Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2015 E. 2026/1141 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2015
- Karar No
- 2026/1141
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/2015 KARAR NO : 2026/1141
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2025 NUMARASI : 2022/1217 2025/1128 DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ...
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 21/10/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı ile dava dışı ....arasında akdedilen 20.07.2020 tarihli sözleşme uyarınca davalı yanca yapımı üstlenilen "T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Hizmet Binası Bina Altyapısı ve İletişim Ağının Modernizasyonu İşi" kapsamında davalı yanın 30.07.2020-31.12.2020 tarihleri arasında müvekkilinden sair malzeme alımı gerçekleştirdiğini, işbu yapım işinin müvekkili tarafından davalıya teslim edilen sair malzemelerle birlikte tamamlandığını, söz konusu yapım işinin geçici ve kesin kabullerinin yapıldığını bununla birlikte davalı yan tarafından ilgili malzeme bedelleri müvekkile ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine Samsun İcra Dairesi ....E. Sayılı dosyasından 709.786,17 TL'nin tahsili amacıyla takip başlatıldığını, davalı tarafın itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla davalının itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili 26/12/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk görüşmesinin sadece icra takip alacağı için talep edildiğini ve arabuluculuk tutanağında da bu alacakla ilgili olarak anlaşmama hali için kayıt altına alındığını, davacının arabuluculuk başvurusunda icra inkar tazminatı talebinde bulunmadığı için işbu davada anılan taleple ilgili olarak dava şartının gerçekleşmediğini, davacı tarafın sadece malzeme temini değil müvekkilin uhdesindeki iş kapsamında üstlendiği sistemleri çalışır vaziyette teslim etmesi gerektiğini, ancak davacının üstlendiği işi tam olarak bitirip çalışır vaziyette teslim etmediğini, davacının yaptığı bu iş ve işlemleri ile üstlendiği işler için kullandığı malzemelerin önemli bir kısmı müvekkilin asıl işveren ile imzaladığı sözleşme, şartname, proje, fen ve sanat kaidelerine uygun olmadığını, düzeltilmesi için asıl işverenin talimatlarının gereğini yerine getirmediğini, bu haliyle davacının üzerine aldığı işleri gereği gibi yerine getirmediğini, işlerde hem eksiklik, hem hata, hem de ayıplar oluştuğunu, müvekkilinin buna rağmen davacı tarafından kendisine kesilen faturalar ile teslim edilen malzemelerin ve eksik de olsa yapılan sistemlerin bedelini tam olarak ödediğini, ödemelerin bir kısmının şirketin işlerini yürütün ....'ya yapıldığını, yapılan işlerle ilgili 2 yıllık garanti süresi bulunduğunu, eksik işlerin tamamlanması için başka firmalarla sözleşme yapıldığını bu kapsamda yapılan ödemelerin takas ve mahsubunu talep ettiklerini, davacının çalıştırdığı işçilerin yemek bedelinin de müvekkili tarafından ödendiğini, bu bedellerin de takas ve mahsubunun gerektiğini, usulüne uygun temerrütün gerçekleşmediğini faiz oranının fahiş olduğunu beyanla davanın reddine ve kötüniyet tazminatını hükmedilmesi gerektiğini savunduğu anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde "1-Tüm dosya kapsamından; davacı ile dava dışı ... arasında 22/07/2020 tarihli "T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Hizmet Binası Alt Yapısı ve Hizmet Ağının Modernizasyonu" işine ait sözleşme yapıldığı, bu kapsamda davacının 30/07/2020 - 31/12/2020 tarihleri arasında davalıya sair malzeme satışı gerçekleştirdiği, bir kısım satış bedeli tahsil edemediğini ileri sürerek fatura ve cari hesaba dayalı olarak davalı aleyhine Samsun İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı dosyasıyla 576.098,76 TL asıl alacak olmak üzere toplam 709.786,17 TL alacak için ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ üzerine 20/05/2022 tarihli süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borca itiraz edildiği, davacı tarafın ise yasal süre içerisinde itirazın iptali ve takibin devamını sağlamak için işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır. 2-Davacı taraflar arasındaki ticari ilişkinin "satış sözleşmesi" olduğunu ileri sürmektedir. Davalı ise ticari ilişkinin yalnızca malzeme temini değil, temin edilen malzemenin montajı, yapımı, sistemin çalışır vaziyette teslimi yani "eser sözleşmesi" niteliğinde olduğunu savunmaktadır. MK 6.maddesine göre müddei iddiasını ispatla mükellef olduğundan öncelikle davacı iddia ettiği alacağın dayanağının satım sözleşmesi olduğunu yazılı/ kesin delillerle ispatlamalıdır. Takip dayanağı "fatura alacağı cari hesap" olup davacının sunduğu satış faturaları, sevk irsaliyeleri, teslim tutanakları BA formu, ticari defter içerikleri ve tüm diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında bir satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. 