İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/495 E. 2026/322 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/495
- Karar No
- 2026/322
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/495 Esas - 2026/322 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/495 Esas KARAR NO : 2026/322
DAVA : İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/07/2024 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 YAZIM TARİHİ : 30/05/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... almış olduğu ihale neticesinde ... bölgesinde bulunan... taşeron olarak üstlendiğini, yalıtım işini tam ve eksiksiz olarak tamamlamış ve davalı şirketlere teslim ettiğini, yapmış olduğu işlere ilişkin olarak da davalı şirketlerce anlaşmaya uygun olarak 29.03.2024 tarihinde davalı şirketlere fatura düzenlendiğini, davalı şirketlerin farklı zamanlarda işe ilişkin ödemeler yapmış olduğunu ancak 315.659,61 TL bakiye borçlarını ödemediğini, davalı şirketlere bakiye borcun taraflarına ödenmesine ilişkin 16.05.2024 tarihinde .... Noterliğince ... Yevmiye Numaralı ihtarname gönderildiğini, 04.06.2024 Tarihinde .... Noterliği ... yevmiye numarası ile gerçeği yansıtmayan iddialarla cevap vermiş olduklarını, imalatlarda bozulma meydana geldiği ve bozulmaların şifahen bildirildiği buna rağmen hiçbir imalat yapılmadığını, bu sebeple de bakiye borcun ödenmediğinin belirtildiğini, ... Esas sayılı dosyası ile 29.03.2024 tarihli faturaya ilişkin bakiye alacak miktarı 315.659,61 TL olan icra takibi başlatılmış, yaptıkları ilamsız icra takibine borçlu şirketler vekili itirazı ile takibin durdurulduğunu, müvekkili şirket ilgili şantiye alanında üzerine düşen iş ve işlemleri eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkilinin imal etmiş alanlara sonradan müvekkili şirkete bildirimde bulunulmadan bir tadilat yapıldığını ve sonrasında bir bozulma meydana geldi ise bu bozulmalar müvekkilinin sorumluluğunda olmayacağını, bu sebeple de müvekkilinin kusuru, eksik veya hatalı imalatı olmaması sebebi ile de davalıların iddiaları gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirket şantiye alanında yapmış olduğu işleri müteahhit davalı şirketlere tam ve eksiksiz teslim ettiğini, iş tesliminin tutanak altına alındığını, müvekkilinin hakediş tutanağının imzalandığını ve müvekkilinin yapmış olduğu işlerde hiçbir eksiklik olmadığının davalılarca kabul edildiğini, aynı şekilde ihale makamı Bakanlık da müteahhit firmadan tam ve eksiksiz işi teslim aldığını tutanak altına almış olduğunu, mahkemece gerek görüldüğü takdirde ilgili ihale makamına da müzekkere yazılarak iş teslim tutanaklarını talep edebileceğini, ihale makamı, davalı mütcahhit şirketlere dava konusu iş ile ilgili bütün hak edişlerini eksiksiz ödemiş olduğunu, ancak davalı şirketler haksız bir tutumla taşeron müvekkili şirketin alacaklarını ödemediklerini, davalı şirketlerin cevabi ihtarnamesinde eksikleri müvekkili şirkete şifahen bildirdiğini iddia ettiklerini ancak müvekkili şirkete herhangi bir eksiklik olduğuna dair bildirimde bulunulmadıklarını belirterek; haksız olan itirazın iptali ile ...Esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, itirazlarında haksız ve kötü niyetli olan, alacaklıyı zarara uğratmayı amaçlayan davalılar - takip borçlularının İİK 67 uyarınca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, icra - inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılar müvekkili şirketlerin oluşturduğu ..., dava dışı ... tarafından ihale edilen ...'nin yüklenicisi olup, Davalı müvekkili şirketler ile davacı şirket arasında imzalanan 25.01.2023 tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesiyle bahsi geçen yapım işindeki su ve ısı yalıtımı yapılması işlerinin yapımı davacı şirkete verdiğini, davacı şirketin talep ettiği 315.659,61 TL, eksik ve kusurlu işler nedeniyle ödenmemiş olduğunu, nitekim davacı tarafça hakediş raporunun verilmesi ve faturanın kesilmesinden sonra davacının yaptığı imalatların su aldığını, müvekkili şirketlerin yaptığı diğer imalatların da bu nedenle hasar gördüğünü, bu durum, müvekkilleri tarafından davacı şirkete şifahen bildirildiğini, bu nedenle müvekkili şirketler, keşide ettikleri .... Noterliği'nin 04.06.2024 tarihli ve ... yevmiye no'lu cevabi ihtarnamesiyle; davacının üstlendiği işlerdeki ayıpların giderilmesi ile eksik ve kusurlu işler tamamlanıncaya kadar ödeme yapılmayacağının ihtar edildiğini, davacı şirketin, bu ihtarnameye cevap vermediği gibi eksik ve ayıplı işler için hiçbir düzeltme de yapmadığını, üzerine hak etmediği 315.659,61 TL bakiyenin tahsili için ... Esas sayılı dosyasından müvekkili şirketler aleyhine icra takibi başlatmış olduğunu, .... Noterliği'nin 19.07.2024 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesiyle Alt Yüklenici Sözleşmesi'nde yer alan işlerdeki ayıp ve hataların giderilerek 7 gün içerisinde geçici kabule uygun hale getirilmesi gerektiğinin davacıya ihtaren bildirildiğini, ancak ayıplar ve eksikliklerin yine giderilmediğini belirterek davanın reddini talep etmişlerdir.
DELİLLER: -... Esas sayılı icra takip dosyası, -... sözleşmesi, -Taraflar arasında imzalanan “Su ve Isı Yalıtımı Yapılması İşleri” sözleşmesi, -Bilirkişi raporu: 21/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin, ana yüklenici iş ortaklığının üstlenmiş olduğu ..., “Su ve Isı Yalıtımı Yapılması İşleri” bölümünün yapılması için, 25.01.2023 tarihli ana yüklenici ile yüklenici sözleşmesi imzaladığı, davacı şirketin yapmış olduğu işle ilgili hazırladıkları hakedişe göre düzenledikleri fatura bedeli 1.485.659,61 TL'nin ödenmemiş 315.659,61 TL'lik kısmı için iş ortaklığını oluşturmuş şirketler hakkında icra takibi başlattığını, davacının işi yapıp teslim ettiklerini, işin kabul edildiğini ana yüklenicinin işin bedelini idareden aldığı halde kendilerinin alacağını ödemediğini iddia ederken; davalı ana yüklenicinin davacının yaptığı imalatların su aldığını, diğer imalatların da bu nedenle hasar gördüğünü, davacının üstlendiği işlerdeki ayıpların giderilmesi ile eksik ve kusurlu işler tamamlanıncaya kadar ödeme yapılmayacağının kendilerine bildirildiğini belirttiği, tarafların incelenen muhasebe defter ve kayıtları, dava dışı idarenin bildirmiş olduğu belgeler ve dosyada kapsamında yapılan incelemede; ana yüklenici tarafından ihale konusu işle ilgili sonuncusu 03.10.2023 tarihli 133.154.371,84 TL tutarlı 7 adet hakediş düzenlemiş oldukları, buna karşın idarenin ana yükleniciye yaptığı ödemeler toplamının 87.244.434,47 TL olduğu, davacı alt yüklenicinin icra takibine koymuş olduğu alacağının ise 15.03.2024 tarihli hak edişe dayalı düzenlenmiş 29.03.2024 tarih ve 1.485.659,61 TL'lik faturanın ödenmeyen 315.659,61 TL'lik bakiye kısmının icra takibine konu edilmiş olduğu, ana yüklenicinin son hak edişi 03.10.2023 tarihli iken, alt yüklenici alacağa konu hak edişinin 15.03.2024 tarihli olmasının çelişkili olduğu, alt yüklenicinin yaptığı işle ilgili tarafların iddialarının, ana yüklenicinin üstlenmiş olduğu işin kabulünün yapılıp yapılmadığının anlaşılmasıyla mümkün olabileceği görülmüş olup, bunun için ... ihale kayıt numaralı ...'nin Kesin Hakedişi, Geçici ve Kesin Kabullerine ait belgelerin incelenmesine gerek duyulduğu belirtilmiştir. 08/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ihale konusu işle ilgili 05.02.2024 tarihli Geçici Kabul Tutanağı ve 28.04.2025 tarihli kesin kabul tutanaklarında davacının yüklenmiş olduğu işlerde de eksik ve kusurlu imalatların bulunduğunun anlaşıldığı, davalı yüklenicilerle idare arasında imzalanan 26.06.2025 İbra Protokolünde sözleşme konusu tüm işlerin kabul edildiği ve yüklenici hakedişinin ödenmesinin kararlaştırılmış olduğu, bu işler kapsamında davacının da davalıdan 315.659,61 TL alacaklı olduğunun tarafların defter kayıtlarında yer aldığı, davacının icra takibine başladığı 28.05.2024 tarihinde, davaya konu işin kesin kabulünün yapılmamış olduğu belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Uyuşmazlık, bu ilişki sebebiyle davalının fatura bedellerini ödeyip ödemediği, davacı alacağının muaccel hale gelip gelmediği hususunda toplanmaktadır. Bu kapsamda eldeki uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmesinden önce eser sözleşmesine ilişkin kısaca bir açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 470). Eser sözleşmesinde yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde benzer alandaki işleri yüklenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranış esas alınır. Yüklenici kararlaştırılan eseri aksine bir düzenleme yoksa kendisi veya kendi yönetimi altında başka bir kişiye yaptırabilir (TBK m. 473). Yüklenici, sözleşmede kararlaştırılan sürede işe başlamak ve bitirmek zorundadır. Ayıp, yasa ya da sözleşme hükümleri gereğince, bir eser veya malda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenici, eserdeki açık ve gizli ayıplardan dolayı iş sahibine karşı sorumludur (TBK m. 474). Açık ayıp, eserin iş sahibine teslim anında kolaylıkla görülebilen ve fark edilebilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp, eserin tesliminden sonra ve kullanım sırasında ortaya çıkan ayıplardır. İş sahibi, eseri teslim alır almaz işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmesi ve varsa ayıpları yükleniciye bildirmekle yükümlüdür (TBK m. 474). Eserdeki ayıp nedeniyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde iş sahibi, seçimlik hak olarak; eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme, ve iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı bulunmaktadır (TBK m. 475). Yine eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. Bunun dışında iş sahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olup, bildirmemesi halinde eseri kabul etmiş sayılır (TBK m. 477). Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara rağmen iş sahibinin verdiği talimattan kaynaklanmış bulunursa veya her hangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek bir nedenden dolayı meydana gelmiş olursa, iş sahibi eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz (TBK m.476) Buna göre ayıp iş sahibinin verdiği talimattan kaynaklanıyor ise iş sahibi eser ayıplı olmasına rağmen kanundan kaynaklanan, sözleşmeden dönme, bedelde indirim veya eserin ücretsiz onarılmasına ilişkin seçimlik haklarını kullanamaz ayrıca genel hükümlere göre tazminat da talep edemez (TBK m. 475). Ayrıca malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden iş sahibine karşı satıcı gibi sorumludur (TBK m. 472/1). Eser sözleşmesi ile ilgili bu açıklamalar yapıldıktan sonra faturaya ilişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır. Buna göre davacı taraf, kural olarak akdi ilişkinin varlığını, malın teslim edildiğini veya bedelin ödendiğini, davalı taraf ise bedelin ödendiğini veya malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamında toplanan deliller, taraf ticari defterleri, faturalar ve yazışmalar ile dosya kapsamı incelenmek suretiyle tanzim edilen bilirkişi raporları göz önünde bulundurulmak suretiyle yapılan incelemede: davacı ile davalı arasında eser sözleşmesi niteliğinde anlaşmaya varıldığı, su ve ısı yalıtımı yapımı hususunda sözleşmenin akdedildiği; mahkememizce toplanan deliller, dosyaya kazandırılan ihtarname, taraf defter ve kayıtları birlikte değerlendirildiğinde: sözleşmenin kapsamı ve yapılan işlerin sözleşme kapsamında yapıldığı hususunda anlaşmazlık bulunmamakta olup anlaşmazlık işlerin ayıplı yapılıp yapılmadığı ve icra takip tarihi itibariyle davacının alacağının muaccel hale gelip gelmediği hususunda toplanmaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 12. Maddesinin 12. Bendinde davalıların işverenden karşılığını tahsil etmedikleri işler için davacı alt yüklenicinin hak ve alacak talebinde bulunamayacağına ilişkin düzenlemeye yer verilmiş olduğu görülmüştür. Alınan bilirkişi raporu ve toplanan delillerden takip tarihi olan 28/05/2024 itibariyle davacının yapımını üstlendiği işlerde ayıp mevcut olduğu, takipten ve davadan sonra 26/06/2025 tarihinde davalılar ile iş veren arasında ibraname imzalandığı ve alacakların ödenmesinin kararlaştırıldığı sabit olmakla takip ile sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptali davasında davacının takip tarihi itibariyle muaccel bir alacağı mevcut olmadığından davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Alacağın faturaya dayalı olması, likit ve belirlenebilir olması nedeniyle hükmedilen 1.245.654,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davacının kötü niyeti ayrıca ispat olunamadığından davalların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE, Kötü niyet talebinin reddine, Bu karar nedeniyle alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 3.812,38 TL harçtan çıkarılarak artan 3.080,38 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 3.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalılar iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 50.505,54 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair, davacı Vekili Av. ... (e-duruşma), Davalılar ... ve ... Vekili Av. ... 'nın yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/04/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.