İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/199 E. 2026/488 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/199
- Karar No
- 2026/488
- Karar Tarihi
T.C. ......... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ......... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/199 Esas KARAR NO : 2026/488 .................. ..................... ...................... ....................... ....................... .........................
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/01/2020 KARAR TARİHİ : 11/06/2026 KARAR Y. TARİHİ : 19/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili ..............A.Ş. ile (alıcı), davalı ...........A.Ş. (satıcı/üretici) arasında akdedilen 05.10.2018 tarihli sözleşme kapsamında davacı ...........A.Ş.'nin yetkili satıcı olarak bildirdiği ..........Ltd. Şti.'den sözleşmede belirtilen ürünlerin satın alındığını, sözleşme kapsamında müvekkili şirketin hak ettiği %30 satış primini içeren faturanın ..........Ltd. Şti.'ye gönderildiğinde anılı şirket tarafından ...........A.Ş.'ye başvurulması gerektiğinin kendilerine bildirildiğini, faturaların ...........A.Ş. 'ye tebliğ edildiğinde haksız olarak müvekkili şirketin alacağının olmadığı iddiasıyla faturaların iade edildiğini, alacağın tahsili amacıyla davalılar aleyhine ......... 11. İcra Müdürlüğünün 2019/13556 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini beyan ederek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların %20 'den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı ...........A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin nükleer medikal ürünleri üretim ve satışını yapan şirket olup, piyasadaki birçok şirket gibi davacı şirketin de müvekkili şirketten mal almak istediğini ve bu bağlamda taraflar arasında alım satıma dayalı ticari ilişki kurulduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin şartlarının her alım satım için ayrı ayrı belirlendiğini, her satışta davacıya %30 oranında satış primi ödeneceği konusunda genel bir mutabakat yapılmadığını, Ekim 2018'de davacı ile müvekkili şirket arasında sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin davacının müvekkili şirketten talep ettiği sınırlı miktardaki mal için akdedildiğini, sözleşmenin ekinde Ek-1 olarak yer alan mallar ile ilgili olarak Ek-2'de yer alan ihaleler için düzenlendiğini, ancak davacı şirketin sözleşme kapsamında müvekkilinden mal satın almadığını, davacının malları diğer davalı sözleşmeye göre 3.kişi konumundaki ..........Ltd. Şti.'den tedarik ettiğini, dolayısıyla davacının Ek-2'de yer alan ihaleler için müvekkili şirketten doğrudan mal tedariki yapmadığını, sözleşmenin 2/3. maddesi uyarınca diğer davalı ..........Ltd. Şti.'nin yetkili satıcı olarak davacıya bildirilmediğini, ..........Ltd. Şti. İle davacı şirket arasındaki iki taraflı ticari ilişkinin müvekkili ile ilgisinin bulunmadığı, bu nedenle davacının müvekkili şirketten prim alacağının olmadığını beyan ederek, davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı ..........Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının alacak iddiasını diğer davalı ile akdettiği 15.10.2018 tarihli sözleşmeye dayandırdığını, müvekkili şirketin sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşmenin nisbiliği ilkesi uyarınca sözleşmenin tarafı olmayan müvekkili şirket yönünden sözleşmenin bağlayıcı olmayacağını ve müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin 03.03.2017 tarihinden itibaren davacı şirket ile ticari ilişkiye girdiğini ve bu ticari ilişkinin 29.08.2019 tarihine kadar devam ettiğini, ticari ilişkiye diğer davalı ...........A.Ş.'nin dahil olmadığını, müvekkili şirketin satışın tahsilatını kendi adına yaptığını, hiçbir dönemde müvekkili şirketin sattığı ürünlerde %30 prim vereceğini davacıya yazılı ya da sözlü olarak bildirmediğini beyan ederek, davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine ve HMK. 329. maddesi uyarınca müvekkili şirket tarafından vekil sıfatıyla kendilerine ödenecek ücretin tamamının tarafına ödenmesi yönünde hüküm kurulması ve davacı hakkında disiplin para cezası uygulanmasını istemiştir. DELİLLER: Mahkememizin 15/04/2021 tarih, 2020/51 Esas, 2021/262 Karar sayılı kararıyla davalı ....... .. Ltd. Şti yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalı .......... yönünden ispat külfeti üzerinde olan davacının, anılı ispat külfetini yerine getirmediği, yemin deliline dayanan davacı vekiline 15/10/2018 tarihli sözleşmenin 2.3 maddesi uyarınca ............. ... A.Ş.'ye ....... Tıbbi ... Ltd. Şti.'nin yetkili satıcı olduğunun mail, elekronik ortam veyahut farklı bir yolla bildirilip bildirilmediği maddi vakıasına yönelik yemin teklif etme hakkı hatırlatıldığı, davacı vekili yemin teklifini kabul etmesi üzerine 15/04/2021 tarihli celsesinde davalı .......... ... A.Ş.'yi yetkili temsilcisinin sözleşmenin 2.3 maddesi uyarınca davacı ............. ... A.