İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/773 E. 2026/635 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/773
- Karar No
- 2026/635
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/773 Esas - 2026/635 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/773 Esas KARAR NO : 2026/635
HAKİM : KATİP :
DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 2- ... - 3- ... - DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/09/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 12/05/2025 tarihinde ... adına tescilli, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacı ... adına tescilli, Mehmet Karakelle sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpmış olup maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, olay günü düzenlenen 12/05/2025 tarihli trafik kaza tespit tutanağında kazanın oluş şekline göre sürücü ... asli ve %100 kusurlu olup ... plakalı araç sürücüsü Mehmet Karakelle'nin gerçekleşen kazada kusuru bulunmamakta olduğunu, davalı ... adına kayıtlı araç kaza tarihinde ... tarafından ZMMS ile sigortalanmış olduğunu, davacının aracında meydana gelen değer kaybından sigorta şirketi, araç maliki ve araç sürücüsünün müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunu, gerçekleşen trafik kazası nedeniyle davacı adına tescilli ... plakalı aracın uzunca bir süre sanayide kalmış ve tamir görmüş olduğunu, davacının bu süreçte araçtan mahrum kaldığını, bu nedenle ikame araç bedeli talepleri bulunduğunu, davacının aracı 2012 model Skoda Superb Active 1.6 TD CR 105 marka olup meydana gelen kaza neticesinde araçta değer kaybı meydana gelmiş olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile sabit olduğu üzere kaza sonrası aracın satılmak istendiğinde kazadan önceki haline göre 2. el piyasa rayiç bedelinde çıkacak farkın hesaplanması gerektiği, ayrıca reel değer kaybı hesaplanırken davacının aracının markası, modeli, aracın daha önceden hasar kaydının olmaması, aracın ikinci el pazarında gördüğü yoğun rağbet, değişen parçaların araç üzerindeki konumu, parça değişiminde uygulanan işlemler gibi olaya ilişkin hususların da göz önüne alınması gerektiğinin belirtilmiş olduğunu, açıklanan nedenlerle davacının aracında meydana gelen değer kaybı ve ikame araç bedelinin tazmini için işbu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olmuş olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla- bilirkişi tarafından değer kaybı hesabı yapıldıktan sonra arttırılmak üzere; şimdilik 50,00 TL araç değer kaybının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, şimdilik 50,00 TL ikame araç bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle: KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, dosyaya maluliyet raporu sunulmamış olduğunu, hmk 114 vd. uyarınca dava şartı noksanlığından huzurdaki başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, dava konusu talebin belirsiz alacak olarak ileri sürülmesi imkânı bulunmadığını, davacı tarafın yerleşik yargıtay içtihatlarına göre belirsiz alacak davası açmasına imkân olmadığından davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise, belirsiz alacak davasının kısmi alacak davası olarak kabul edilmesini talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, hasarlı aracın davalı şirketin sigorta eksperine gösterilmediğinden davanın usulden reddi gerekmekte olduğunu, dava konusu kazanın davalı şirkete usulüne uygun bir şekilde ihbar edilmediğini, davalı şirkete, kazaya karışan aracı şirket tarafından atanacak eksper ile inceleme fırsatı verilmediğinden usule uygun ihbar ve başvurudan bahsedilemeyeceğini, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2022/3151 E. 2023/8564 K. Sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, haksız fiillerden doğan tazminat alacaklarının, fiil tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafın, davayı işbu 2 yıllık süre içerisinde davasını ikame etmediğinden, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, Yargıtay 11. HD., E. 2004/476 K. 2004/9543 T. 11.10.2004 sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, davacıların dayandığı delillerin taraflarına tebliğe çıkarılması gerekmekte olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen 12.05.2025 