İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/35 E. 2026/763 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/35
Karar No
2026/763
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/35 Esas KARAR NO : 2026/763

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 15/01/2025 KARAR TARİHİ : 07/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/03/2023 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen faili meçhul araç seyir halinde iken elektrikli bisiklet sürücüsü olan müvekkili davacıya çarpması neticesinde gerçekleşen trafik kazasında davacının yaralandığı, arabuluculuk başvurusundan sonuç alınamadığı, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusurlu olduğu, ZMMS Poliçesi kapsamında Plakası tespit edilemeyen aracın davalının sorumluluğunda olduğu, davalıya başvuru yapılmış olup davalı tarafından ödeme yapılmadığı, davalı nezdinde 185041 nolu hasar dosyası oluşturulduğu, dosyanın celbini talep ettiği, dava konusu kazaya ilişkin ... CBS'ye müzekkere yazılarak 2023/... soruşturma dosyasının istenmesini, davacının söz konusu trafik kazası nedeniyle ... Tıp Fakültesi Hastanesi'nden 15/01/2024 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %14 oranında malul kaldığı, tedavi gördüğü hastanelerden tedavi evraklarının istenmesini, davacının mağduriyetinin ve zararının giderilmesi için sigorta şirketinden ZMSS kapsamında alacağı olan maluliyet tazminat miktarının bilirkişi marifeti ile hesaplanarak müvekkiline ödenmesi için dava açma mecburiyeti doğduğunu, açıklanan nedenlerle davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50-TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Suriye vatandaşı olduğunu ve Suriye Devletinin Lahey Sözleşmesinde taraf bulunmaması ve Suriye Devleti ile Türkiye arasında adli yardıma ilişkin uygulanabilir bir sözleşme olmaması nedeniyle teminat göstermekle yükümlü olduğunu, TMK'nın 6. Maddesi, HMK'nın 190. Maddesi ve TBK'nın 50. Maddesi gereği kazanın anlatılan şekilde gerçekleştiğini ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacı sunduğu belgelerle iddiasını ispat edemediğini, somut olayda, kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğu hususu davacı tarafça ispatlanamadığını, kaza anını gösterir kamera kaydı, daimi arama kaydı, ambulans kaydı, tanık olmaması; iddia olunan kaza tarihinde hiçbir merciye müracaat edilmeyerek 8 gün sonra trafik kazası sonucu yaralandığı gerekçesi ile şikâyetçi olunması, kazanın oluş şekline ilişkin kaza tespit tutanağı dahil herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması nedenleriyle maluliyetin tespit edilemeyen bir aracın çarpması neticesinde oluştuğu ispat edilemediğini, yapılan inceleme sonucunda ... Hesabı tarafından 22.02.2024 tarihli ve 2024/2660 sayılı evrak ile olayın oluş şekli hakkında kanaat edilememesi nedeniyle talebin karşılanamayacağının bildirildiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiğini, başvuru şartının usulüne uygun gerçekleşmediğini, davanın dava şartı sebebiyle de usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkilinin sorumluluğuna isabet eden tazminat miktarına ilişkin hesaplamanın yapılması için söz konusu dosyada kusur yönünden inceleme yapılmasını talep ettiklerini, sorumluluğun teminat limiti dâhilinde ve sorumlu olduğu aracın kusur oranıyla sınırlı olduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2023/... soruşturma evraklarının celbi gerektiğini, kazanın karayolunda gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerektiğini, kaza ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun yönetmelikte aranan şartları haiz olmadığını, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanması gerektiğini, tazminat hesaplamasının 01.06.2015 tarihli ZMMS Yeni Genel Şartlarına göre yapılması gerektiğini, %1,65 teknik faiz kullanılarak hüküm verilmesini talep etiklerini, davalı sorumluluğunun kaza tarihi itibari ile geçerli olan Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesinin teminat limitleri ile sınırlı olduğunu ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, temerrüt oluşmadığından faiz isteminin reddi gerektiğini, yasal faiz işletilebileceğini, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle usulden reddine; akis halde esastan reddine, masraf ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava, 25/03/2023 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında yaralanan davacının uğradığını iddia ettiği sürekli iş göremezlik zararlarının, kazanın gerçekleşmesinde kazaya karışan ve plakası belirlenemeyen aracın kimliği belirsiz sürücüsünün kusurlu olduğu gerekçesiyle davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Davacının Suriye uyruklu olduğu tespit edildiğinden, Mahkememizce Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak teminattan muafiyete ilişkin Suriye ile Türkiye arasında karşılıklı anlaşmasının bulunup bulunmadığı sorulmuş, 18/03/2026 tarih ve 3-11-358-2026-1110/48926 sayılı müzekkere cevabında; "...Davacının Suriye uyruklu olması nedeniyle 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48/1.maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ğ maddesi gereği dava şartının değerlendirilebilmesi için Mahkememizce 17/01/2025 tarihli tensip zaptı 14. Maddesi uyarınca teminattan muafiyet hususunda Adalet Bakanlığı'na müzekkere yazılmasına karar verilmiş, Adalet Bakanlığı'na yazılan 20/01/2025 ve 05/02/2026 tarihli müzekkerelere istinaden, Adalet Bakanlığı'nın/ 18/03/2026 tarihli cevabında “Suriye Arap Cumhuriyeti'nin 