İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1491 E. 2026/566 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1491
Karar No
2026/566
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/1491 Esas KARAR NO :2026/566

DAVA:Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli) DAVA TARİHİ:23/07/2026 KARAR TARİHİ:29/07/2026

Mahkememizde görülen Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Tarafların, ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin hissedarları olduğunu, işbu şirketin hakim hissedarı ve müdürü ... TC.no.lu ... ... 17.04.2026 tarihinde vefat ettiğini, işbu şirketin hisseleri müvekkili (eş) ve davalı olarak gösterilen (çocukları) ile diğer davalılara kaldığını, işbu şirketin hukuki işlerinin ve faaliyetine devamı için genel kurulun toplanmasına ihtiyaç olduğunu, ancak yasal durum, ölen müdürün yerine yeni müdürün seçilmesi için genel kurul çağrı izninin alınmasını gerektirmekte olduğunu beyanla: Davanın kabulü ile ... vergi no.lu ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin müdürünün ölümü nedeniyle, hissedar eş, davacı ...'na genel kurul toplama çağrı izni yetkisi verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; 6102 Sayılı TTK'nın 410 ve devamı uyarınca genel kurulu toplantıya çağrı izin istemine ilişkin olduğu görülmüştür. Toplantıya çağrı izni istenen şirketin sicil kaydının incelenmesinde; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı, ... adresinde sicilde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Toplantıya çağrı izni istenen şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6100 sayılı HMK' nın 14/2. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2025 Tarih ve 2024/11-393 E. - 2025/848 K. Sayılı ilamında da belirttiği üzere; sıfat maddi hukuka ilişkin bir kavram olarak “bir şahıs veya şeyin hâli” şeklinde (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu Ankara 2021, s. 977) tanımlanmıştır. Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadıklarıyla ilgili olup, dava konusu subjektif hakka ilişkindir Uygulamada, davada gerçek tarafın belirlenmesine ilişkin taraf sıfatı kavramı, husumet terimiyle de ifade edilmektedir. Belirtmek gerekir ki; sözlük anlamı "hasım olma durumu, düşmanlık" olan husumet terimine HMK'da açıkça yer verilmemiştir. Bununla birlikte husumet kavramı dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın tarafları ise de; mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verebilmesi için bu kişilerin gerçekten o davada davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine; davalı sıfatı ise bir subjektif hakkın kendisinden davalı olarak istenebileceği, o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Uygulamada davacı sıfatı, "aktif husumeti", davalı sıfatı ise "pasif husumeti" karşılayacak şekilde ifade edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsa bile mahkemece resen nazara alınmasıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; limited şirketin ölen müdürünün yerine müdür atanması için genel kurul toplama çağrı izni yetkisi verilmesi talepli olarak açılan iş bu davada, husumetin davalı şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Bu haliyle davacının iş bu talebi yönünden, şirketin yetkilisine karşı pasif husumeti bulunmadığı anlaşılmış ve açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesi dışında, ek beyan dilekçesi ile davaya taraf eklenemeyeceğinden, davacının şirketin davaya davalı olarak dahil edilmesi talebi de mahkememizce uygun görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle REDDİNE, 2-Karar tarihinde alınması gereken karar harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yatırılan ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 5-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE,

Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okundu. 29/07/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1491, K. 2026/566, T. 29.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1491-e-2026-566-k-ad681465b398