3-Davacı ticari ilişkinin satış sözleşmesi olduğunu ispatladıktan sonra davalı aradaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğuna yönelik iddiasına aynı şekilde HMK 200 vd.maddeleri gereği yazılı/kesin delillerle ispat etmelidir. Taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi bulunmamaktadır. Davalının dosyaya sunduğu ödeme kayıtları ve diğer yazılı belgeler ile ticari defter kayıtları taraflar arasında eser ilişkisinin varlığını ortaya koyacak nitelikte değildir. Bu kapsamda tanık deliline dayanılması mümkün bulunmadığından en son kesin nitelikteki yemin deliline de dayanılmamış olmakla taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu usulün uygun ispat edilememiştir. Bu şekilde ticari ilişkinin satım sözleşmesi olduğunun kabulü gerekmiştir. 4-Davacının başlattığı takibe yapılan itirazın iptaline karar verilebilmesi için davacının takip dayanağı cari hesap ilişkisi kapsamında fatura konusu tüm malları davalı tarafa eksiksiz teslim ettiğini, dava değerine göre yazılı / kesin delillerle ispat etmelidir. Bu kapsamda tarafların ticari defterleri incelenmiş, alınan raporlarda davacının düzenlediği faturalar toplamı 7.448.768,89 TL olduğu ve bu miktar faturanın davalı defterinde aynen kayıtlı olduğu görülmüştür. Bunun yanında davacının 2020 BS formunda davalıya yaptığı satış tutarı KDV hariç 6.312.515,00 TL olup bu tutar davalının 2020 BA formunda aynen mevcuttur. Davalı cevap dilekçesinde davacının eksik ve ayıplı iş yapmasına rağmen gönderilen tüm faturaların ticari kayıtlarına alındığını beyan etmiştir. Tüm bu deliller ışığında davacının satış sözleşmesi kapsamında tüm malları davalıya teslim ettiği sabit olmuştur. Bundan sonra davalının teslim aldığı mal bedelini ödediğini yazılı /kesin delillerle ispat etmesi gerekmektedir. 5-Davalı teslim aldığı tüm malların bedelini ödediğini cevap dilekçesiyle bildirmiş ise de bu hususta yazılı /kesin delil ibraz edememiş ancak bir kısım ödeme dekontları sunmuştur. Bu kapsamda tarafların ticari defterleri incelenmiştir. Zira ödeme iddiası defter kayıtlarıyla ispat edilebilir. Ticari defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi şartları ise HMK 222/3.maddesinde açıklanmıştır. Buna göre diğer tarafın aynı şartlar uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmış olması gerekir. Davacı taraf ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin alınan bilirkişi rapora göre; davacının alacağı 576.098,89 TL'dir. Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin alınan bilirkişi raporunda ise davalının defterine kaydettiği 7.448.768,89 TL fatura bedelini 2020 ve 2021 yılında ödemiş olup borcu bulunmamaktadır. Görüldüğü üzere defter kayıtları birbirini doğrulamadığından davalı lehine delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. 6-Tarafların ticari defter kayıtları birbirini doğrulamamakla birlikte bunun gerekçesi üzerinde de durulmalıdır. Davacının ticari defter kayıtların göre alacağı 1.576.098,89 TL gözükmekte ise de takip talebinde asıl alacak 576.098,89 TL dir. Farklılığın sebebi ise davalının 27/12/2020 tarihinde çek ile yaptığı 1.000.000,00 TL ödemenin davacı defterinde kayıtlı olmaması olup bu husus bilirkişi raporundan açıkça anlaşılmaktadır. Bunun yanında davacı, davalıya keşide ettiği Ankara 2. Noterliğinin 03/03/2022 tarihli ihtarında alacağını 576.098,76 TL olarak bildirmiştir. Tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde ispatlanması halinde davacının talep edilebileceği asıl alacak miktarının takip talebindeki miktar olduğu sonucuna varılmıştır. 