Ş.'ye ....... ... Ltd. Şti.nin yetkili satıcı olduğunu mail, elektronik ortam veyahut başkaca bir suretle bildirilmediğine ilişkin yemin etmesi karşısında ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine ......... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2021/1751 E, 2024/98 K, sayılı ilamıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. ......... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2021/1751 E, 2024/98 K, sayılı ilamında özetle; davacının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirketin ürettiği malların satışı pazarlaması konusunda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, davalının satış sonucu prim alacağını ödemediğini belirterek prim alacağından kaynaklanan faturalara yönelik alacağının tahsili için icra takibin eğirişmiş itiraz üzerine eldeki itirazın iptali davası açıldığı, davacının alacağının varlığını sözleşme kapsamında iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Bu sebeple prim alacağının varlığı taraflar arasındaki ticari uygulama yönünden ticari defter kayıtlarına da dayanmıştır. Davacı yanca dosya kapsamında dayanılan ticari defter kayıtları taraflar arasındaki yazışmalar sözleşme hükümleri üzerinde yeterince durulmamıştır. Mahkemece öncelikle davacı yanın delil listesinde ticari defter kayıtlarına dayanıldığı, ticari davalarda mahkemece ticari defterlerin resen incelenmesine de karar verilebileceği gözetilerek davacı yan ticari kayıtları, davalı kayıtları ile birlikte karşılıklı incelenerek taraflar arasındaki ticari uygulama üzerinde durularak tarafların ticari defter kayıtlarına yönelik karşı beyanları da alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmediği, bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmadan, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği bildirilmiştir. Mahkememizce kaldırma kararı doğrultusunda Mahkememiz heyetince yargılamaya devam edilmiştir.
Davacı davalı .......... Şti. arasında 05.10.2018 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmede, sözleşmede davacının “Alıcı” olduğu, davalı ..........'nın “Satıcı/Üretici” olduğu belirtilmiştir. Davacı vekilinin 04.07.2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı 11.08.2025 havale tarihli dilekçesine ek ....... Tıbbi Hizmetler San. Ve Tic. Ltd. Şti 31.ekim 2...........1 Cari Hesap Mutabakatı ve 05.10.2018 tarihli mutabakat sağlandı ibareli belge örneği ".......... ....... Nükleer Ürünler Medikal San.ve Tic.A.Ş. yetkilisi Sayın ... Ve ............. Sağlık Hizmetleri Üretim Ve Pazarlama A.Ş. vekili ......... ..........:..........) 05.10.2018 tarihinde ve bu tarih itibarıla bir araya gelerek aralarındaki ticari ilişki ve cari hesap konusundan aşağıdaki mutabakatı varmışlardır: 05.10.2018 tarihi itibari ile ............. Sağlık Hizmetleri Üretim Ve Pazarlama A.Ş.'nin .......... ....... Nükleer Ürünler Medikal San.ve Tic.a.ş.'ye toplam 2.598.110,78 TL borcu mevcuttur. ............. Sağlık Hizmetleri Üretim Ve Pazarlama A.Ş. bu borcuna karşılık .......... ....... Nükleer Ürünler Medikal San.ve Tic. A.Ş.'ye ...... Türk Katılım Bankasının 0001610 nolu 20.10.2018 tarihli 143.820,01 TL bedelli, 0001611 nolu 31.10.2018 tarihi 760.939,78 TL bedelli, 0001612 nolu 30.11.2018 tarihli 1.030.766,02 TL bedelli , 0001613 nolu 28.12.2018 tarihli 605.658,97 TL bedelli , 0001614 nolu 28.02.2019 tarihli 56.926,00 TL bedelli 5 adet çek ödeme aracı olarak verilmiştir. Tarafların bu tarih itibari ile belirtilen 2.598.110,78 TL dışında bir alacakları kalmamış olup bu anlaşma birlikte imza altına alınmıştır. 05.10.2018" şeklinde düzenlendiği görülmüştür.
Mübrez fatura örnekleri, Davalı..........Şirketinin davacı ............. ...ştine hitaben ......... 65. Noterliğinin 04.04.2019 tarih 08058 sayılı ihtarnamesi ile "tarafınızca düzenlenmiş olan 29.03.2019 tarihli KMB ........ Numaralı 81.259,20 TL bedelli e- fatura Gelir İdaresi Başkanlığı portal.efatura.gv. Tr. Üzerinden müvekkil şirkete gönderilmiştir. Anılan faturanın "temel fatura senaryosunda 2019/9, 10, 11, ve 12. Haftalara ilişkin bayi satış primi için düzenlendiği ve müvekkile elektronik ortamda gönderilerek bu faturayı reddetme imkanımızın ortadan kaldırılmaya çalışıldığı çok açıktır....faturayı ihtarname ekinde iade ediyoruz." şeklide olduğu ve benzer şekilde Davalı..........Şirketinin cevap dilekçesine ekli davacı ............. ...ştine hitaben ......... 65. Noterliği aracılığı ile 30.04.2019 tarihli faturaya yönelik 03.05.2019 tarih 10194 sayılı, 10.06.2019 tarih 12687 sayılı, 31.05.2019 tarihli faturaya yönelik 10.06.2019 tarih 12687 sayılı, 28.06.2019 tarihli faturaya yönelik 05.07.2019 tarih ve 16270 sayılı ihtarnamelerin ibraz edildiği ayrıca ... 42. Noterliği aracılığı ile 31.07.2019 tarihli faturaya yönelik 05.08.2019 tarih ve 09794 sayılı 29.08.2019 tarihli faturaya yönelik 05.09.2019 tarih 10831 sayılı, 29.11.2019 tarihli faturaya yönelik 09.12.2019 tarih ve 15134 sayılı ihtarnamenin düzenlendiği görülmüştür.
