İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/461 E. 2025/766 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/461
- Karar No
- 2025/766
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/461 Esas - 2025/766 T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2024/461 Esas KARAR NO : 2025/766
DAVA : Cezai Şart Alacağı DAVA TARİHİ : 12/04/2021 KARAR TARİHİ : 23/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Cezai Şart Alacağı davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların bir araya gelerek ortaklık ön anlaşması başlıklı sözleşmenin ilgili hükmü gereği ... A.Ş'nin kurulduğunu ve ticari faaliyetine başladığını, şirket faaliyetlerinin verimli bir şekilde yürütüldüğü sırada davalılardan önce ..., ... ve ...'ın şirket hisselerinin devri başlıklı hükümde yer alan, şirket ortaklarının 10 yıllık süreçte ortaklıktan ayrılmayacağı hükmüne rağmen şirket hisselerini bu süre dolmadan devrettiklerini, davacı ve davalıların taraf olduğu sözleşmenin yeni işletmenin hukuki yapısı ve usul hükmünde tarafların sermaye miktarı elli kilogram has altın olarak kararlaştırıldığını ve tüm davalıların bu sermaye miktarlarını kurulan şirkete ait alarak işletmeyi ve şirketi terk ettiklerini, tarafların sözleşmenin şirket hisselerinin devri başlıklı hükmünde sermaye paylarının %15'lik oranını cezai şart olarak şirkete bırakacaklarını da ayrıca kabul ettiklerini, davalıların bu cezai şart oranını 36 eşit taksitte ödeyeceklerini sözleşme hükmü ile taahhüt etmelerine rağmen bugüne kadar 7.500,00 gram has altını davacıya ödemediklerini belirterek ortaklık ön anlaşmasının şirket hisselerinin devri başlıklı hükmü gereği kararlaştırılan cezai şartın davacıya aynen altın olarak ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; tüm ortakların imzasını taşıyan şirket esas sözleşmesinin, şirketin sermayesi ile her payın itibari değeri, bunların ödenmesinin şekil ve şartlarının açık olarak düzenlendiği, davacı şirketin sermayesinin 250.000,00 TL olduğu, ödendiği ve paradan başka sermaye konulan haklar ve ayınlar olmadığının sabit olduğu, davalıların paylarının diğer kurucu ortaklardan olan müştereken imza yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan çekincesiz devralındığını, davalıların davacı şirket hisselerini devretmiş olduğu, diğer kurucu ortak ...'nin davacı şirket hisselerinin tamamına sahip olduğu, 13.03.2017 tarihinden itibaren tek sahipli anonim şirket olarak faaliyetine devam ettiğini, 28.03.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin düşürülmesine karar verilerek sicil gazetesinde yayınladığını ve sermaye azaltımının tescil edildiğini, davacı şirketin cezai şart alacağı bulunmadığını, dava dilekçesinin hukuki deliller bölümünde bir kısım belgelerden bahsedilmesine karşın başkaca bir delil sunulmadığının, ortaklara yapılan devir nedeniyle cezai şart talep edilemeyeceği ve şekle bağlı olarak kararlaştırılmayan cezai şartın batıl olacağını, davalıların paylarının diğer kurucu ortak olan yönetim kurulu üyesi ortak tarafından ihtirazi kayıt konulmadan çekincesiz devralındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle; davacının iddialarını daha önce savcılığa şikayet yoluyla mahkeme önüne taşıdığını, ancak davalının bu davada beraat ettiğini, .... sayılı dosyasında davalı hakkında şirket mallarını götürdüğü, şirketi zarara uğrattığının iddia edildiğini, davalının beraat ettiğini, şirket sermayesinin 250.000,00 TL olduğunu, şirket işleyişi sonrası ortaklığa devam etmek istemeyen diğer davalıların şirket hisselerini davacıya devrettiği, bundan sonrada kendisini davacıya hisseleri devrettiğini, bu durumun kalan ortak tarafından ihtirazi kayıt dahi konulmadan kabul edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememize açılan ve tek hakimle yargılaması yürütülen davada 18.01.2022 tarihinde " ... davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davanın dava dışı ... ile davalılar arasında imzalandığı iddia olunan şirket kurulumuna dair ve davalıların davacı şirkette sahip oldukları hisseleri 10 yıl boyunca devretmeyeceklerine ilişkin taahhütlerini ihlal etmeleri halinde 7.500 gr has altının şirkete ödeneceğine dair cezai şart içeren ve ek olarak belirtilen bir sözleşmeye dayandırıldığı anlaşılmakta ise de davacı vekili tarafından dava