tarihli kazaya karıştığı belirtilen 38 VE823 plakalı aracın davalı şirkete 12/11/2024 - 2025 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 300.000,00-TL olduğunu, davacıya araç hasarı ve değer kaybı için yeterli tazminat ödemesi gerçekleştirilmiş olduğunu, davalı şirketin daha önce yapmış olduğu ödemeler dolayısıyla poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirmiş olduğundan davanın esastan reddi gerekmekte olduğunu, hazırlanan rapor sonucuna göre sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına istinaden 23.06.2025 tarihinde 30.000,00-TL ... hesabına hasar tazminat ödemesi yapılmış olduğunu, herhangi bir tazminat sorumluluğu doğacak ise, ödeme tarihinden itibaren faiz güncellemesi yapılarak söz konusu ödemenin tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bakiye teminat limitinin 270.000,00-TL olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla şayet bir hesaplama yapılacaksa poliçe teminat limitinden yapılan ödemeler tenzil edilerek kalan miktar üzerinden davalı şirketin sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, ... plakalı aracın değer kaybı ve araç hasarı yönünden zararı tamamen karşılanmış olduğunu, davalı şirketin daha önce yapmış olduğu ödeme dolayısıyla poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirmiş olduğundan davanın esastan reddi gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte sigorta şirketi sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, kusur oranlarının kesin olarak belirlenebilmesi için adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi tarafından kusur tespiti yapılması gerektiğini, kusur tespitinin yapılabilmesi için adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi'nden bilirkişi raporu alınmasını talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere şayet hasar bedeli için bir hesaplama yapılacak ise yürürlükte bulunan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlar ekine göre yapılması gerektiğini, hesaplanan zararda iskonto uygulanması gerektiğini, yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, davalı şirketin talep edilen kdv yönünden sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, her halükarda hasar miktarının 01.06.2015 tarihli genel şartlar hükümlerine göre tespit edilmesi gerekmekte olduğunu, yargıtay 17. hukuk dairesinin 29.05.2017 tarih ve e.2016/14573, k.2017/6035 sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu ancak genel şartlara göre belirlenen hasar miktarından anlaşmalı serviste yapılacak iskonto uygulanmak suretiyle sınırlı olduğunu, bu sebeple her halükarda genel şartların esas alınmasını ve hesaplanan tazminattan iskonto uygulanmasını talep ettiklerini, karşı yanın, çekme bedeli talebinin kabulü için trafikten çekme belgesi’ ni taraflarına iletmesi gerekmekte olduğunu, davalı şirketin kdv’den sorumlu tutulabilmesi için zarar görenin aracını onarırken kdv ödediğini ispatlaması ve yansıtma faturası kesmesi gerekmekte olduğunu ancak dosya kapsamında davacının kdv ödediğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge mevcut olmadığını, bu nedenle, parça ve işçilik fiyatlarına kdv dahil edilerek hesaplanacak hasar bedelinin taraflarınca kabulü olanağı bulunmamakta olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere şayet değer kaybı bedeli için bir hesaplama yapılacak ise yürürlükte bulunan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlar ekine göre yapılması gerektiğini, serbest piyasa koşullarına göre yapılan hesaplama hükme esas alınamayacağını, aracın ağır hasar halinin olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, aracın ağır hasar kaydı bulunması halinde değer kaybı talebi reddedilmesi gerektiğini, aracın ağır hasarlı olması diğer bir ifadeyle pert olması halinde, değer kaybı tazminatı ödenmediğini, bu hususta yargıtay 17. hukuk dairesi’nin 16.01.2014 tarihli 2013/18994 esas, 2014/458 karar sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, aracın ağır hasar kaydının olup olmadığı araştırılarak; ağır hasar kaybının bulunması halinde, değer kaybı talebinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kabul manasına gelmemek kaydıyla, dilekçede belirtilen hesaplama yönteminin yanı sıra “gerçek değer kaybı”nın belirlenebilmesi