Davacı şirketin davalı.........-........şirketine yönelik düzenlediği ....... 40. Noterliği'nin 22.08.2019 tarih ve 23337 sayılı ihtarnamesi ile "müvekkil şirketin sözleşmeden doğan hakkı olan % 30 satışı primini içeren e- faturalar gönderildiğinde ..........Şti yetkilileri, bu hususta şirketinize başvurmamız gerektiğini, tarafımıza bildirmiştir. Ancak iş bu faturalar tarafınıza tebliğ edildiğinde, faturaları haksız olarak iade edip müvekkil şirkete borcunuzun olmadığını iddia etmiş bulunmaktasınız. Son olarak tarafınızca ... 42. Noterliğinin 05/08/2019 gün ve 9794 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturaya itiraz edilerek iade edildiği belirtilmişse de gerek taraflar arası akdedilen 05/10/2008 tarihli sözleşme, gerek tarafların ticari defter kayıtları, tarafımıza teslimatların gerçekleştiği ve bunların ilgili kamu kuruluşlarına satışının ve tarafınıza ödemesinin gerçekleştiği hususundaki deliller göz önünde bulundurulduğunda tarafınıza gönderilmiş bulunan faturalardan toplamda 945.969,11 TL tutarında alacağımız bulunduğu hususu... iş bu ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 7 (yedi) gün içerisinde gerçekleştirmediğiniz takdirde her türlü hukuki yola başvuracağınızı ihtaren bildiririz." ihtarname düzenlenmiştir. Davalı.........- ....... şirketinin davacı şirkete yönelik düzenlediği ... 42. Noterliğinin 28/08/2019 tarih, 10554 yev. Sayılı cevabi ihtarnamesi ile "....... 40. Noterliği'nin 22.08.2019 tarih ve 23337 sayılı ihtarname ile müvekkil şirkete tebliğ edilmiştir. İhtarnamedeki talep ve iddialarınızı kabul etmiyoruz. Müvekkil şirket ile ............. şirketi arasında hiç bir zaman tek satıcılık sözleşmesi imzalanmamış ve şirketinize kar üzerinden prim verileceği düzenleme altına alınmamıştır. Buna ilişkin olarak taraflar arasında yazılı ve/veya sözlü bir sözleşme olmadığı gibi bu konuda taraflar arasında bir teamül oluşması da söz konusu değildir. Bu sebeple ihtarnamenizdeki bu yöndeki iddialarınız kabul etmediğimizi tarafınıza bildiririz. ....talep edilen bedelin haksız olması sebebi ile ............. şirketi tarafından kesilen faturalara süresi içinde itiraz edilerek faturalar iade edilmiştir..." ihtarname düzenlenmiştir.
......... 6. Genel İcra Dairesi'nin 2023/182589 Esas sayılı (......... 11. İcra Dairesi 2019/13556) dosyasında, aalacaklının davacı ..............A.Ş. Borçluların davalılar..........Şti ve ..........Şti. Olduğu, 10 adet fatura ve işlemiş faiz ile ilgili olarak toplam 1.001,517,11 TL alacağın değişen oranlarda ticari faizi ile takip talebinde bulunulduğu görülmüştür. İcra dosyasına sunulan 18.10.2019 tarihli borca itiraz dilekçesinde: "Müvekkilin alacaklı görülen şirkete ödeme emrinde belirtildiği gibi bir borcunun olmaması sebebi ile borcun tamamına ayrıca fahiş faiz oranına ve istenilen faiz miktarına ve diğer tüm ferilerine de itiraz eder takibin durdurulmasına karar verilmesini," şeklinde itirazda bulunulmuştur. Mahkememizce İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne istinabe yazılarak davacı taraf defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapmak üzere dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup, alınan bilirkişi raporunda; davacı .............’in defter kayıtlarının incelemesinde, .......... ile ticari ilişkinin 05.03.2018 de başladığı, 05.10.2018 e kadar hem satınalma faturaları hem de satış faturaları olmak üzere karşılıklı bir ticaretin bulunduğu, alış ve satış bedellerinin banka üzerinden transferinin yapıldığı ve bu ticaret neticesinde açık hesap bakiyesinin 05.10.2018’de çek giriş ve çıkışıyla sıfırlandığı, diğer bir ifadeyle davacı ..............