dilekçesinde bu sözleşme sunulmadığı gibi mahkememizce ön inceleme duruşmasına davet aşamasında yapılan ihtar sonrasında dahi sunulmadığı anlaşılmıştır. Davalılar tarafından ise davacı tarafından dayanılan sözleşme kabul edilmemektedir. Mevcut hukuki durum karşısında davacı tarafından davanın dayandırıldığı sözleşmenin süresinde usulüne uygun olarak dosyaya sunulmaması ile o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağından davalılar yönünden usuli kazanılmış hak doğmuş olup davacıya anılan sözleşmenin sunulması bakımından ön inceleme duruşmasında yeniden süre verilmesinin mümkün olmadığı, mevcut dosya kapsamına göre ise davacı tarafından davanın ispatlanamadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ..... Hukuk Dairesi .... sayılı 14.09.2022 tarihli kararında "...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihatında da açıkça belirtildiği üzere davaya konusu davanın dayanağı olan her iki sözleşmenin yargılamanın başından beri davacının elinde bulunduğu aşamalardaki davacı yanın tüm yazılı ve sözlü beyanlarından anlaşılmaktadır. Davanın dayanağı olan sözleşmelerinin istinaf aşamasına kadar sunulamama nedeni olarak davacı yanca kendilerine bu yönde kesin süre verilmediği iddia edilmiş ise de, ilk derece mahkemesince ön inceleme duruşmasına davet tebligatında tensip tutanağının davacı vekiline tebliğ edildiği, tensip tutanağının 2 no'lu ara kararında açıkça davacı yana elinde bulunan delilleri sunması için süre verildiği, verilen süre içerisinde delinin sunulmaması halinde ise bu delile dayanma hakkından vazgeçmiş sayılacağı hususunun açıkça şerh edildiği, bu hale göre davaya konu sözleşmelerin davacı elinde bulunduğu sabit olup, bu sözleşmelerin sunulmamasının kendisine hak arama imkanı tanınmamasından değil de kendi ihmalinden kaynaklandığı, davaya konu sözleşmelerin sonradan sunulması durumunun da davayı uzatacak ve davanın kısa bir sürede çözümlenmesini engelleyecek mahiyette olduğu gibi söz konusu sözleşmelerin davalı yanca kabul görmediği anlaşıldığından açılan davanın reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur..." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddedildiğine karar verildiği görülmüş, kararın davacı tarafça temyiz edilmesi nedeniyle ..... Hukuk Dairesinin .... sayılı 18.04.2024 tarihli ilamında "...Davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak her bir davalı için 10.000,00 TL'den 40.000,00 TL'yi dava değeri olarak göstererek davalıların 7.500 gram tutarındaki cezai şartı ödemeleri gerektiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, dava dilekçesinde Ek-1 olarak gösterdiği Ortaklık Ön Anlaşmasına dayanmıştır. Dava dilekçesinde anılan Ortaklık Ön Anlaşması düzenlenip bu sözleşmenin ilgili hükmü uyarınca davacı şirketin kurulduğu, davalıların hisselerini devrettikleri ve 7.500 gram altını ödemekle yükümlü oldukları ileri sürüldüğüne göre 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 1521 inci maddesi gözetildiğinde dava yazılı yargılama usulüne tabi olup basit yargılama usulüne tabi olduğunun kabulü yerinde değildir. 18.01.2022 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekili delillerini sunduklarını belirtmiş, ek delil sunmak için süre istemiş, eksikliklerin giderilmesini talep etmiş, Mahkemece davacının dayandığı sözleşmeye deliline dayanmasından vazgeçildiğine dair bir ara karar tesis edilmeden, eksikliklerin giderilmesi talebine rağmen bu hususta gerekli kararlar alınmadan, delillerin sunulmasına dair usulüne uygun süreler verilmeden ön inceleme duruşmasında tahkikata geçilerek ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliği taşıyabileceğinden Mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verildiği görülmüştür. .... Dairesinin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davanın değeri itibari ile yargılamanın heyet halinde yürütülmesi suretiyle taraf delilleri toplanmış, davacı şirketin sicil dosyası örneği .... temin edilmiştir. Davacı vekilinin 06.12.2024 tarihli dilekçesinde taraflar arasında imzalanan 18.01.2016 tarihli ... Grup A.Ş Ortaklık Anlaşmasını ibraz ettikleri ve cezai şart hesaplanmasını talep ettikleri beyan edilerek dilekçe ekinde ... Grup A.