7-Tarafların ticari defter kayıtlarına göre ticari ilişki kapsamında davacı 7.448.768,89 TL bedelli fatura düzenlemiş olup davalı defterinde aynı miktar olarak kayıtlıdır. Davalı defterlerine göre 2020 yılında 6.872.670,00 TL ödeme yaptığı gözükmekte olup dayanakları 25/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda gösterilmiştir. Davalı 2021 yılında ise toplam 576.098,89 TL yani hemen hemen takip miktarı kadar ödeme yapmış gözükmektedir. İşbu davanın konusu da bu miktar ödemenin gerçekten yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. 8-Davalının ticari defterlerinde 2021 yılında yaptığı kayıtlı olan 576.098,89 TL ödemeden 10/03/2021 tarihi ile 31/05/2021 tarihi arasındaki kayıtlı toplam 78.633,89 TL ödemenin dayanak kaydı bulunmadığından ödendiğinin kabulü mümkün görülmemiştir. Bu kısım yönünden davalı taraf yemin deliline dahi dayanmamıştır. Bu nedenle bu miktar yönünden davanın kabulü gerekmiştir. 9-Davacı ticari defterlerinde 30/10/2020 tarihli kayıtla davalıya 200.000,00 TL borç verildiği görülmektedir. Ancak davalı defterlerinde bu mahiyette bir borç kaydı bulunmadığı gibi, davalı da böyle bir borç alındığını açıkça inkâr etmiştir. Diğer taraftan, davacı defterlerinde söz konusu tutarın 01/02/2021 tarihinde tahsil edildiği kayıtlıdır. Davalı defterlerinde de aynı tarihte yapılan bir ödeme kaydı yer almakta olup, bu ödemenin dayanağı olan banka dekontu dosyaya sunulmuştur. Bu durumda, davacı bir yandan davalıya 200.000,00 TL borç verdiğini ileri sürmüş; diğer yandan, bu tutarın daha sonra kendisine ödendiğini kendi defterine işlemiştir. Davacı vekili, bu ödemeyi “davalıya verilen borcun iadesi” olarak açıklamış; ancak davalıya borç verildiğini yazılı/kesin delille ispatlayamamıştır. Mahkememizce, davacının ‘ödeme yapıldığı’ yönündeki beyanı vasıflı ikrar olarak değerlendirilmiş; ödemenin, davacının teslim ettiği mallar karşılığında yapıldığı yönünde karine oluştuğu ve bunun aksinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Davacı, bu karinenin aksini, yani ödemenin davalıya verdiği bir borcun iadesi olduğu iddiasını, yemin dâhil hiçbir delille ispatlayamamıştır. Bu nedenle, davacı defterindeki “borç verilmiştir” kaydına değer verilmemiş; hem davacı hem davalı defterlerinde yer alan 01/02/2021 tarihli ödeme kayıtları birlikte değerlendirilerek, söz konusu ödemenin ticari ilişki kapsamında yapılan bir ödeme olduğu sonucuna varılmıştır. Başka bir ifadeyle, 200.000,00 TL yönünden ödeme yapıldığı kabul edilmiştir. 10-a) Davalı ticari defterlerinde 35.000 USD karşılığı 297.465,00 TL’nin 01/06/2021 tarihinde ödendiği kayıtlıdır. Davacı taraf, bu ödemenin dava konusu ticari ilişki kapsamında yapılmadığını, davalı ile .... arasında başka bir ilişkiye ilişkin olabileceğini, ayrıca ödemenin yapıldığı kişinin şirket yetkilisi olmadığını ileri sürmüştür. b)Dosyaya sunulan 30/04/2021 tarihli ....dekontuna göre 35.000 USD’nin ....ya ödendiği, dekont açıklamasında ise herhangi bir ifade bulunmadığı görülmüştür. Bununla birlikte, davacı şirket yetkilisi ...’nın Samsun 2. Noterliği’nin 25/01/2015 tarih ve .... yevmiye numaralı vekâletnamesi ile oğlu ....’yı, “ticari mal almaya satmaya, bedellerini tahsile, fatura, fiş ve makbuzları imzalamaya, işleriyle ilgili her türlü evrak ve izinleri temin etmeye” yetkili kıldığı tespit edilmiştir. c)Nüfus kayıt örneğine göre ....’nın davacı şirketin temsilcisinin oğlu olduğu, ayrıca dosyadaki e-irsaliyelerde bir kısım malzemelerin bizzat ....’ya teslim edildiği, teslim belgelerinde imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu hâlde davalı, ticari ilişki kapsamında doğrudan .... ile temas etmiş, teslim süreçlerini bu kişi aracılığıyla yürütmüştür. d)Davacı temsilcisinin, davalı ile ticari ilişkinin başlangıcından önce ....’ya tahsilat (ahzu kabz) yetkisini de içeren vekâletname vermiş olması, malzeme teslimlerinin bu kişi aracılığıyla gerçekleşmesi ve ödemenin ticari ilişkinin devamı içinde yapılması karşısında; ....’nın davacı şirket adına işlem yapmaya yetkili olduğu sonucuna varılmıştır. Davacının, ödemenin başka bir ilişki kapsamında yapılmış olabileceği yönündeki iddiası, bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olup, bu iddianın doğruluğu yönünde yemin dâhil herhangi bir delil sunulmamıştır. e)Bu nedenle, 35.000 USD tutarındaki ödemenin ....’nın şahsına değil, yetkisini haiz vekil sıfatıyla temsil ettiği davacı şirkete yapılmış bir ödeme olduğu kabul edilmiştir. Dolayısıyla, bu ödemenin ticari ilişki kapsamındaki borcun ifası mahiyetinde olduğu ve davalı bakımından borcu sona erdirici etki doğurduğu kanaatine varılmıştır. 