şti ile davalı şirketin açık hesap bakiyelerinin sıfır(0) olduğu, 5 Mart 2018’den sözleşmenin imza edildiği 05.10.2018 tarihine kadar olan 7 aylık dönemde davacı .............’in, davalı ..........’ya kestiği faturaların içeriğinin ciro primi faturası olduğu, sözleşme tarihinden sonraki dönemde bahse konu ürünlerin bahse konu adetlerde bayi kanalı ile müşteriye satılmasına ilişkin olarak, üretici davalı .......... tarafından davalı .......’e ödenmiş bir prim bedelinin dosyada görülmediği, ciro primi ödediğine ilişkin herhangi bir ibareye rastlanmadığını, buradan hareketle üretici davalı ..........’nın bahse konu ürün ve adetler için herhangi bir şirkete prim ödemesi yapmadığı, bayi veya distribütörlerin üretici firmanın malını ciro primi beklentisi ile satacağı ticaretin olağan yapısı olduğu, ciro primi olmadan satıcı bir firmanın, üretici bir firma malını emek zaman ve para harcayarak piyasaya satmasının mantıksız olduğu, kaldı ki evvelce bu ürünlere davalı tarafından ciro primi de ödendiği, iş bu sebeple, ilgili 1 yıllık dönemde tarafların da mutabık kaldığı üzere, üretici şirket olan davalı .......... ürünlerinin davalı ....... aracılığı ile davacı .............’e satıldığı bilindiğinden gerek sözleşme gerekse ticari teamül gereği üretici davalı..........ın ciro primi ödemesi gerektiğinden dolayı, dava konusu faturaların üretici davalı firmanın ciro prim borçları olduğu izahtan veraset olduğu, davacı .............’in yasal defterini süresinde beyan ettiği, bu defterlerin kendi lehine delil teşkil edeceği, davaya konu edilen faturaların davacı şirketin yasal defterlerine kaydedilmiş olduğu, üretici davalı ..........’nın sözleşme sonrasındaki 1 yıllık dönem içindeki bahse konu ürün ve adetler için ciro primi ödemesi gerektiği, icra takip tarihi 14.10.2019 itibari ile 6 nolu faturaların vadesi henüz gelmemiş olması sebebiyle iki faturanın takibe konu edilemeyeceği, buna göre takibe konu alacak rakamının 902.650,3 TL. olacağı, takip tarihi ile hesaplanan faizin 85.485,46 TL ‘ye baliğ olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce tüm dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak üzere dosya Nitelikli Hesap Uzmanı ve Mali Müşavirden oluşan bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş olup, alınan bilirkişi raporunda; davalı ..........-....... Nükleer Ürünler Medikal San. Ve Tic. A.Ş.'nin ticari defterlerini incelemesine sunmadığı gibi defterlerin yerini de bildirmediği veya Mahkemeye de ibraz etmediği, bu nedenle davalı .......... ... Şti.'ne ait ticari defterler ve kayıtlar üzerinde herhangi bir inceleme ve tespit yapılamadığı, bu hususta HMK'nun 220.maddesi uyarınca takdir ve değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu davacının davalı .......... ile ....... arasında yetkili satıcılık ilişkisi olduğu yönünde delillerini dosyaya sunması halinde .......'in de defterlerinin incelenmesi gerekeceği, Yine 05.10.2018 tarihli sözleşmenin EK-2 cetvelinde yer alan satışların ve satış bedellerinin de dosyaya kazandırılması, gerekirse ilgili kurumlardan sorulması, davacının takip konusu yaptığı faturalardaki hesaplamalarını denetime elverişli şekilde dosyaya sunması, hangi ihale kapsamında hangi kuruma hangi birim fiyattan ne ürün sattığını ve bu satışlara karşılık ne kadar prim hesapladığını ve bunları ne şekilde faturaya bağladığını denetime elverişli ve mukayeseli şekilde açıklayarak bunlara ilişkin belgelerini de dosyaya sunması gerekeceği, dosyadaki mevcut delillerin, davacının faturalara konu ettiği prim tutarlarının denetlenip hesaplanabilmesi için yeterli olmadığı, ancak hesaplamaya geçilebilmesi için davacının öncelikle ürünleri ya direkt davalı ..........'dan ya da ..........'nın yetkili satıcısından aldığını ispatlaması gerektiği, dosyada bu hususun ispatına dair bir delil tespit edilemediği gibi istinaf kararında işaret edilen davalı ..........'nın defter incelemesinin de yapılamadığı bildirilmiştir. Taraf itirazları üzerine alınan bilirkişi ek raporunda; ek rapor aşamasında sunulan belgelere göre yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, davacının 15.10.2019 icra takip tarihi itibariyle icra takibinde davalıdan talep edebileceği alacağın terditli olarak hesaplandığı, Zira, davacının icra takibinde faturalar için vade tarihlerinden itibaren faiz talep ettiği ve faturaların sağ üst köşelerinde de vade tarihleri yazılı olduğu ve bu faturalara davalı tarafça itiraz edilmediği ve faturaların iade edilmediği, ancak taraflar arasındaki sözleşmede "alıcı kârı" olarak tarif edilen ve huzurdaki davaya konu edilen alacak için bir ödeme vadesi düzenlenmediği, sadece alıcı kârına matrah teşkil eden satışlar için 150 günlük çekle ödemeden bahsedildiği, ancak alıcı kârı için bir ödeme tarihi (vade) düzenlendiği tespit edilemediği, TBK'nun 117.maddesi uyarınca muaccel borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. Taraflar arasında bir vade kararlaştırılmadığı takdirde, borçlu, alacaklının ihtarıyla mütemerrit hale geleceği, dosyada davacı tarafından davalıya gönderilmiş bir temerrüt ihtarnamesi tespit edilemediği için 1.seçenekte takip tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş olan faturaların ayrıştırılacağı, takipten önce temerrüt tespit edilemediği için takip tarihine kadar işlemiş faiz hesaplanmayacağı, ancak davacı tarafından düzenlenen ve davalının itiraz ve iade etmediği faturaların tamamında sağ üst köşede vade tarihleri yazılı olduğundan, Mahkemece itiraza uğramadığı için bu vade tarihlerinin davalı tarafça benimsendiği görüşüne varılması halinde ise 2. seçenekte vade tarihlerinden takip tarihlerine kadar faiz hesaplanacağını, yine bu halde sadece takipten önce vadesi gelmiş olan faturaların icra takibine esas alınacağı, takip tarihi itibariyle düzenlenme tarihlerine göre muaccel hale gelmiş olan faturalara dayalı olarak takipten önce temerrüt tespit edilemediği için faizsiz olarak yapılan hesaplamanın sonucuna göre 945.969,11 TL asıl alacak olduğu, davacı tarafından düzenlenen ve davalının itiraz ve iade etmediği faturaların tamamında sağ üst köşede vade tarihleri yazılı olduğundan, Mahkemece itiraza uğramadığı için bu vade tarihlerinin davalı tarafça benimsendiği görüşüne varılması halinde faturaların üzerinde yazılı vade tarihlerine göre icra takip tarihi itibariyle vadesi gelmiş olan faturalarla sınırlı olarak yapılan hesaplama sonucunda 902.650,31 TL asıl alacak ve 85.003,22 TL işlemiş faiz olmak üzere 987.653,53 TL olduğu bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, prim alacağının tahsili amacıyla davacı tarafından düzenlenen faturalara istinaden girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ifa etmeme sonucu meydana gelir. 6100 sayılı HMK’nın 204. maddesinde: “(1) İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar. (2) İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. (3) Mahkeme, yukarıdaki belgelerden biri hakkında şüphe uyandıran bir hâl görürse, ilgili daireden açıklama isteyebilir.” ifadesine yer verilmiştir.
HMK’nın 219/1. maddesi gereğince taraflar, ileri sürdükleri vakıaların ispatına ilişkin sadece kendi ellerindeki belgeleri ibrazı yanında karşı tarafça delil olarak dayanılan belgeleri de ibraz yükümlülüğü altındadırlar. Anılan düzenleme ile ispat yükü üzerinde olmayan tarafın da belirli koşullarda belge ibrazı ile yükümlülük altına alınarak davanın aydınlatılmasına katkıda bulunması sağlanmakta, bu suretle gerçeğe ve hakkaniyete uygun karar tesisine imkân tanınmaktadır. Tarafların mahkemeye ibraz ile yükümlü oldukları belgeler, ileri sürülen hususların ispatı ile ilgili olanlardan ibaret olup bunun belirlenmesi ise HMK’nın 194. maddesi çerçevesinde taraflarca gerçekleştirilecek somutlaştırma faaliyeti ile mümkündür. Bu doğrultuda taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. Anılan yükümlülüğün ifası ile belgenin içerik ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunarak ispat konusu vakıaya ilişkin olarak ibrazı istenen belgenin gerekli olup olmadığı yahut belgedeki hangi kısımların gerekli olduğu belirlenebilecektir. Bu sayede ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili olmayan belgelerin gereksiz yere ibrazı önlenebileceği gibi HMK’nın 219/2. maddesi gereğince devamlı kullanılan ve içeriği bölünebilen belgelerin tamamı yerine sadece ispat konusu vakıa ile ilgili kısımları belirlenerek tarafların mahkemeye belge ibraz yükümlülüklerinin sınırları tespit edilebilecektir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş; Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C II, İstanbul 2017, sayfa 1814, 1815).