Ş Ortaklık Anlaşması başlıklı sözleşme örneğinin sunulduğu görülmekle, sözleşmeden birer örnek isticvap mahiyetinde davalılara tebliğ olunarak sözleşmenin içeriğine ve imzaya yönelik itirazları var ise tebliğ tarihinden itibaren verilen 2 hafta kesin süre içerisinde beyanda bulunmaları aksi halde itiraz edilmediği kabul edilerek değerlendirme yapılacağı ihtaren tebliğ olunmuş, davalı ..., ... ve ...'in dilekçelerinde tarihsiz olan sözleşme ile 18.01.2026 tarihli sözleşmenin kendilerince imzalandığı, sözleşmenin uygulanmadığı beyan edilmiş diğer ortak ... tarafından yazılı beyan sunulmadığı görülmüş, davacı vekili ise ara karar gereğince 18.03.2025 tarihli dilekçesinde iki ayrı sözleşme imzalanmasının nedeninin birincisinin ortaklık kurulmadan önce ön anlaşma şeklinde yapıldığı, ikinci sözleşmenin ise ortaklık kurulduktan sonra asıl sözleşme tanzim edilerek taraflarca imza altına alındığı ifade edilmiştir. Tüm dosya kapsamı ile davacı şirketin defter kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak dava tarihi itibariyle dava değerinin belirlenmesi, ardından davacının davalılardan cezai şart talebinin yerinde olup olmadığı hususunda rapor tanzimi bakımından dosyanın mali müşavir, kuyumcu ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişilere tevdii ile düzenlenen 08.08.2025 tarihli rapordan özetle; "davanın davalılar ve dava dışı ... arasında imzalanan sözleşmelerin 15. Maddesi kapsamında cezai şartın ödenmesine ilişkin olduğu, sözleşme taraflarının dolayısı ile davalıların iki aynı nitelikteki sözleşmeyi hem şirket kuruluşundan önce hem de şirket kuruluşundan sonra ayrı ayrı imzaladıkları, sözleşme kapsamında kurulan şirket paylarının devrini istemedikleri, davalıların da şirket paylarının devredilemeyeceği yönündeki iradeyi kabul ettikleri, ancak cezai şartın talep edilip edilmeyeceğine ilişkin takdirin Mahkemede olduğu, bu çerçevede takdire bırakmak açısından yapılan hesaplamada; sözleşmede hisse miktarının 20, karşılığının ise 50 Kilo Has Altın olarak belirlendiği sözleşme kapsamında 50 kg altının %15'nin 7,5 kg has altın olduğu, hesaplama yapıldığında, ... 3.406.800,00 TL, ... 3.406.800,00 TL, ... 3.406.800,00 TL, ... 3.406.800,00 TL olmak üzere toplam 13.627.200,00 TL talep edilebileceği" ifade edilmiştir. Davacı vekili, 25.08.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile her bir davalı için 10.000,00 TL olan alacak taleplerini, her bir davalı için 3.406.800,00 TL olarak arttırdıklarını ve 7.5 kg has altın olarak her bir davalıdan ayrı ayrı alınarak davacıya verilmesini talep ettiklerini beyan ederek peşin harcın ikmal edildiği anlaşılmıştır. Dava, anonim şirket pay sahipleri arasında düzenlenen sözleşmeye dayalı cezai şart talebine ilişkindir. Ticaret siciline 15.01.2016 tarihinde tescil edilen davacı ... A.Ş'nin esas sözleşmesine göre toplam sermayesi 250.000,00 TL olan şirketin 250.000,00 paya ayrıldığı, sermayenin 5.000,00 paya karşılık 50.000,00 TL'sinin ...'ye, 5.000,00 paya karşılık 50.000,00 TL'sinin ...'a, 5.000,00 paya karşılık 50.000,00 TL'sinin ...'e, 5.000,00 paya karşılık 50.000,00 TL'sinin ...'e, 5.000,00 paya karşılık 50.000,00 TL'sinin ...'a ait olduğu, bu suretle davalıların ve dava dışı ...'nin davacı şirkette %20 oranında pay sahibi oldukları, ardından davalıların davacı şirketteki paylarını diğer şirket ortağı ...'ye devrettikleri, devrin 03.03.2017 tarihli ortaklar kurulu kararı ile pay defterine işlenmesine karar verildiği, 13.03.2027 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ise şirketin tek pay sahibi ve yetkilisinin ... olduğunun tescil ve ilanına karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacı şirketin kurucu ortakları olan ..., ..., ..., ... ve ... arasında öncelikle tarihsiz ortaklık ön anlaşmasının düzenlendiği, ardından 18.01.20216 tarihli " ... Grup A.Ş. Ortaklık Anlaşması"nın imzalandığı, 18.01.2016 tarihli sözleşmenin içeriğine ve altındaki imzalara yönelik bir itiraz bulunmadığı hususları tartışmasızdır. Davacı şirket ortakları arasında düzenlenen tarihsiz ortaklık ön anlaşmasının şirket hisselerinin devri başlıklı maddesi ile 18.01.2016 tarihli ... Grup A.Ş Ortaklık Anlaşmasının şirket hisselerinin devri başlıklı 15. maddesi içeriğinin birbiriyle uyumlu olmadığı anlaşılmış ise de davacı vekilinin 06.12.2024 tarihli, 18.03.2025 tarihli dilekçe içerikleri ve 29.05.2025 tarihli duruşmada ön anlaşmadan sonra 2. sözleşme ile asıl sözleşmenin tanzim edildiği, 18.01.2016 tarihli ... A.Ş Ortaklık Anlaşması başlıklı sözleşmenin daha sonra düzenlendiğine ilişkin beyanı kapsamında taraf iradelerinin en son düzenlenen 18.01.2016 tarihli sözleşmeye bağlandığı kabul edilmiştir. Uyuşmazlık 18.01.2016 tarihli ortaklık anlaşmasının şirket hisselerinin devri başlıklı 15. maddesi gereğince hisse devri nedeniyle cezai şart talep edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. 18.01.2026 tarihli sözleşmenin şirket hisselerinin devri başlıklı 15. maddesi "Taraflar şirket hisselerini bir başkasına devredemezler. Şirket hissesini devredecek ortak mevcut ortaklara satış teklifini sunar, ortaklardan biri almaz ise başkasına satamaz. Satılan hissenin dökümü yapılıp hissesine düşen miktarın %15 oranını şirkete şartı ceza olarak bırakır ayrıca şirkete getirmiş olduğu demirbaş sonradan eklenen demirbaş ve binaya harcananlardan hiçbir hak talep edemez ve şirketle ilişiği kesilir, kalan miktarı 36 ay eşit taksitle ödenir. Ölüm intikal verasetten doğacak hisselerden dolayı gelecek hissedarlar ilk 3 yıl tüm haklardan yararlanacak ve şirkette gözlemci olup 3 yıllık aşamada şirket işleyişine adapte olup görev alır, Adapte de sorun olmazda 3 yıldan önce uyum sağlaması durumunda yönetim kurul kararı ile bu süre erkene çekilebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Davalılar ve dava dışı şirket ortağı ... arasında düzenlenen ortaklık anlaşmasının 15. maddesinde şirket ortakları için öngörülen pay devir yasağının mevcut ortaklara yönelik olmadığı, şirket ortağı olmayan 3. kişilere pay devrinin yapılması halinde devredilen bu payın %15'ninin şirkete cezai şart olarak ödeneceği taraflarca kararlaştırılmıştır. Zira 15. maddenin içeriğinde şirket hissesinin bir başkasına devredilemeyeceği denildikten sonra hissesini devredecek ortağın mevcut ortaklara satış teklifini sunacağı, ortaklardan biri almaz ise başkasına satamayacağı, satması halinde şirkete %15 ceza ödeyeceği öngörülmekle şirket ortaklarından birinin payını bir başka şirket ortağına satması halinde ceza koşulu ile karşı karşıya kalmayacağı açıktır. Bu oluşa göre, dava dışı şirket ortağı ... tarafından, diğer şirket ortakları davalıların davacı şirketteki paylarını 2017 tarihinde ihtirazi kayıtsız devir alarak TTK 338/2 maddesi kapsamında tek pay sahipli anonim şirkete dönüştükten sonra şirketin kurucu ortaklarının diğer kurucu ortağa paylarını devretmeleri nedeniyle ortaklık anlaşmasının 15. maddesinin ihlal edildiği iddiası ile şirketin cezai şart talebinde bulunamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığından kanıtlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (Aşamalarda Yargıtay incelemesinden geçmiş olan iş bu davada, 23.10.2025 tarihli hüküm fıkrasında zuhulen istinaf başvuru yolunun açık olduğu belirtilmiş olmakla; gerekçeli kararın hüküm fıkrasının kısa kararla aynı olması gerekmekte ise de kararda istinaf başvuru yolunun açık olduğunun belirtilmesinin karara karşı HMK 373/4 maddesi uyarınca Yargıtay nezdinde temyiz yoluna gidilmesine engel teşkil etmeyeceği hususu da gözetilerek kararın tebliği ile kesinleşmesi sürecinde temyiz kanun yolu esas alınmak üzere HMK 304 maddesi kapsamında kanun yolu tashih edilmiştir.) HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 683,10 TL ve 232.132,42 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 232.200,12 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden 416.544,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden 416.544,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 6-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden 416.544,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 7-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden 416.544,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı ... tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 10-Davalı ... tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 11-Davalı ... tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 12-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı ..., ... ve ... vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
23/10/2025
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih: 17.11.2025
Başkan ....
Üye ....
Üye ....
Katip ....