için gerekli kriterlerin incelenmesi, ve bu incelemenin de alanında uzman bilirkişi kanalı ile yapılması gerekmekte olduğunu, dosyanın değer kaybının tespiti için hasar-kusur konusunda uzman ve ehil bir makina mühendisi bilirkişi kanalı ile incelenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, 34 lng 063 plakalı aracın daha önce hasara uğrayıp uğramadığının tespit edilmesi gerekmekte olduğunu, zira işbu davaya konu aracın daha önce hasara uğramış olması halinde, araç tekrar değer kaybına uğramayacağından değer kaybına ilişkin talebin reddi gerekmekte olduğunu, aynı bölgeden alınan ikinci hasar neticesinde, aynı bölgeden ikinci kez değer kaybı oluşmayacağı hem yargıtay uygulaması hem de reel piyasa koşullarıyla sabit olduğunu, yargıtay 17. hukuk dairesi’nin 19.04.2018 tarihli 2017/4316 esas, 2018/4380 karar sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, davaya konu araca ilişkin kaza bilgilerinin sigorta bilgi merkezi’nden sorulmasını talep ettiklerini, değer kaybı talebinin teminat dışı kaldığı hallerin mevcut olup olmadığının araştırılması, bu hallerin mevcut olması halinde davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, tazminat hesaplarındaki belirsizlikleri ortadan kaldıran 7327 sayılı kanun yürürlüğe girmiş olup, huzurdaki davada uygulanması gerektiğini, davalı şirketin faiz sorumluluğu ancak temerrüt tarihinden itibaren söz konusu olacağını, davalı şirketin, kendisine yapılan başvurudan 8 iş günü geçmesi sonrasında temerrüde düşmüş kabul edileceğini ancak işbu dilekçede de belirtildiği üzere davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından yapılan başvuru ile davalı sigorta şirketi temerrüde düşmemiş olduğunu, bu sebeple davalı sigorta şirketi aleyhine bir tazminata hükmedilecekse dahi işbu tazminata faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle kaza tarihinden itibaren talep edilen faiz haksız olup reddi gerekmekte olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/10-576 E. 2003/543 K. ve 08.10.2003 tarihli kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, uyuşmazlık tamamen “haksız fiil”den kaynaklanmakta olduğunu, Haksız filden kaynaklanan taleplerde de uygulanacak ancak kanuni faiz olacağını, kaldı ki halefiyet gereği sigortalı aracın özel araç olması durumunda davalı şirketin, sigortalısının sorumlu olduğu yasal faizden sorumlu olacağı hususu tartışmasız olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 11.03.2014 tarih ve E. 2013/2862 - K. 2014/3439 sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, davalının dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından; faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağının kabulü gerekmekte olduğunu, bu itibarla davacının bu yöndeki taleplerinin de reddi gerekmekte olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Davalılar ... ve ...'ın cevap dilekçesi sunmadıkları ve böylece HMK madde 128 gereği bütün vakaları inkar etmiş sayılacakları anlaşılmıştır. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, 12/05/2025 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacıya ait ... plakalı araçta değer kaybı zararı ve aracın kaza nedeni ile kullanılamamasından kaynaklı ikame araç gideri zararı olup olmadığı, varsa miktarı ve davalıların bu zarar taleplerinden sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğüne, davalı sigorta şirketine, Neova Sigorta Şirketine yazılan müzekkereye cevap verilmiş olduğu görülmüştür. Araçların trafik tescil kaydının dosyaya eklenmiş olduğu görülmüştür. Dosyanın Makine Mühendisi Bilirkişisine tevdiine karar verildiği, bilirkişi tarafından 30/04/2026 Tarihinde raporun mahkememize sunulmuş olduğu, incelenmesinde özetle; "Kaza olayının maddi hasarlı ve iki taraflı bir Trafik Kazası olduğu, Raporun 2. Maddesinde detaylıca belirtildiği üzere; ... plakalı araç sürücüsü ...' ın meydana gelen trafik kazasında %100 (yüzde yüz) kusurlu olduğu, Raporun 3. Maddesinde detaylıca belirtildiği üzere; ... plakalı araç sürücüsü Mehmet KARAKELLİ' nin kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği, Raporun 4. Maddesinde belirtildiği üzere; araçların teknik donanımlarından kaynaklanan bir problemin tespit edilemediği, Kazanın meydana geldiği yolda trafik