatın en geç 15/02/2023 tarihinde yapılması gerekirken davacının kusuru sebebiyle teslimatın 28/02/2023 tarihinde gerçekleştiğini, bu gecikme nedeniyle müvekkilinin üçüncü kişilere karşı ticari itibar kaybı yaşadığını ve 250.000,00 TL tutarında cezai şart ödemek zorunda kaldığını, davacının iddia ettiği 75.000,00 TL'lik navlun bedelinin bu zarar karşısında mahsup edilmesi gerektiğini, zira davacının sözleşmeden doğan edimini zamanında ve gereği gibi ifa etmediğini, müvekkilinin uğradığı zararın davacının alacak talebinden çok daha fazla olduğunu, bu durumun ticari defterler ve tanık beyanları ile ispatlanacağını, davacının açtığı davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, öncelikle davanın hukuki dayanaktan yoksun olması sebebiyle esastan reddine karar verilmesini, davacının 75.000,00 TL'lik alacak talebinin tamamen reddedilmesini, müvekkilinin uğradığı ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250.000,00 TL tutarındaki menfi zararın davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesine hükmedilmesini istemiştir.

DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, ...1. Genel İcra Dairesi'nin 2024/84895 esas sayılı takip dosyası, taraflara ait BA-BS formları, davacı ticari defter ve kayıtları, bilirkişi raporu, dava dosyasında bulunan diğer deliller.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, davacı alacaklının fatura alacağının tahsili amacı ile başlattığı ...1. Genel İcra Dairesi'nin 2024/84895 esas sayılı ilamsız icra takibine davalı borçlunun yaptığı itirazın iptali ve tazminata hükmedilmesi istemine ilişkindir.

İİK'nun ilamsız icra takibinin düzenlendiği 62/1. maddesinde "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.", 66/1. maddesinde "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur." 67. maddesinde "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemeleri yer almaktadır.

İcra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının 325.737,87-TL asıl alacağın tahsili amacı ile ...1. Genel İcra Dairesi'nin 2024/84895 esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 7 ödeme emrinin borçluya 17/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin İİK'nun 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük süresi içerisinde 23/12/2024 tarihinde icra dairesine başvurarak, icra takibine itiraz ettiği, İİK'nun 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nun 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde 03/01/2025 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir.

Tarafların gösterdiği delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesine başvurulmuş, 06/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda, davalının defterlerini ibraz etmediği bu sebeple incelenemediğini, davacının usulünce tutulmuş olan 2024 yılı ticari defterlerinin ise incelendiğini davacının kendi defterlerinde davalıdan takip tutarı olan 325.737,87 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.

TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.

“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;

(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.

(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.

(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir.

28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.

(HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4).

Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay 6 . HD 2023/1909E., 2024/5226K.).

Davalı taraf HMK 220/3 maddesi ihtarı ile verilen iki haftalık kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediğinden bu hususta inceleme yapılamamıştır. Davacının ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemede ise; takibe dayanak faturaların kayıtlı olduğu, davalı tarafça yasal süresinde faturalara itiraz edilmediği ve davacının davalıdan ilgili faturalar uyarınca alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı, faturalara ve taraflar arasındaki ticari ilişkiye itiraz etmemiş, ödemeleri davacı çalışanı olduğunu beyan ettiği Enes Kemal Başer'e yaptığını borcu bulunmadığını belirtmiştir. Enes Kemal Başer'in davacı şirkette 5223,33 iş kodu ile inşaat malzemeleri satış elemanı olarak çalıştığı, ödeme alma yetkisi olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığı, bilirkişi raporunda da bu hususta bir tespit yapılamadığı ve davalı defter ibrazından imtina ettiğinden ödeme yaptığına ilişkin beyanını ispat edemediği anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Açılan davanın KABULÜ İle,

-...1. Genel İcra Müdürlüğnün 2024/84895 esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE,

-Asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 65.147,57 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Kabul edilen 325.737,87 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 22.251,15 TL karar ve ilam harcından 3.934,10 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 18.317,05 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 3.934,10 TL peşin harç, 87,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 4.637,10 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacının karşıladığı 1.570,00 TL tebligat gideri, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.570,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davalının karşıladığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 325.737,87 TL üzerinden takdir edilen 52.118,06 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/10/2025

Katip ... Hakim ...

¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/4, K. 2025/658, T. 07.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-4-e-2025-658-k-e49bccbd3050