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'nin tarafı olmadığı, Suriye Arap Cumhuriyet ile Ülkemiz arasında 09/04/2009 tarihinde "Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması" imzalandığı, söz konusu Anlaşmanın yürürlüğüne ilişkin olarak Dışişleri Bakanlığı'ndan alınan bilâ tarihli ve 870161 13-019.00-2013/205798 sayılı yazıda, Anlaşmanın onaylanma işlemlerinin karşı tarafa bildirilmesinin ardından ilgili maddeleri uyarınca 20/10/2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, Bakanlıklarınca anlaşmaların yürürlüğe giriş tarihlerinin tespitine yönelik olarak 244 sayılı Kanunun 3'üncü maddesi çerçevesinde Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkarılması için gerekli sürecin başlatıldığı, söz konusu Anlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinin tespitine yönelik Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkartılması için başlatılan sürecin henüz sonuçlandırılmadığı, teminat yatırmaktan muaf tutulup tutulmayacağı hususunun yargı yetkisi ve takdir hakkı dahilinde değerlendirilmesinin Mahkemeye ait olduğunun düşünüldüğü..." şeklinde cevap verildiği görülmüştür. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabına istinaden Mahkememizce 13/05/2026 tarihli ara karar ile Suriye Arap Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında hukuki ve ticari konularda adli yardımlaşma anlaşması imzalandığı, anlaşmanın henüz yürürlüğe girmediği ve buna ilişkin Bakanlar Kurulu Kararnamesi henüz çıkarılmadığı bildirildiğinden; karşı tarafın zarar ve ziyanı ile yargılama giderlerini karşılamak üzere; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48/1.maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ğ maddesi gereği takdiren 15.000,00-TL teminatın Mahkememiz veznesine yatırılması için davacı vekiline 1 ay kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde teminatın yatırılmaması halinde 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına, ihtarın işbu ara kararın tebliği ile yapılmasına karar verildiği, ara kararın bir sureti 13/05/2026 tarihli celse sırasında hazır bulunan davacı vekiline elden tebliğ edildiği, anılan celse sırasında davacı vekili beyanında ara kararı aldığını ve verilen süresinin beklenmesini talep ettiğini bildirdiği görülmüştür. Davacı vekilince ara karar ile verilen ve tebliğ tarihi dikkate alınarak son günü (13/06/2026 tarihinin cumartesi gününe denk gelmesi nedeniyle takip eden iş günü) 15/06/2026 tarihi geçtikten sonra 18/06/2026 tarihinde teminat yatırıldığı, sürenin son gününün 15/06/2026 olması, dava şartı teminat yükümlülüğünün yerine getirilmesi için verilen sürenin kesin olması nedeniyle, kesin süre içerisinde teminat yükümlülüğünün yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; Teminat yatırma yükümlülüğü 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da düzenlenmiş olup anılan Kanunun 48'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre, “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. Bu madde hükmü ile Türkiye’de dava açan, açılmış davaya müdahale eden, icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler için teminat gösterme yükümlülüğü getirilmiş, maddenin teminattan muafiyet halini düzenleyen 2'nci fıkrasında ise mahkemenin dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağı bildirilmiştir. Karşılıklılıktan amaç, davacı veya müdahil veya icra takibini yapan yabancının mensup olduğu devlette Türk vatandaşları için de aynı muafiyetin tanınabilmesidir. 5718 sayılı Kanun'un 1'inci maddesi teminattan muafiyeti öngören sözleşmeleri saklı tutmuştur. Bu nedenle davacının mensup olduğu veya ikamet ettiği ülke ile Türkiye arasında teminattan muafiyeti öngören ikili veya çok taraflı bir sözleşme varsa, ilgili yabancı uyruklu veya Türkiye’de ikametgâhı olmayan kişi teminat yatırmayacaktır. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün 18/03/2026 tarih ve 3-11-358-2026-1110/48926 sayılı müzekkere cevabı ile Suriye Arap Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında hukuki ve ticari konularda adli yardımlaşma anlaşması imzalanmışsa da anlaşmanın henüz yürürlüğe girmediği ve buna ilişkin Bakanlar Kurulu Kararnamesi henüz çıkarılmadığı bildirildiğinden karşılıklılık nedeniyle teminattan muafiyet bulunmamaktadır ve 13/05/2026 tarihli ara kararı ile davacı vekiline karşı tarafın muhtemel zarar ve ziyanı ile yargılama giderlerini karşılamak üzere; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48/1.maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ğ maddesi gereği takdiren 15.000,00-TL teminatın Mahkememiz veznesine bloke etmesi için verilen ve sonuçları ihtar edilen 1 ay kesin süre içerisinde HMK 'nun 114/1-ğ maddesi gereğince teminat yükümlülüğünün yerine getirilmediği tespit edildiğinden HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-6100 sayılı HMK madde 114/1-ğ ve 115/2 gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 md ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.md göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 50,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların/vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/10/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

¸"5070 sayılı yasanın 5. Ve 22. Maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."¸ "Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır"

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/35, K. 2026/763, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-35-e-2026-763-k-83bce6100994