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 64/1. maddesinde ise: her tacirin, ticarî defterleri tutmak ve defterlerinde, ticarî işlemleriyle ticarî işletmesinin iktisadi ve malî durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiştir (YHGK 27/01/2022 tarih, E. 2019/11-172, K. 2022/69 ). Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar (HMK m. 222/4). HMK'nın 222/5. maddesi uyarınca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır. Kural olarak hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/15-425 E., 2021/440 K.; 29.04.2021 tarihli ve 2017/15-3098 Esas, 2021/546 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/01/2022 tarih, 2019/11-172 Esas, 2022/69 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/10/2022 tarih, 2019/23 (6)-852 Esas, 2022/1226 Karar sayılı kararları),
Davacı davalı .......... Şti. arasında 05.10.2018 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmede, sözleşmede davacının “Alıcı” olduğu, davalı ..........'nın “Satıcı/Üretici” olduğu, Sözleşmenin "Konu" başlıklı maddesinde "sözleşmenin ekinde Ek-İ olarak belirtilen ürünlerin davacıya satışı, pazarlanması, siparişi, teslimi, sevkıyatı ve ödeme koşullarına ilişkin olduğu", Sözleşmenin Kapsam başlıklı maddesinde, "Bu sözleşme, sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle alcının (davacının) kamu ihalelerinden kaynaklanan ve Ek-2 numaralı İhale Süreç Takip Tablosunda bildirilen taahhütlerini kapsamaktadır, Üretici anılan listede yer alan taahhütler kapsamında ürünleri üretip alıcıya satmakla yükümlüdür. Sözleşme bu taahhütlerle sınırlıdır. Ancak Ek-2 numaralı İhale Süreç Takip Tablosunda yer alan sözleşmeler nedeniyle idare tarafından yapılan ve alıcıya bildirilen talep artışları da bu sözleşme kapsamında olup, ürün fiyatları bu süreç takip tablosundaki ile aynıdır. Sözleşmenin düzenleme tarihinden önce ve sonra alıcı tarafından özel hastane ve sağlık kuruluşları ile vakıf ve üniversite hastanelerine, görüntüleme merkezlerine veya belirlenmiş noktalara EK-1 de belirtilen ürünlerin temin yükümlülüğü sözleşme kapsamı dışındadır...." belirtilmiştir.
Sözleşmenin "Satış, Ödeme Koşulları ve Fiyatlar" başlıklı 2. maddesinde: 1- Satıcı alıcı tarafından yürütülen ve Ek 2 İhale Süreç Takip Tablosunda gösterilen kamu ihalelerinde belirlenmiş fiyatlardan alıcıya ürünlerini satacaktır. İhale sonucu alınan iş ifa ya da başka bir sebeple sona erinceye kadar satıcı, bu bedelle ürünleri üretip alacıya teslim edecektir. Alıcı (davacı), kamu kurumuyla yapmış olduğu sözleşmede belirlenen birim fiyatların % 30'unu alıcı kârı olarak kendisine alacaktır. 2- Sipariş edilen ürünün sevkiyatının yapıldığı ayın son gününü takip eden ayın ilk 5 (beş) günü içerisinde taraflar arasında mutabakat yapılacak ve alıcı (davacı) tarafından mutabakattan itibaren vade tarihi 150 GÜN SONRA OLAN ÇEKLE BEDELİ ÖDENECEKTİR. Üretici sevkıyatı gerçekleştirilen ürünler için teslimatın ertesi işgünü tarihli alıcı adına fatura kesecektir. Alıcının satıcıya ödeme için çek vermemesi, ya da herhangi bir yolla ödeme yapmaktan kaçınması halinde satıcı, alıcıya ürün vermekten kaçınabilir. Bu durum alıcıya sözleşmeyi haklı olarak fesih hakkı vermek ve alıcı, bu sebepten dolayı menfi ve müspet zarar talebinde bulunamaz.3- Satıcı (davalı Kamprusep....şti) yetkili satıcı vasıtasıyla da alıcıya satış ve ürün teslimi yapabilir. Yetkili satıcının kim olduğu alıcıya mail ya da başka bir elektronik yöntemler bildirilecektir. Ürünlerin faturası da satıcı tarafından bizzat alıcıya kesilebileceği gibi, satıcının talimatıyla yetkili satıcıya, yetkili satıcı tarafından da alıcıya fatura kesilebilir. Yine alıcı tarafından çek ya da nakit ödemeleri bizzat üreiticiye ya da satıcının talimatıyla yetkili satıcıya yapılabilir. Yetkili satıcıya yapılan ödeme de üreticiye yapılmış sayılır. ..."