11-Böylece takip dayanağı 576.098,76 asıl alacak konusu cari alacağın 78.633,89 TL'sinin dayanak kaydı olmadığından ödeme olarak kabul edilmesi mümkün görülmemiştir. Asıl alacağı oluşturan bedelin 200.000,00 TL'lik kısmı yönünden davacı defterindeki borç verme ve ödeme kaydının bulunması, davalı defterinde borç alma kaydının bulunmayıp ödeme kaydının bulunması sebebiyle bu kısım yönünden davacının alacağını yazılı delillerle ispat edemediği, 35.000 USD karşılığı 297.465,00 TL'nin dava dışı ....'ya tarafların ticari ilişki kapsamında ödendiği kanaatine varılmış, taraf vekillerine ispatı gereken vakıalar konusunda ayrı ayrı yemin hakkı hatırlatılmış, yemin deliline dayanılmamış bu nedenle davanın 78.633,89 TL asıl alacak yönünden kabulü gerekmiştir. 12-Davalı 3. kişilere davacı adına yaptığını beyanla takas/ mahsup talep etmiş ise de, bu ödemelerin 3.kişilere davacı adına yapıldığı yazılı /kesin delillerle ispat edilememiştir. Davalı davacıya ait işçilerin 121.000,00 TL tutan yemek paralarını ödediğini ileri sürmüştür. Ödemeyi alan ....'in davacı adına SGK kaydı olmadığı tespit edilmiştir. Bu kişinin T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanlığında çalışan görevli olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğunu ispat edemediği gibi söz konusu ödemelerin yapıldığı kişilerin davacı adına çalışan işçiler olduğuna dair yazılı/ kesin delili de bulunmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişkin beyanlarına itibar edilmemiştir. 13-Takip talebinde TTK 1530.maddesine göre faiz talep edilmiş ise de davacı taraf Ankara 2. Noterliğinden gönderdiği 03/03/2022 tarihli ihtarname ile davalıya atifet mehli verdiğinden temerrütün buna göre değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış, iddianamenin 07/03/2022 tarihindeki tebliğ ve verilen 7 günlük ödeme süresine göre 15/03/2022 tarihinde temerrütün gerçekleştiği anlaşılmış, 16/05/2022 takip tarihi arasında TTK 1530.maddesine göre hesaplanan 2.336,08 TL işlemiş faize hükmedilmiştir. 14-Asıl alacak, cari hesap ve faturaya dayalı olup hesap edilebilir yani likit olduğundan kabul edilen 78.633,89 TL asıl alacak üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Reddedilen kısım yönünden davacı haksız olmakla birlikte kötüniyetli olduğu sabit olmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir." şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabulü kısmen reddine dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf başvuru talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle, müvekkilinin kayıtlarında bilirkişi raporunda yer alan 20.10.2020.tarihli 200.000,00 TL bedelli havalenin dikkate alınmadığını, 35.000,00-USD tutarında .... hesabına yapıldığı iddia olunan ödemenin şirkete yapılmış gibi kabulünün mümkün bulunmadığını, davalıya verilmiş mehil bulunmamakla, ihtarname içeriğinde işlemiş faiz alacağı bulunduğunu belirtilerek, ödeme bilgilerine yer verildiğini, davalı kayıtlarının dikkate alınmaması ile bu kapsamda faiz hesaplamasının da yapılması gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER : Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Yerel mahkemece davanın kısmen kabulü kısmen reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; istinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan inceleme neticesinde; Yerel Mahkeme tarafından toplanması gerekli tüm delillerin toplandığı, usulünce tartışıldığı, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, mahkemece belirtilen gerekçe ile davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davacı vekilinin İstinaf Başvurusunun Esastan REDDİNE. 2.Davacı taraftan alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına, Harç tahsil müzekkerelerinin Dairemizce yazılmasına, 3.İş bu kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine. Dair, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22/06/2026
... Başkan ... ¸e-imza ... Üye ... ¸e-imza ... Üye ... ¸e-imza ... Katip ... ¸e-imza
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 22/06/2026
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!