işaretlemesi ve yola bağlı bir problemin tespit edilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle Karayolundan sorumlu kurum veya kuruluşun hizmet eksikliği ve sorumluluğunun bulunmadığı, Kaza olayının yaşanmasında başkaca kişi ya da kişilerin etkilerinin olmadığı, Dava konusu araç için 12.05.2025 olay tarihi itibarıyla İkame Araç Bedelinin 8.400TL olduğu, Dava konusu araç için 12.05.2025 olay tarihi itibarıyla Araç Değer Kaybının 22.500TL olduğu, Kanaatime havi raporum," şeklinde rapor tanzim edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından 05/06/2026 Tarihli dava değeri artırım dilekçesi sunulduğu, dilekçenin davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür. Davacı tarafça davalı sigorta şirketine 23/06/2025 tarihinde başvurulmasına rağmen davalının 8 iş günü içerisinde ödeme yapmadığı ve bu nedenle 11/07/2025 tarihi itibari ile temerrüde düştüğü anlaşılmış ve kararda bu tarihten itibaren faize hükmedilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, delillerin toplanmasından sonra 12/05/2025 tarihinde meydana gelen trafik kazasında tarafların kusur durumları ile davacıya ait ... plakalı araçta oluşan değer kaybı ve aracın kaza nedeni ile kullanılamamasından kaynaklı ikame araç gideri zarar bedellerinin tespiti için makine mühendisi bilirkişiden 30/04/2026 tarihli rapor alınmış ve raporda, ... plakalı araç sürücüsü ...' ın meydana gelen trafik kazasında %100 (yüzde yüz) kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü Mehmet KARAKELLİ' nin kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği, dava konusu araç için 12.05.2025 olay tarihi itibarıyla İkame Araç Bedelinin 8.400TL olduğu, dava konusu araç için 12.05.2025 olay tarihi itibarıyla Araç Değer Kaybının 22.500TL olduğunun belirtildiği görülmüştür. Davacının değer kaybı nedeni ile oluşan zararından davalı sigorta şirketinin kusurlu aracın olay tarihinde geçerli ZMSS poliçesini düzenlemekle sürücünün kusuru oranında ve limit ile sınırlı sorumlu olduğu, davalı ...’nin kusurlu araç sürücüsü, davalı ...’ın ise araç işleteni olarak değer kaybı tazminat talebi ile ikame araç gideri taleplerinden davalı kusurlu sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları anlaşılmış, davacı vekilinin 05/06/2026 tarihli talep artırım dilekçesi de dikkate alınmış ve böylece, Davanın KABULÜ ile, A-22.500,00-TL Değer kaybı tazminat bedelinin davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan 12/05/2025 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 11/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, B-8.400,00-TL İkame araç gideri bedelinin ... ve ...'dan olay tarihi olan 12/05/2025 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın KABULÜ ile, A-22.500,00-TL Değer kaybı tazminat bedelinin davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan 12/05/2025 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 11/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, B-8.400,00-TL İkame araç gideri bedelinin ... ve ...'dan olay tarihi olan 12/05/2025 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 2.110,78-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 528,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.143,40-TL harcın düşümü ile eksik kalan 967,38-TL harcın, davalılardan (davalı ... Anonim Şirketi 704,40-TL ile sınır olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) gerekçede açıklandığı üzere DAVACIDAN alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin harç, 528,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.758,80-TL harcın davalılardan (davalı ... Anonim Şirketi 1.280,68-TL ile sınır olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, kep reddiyat gideri, olmak üzere toplam 7.205,80-TL yargılama giderinin davalılardan (davalı ... Anonim Şirketi 5.246,94-TL ile sınır olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 30.900,00-TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı ... A.Ş. 22.500,00-TL ile sınır olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 8-Kararın mahiyeti gereği davalılar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluklarında KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 01/07/2026
Katip e- imzalıdır
Hakim e- imzalıdır