Sözleşmede İdarece alıcıya bildirilecek talep artışlarının da bu sözleşme kapsamında olduğu, satıcının alıcı tarafından yürütülen ve Ek-2 İhale Süreç Takip Tablosunda gösterilen kamu ihalelerinde belirlenmiş fiyatlardan alıcıya ürünlerini satacağı, ihale sonucu alınan iş ifa ya da başka sebeple sona erinceye kadar satıcının bu bedelle ürünleri üretip alıcıya teslim edeceği, alıcının kamu kurumlarıyla yapmış olduğu sözleşmede belirlenen birim fiyatların % 30'unu alıcı kârı olarak kendisine alacağı, satıcının tek satıcı vasıtasıyla da alıcıya satış ve ürün teslimi yapabileceği, yetkili satıcının kim olduğunun alıcıya mail ya da başka bir elektronik yöntemle bildirileceği, ürünlerin faturasının da satıcı tarafından bizzat alıcıya kesilebileceği gibi satıcının talimatıyla yetkili satıcıya, yetkili satıcı tarafından da alıcıya fatura kesilebileceği, yetkili satıcıya yapılan ödemelerin üreticiye yapılmış sayılacağı hususlarının düzenlendiği görülmüştür. Yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma, 05/10/2008 tarihli sözleşme, mübrez ticari defterler, kayıtlar, ihtarnameler, Mahkememizin 15/04/2021 tarih, 2020/51 Esas, 2021/262 Karar sayılı kararı, ......... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2021/1751 E, 2024/98 K, sayılı ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamında göre davalı ....... ... Ltd. Şti. yönünden; Mahkememizin 15/04/2021 tarih ve 2020/51 Esas, 2021/262 Karar sayılı kararı ile davanın feragat nedeni ile reddine karar verildiği ve kararın istinaf edilmemesi nedeni ile bu davalı yönünden, kararın kesinleştiği anlaşılmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Somut olayda; davacının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirketin ürettiği malların satışı pazarlaması konusunda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, davalının satış sonucu prim alacağını ödemediğini belirterek prim alacağından kaynaklanan faturalara yönelik alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itiraz üzerine iş bu itirazın iptali davası açıldığı, davalı......... şirketinin ticari defterlerinin bilirkişi incelemesine sunulmadığı ve incelenemediği davacı ..............ştinin defter kayıtlarının incelemesinde, davalı ...........şti ile ticari ilişkinin 05.03.2018 de başladığı, 05.10.2018 e kadar gerek satın alma faturaları gerekse satış faturaları olmak üzere aralarında karşılıklı bir ticaret bulunduğu gibi alış ve satış bedellerinin banka üzerinden transferinin yapıldığı ve bu ticaret neticesinde açık hesap bakiyesinin 05.10.2018’de çek giriş ve çıkışıyla davacı ..............şti ile davalı..........şirketinin açık hesap bakiyelerinin sıfır(0) olduğu, 05.03. 2018’den sözleşmenin imza edildiği 05.10.2018 tarihine kadar olan 7 aylık dönemde davacı .............’in, davalı ..........’ya kestiği faturaların içeriğinin ciro primi faturası olduğu, sözleşme tarihinden sonraki dönemde bahse konu ürünlerin bahse konu adetlerde bayi kanalı ile müşteriye satılmasına ilişkin olarak, üretici davalı .......... tarafından davalı .......’e ödenmiş bir prim bedelinin dosyada görülmediği, ciro primi ödediğine ilişkin herhangi bir ibareye rastlanmadığı, bu durumda üretici davalı ..........’nın bahse konu ürün ve adetler için herhangi bir şirkete prim ödemesi yapmadığı,davacının, davalı üretici ..........’dan 6.100.486,24 TL tutarında malzeme alımı nedeniyle mal alım faturalarını davacı defterine borç olarak kaydettiği, buna karşılık ise .............’in 1.459.124,93 TL tutarında davalı adına ciro primi faturası kestiği, kesilen ciro prim tutarının mal alış miktarına bölündüğünde prim oranın %23,92’ye tekabül ettiği Sözleşme tarihinden 29.11.2019’a kadar olan dönemde davalı taraftan davacı tarafa herhangi bir fatura kesilmediği, davacının ise davalıya ciro prim faturaları kestiği, faturaları ticari defter kayıtlarına aldığı ve bu faturalara ilişkin tahsilat girişi olmadığının tespit edildiği, icra takibine dayanak faturalar incelendiğinde ise tamamının haftalık bazda hesaplanmış olup “bayi satış primi”ne ilişkin olduğu taraflar arasındaki sözleşmede açıkça prim adı altında herhangi bir düzenlemeye ve satış primi düzenlemesi içeren başka bir yazılı anlaşmaya rastlanmamakla birlikte Sözleşmenin 3.2.maddesindeki “alıcı, kamu kurumlarıyla yapmış olduğu sözleşmede belirlenen birim fiyatların % 30'unu alıcı kârı olarak kendisine alacaktır” ifadesi taraflar arasında akdolunan bir prim düzenlemesi olarak mahkememizce değerlendirilmiş; 05.10.2018 tarihli Cari Hesap Mutabakat Tutanağı, bizzat taraflarca (davacı ve davalı..........