İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/474 E. 2025/814 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/474
- Karar No
- 2025/814
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/474 Esas KARAR NO : 2025/814
... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/07/2024 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, cari hesap alacağından kaynaklanan 2.400.519,31TL alacağını tahsil edemediğini bunun üzerine ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını , davalının itirazı üzerine takibin durduğunu , müvekkilinin alacağına kavuşamadığından bahisle davanın kabulüne, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI adına dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmiş olmasına rağmen cevap dilekçesi sunmayarak HMK'nın 128.maddesinde belirtildiği üzere dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkar etmiş sayılmıştır. DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava, alım - satım sözleşmesinde doğan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve inkar tazminatı istemine ilişkindir. ... borçlusunun... cari hesap alacağına açıklaması ile 2.400.519,31TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı ,davalıya ödeme emri gönderildiği ve davalı borçlu tarafından alacaklı görünün tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığı, borcun zanaaşımına uğradığı bildirilerek borca , faize ve faiz oranına itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Her ne kadar davalı tarafından icra dosyasında zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de davanın, taraflar arasında ilişkinin alım - satım Sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.02.2010 tarihli 2010/13-93/88 sayılı kararında da belirttiği üzere 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 146.maddesi uyarınca sözleşmeden kaynaklanan davalarda 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, fatura tarihleri dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalı şirkete ticari defter ve kayıtlarını dosyaya ibraz etmesi veya bulunduğu yer ile irtibat kurulacak kişi bilgilerini bildirmesi için iki hafta kesin süre verilen meşruhatlı davetiye çıkarılmış; davalı şirket tarafından ticari defter ve kayıtlar dosyaya ibraz edilmediği gibi bulunduğu yer ile irtibat kurulacak kişi bilgileri de bildirilmemiştir. Davacı tarafından cari hesap ekstrelerinin bir örneği dosyaya ibraz edilmiş, davacı ve davalı şirkete ait 2018 yıllına ait BS ve BA formları getirtilmiştir. Mahkememizce davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporunda özetle : davacı şirketin e-deftere tabi olduğu, GİB onaylı defter beratlarının bulunduğu, ve TTK ve V.U.K uygun şekilde tutulduğu ,yasal süresi içinde beratlarının alındığı,Davalı ile arasındaki ticari ilişkinin 06.01.2014 yılında başladığı, 31.12.2014 tarihi itibariyle borç alacak bakiyesinin bulunmadığı, 31.12.2015 tarihi itibariyle davalının borç bakiyesinin 37.708,53 TL olduğu yevmiye defterinde ... Nolu yevmiye madde no.su ile kayıtlı olduğu, Aynı bakiyenin | nolu yevmiye madde numarası ile 2016 yılına devrettiği, 31.12.2016 tarihi itibariyle davalının borç bakiyesinin 1.637.266,10 TL olduğu yevmiye defterinde ... Nolu yevmiye madde no.su ile kayıtlı olduğu, Aynı bakiyenin | nolu yevmiye madde numarası ile 2017 yılına devretti; 31.12.2017 tarihi itibariyle davalının borç bakiyesinin 2.303.914,90 TL olduğu yevmiye defterinde ... Nolu yevmiye madde no.su ile kayıtlı olduğu, aynı bakiyenin | nolu yevmiye madde numarası ile 2018 yılına devrettiği, 2018 yılında davalıya değişik tarih ve tutarlarda toplamda 31 adet fatura ile 837.410,11 TL tutarında satış faturası düzenlediği, değişik tarih ve tutarlarda 34 adet işlem ile banka yoluyla toplamda 14.915.000,00 TL ödeme yaptığı, bu işlemleri davalının hesabına borç kaydettiği, 2018 yılında davalıdan değişik tarih ve tutarlarda toplamda 29 adet fatura ile 13.978.805,70 TL tutarında mal/hizmet alımları yaptığı, değişik tarih ve tutarlarda 8 adet çek ile toplamda 1.626.000,00 TL tutarında tahsilat yaptığı, 06.03.2018 tarihinde 100.000,00 TL banka yoluyla tahsilat yaptığı, bu işlemleri davalının hesabına alacak kaydettiği, 31.12.2018 tarihi itibariyle davalının borç bakiyesinin 2.350.519,31 TL olduğu yevmiye defterinde ... Nolu yevmiye madde no.su ile kayıtlı olduğu, aynı bakiyenin | nolu yevmiye madde numarası ile 2019 yılına devrettiği, 2019 yılında davalıya 26.06.2019 tarihinde banka yolu ile 50.000,00 TL ödeme yaptığı bu ödemeyi 11175 nolu yevmiye maddesi ile davalının hesabına borç kaydettiği, 31.12.2019 tarihi itibariyle davalının borç bakiyesinin 2.400.519,31 TL olduğu yevmiye defterinde ...Nolu yevmiye madde no.su ile kayıtlı olduğu, aynı bakiyenin 1 nolu yevmiye madde numarası ile 2020 yılına devrettiği, 01.01.2020 tarihi itibariyle davacının defterlerinde davalının 2.400.519,31 TL borçlu olduğu tespit edildiği takıp tarihi itibarıyla davacının davalıdan 2.400.519,31 TL alacaklı olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; (1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (....) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur. (... karar sayılı emsal ilamı) Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 2.400.519,31 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davalı tarafından... sayılı dosyasına yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, Asıl alacak olan 2.400.519,31TL'ye takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, 2- Kabul edilen 2.400.519,31 TL üzerinden İİK 'nun 67/2. ve 4 . Maddesi hükmü gereğince % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 163.979,47L harçtan dava açılırken peşin yatırılan 28.992,27TL'nin mahsubu ile eksik yatırıldığı anlaşılan 134.987,20TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 28.992,27TL peşin harç, 427,60TL başvurma harcı, 3 e tebliğat ücreti 35,00TL , 4 Normal tebliğat 735,00TL, bilirkişi ücreti 4.000,00TL , dosya kapak ücreti 25,000TL olmak üzere toplam 34.214,87TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca taktir edilen 354.057,12TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,
Dair, davacı vekili vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluığunda HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren .... Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/11/2025
Başkan ... E İmza Üye ... E İmza Üye ... E İmza Katip ... E İmza