şti) imzalanmış olup 05.10.2018 tarihi itibarıyla davacının davalı ..........'ya cari hesaptan 2.598.110,78 TL borçlu olduğu, Mutabakatta yer alan "Tarafların bu tarih itibari ile belirtilen 2.598.110,78 TL dışında birbirlerinden başkaca hak ve alacakları kalmamış olup..." ifadesinin, 05.10.2018 tarihi itibarıyla mal alım bedelinin mahsubu hususundaki mutabakata ilişkin olup 05/10/2018 tarihine kadar olan satışları kapsadığı; satış primi alacağını kapsamadığı, prim faturalarının ise 30.11.2018 tarihinden itibaren düzenlenmeye başlandığı, .............'in borç karşılığında verdiği 5 adet çekin vade ve tutarları incelendiğinde Çek No Vade Tarihi Tutar (TL) Dönemsel Karşılığı 0001610 20.10.2018 143.820,01 Ekim 2018 – ön ödeme 0001611 31.10.2018 760.939,78 Ekim 2018 mal alım bedeli 0001612 30.11.2018 1.030.766,02 Kasım 2018 mal alım bedeli 0001613 28.12.2018 605.658,97 Aralık 2018 mal alım bedeli 0001614 28.02.2019 56.926,00 Şubat 2019 olup toplam 2.598.110,78 TL olmakla kapanış ödemesi olduğunun anlaşıldığı bu durumda çek tutarlarının da Sözleşme dönemindeki haftalık satış ve teslimat programıyla da örtüştüğü, GİB'in e-fatura sistemi üzerinden düzenlenen ve icra takibine konu olan 10 adet faturanın tamamında "bayi satış primi" açıklamalarının yer aldığı, faturaların haftalık bazda düzenlendiği, prime konu edilmiş ürün satışlarının davalı ....... tarafından davacı .............'e yapıldığı, 05.10.2018 tarihli cari hesap mutabakat tutanağında .............'in.........'ya 2.598.110,18 TL borcu olduğu ve 5 adet çekle ödeneceği kayıt altına alındığı çek vadelerinin mal teslimat dönemleri ile örtüşmesi sonucu davacı ile davalı......... arasında mal satışı bulunduğu, üretici davalı......... şirketi ürünlerinin davalı ....... veya davacı ............. tarafından davalı.........'dan alındığı, davacı ile davalı..........şti arasında mal satışı bulunduğu ve ürünlerin satış primine tabi olduğu, Sözleşmenin 2.3. maddesine göre satıcı (davalı...........şti) yetkili satıcı vasıtasıyla da alıcıya satış ve ürün teslimi yapabilir. Yetkili satıcının kim olduğu alıcıya mail ya da başka bir elektronik yöntemler bildirilecektir hükmü gereğince primden davalı......... şirketinin sorumlu olduğu, davalı taraf ticari defterleri ibraz etmediği, keza elektronik ortamda düzenlenen dava konusu e-faturaların davalı tarafça elektronik ortamda iade edilmemekle ve faturalara e ortamda itiraz edilmemekle birlikte, Noter aracılığı ile faturalara itiraz ve faturaların iade edildiği anlaşılmakla davacı tarafından düzenlenen faturaların tamamında sağ üst köşede vade tarihleri yazılı olduğundan faiz hesaplamasında bu vade tarihleri esas alınmış;14.10.2019 tarihi itibariyle vadesi gelmemiş olan 2 adet fatura (31.07.2019 tarih 28.771,20 TL fatura ile 28.06.2019 tarih ve 14.547,60 TL fatura) takibe konu edilemeyeceğinden, takip ve dava konusu yapılan bakiye 8 adet fatura yönünden alacak tutarları toplamına göre davalı .......... ... A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulü ile; ......... 11. İcra Müdürlüğünün 2019/13556 Esas sayılı dosyasında 902.650,31 TL asıl alacak 55.548,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 958.198,31 TL alacak üzerinden itirazın kısmen iptali ile takibin devamına, hükmolunan alacağın %20'si oranında olan 191.639,66 TL’nin davalının icra inkar tazminatının davalı Kampusepa,…A.Ş. den tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı kısmen de olsa haklı olduğundan ve kötü niyeti tespit edilemediğinden davalının kötü niyet tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığı anlaşılmakla reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-A) Davalı ....... ... Ltd. Şti. yönünden; Mahkememizin 15/04/2021 tarih ve 2020/51 Esas, 2021/262 Karar sayılı kararı ile davanın FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE karar verildiği ve kararın istinaf edilmemesi nedeni ile bu davalı yönünden, kararın kesinleştiği anlaşılmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına, B) Davalı .......... ... A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulü ile; ......... 11. İcra Müdürlüğünün 2019/13556 Esas sayılı dosyasında 902.650,31 TL asıl alacak 55.548,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 958.198,31 TL alacak üzerinden itirazın kısmen iptali ile takibin devamına, 2-Hükmolunan alacağın %20'si oranında olan 191.639,66 TL’nin davalının icra inkar tazminatının davalı Kampusepa,…A.Ş. den tahsili ile davacıya ödenmesine 3-Davalının kötü niyet tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığından reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 65.454,52-TL harçtan, peşin yatırılan 12.095,82-TL harcın mahsubu ile bakiye 53.358,70-TL harcın davalı .......... ....... Nükleer Ürünler Medikal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 149.729,75-TL vekalet ücretinin davalı .......... ....... Nükleer Ürünler Medikal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davalı .......... ....... Nükleer Ürünler Medikal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 43.318,80-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 7-Davalı ....... ... Ltd. Şti. vekilinin açık beyanı doğrultsunda adı geçen davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, adı geçen davalı tarafından yapılan yargılama gideri talepleri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı tarafından yapılan 31.170,00-TL (bilirkişi ücreti, tebligat ve posta gideri olmak üzere) yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 29.821,79 TL yargılama gideri ile davacı tarafından dava açılırken ödenen 12.095,82-TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 41.972,01-TL'nin davalı .......... ....... Nükleer Ürünler Medikal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 10-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00 TL'den red ve kabul oranına göre hesaplanan 1.262,90 TL'nin davalı .......... ....... Nükleer Ürünler Medikal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden 57,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ......... Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/06/2026 Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza