İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/795 E. 2026/440 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/795
- Karar No
- 2026/440
- Karar Tarihi
T.C. ............ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/795 Esas - 2026/440 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ............ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/795 Esas KARAR NO : 2026/440
................. ................... ....................... .......................... ............................ ................................ ................................. DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/11/2023 KARAR TARİHİ : 21/05/2026 KARAR Y. TARİHİ : 10/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin ... Birliği (Bundan sonra kısaca "..." olarak anılacaktır.) tarafından kurulmuş olan ... Vakfı (Bundan sonra kısaca "TEV" olarak anılacaktır.)’nın, vakıf amacını gerçekleştirilmek için TEV’in tek ortaklığında 2018 yılında kurulduğunu, müvekkilinin kurulduğu 2018 yılından itibaren, bu tarih öncesinde ... iktisadi işletmesinin yaptığı ilaç ruhsatlandırması çalışmalarını devraldığını, ... iktisadi işletmesi ve ..........'in toplam 35 adet ilaç ruhsat süreci yürüttüğünü, bu ilaç projelerinin AR-GE çalışmaları ve pilot üretim olmak üzere iki aşamada gerçekleştiğini, AR-GE aşaması olarak adlandırılan ilk aşamanın laboratuvar ortamında yapılan araştırma ve geliştirme çalışmalarını içerdiğini, AR-GE aşamasının sonucunda ilacın üretim için nihai formülasyonunun belirlendiğini, ilaç projelerinin pilot üretim aşamasında, fason üretim tesisleri olan tarafından nihai formülasyona göre numune üretimlerinin yapıldığını, ilaç hammaddelerinin yapısal hassaslıkları nedeniyle sadece Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış ecza deposu veya üretim tesisinde tutulabileceğini, bu malzemelerin saklanması için genel depo olarak ...... ile anlaşma yapıldığını, ... iktisadi işletmesi ve müvekkili şirketin bir AR-GE tesisine, pilot üretim tesisine ve ilaç üretim malzemelerini saklama şartlarına sahip olmadığını, bu sebeplerle AR-GE'nin pilot üretim ve depolama işleri için dışarıdan hizmet aldığını, ilaç projelerinin AR-GE çalışmalarının ...... İlaç Sanayi Anonim Şirketi (Bundan sonra kısaca "......" olarak anılacaktır.) (...... İlaç Sanayi ve Tic Ltd Şti. tür değiştirmiştir.) veya ....... İlaç Araştırma ve Geliştirme A.Ş (Bundan sonra kısaca "......." olarak anılacaktır.) tarafından gerçekleştirildiğini, bu aşamada laboratuvar ortamında araştırma ve geliştirme çalışmaları yapılarak ilacın nihai formülasyonunun elde edildiğini, tarafların bu süreçteki hak ve yükümlülüklerinin yazılı sözleşmeler ile belirlendiğini, bu kapsamda yapılan tüm denemelerin maliyeti, kullanılan tüm etken ve yardımcı maddeler, diğer analiz ve kontrol malzemeleri, tüm analitik ihtiyaçlar davalı şirket ve dava dışı üçüncü kişi ....... tarafından üstlenildiğini, işbu davanın konusunun da davalı tarafından ..........'e faturalandırılıp teslim edilmeyen, fahiş fiyatla satılan, kullanılmayacak olup satılan malzemeler nedeniyle verilen zararların oluşturduğunu, müvekkili şirketin deposunda üretim tesisi bulunmamakla birlikte ilaç üretimi için gereken malzemelerin tedarikinin sağlanması hususunda gerekli altyapısı ve personeli olduğunu, nitekim davalı tarafından satılanlar dışında ilaç üretim süreçlerinde gereken malzemelerin tedarikinin sağlanması işlerini kendi bünyesinde yürüttüğünü, kaldı ki davaya konu ham madde alımlarının hiç birinin yazılı bir sözleşmeye dayanmadığını, ayrıca bu ilişkilere dair ... iktisadi işletmesi ve .......... organlarınca alınmış bir karar veya anılan şirketlere yönelmiş yazılı bir talebin de bulunmadığını, esasen hiç de ihtiyaç olmamasına rağmen ......'den etken malzeme tedarikinin sağlandığını, bu tedarik sürecinde ise ........., .........'ın ...... üzerinden ve ..........'in yöneticileri olan .......... ve.......... ile birlikte organize bir şekilde ..........'i zarara uğrattığını, ilaç formülasyonlarında yer almayan malzemeler veya pilot üretim için gerekenden fazla miktarda malzeme faturalandırıldığını, ...... tarafından aracılık edilen malzemelerin pilot üretim sürecinde kullanılacak maddeler olduğunu, bu nedenle ya üretim tesisine ya da depoya tesliminin gerektiğini, oysa faturasının ..........’e düzenlendiğini, malların faturaya bulunmaksızın, fatura adresinden başka yere taşındığı sevk irsaliyesinin mutlaka düzenlenmesi gerektiğini, sevk irsaliyesinin bulunmamasının da faturalandırılan malların üretim tesisine veya depoya tesliminin yapılmamış olmasına delalet edeceğini, nitekim bu durumun üretim tesislerinden istenen malzeme bilgisi ve ...... depoda yapılan envanter sayımında da teyit edildiğini, nitekim teslim edilmeyen bu malzemeler için, ..........’e tedarikçi firmalara ait herhangi bir fatura da verilmediğini, ayrıca bunlara ait bir sevk irsaliyesi, teslim tutanağı olmadığı gibi gümrüklerden geçişlerine ilişkin bir bilgi veya belge de sunulmadığını, oysa ...... tarafından gümrük masrafları için ..........’e 1 fatura düzenlendiğini, formülasyona uymayan söz konusu etken veya yardımcı maddenin, standart, reaktif maddenin ve kolonun, .......... tarafından alınması veya temin edilmesi gerekmeyen solvent, reaktif maddeler ve cihazın alınması, faturalandırılması ve ödenmesi ilaç üretim tekniğine, hayatın olağan akışına, iktisadi ve ticari icaplara aykırı olduğunu, söz konusu durumların, ilaç üretiminde yer almayan gereksiz maddelerin fatura edildiğini ve bunların da üretim tesisine veya depoya da fiilen teslim edilmediğini gösterdiğini, gereksiz veya fazla miktarlarda satılan ürünlerin ilgili olduğu bu ilaçların AR-GE aşaması ...... tarafından gerçekleştiğinden ......’in hangi ilaç için hangi malzemenin hangi miktarda kullanıldığını bildiği de dikkate alındığında, bu malzemelerin fatura edilip bedellerinin tahsil edildiği ama teslim edilmediğinin anlaşıldığını, malzemelerin fahiş fiyatla faturalandırıldığını, malzeme alımları olmasına rağmen hizmet faturasının düzenlendiğini, ...... tarafından ..........’e kesilen faturaların hizmet bedeli olarak düzenlendiğini, ancak bu faturaların eki olan dökümlerde, pilot üretim adına Merkez İlaç'a teslim edilmek üzere alınan malzeme listeleri, miktarları, fiyatları, hangi proje için alındığının ifade edilmediğini, bu süreçlerde .......... Genel Müdürü .......... ve Genel Müdür Yardımcısı..........'un alımlar ve ödemelerle ilgili yetkili kişiler olduğunu, ......'in ortağı olan .........'in ise tüm alım süreçlerini yönettiğini, pilot üretimler için gerekli malzemeleri ve gerekli miktarlarını bildiğini, zira bu ilaçların AR-GE aşaması ...... tarafından gerçekleştiğinden .........’in hangi ilaç için hangi malzemenin hangi miktarda kullanılacağını, gerekmeyen malzemelerin veya gerekenden fazla miktarın satıldığını, bunların piyasa rayicinin çok üstünde faturalandırıldığını, mal temini yerine hizmet faturası düzenlendiğini bilmemesinin hayatın ve ticaretin olağan akışında açıklanamayacağını, satış sözleşmelerinde malın teslim edildiğinin, teslim makbuzu, sevk irsaliyesi, irsaliyeli fatura ile ispat edileceğini, davalı şirket ...... tarafından ilaç formülasyonlarında hiç yer almayan etken ve yardımcı maddelerin alımı için faturalar düzenlendiğini, ayrıca formülasyonda olan etken ve yardımcı maddelerden ise fazla miktarda alımlar yaptığını, formülasyonda hiç yer almayan maddelerin müvekkil şirkete fatura edildiğini, müvekkili şirket tarafından bu faturaların bu etken ve yardımcı maddelerin formülasyonda olduğu düşünlerek ödendiğini, öte yandan bu malzemeler için gümrük faturasının da düzenlendiğini, ancak gümrük işlemlerinin gerçekleştiğine dair hiçbir delilin sunulmadığını, dolayısıyla kesilen faturalar nedeniyle teslim edilmeyen mallar ve yapılmayan hizmetler nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, davalı olan üç kişinin hileli yollara başvurarak, müvekkili şirketten akde aykırı, haksız ve hukuka aykırı şekilde para çıkardığını, bu durumun da hukuki sorumluluklarını gerektirdiğini, müvekkili şirketin davalıların kusurundan dolayı zarara uğradığını, davalı .......... ve davalı..........'un şirketi zarara uğratacak tüm bu işlemleri bilinçli yaptığını, başka bir ifade ile şirketin uğradığı bu zarara davalıların kusuru ve bilgisi dahilinde uğradığını beyan ederek; fazlaya ilişkin dava, ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla davalarının kabulü ile müvekkili şirketin uğramış olduğu 4.000-Euro tutarındaki zararın, ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4.a maddesi uyarınca belirlenen oranlar üzerinden işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve tarafımıza ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı Hamit Tamer Şenkal vekili cevap dilekçesi ile özetle; usule ilişkin itirazları olarak; davacı tarafından davanın süresinde açılmadığından zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkilinin sahibi olduğu .......... şirketi arasında yapılan bir kısım ticari faaliyetler kapsamında davacı tarafça teslim edilmeyen veya yersiz gönderilen ürünler olduğunu, şirketin zarara uğradığını, bu kapsamda davacıların şirkete zarar verdikleri ve kusurları oranında tazminini talep ve dava ettiğini, bu yönüyle işbu davanın haksız fiile dayalı tazminat davası niteliğinde olduğunu, TBK 72 maddesine göre 2 yıl içerisinde bu davanın açılması gerektiğini, davacının müvekkiline yönelik ............ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/41892 sayılı soruşturma dosyası üzerinden açılan şikayet dilekçesini 25.02.2021 tarihinde sunduğunu, davacının suç duyurusu dilekçesinin savcılığa sunulma tarihi dahi öğrenme tarihi kabul edildiği takdirde aradan geçen 2 yıl 9 aylık zaman süreci göz önüne alındığında haksız fiile dayalı tazminat talebi için zamanaşımının gerçekleştiğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, dava dilekçesinde borcun kaynağı olarak haksız fiile dayanıldığını, aksi halde sözleşme ilişkisi kapsamında değerlendirilecekse müvekkili şirket ortağı yönünden davanın husumetten reddinin gerektiğini, uyuşmazlık konusu haksız fiil iddiasına ilişkin olup görevli mahkemenin ............ Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın husumet yönünden de reddinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak; davacının kendilerine verilmesi gereken malın eksik ve yüksek fiyattan satıldığı iddialarına yer verildiğini, konuya ilişkin cevaplarının bu minvalde sınırlı olacağını, davacının diğer tüm iddialarının ise şirket içi iddialara dönük olup taraflarınca bu konuda bilgileri olmadığından cevap verilmeyeceğini, müvekkilinin davacının iddialarının olduğu dönemde ...... İlaç Sanayi Anonim Şirketi'nin yüzde elli ortağı ve hissedarı konumunda olduğunu, davacının taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olması nedeniyle bu iddialarının kabulünün bulunmadığını, davacının müvekkilinin piyasa fiyatının çok üzerinde bir fiyattan kendilerine ürün sattığını iddia etmiş olsa da bu durumun ekonomik bir temelinin bulunmadığını, davacının ürünün piyasa fiyatının çok üzerinde satıldığı iddiasını kabul etmemekle birlikte bir an için yapılan hesaplamanın doğru olduğu kabul edilse dahi davacının bu iddiasının müvekkiline kusur olarak izafe edilmesinin de mümkün görünmediğini, basiretli tacir gibi davranma yükü altında olan davacının kendi kusuru ile neden olduğu zararın tazminini müvekkiline yöneltemeyeceğini, ilaç üretiminde kullanılacak bir malın fiyatının çeşitli nedenlerle düşebileceğini, bu nedenle davacının bu iddiasının yer ve zaman koşullarının farklı olması nedeniyle nazara alınacak bir yönünün bulunmadığını, davacının bir diğer iddiasının ise müvekkilinin diğer davalılar ile birlikte hile yoluyla davacı şirketi zarara uğrattığı iddiası olduğunu, davacının bu iddiasına konu olay ve eylemlere ilişkin olarak 25.02.2021 tarihli şikayet dilekçesi ile ............ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/41892 soruşturma numarası ile şikayette bulunarak benzer iddiaları burada da ileri sürdüğünü ve müvekkili hakkında nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin kamu davası açılmasının talep edildiğini, ............ Başsavcılığı'nın 27/12/2022 tarih, 2021/41892 soruşturma 2022/196745 Karar numaralı KYOK kararı ile müvekkilinin bu suçu işlemediğinin ortaya kesin bir biçimde konulduğunu, netice itibarıyla dolandırıcılık suçunun hile unsurunun varlığına bağlı olduğunu, detaylı bir biçimde hazırlanan bilirkişi raporunda dolandırıcılık suçunun oluşma ihtimalinin bile bulunmadığının tespitine yer verdiğini, davacının bu iddiasının da temelinin bulunmadığını, davacının başka bir iddiasının ise dava konusu etken maddelerin miktar itibarıyla eksik teslim edildiği olduğunu, bu iddianın da kabulünün mümkün olmayacağını, hiçbir basiretli tacirin almadığı ürünün ödemesini yapmayacağını, davacının dava konusu ürünlerin faturasının kesilmesi ve davacı şirkete tesliminin müteakip müvekkiline ödemesini yaptığını, davacının bu tarz bir iddiasının kendi iç meselesi olarak sorumlu kişilerin hukuki veya cezai sorumlulukları için yasal yollara başvurabilmesinin önünde engel bulunmadığını, davacı tarafın ürünün eksik gönderildiği iddiasına ilişkin olarak ticari teamüller gereği bir fatura karşılığı ödemenin yapılmasının malın eksiksiz teslim edildiğine karine teşkil etmediğini, karinenin aksini iddia eden tarafın bunu yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, dosya içerisinde davacı tarafın malın teslim edilmediğine ilişkin olarak davacının kendi soyut iddiası dışında bilgi veya belge mahiyetinde hiçbir delil bulunmadığını, dosya içerisinde yer alan tüm belgelerin davacı şirketin kendi iç işleyişi ile ilgili belgeler olduğunu, bir başka yönüyle de davacı malın teslim edilmediğini değil eksik teslim iddiasına dayandığını, haliyle malı teslim alan alıcı tarafından tüm kontroller yapıldıktan sonra ödeme yapıldığı gözetildiğinde, davacının bu iddialarının muhatabı konumunda da olmadığını, bir başka anlatımla davacı taraf malın kendisine gönderildiğini, ancak eksik olduğu iddiasına yönelik malın teslim edildiği esnada eksik alındığına dair bir beyan, tutanak, mail yazışması olmadan müvekkiline söz konusu bedelin tamamını gönderdiğini, eğer ki gönderilen ürünlerde bir eksiklik olmuş olsaydı davacı taraf basiretli bir tacir gibi ödemezlik defi ileri sürerek ödemeden imtina edebileceklerini, davacı tarafından malın eksik teslim edildiğine yönelik fatura itirazını yasal 8 günlük süre bir yana fatura tarihinden yaklaşık 3 yıl sonra yapılmasının da davacının kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, TTK 21. maddesinde peşin satış karinesinde dahi ispat külfetinin alıcıda olduğunun düzenlendiğini, dava konusu uyuşmazlıkta ise malın tesliminden sonra alıcı tarafından bedel ödendiğini, kesinlikle kabul veya ikrar anlamına gelmemekle birlikte söz konusu ödeme karşılığı mal teslimi yapılmadığı iddiasına ilişkin olarak müvekkiline yönelik mesnetsiz iddiada bulunmak yerine bu iddiasını yönelteceği kişilerin çok açık bir biçimde ödemeyi yapan kişiler olacağını, davacının şirket içerisindeki yönetim çekişmesinin sonucu olarak müvekkilinin ticari itibarını lekelediğini, sonuç olarak dosya muhteviyatı itibarıyla davacı şirketin iç hesaplaşması olduğunun net bir şekilde görüldüğünü, müvekkilinin hissedarı olduğu şirket ile davacı şirket arasında hammedde temini konusunda anlaşma yapıldığını, bu kapsamda müvekkilinin kendisinden talep edilen ürünleri teslim ettiğini, karşılığında şirkete ödemesinin yapıldığını, bu ticaretin üzerinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra 25.02.2021 tarihli şikayet dilekçesi ile müvekkili hakkında dolandırıcılık iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan soruşturma sonucunda KYOK verildiğini ve davacı şirketin itirazı üzerine itiraz incelemesi sonucunda KYOK'un kesinleştiğini beyan ederek davanın usulden reddine, mahkememiz aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ......... vekili cevap dilekçesi ile özetle; usule ilişkin itirazları olarak; davacı tarafından davanın süresinde açılmadığından zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkilinin sahibi olduğu .......... şirketi arasında yapılan bir kısım ticari faaliyetler kapsamında davacı tarafça teslim edilmeyen veya yersiz gönderilen ürünler olduğunu, şirketin zarara uğradığını, bu kapsamda davacıların şirkete zarar verdikleri ve kusurları oranında tazminini talep ve dava ettiğini, bu yönüyle işbu davanın haksız fiile dayalı tazminat davası niteliğinde olduğunu, TBK 72 maddesine göre 2 yıl içerisinde bu davanın açılması gerektiğini, davacının müvekkiline yönelik ............ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/41892 sayılı soruşturma dosyası üzerinden açılan şikayet dilekçesini 25.02.2021 tarihinde sunduğunu, davacının suç duyurusu dilekçesinin savcılığa sunulma tarihi dahi öğrenme tarihi kabul edildiği takdirde aradan geçen 2 yıl 9 aylık zaman süreci göz önüne alındığında haksız fiile dayalı tazminat talebi için zamanaşımının gerçekleştiğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, dava dilekçesinde borcun kaynağı olarak haksız fiile dayanıldığını, aksi halde sözleşme ilişkisi kapsamında değerlendirilecekse müvekkili şirket ortağı yönünden davanın husumetten reddinin gerektiğini, uyuşmazlık konusu haksız fiil iddiasına ilişkin olup görevli mahkemenin ............ Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın husumet yönünden de reddinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak; davacının kendilerine verilmesi gereken malın eksik ve yüksek fiyattan satıldığı iddialarına yer verildiğini, konuya ilişkin cevaplarının bu minvalde sınırlı olacağını, davacının diğer tüm iddialarının ise şirket içi iddialara dönük olup taraflarınca bu konuda bilgileri olmadığından cevap verilmeyeceğini, müvekkilinin davacının iddialarının olduğu dönemde ...... İlaç Sanayi Anonim Şirketi'nin yüzde elli ortağı ve hissedarı konumunda olduğunu, davacının taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olması nedeniyle bu iddialarının kabulünün bulunmadığını, davacının müvekkilinin piyasa fiyatının çok üzerinde bir fiyattan kendilerine ürün sattığını iddia etmiş olsa da bu durumun ekonomik bir temelinin bulunmadığını, davacının ürünün piyasa fiyatının çok üzerinde satıldığı iddiasını kabul etmemekle birlikte bir an için yapılan hesaplamanın doğru olduğu kabul edilse dahi davacının bu iddiasının müvekkiline kusur olarak izafe edilmesinin de mümkün görünmediğini, basiretli tacir gibi davranma yükü altında olan davacının kendi kusuru ile neden olduğu zararın tazminini müvekkiline yöneltemeyeceğini, ilaç üretiminde kullanılacak bir malın fiyatının çeşitli nedenlerle düşebileceğini, bu nedenle davacının bu iddiasının yer ve zaman koşullarının farklı olması nedeniyle nazara alınacak bir yönünün bulunmadığını, davacının bir diğer iddiasının ise müvekkilinin diğer davalılar ile birlikte hile yoluyla davacı şirketi zarara uğrattığı iddiası olduğunu, davacının bu iddiasına konu olay ve eylemlere ilişkin olarak 25.02.2021 tarihli şikayet dilekçesi ile ............ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/41892 soruşturma numarası ile şikayette bulunarak benzer iddiaları burada da ileri sürdüğünü ve müvekkili hakkında nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin kamu davası açılmasının talep edildiğini, ............ Başsavcılığı'nın 27/12/2022 tarih, 2021/41892 soruşturma 2022/196745 Karar numaralı KYOK kararı ile müvekkilinin bu suçu işlemediğinin ortaya kesin bir biçimde konulduğunu, netice itibarıyla dolandırıcılık suçunun hile unsurunun varlığına bağlı olduğunu, detaylı bir biçimde hazırlanan bilirkişi raporunda dolandırıcılık suçunun oluşma ihtimalinin bile bulunmadığının tespitine yer verdiğini, davacının bu iddiasının da temelinin bulunmadığını, davacının başka bir iddiasının ise dava konusu etken maddelerin miktar itibarıyla eksik teslim edildiği olduğunu, bu iddianın da kabulünün mümkün olmayacağını, hiçbir basiretli tacirin almadığı ürünün ödemesini yapmayacağını, davacının dava konusu ürünlerin faturasının kesilmesi ve davacı şirkete tesliminin müteakip müvekkiline ödemesini yaptığını, davacının bu tarz bir iddiasının kendi iç meselesi olarak sorumlu kişilerin hukuki veya cezai sorumlulukları için yasal yollara başvurabilmesinin önünde engel bulunmadığını, davacı tarafın ürünün eksik gönderildiği iddiasına ilişkin olarak ticari teamüller gereği bir fatura karşılığı ödemenin yapılmasının malın eksiksiz teslim edildiğine karine teşkil etmediğini, karinenin aksini iddia eden tarafın bunu yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, dosya içerisinde davacı tarafın malın teslim edilmediğine ilişkin olarak davacının kendi soyut iddiası dışında bilgi veya belge mahiyetinde hiçbir delil bulunmadığını, dosya içerisinde yer alan tüm belgelerin davacı şirketin kendi iç işleyişi ile ilgili belgeler olduğunu, bir başka yönüyle de davacı malın teslim edilmediğini değil eksik teslim iddiasına dayandığını, haliyle malı teslim alan alıcı tarafından tüm kontroller yapıldıktan sonra ödeme yapıldığı gözetildiğinde, davacının bu iddialarının muhatabı konumunda da olmadığını, bir başka anlatımla davacı taraf malın kendisine gönderildiğini, ancak eksik olduğu iddiasına yönelik malın teslim edildiği esnada eksik alındığına dair bir beyan, tutanak, mail yazışması olmadan müvekkiline söz konusu bedelin tamamını gönderdiğini, eğer ki gönderilen ürünlerde bir eksiklik olmuş olsaydı davacı taraf basiretli bir tacir gibi ödemezlik defi ileri sürerek ödemeden imtina edebileceklerini, davacı tarafından malın eksik teslim edildiğine yönelik fatura itirazını yasal 8 günlük süre bir yana fatura tarihinden yaklaşık 3 yıl sonra yapılmasının da davacının kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, TTK 21. maddesinde peşin satış karinesinde dahi ispat külfetinin alıcıda olduğunun düzenlendiğini, dava konusu uyuşmazlıkta ise malın tesliminden sonra alıcı tarafından bedel ödendiğini, kesinlikle kabul veya ikrar anlamına gelmemekle birlikte söz konusu ödeme karşılığı mal teslimi yapılmadığı iddiasına ilişkin olarak müvekkiline yönelik mesnetsiz iddiada bulunmak yerine bu iddiasını yönelteceği kişilerin çok açık bir biçimde ödemeyi yapan kişiler olacağını, davacının şirket içerisindeki yönetim çekişmesinin sonucu olarak müvekkilinin ticari itibarını lekelediğini, sonuç olarak dosya muhteviyatı itibarıyla davacı şirketin iç hesaplaşması olduğunun net bir şekilde görüldüğünü, müvekkilinin hissedarı olduğu şirket ile davacı şirket arasında hammedde temini konusunda anlaşma yapıldığını, bu kapsamda müvekkilinin kendisinden talep edilen ürünleri teslim ettiğini, karşılığında şirkete ödemesinin yapıldığını, bu ticaretin üzerinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra 25.02.2021 tarihli şikayet dilekçesi ile müvekkili hakkında dolandırıcılık iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan soruşturma sonucunda KYOK verildiğini ve davacı şirketin itirazı üzerine itiraz incelemesi sonucunda KYOK'un kesinleştiğini beyan ederek davanın usulden reddine, mahkememiz aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...... İlaç Sanayi Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesi ile özetle; usule ilişkin itirazları olarak; davacı tarafından davanın süresinde açılmadığından zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkili arasında yapılan bir kısım ticari faaliyetler kapsamında davacı tarafça teslim edilmeyen veya yersiz gönderilen ürünler olduğunu, şirketin zarara uğradığını, bu kapsamda davacıların şirkete zarar verdikleri ve kusurları oranında tazminini talep ve dava ettiğini, bu yönüyle işbu davanın haksız fiile dayalı tazminat davası niteliğinde olduğunu, TBK 72. maddesine göre 2 yıl içerisinde bu davanın açılması gerektiğini, davacının müvekkiline yönelik ............ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/41892 sayılı soruşturma dosyası üzerinden açılan şikayet dilekçesini 25.02.2021 tarihinde sunduğunu, davacının suç duyurusu dilekçesinin savcılığa sunulma tarihi dahi öğrenme tarihi kabul edildiği takdirde aradan geçen 2 yıl 9 aylık zaman süreci göz önüne alındığında haksız fiile dayalı tazminat talebi için zamanaşımının gerçekleştiğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, dava dilekçesinde borcun kaynağı olarak haksız fiile dayanıldığını, aksi halde sözleşme ilişkisi kapsamında değerlendirilecekse müvekkili şirket ortağı yönünden davanın husumetten reddinin gerektiğini, uyuşmazlık konusu haksız fiil iddiasına ilişkin olup görevli mahkemenin ............ Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın husumet yönünden de reddinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak; davacının kendilerine verilmesi gereken malın eksik ve yüksek fiyattan satıldığı iddialarına yer verildiğini, konuya ilişkin cevaplarının bu minvalde sınırlı olacağını, davacının diğer tüm iddialarının ise şirket içi iddialara dönük olup taraflarınca bu konuda bilgileri olmadığından cevap verilmeyeceğini, davacının taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olması nedeniyle bu iddialarının kabulünün bulunmadığını, davacının müvekkilinin piyasa fiyatının çok üzerinde bir fiyattan kendilerine ürün sattığını iddia etmiş olsa da bu durumun ekonomik bir temelinin bulunmadığını, davacının ürünün piyasa fiyatının çok üzerinde satıldığı iddiasını kabul etmemekle birlikte bir an için yapılan hesaplamanın doğru olduğu kabul edilse dahi davacının bu iddiasının müvekkiline kusur olarak izafe edilmesinin de mümkün görünmediğini, basiretli tacir gibi davranma yükü altında olan davacının kendi kusuru ile neden olduğu zararın tazminini müvekkiline yöneltemeyeceğini, ilaç üretiminde kullanılacak bir malın fiyatının çeşitli nedenlerle düşebileceğini, bu nedenle davacının bu iddiasının yer ve zaman koşullarının farklı olması nedeniyle nazara alınacak bir yönünün bulunmadığını, davacının bir diğer iddiasının ise müvekkilinin diğer davalılar ile birlikte hile yoluyla davacı şirketi zarara uğrattığı iddiası olduğunu, davacının bu iddiasına konu olay ve eylemlere ilişkin olarak 25.02.2021 tarihli şikayet dilekçesi ile ............ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/41892 soruşturma numarası ile şikayette bulunarak benzer iddiaları burada da ileri sürdüğünü ve müvekkili hakkında nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin kamu davası açılmasının talep edildiğini, ............ Başsavcılığı'nın 27/12/2022 tarih, 2021/41892 soruşturma 2022/196745 Karar numaralı KYOK kararı ile müvekkilinin bu suçu işlemediğinin ortaya kesin bir biçimde konulduğunu, netice itibarıyla dolandırıcılık suçunun hile unsurunun varlığına bağlı olduğunu, detaylı bir biçimde hazırlanan bilirkişi raporunda dolandırıcılık suçunun oluşma ihtimalinin bile bulunmadığının tespitine yer verdiğini, davacının bu iddiasının da temelinin bulunmadığını, davacının başka bir iddiasının ise dava konusu etken maddelerin miktar itibarıyla eksik teslim edildiği olduğunu, bu iddianın da kabulünün mümkün olmayacağını, hiçbir basiretli tacirin almadığı ürünün ödemesini yapmayacağını, davacının dava konusu ürünlerin faturasının kesilmesi ve davacı şirkete tesliminin müteakip müvekkiline ödemesini yaptığını, davacının bu tarz bir iddiasının kendi iç meselesi olarak sorumlu kişilerin hukuki veya cezai sorumlulukları için yasal yollara başvurabilmesinin önünde engel bulunmadığını, davacı tarafın ürünün eksik gönderildiği iddiasına ilişkin olarak ticari teamüller gereği bir fatura karşılığı ödemenin yapılmasının malın eksiksiz teslim edildiğine karine teşkil etmediğini, karinenin aksini iddia eden tarafın bunu yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, dosya içerisinde davacı tarafın malın teslim edilmediğine ilişkin olarak davacının kendi soyut iddiası dışında bilgi veya belge mahiyetinde hiçbir delil bulunmadığını, dosya içerisinde yer alan tüm belgelerin davacı şirketin kendi iç işleyişi ile ilgili belgeler olduğunu, bir başka yönüyle de davacı malın teslim edilmediğini değil eksik teslim iddiasına dayandığını, haliyle malı teslim alan alıcı tarafından tüm kontroller yapıldıktan sonra ödeme yapıldığı gözetildiğinde, davacının bu iddialarının muhatabı konumunda da olmadığını, bir başka anlatımla davacı taraf malın kendisine gönderildiğini, ancak eksik olduğu iddiasına yönelik malın teslim edildiği esnada eksik alındığına dair bir beyan, tutanak, mail yazışması olmadan müvekkiline söz konusu bedelin tamamını gönderdiğini, eğer ki gönderilen ürünlerde bir eksiklik olmuş olsaydı davacı taraf basiretli bir tacir gibi ödemezlik defi ileri sürerek ödemeden imtina edebileceklerini, davacı tarafından malın eksik teslim edildiğine yönelik fatura itirazını yasal 8 günlük süre bir yana fatura tarihinden yaklaşık 3 yıl sonra yapılmasının da davacının kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, TTK 21. maddesinde peşin satış karinesinde dahi ispat külfetinin alıcıda olduğunun düzenlendiğini, dava konusu uyuşmazlıkta ise malın tesliminden sonra alıcı tarafından bedel ödendiğini, kesinlikle kabul veya ikrar anlamına gelmemekle birlikte söz konusu ödeme karşılığı mal teslimi yapılmadığı iddiasına ilişkin olarak müvekkiline yönelik mesnetsiz iddiada bulunmak yerine bu iddiasını yönelteceği kişilerin çok açık bir biçimde ödemeyi yapan kişiler olacağını, davacının şirket içerisindeki yönetim çekişmesinin sonucu olarak müvekkilinin ticari itibarını lekelediğini, sonuç olarak dosya muhteviyatı itibarıyla davacı şirketin iç hesaplaşması olduğunun net bir şekilde görüldüğünü, müvekkilinin hissedarı olduğu şirket ile davacı şirket arasında hammedde temini konusunda anlaşma yapıldığını, bu kapsamda müvekkilinin kendisinden talep edilen ürünleri teslim ettiğini, karşılığında şirkete ödemesinin yapıldığını, bu ticaretin üzerinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra 25.02.2021 tarihli şikayet dilekçesi ile müvekkili hakkında dolandırıcılık iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan soruşturma sonucunda KYOK verildiğini ve davacı şirketin itirazı üzerine itiraz incelemesi sonucunda KYOK'un kesinleştiğini beyan ederek davanın usulden reddine, mahkememiz aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı.......... vekili cevap dilekçesi ile özetle; taraflarına tebliğ edilen dava dilekçesinde yer alan iddia ve taleplerin tümüyle gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın derdest olduğunu, davacı şirket uğradığını iddia ettiği bir takım zararlardan müvekkili ile beraber .......... ve .........'e karşı aynı hukuksal sebeplere dayanarak 4.000 USD değerli dava ikame ettiğini, anılan dava ............ 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/704 numaralı esasına kayıtla görülmekte olup, işbu davanın tarihinden önce açılmış olduğundan mahkememizin dosyasına ilk itiraz olarak derdestlik itirazında bulunduklarını, davacı şirketin müvekkili ve diğer davalıları sorumlu tutarak, asılsız ithamlarla müvekkilini suçladığını ve huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkilinin jeofizik mühendisi olduğunu, 1998 yılında Eczacıbaşı ile ilaç sektöründe çalışmaya başladığını, ardından 2012 yılına kadar farklı firmalarda satış ve pazarlama birimlerinde görev aldığını, Eylül 2018-Ocak 2020 tarihleri arasında ise davacı şirkette Genel Müdür Yardımcısı olarak görev aldığını, müvekkilinin iş akdi Ocak 2020 tarihinde davacı tarafından haksız bir şekilde sonlandırıldığını, müvekkili tarafından bu nedenle açılan davada ............ 57. İş Mahkemesi'nin 2021/326 Esas, 2022/200 Karar sayılı ilamı ile feshin haksızlığının ortaya konulduğunu, müvekkilinin .......... A.Ş.'nde Eylül 2018 tarihinden sonra çalışmaya başladığını, Eylül 2018 tarihinde .......... A.Ş.'de Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başlayan müvekkilinde davacı şirketin imza yetkilisi olmadığı gibi, şirket yönetiminde herhangi bir söz hakkı ya da yönlendirmesinin de söz konusu olmadığını, yapılacak projeleri belirleme, projeler için gerekli olan ihtiyaçların tespiti, alım yapma, satım gerçekleştirme yetkileri ve görevi olmayan müvekkilinin işten çıkarılması ile ilgili olarak ............ 57. İş Mahkemesi'nin 2021/326 Esas ve 2022/200 Karar sayılı kararına dayanak alınan davalı ve davacı tanıklarının tamamının bu durumu doğrulayarak bütün yetkinin Yönetim Kurulunda olduğunu beyan ettiklerini, dava dilekçesinde yer alan iddiaların neredeyse tamamının müvekkilinin .......... A.Ş.'nde çalışmaya başlamasından önceki döneme ilişkin olup, bu durum dikkate alınmaksızın müvekkilinin sorumlu tutulmaya çalışılmasının mesnetten yoksun nitelikte olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkili hakkında ............ Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturma aşamasında savcılıkça bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, nitekim ............ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacı şirketin buna dair yapmış olduğu itirazın da reddedilerek müvekkilinin atılı suçları işlemediğinin sabit olduğunu, İş Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde de, işbu davanın konusu iddialarla ilgili müvekkilinin bir sorumluluğunun yahut ilgisinin olmadığının ortaya konulduğunu, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeni ile reddinin gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davaya konu süreçlerle ilgili müvekkilinin herhangi bir görev veya sorumluluğunun bulunmadığını, dava dilekçesinde müvekkilinin teknik konularda ve üretim süreçlerinden bilgi sahibi olması gerektiği iddiasının yer aldığını, müvekkilinin ilaç projeleri için satın alınacak etken madde, yardımcı madde gibi girdileri belirleme gibi bir görevi bulunmadığı gibi Jeofizik Mühendisliği bölümü mezunu olduğunu ve bu belirlemeleri yapabilmesinin de mümkün olmadığını, iddiaların müvekkili ile bağlantısının olmadığını, hangi proje için hangi etken maddeye ne kadar ihtiyaç olduğu, fiyatların uygun olup olmadığı gibi hususların tamamen teknik konular olup müvekkilin herhangi bir yetkisinin bulunmasının söz konusu olmadığını, nitekim şirket işleyişinde gelen tekliflerin yönetim kuruluna iletilmesinin ardından yönetim kurulu tarafından değerlendirildiğini, dava dilekçesinde bahsedilen mail yazışmalarında üretim içeriğine yahut karar alma süreçlerine dair hiçbir yazışmanın bulunmadığını, müvekkilinin davacı tarafından sayılan görevlerin hiçbirinde bulunmadığını, eğer iddia edildiği gibi bir zarar var ise davacının da söylediği gibi sorumlusunün tüm sözleşmeleri imzalayan, alımları ve ödemeleri yapan davacı şirket yönetim kurulu üyelerinde olduğunu, dava dilekçesinde zarardan isim vermeden 3 kişinin sorumlu olduğu belirtilmişse de, davanın 5 kişiye karşı ikame edildiğini, müvekkiline yönelik isnatların tamamının dayanaksız nitelikte olduğunu, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca görev ve sorumluluklarının bilincinde olarak işini en iyi şekilde gerçekleştirdiğini beyan ederek; öncelikle derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, aksi kabul halinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .......... vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı şirketin aynı iddialar ile müvekkili .......... ile birlikte diğer davalılardan.......... ve ......... aleyhine ............ 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/704 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını ve bu davanın halen derdest olduğunu, aynı konuda açılan dava sebebiyle mahkememizdeki davaya derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkilinin ... İktisadi İşletmesinde 02.11.2016 tarihinde Başkan Danışmanı/Şirketler Koordinatörü olarak çalışmaya başladığını, buradaki görevinden 20.09.2018 tarihinde aynı pozisyonla Başkan Danışmanı/Şirketler Koordinatörü olarak istifa ederek ayrıldığını, öncesinde ve sonrasında müvekkilinin hiçbir zaman .......... A.Ş. çalışanı olmadığını, .......... A.Ş.'den hiçbir şekilde hak ve ücret almadığını, 27.02.2018 tarih 9525 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yer alan .......... A.Ş'ye ait kuruluş ilanında müvekkilinin ilk 3 yıl için Genel Müdür olarak seçildiği belirtilmiş olmasına rağmen bu işlemin müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştirildiğini, davacı şirkete ait ............ 54. Noterliği tarafından düzenlenen 14 Mart 2018 tarih 11936 sayılı imza sirküleri incelendiğinde görüleceği üzere müvekkilinin imza sürkülerinde adı geçmediğini ve hiçbir zaman müvekkilinin şirketi temsil yetkisi konusunda bir imza sirküleri de düzenlenmediğini, bu durumda adına imza sirküleri dahi düzenlenmemiş olan müvekkilinin, şirketin temsili ve yönetimi konusunda hiçbir işlem yapmadığı ve yapmasının mümkün de olmadığını, müvekkilinin davacı şirket ile hiçbir hukuki bağlantısı, şirketin temsil ve yönetimine ilişkin hiçbir işlemi bulunmamasına rağmen salt ticaret sicil gazetesinde davacı şirketin kontrolü ve idaresi ile yayınlanan bir ilanda iradesi dışında adının geçmesi sebebiyle şirket yöneticisi olarak sorumlu tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, müvekkilinin davacı şirketle tek bağlantısının Başkan Danışmanı/Şirketler Koordinatörü olarak zaman zaman uzmanlık konularında şirketlere yol gösterip danışmanlık yapmak ve başkan ile şirketler arasındaki koordinasyonu sağlamaktan ibaret olduğunu, müvekkilinin davacı şirketle ne yönetici ne de çalışan olarak herhangi bir bağlantısı bulunmaması sebebiyle huzurdaki davada müvekkiline yöneltilebilecek bir husumet bulunmadığından öncelikle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, bunun yanında davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin şirket yöneticisi olması sebebiyle sorumluluğunun ileri sürülebilmesi ve müvekkiline bu yönde bir dava açılabilmesi için şirket genel kurulunun bu konuda karar almış olması gerektiğini, davacı tarafından sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde görüleceği üzere şirket genel kurulunda bu yönde alınmış bir karar da bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddinin gerektiğini, müvekkilinin davacı şirketle hukuki bir bağının bulunmaması ve yasaya uygun şekilde kendisine verilmiş bir temsil yetkisi de bulunmaması sebebiyle, şirket yöneticisi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu bakımdan davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının, müvekkilinin eylemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiasında ise bu iddianın haksız fiille zarara sebebiyet vermek olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafından, dava konusu olaylara ilişkin olarak müvekkili ve diğer davalılar aleyhine 25.02.2021 tarihinde ............ Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi sunulmuş ve 2021/41892 sayılı dosya üzerinden yürütülen soruşturma neticesinde müvekkili ve diğer davalılar hakkında Kovuşturmaya yer Olmadığına Dair Karar verildiğini, davacı tarafın, müvekkilinin haksız fiilinden kaynaklı bir zararın varlığı iddiasında ise, varsa bu zararı ve iddia edilen sorumlularını en geç şikayet dilekçesini sunduğu 25.02.2021 tarihinde öğrendiğini, bu tarihten itibaren huzurdaki davanın açılış tarihine kadar TBK 72. maddesinde düzenlenmiş olan zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, şirkette tüm işlemlerin iki imza ile yapılması zorunluluğu bulunduğundan yönetim kurulunun yapılan işlemlerden habersiz olduğunun ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, şirketin yönetiminde en üst yetkiye ve şirket menfaatlerinin korunmasında en üst sorumluluğa sahip organın yönetim kurulu olması karşısında yönetim kurulu onayı ile yapılan işlemlerin sorumluluğunun müvekkiline yüklenmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı şirketin yapılanması gereğince şirketten bir ödeme yapılabilmesi için en az iki yönetim kurulu üyesinin imzasının gerektiğini, bu nitelikleri haiz bir talimat olmadığı sürece şirketten hiçbir şekilde ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, bu bilgi ışığında davacı tarafın ihtiyaç olmayan malzemelerin fazla sayıda ve piyasa rayicinin üzerinde bedellerle alındığı iddialarının da mesnetsiz kaldığını, Zira .......... A.Ş. ilaç sektöründe faaliyet gösteren bir firma olup yönetim kurulu üyelerinin tamamının bu sektörde geniş bilgilere sahip, piyasaya ve uygulamaya hakim eczacılardan oluştuğunu, müvekkilinin ise AR-GE, fason üretim, pilot üretim, analiz, formülasyon vb. konularda bir uzmanlığının bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin uzman olmadığı bir konuda, eczacılık mesleğinin en üst meslek örgütü olan ... Birliği'nde yönetici olarak faaliyet gösteren kişileri yanıltmak suretiyle davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasının mantığa ve hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Davalı ...... İlaç Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Birliği İktisadi İşletmesi arasında: 05.04.2017 tarihinde “Farmasötik Ürün Geliştirme ve Teknoloji Transferi Sözleşmesi” ve 26.10.2018 tarihinde 05.04.2017 tarihli sözleşmeye ilişkin “Ek Protokol” . Dava dışı ....... İlaç Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Birliği İktisadi İşletmesi arasında: 05.04.2017 tarihinde “Farmasötik Ürün Geliştirme ve Teknoloji Transferi Sözleşmesi” ve 26.10.2018 tarihinde 05.04.2017 tarihli sözleşmeye ilişkin “Ek Protokol” . Taraf şirketlere yönelik BA BS formları, ............ Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 13/11/2023 tarihli cevabi yazısında davacı .......... İlaç Sanayi Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi'nin kuruluş tarihinin 22/02/2018 olduğu, şirket tek pay sahipli anonim ortaklık olup, bu pay sahibinin ... Vakfı olduğu belirtilmiştir. ............ Ticaret Sicil Müdürlüğünün 31/05/2024 tarihli cevabi yazısına ek .......... İlaç Sanayi Turizm Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin esas sözleşmesi ve yönetim kurulu kararları ............ 57. İş Mahkemesinin 2021/326 Esas sayılı dosyası bilirkişi raporunda, davacı..........'un, davalı ...........Ştinde genel müdür yardımcısı olduğuna ilişkin tanık beyanı ve kıdem ihbar tazminatlarının hesaplamasının yapıldığı, davalının sözkonusu davanın cevap dilekçesinde davacı..........'un fiilen genel müdür olarak çalıştığının belirtildiği görülmüştür. Davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 2 adet faturanın incelenmesinde; faturaların e-Arşiv Fatura şeklinde düzenlendiği, faturaların 08.03.2018 tarihli PHA 201800000003 seri numaralı, ürün geliştirme danışmanlık hizmeti açıklamalı 643.017,36 TL ve KDV dahil 758.756,94 TL tutarlı, ve 08.03.2018 tarihli PHA 201800000004 seri numaralı, ürün geliştirme danışmanlık hizmeti açıklamalı 543.289,46 TL ve KDV dahil 641.081,59 TL tutarlı açık fatura şeklinde düzenlenmiş olduğu görülmüştür. Davalı şirket tarafından dava dışı ...... ilaç ...firması adına düzenlenen 2 adet kağıt sevk irsaliye suretlerinin incelenmesinde; 23.03.2018 tarih Seri E sıra no 061777 ve 061776 sayılı, novayemin, eguş .......... malzemeleri açıklamalı ve sadece sol alt kısımda teslim eden bölümünde isim ve kaşe görselli olduğu görülmüştür. Davalı şirket tarafından dava dışı Merkez Lab. İlaç ...firması adına düzenlenen 9(dokuz) adet kağıt sevk irsaliye suretlerinin; 12.02.2018 tarihli Seri A sıra 049535 sayılı, sodyum, glikoz, feniletil alkol...açıklamalı 12.02.2018 tarihli Seri A sıra 049536 sayılı, pinavryum, Iyctabe, talk .. Açıklamalı 09.01.2018 tarihli Seri A sıra 061768 sayılı, sodyum, mentol, profil tween...açıklamalı 10.01.2018 tarihli Seri E sıra 061769 sayılı, sorbitol, trisodyum, etanol .. Açıklamalı 10.01.2018 tarihli Seri E sıra 061844 sayılı, nimesulid, profil, etil alkol ...açıklamalı 10.01.2018 tarihli Seri E sıra 061845 sayılı, sodyum benzaat, çilek oraması ...açıklamalı 10.01.2018 tarihli Seri E sıra 061846 sayılı, mcc ph, talk, Iycatab ...açıklamalı 12.02.2018 tarihli Seri E sıra 061859 sayılı, avıcel re591, dextrose, fenileti ...açıklamalı 05.06.2018 tarihli Seri E sıra 061878 sayılı, loktulaz, 250cc şişe, 28120kpk .. Açıklamalı şeklinde oldukları, alt kısmında teslim alan ile teslim eden imza kaşe görsellerinin mevcut olduğu şekilde düzenlemiş olduğu görülmüştür. Davacı şirket iç denetim raporları: .......... ilaç projelerine ait genel değerlendirme raporu, ...... depo envanter çalışması değerlendirme raporu, ekli listede belirtilen solvent, reaktif ve cihazlar hakkında değerlendirme raporu, Formülasyonda olmayan yardımcı maddeler hakkında değerlendirme raporu, .......... ilaç projeleri analizler için alınan standart hakkında değerlendirme raporu, .......... ilaç projeleri alım yapılan hammaddelere ait gümrük giderleri hakkında değerlendirme raporu, Mikafungin projesi değerlendirme raporu, .......... ilaç projeleri etkin maddeler ve yardımcı maddeler hakkında değerlendirme raporu, Mikafungin projesi değerlendirme raporu Türkiye Eczacılar Birliği Denetleme Kurulu Başkanı imzalı raporlar. Davacı .......... ....Şti'nin 2022-2023 yılına ait 18/04/2024 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağında genel kurul kararının 2. maddesinde, .......... ve.......... hakkında dava açılmasına karar verildiği görülmüştür. Davacı tarafından daha önce aynı taleplerle ............ 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/704 E. sayılı dosyasından davacı şirketin yöneticileri .......... ve.......... ile davalı şirketin ortağı ......... aleyhine açtığı davada Mahkemece 2024/41 K. sayılı 25/01/2024 tarihli karar ile ......... yönünden olan davanın tefrik edilerek ayrı esasa kaydedildiği, davacı şirket yöneticileri .......... ve.......... aleyhindeki davada ise TTK'nun 553.maddesi uyarınca sorumluluğa ilişkin olarak dava açılmasına yönelik şirket genel kurulunca gerek davadan önce gerekse dava derdest iken verilen kesin sürede alınmış bir karar sunulamadığı için davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği görülmüştür. Tefrik edilen ......... aleyhindeki dosya olan ............ 7. Asliye Tic. Mah. 2024/63 E. sayılı dosyasından da Mahkemenin görevli olmaması gerekçesi ile usulden reddine (görevsizlik) karar verildiği karar iceriğinden anlasılmaktadır. ............ Cumhuriyet Savcılığı aşamasında alınan bilirkişi raporunda; Şikayete konu ürünlere ait Faturaların kesilmiş olduğu ve ... İktisadi İşletmesi Yönetim Kurulu Kararları gereği ödeme işlemlerinin gerçekleşmiş olduğunun ifade edildiği, Eksik Ürün teslimine ilişkin yapılan incelemede 23.03.2018 tarihinde 18 palet ürün teslim edildiğine dair belgenin yer aldığı, diğer faturalarda yer alan ürünlerin teslim edildiğine/edilmediğine ilişkin belgelerin sunulamadığı, ancak Yönetim Kurulunun bilgisi dahilinde ve alınan kararlar dikkate alındığın da teslim edilen ürün karşılığı kesilen Fatura ödemelerinin gerçekleşmiş olduğunun belirtildiği, davacı tarafından da dosyaya sunulan belgeler içerisinde belirtildiği üzere zamanında envanter çalışması yapılmaması nedeni ile sonradan yapılan envanter çalışmaları sonucunda bulunan bilgilerin güvenilir olmasının şüpheli olduğu, eksik çıkan ürünlerin/malzemelerin ne zaman/neden kaynaklandığının tespitinin zor olduğu, 04.09.2020 Tarihinde, ...... AŞ Depo’da .......... AŞ ne ait malzemelerin belirlenmesi için envanter çalışması yaptırıldığı, gelen çalışmada toplam 253 kalemlik malzeme olduğu bildirilmiştir. Bu malzemelerin; 32 si etkin madde ( 6 adet etkin maddenin .......... AŞ ne ait olmadığının tespit edildiği) 123’ü yardımcı madde ( 62 adet yardımcı maddenin .......... AŞ ne ait olmadığının tespit edildiği) 49’u diğer ( ambalaj malzemesi, broşür vb), 37’si ürün ( pilot üretim ve stabilite çalışmalarından artan ürün numuneleri) 12’si de tanımsız malzeme olmak üzere Toplam 253 kalem olduğu, ancak bu envanterdeki malzemelerin sadece 37 tanesinin kullanılabilir olduğu, kalan 216 tanesinin ise son kullanma tarihlerinin geçmiş olduğunun tespit edildiği, Kullanılabilir olan 37 malzemenin 22 tanesi ambalaj malzemesi ( farklı hacimlerde cam şişe) olup 12 tanesi etkin madde, 3 tanesinin de yardımcı madde olduğu,(2020 yılından bu yana tamamının son kullanma sürelerinin dolmuş ve saklama şartlarının sağlanmamasından ötürü bozulmuş olmalarının kesin olduğu )(...... depoya teslim edilmeden önce hangi şartlarda saklandığı belli olmadığından) miadı geçen toplam 20 etkin maddenin 6 tanesinin , .......... AŞ tarafından yürütülen ilaç projelerine dahil-ait olmadığı, miadı dolmuş olan diğer 202 kalem malzemenin her biri için ayrı ayrı maliyet çalışması yapıldığı, tanımsız olarak bildirilen malzemeler üzerinden yine bir diğer ... Vakfı şirketi olan .......... AŞ. nde tanınma testi yaptırıldığı, söz konusu malzemelerin 3 ürüne ait yarı mamül karışımlar olduğunun tespit edildiği,(teslim edilmesi gereken etken maddeler olmadığı) hususları tespit edilmiştir. T.C. ............ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Soruşturma No: 2021/41892 dosyası kapsamında yapılan incelemelerde: 27/12/2022 tarih, 2021/41892 Soruşturma,2022/196745 Karar sayılı kararında müştekilerin- .......... İlaç Sanayi Ve Turizm A.Ş ... Birliği, ... Vakfı, Olduğu, Şüphelilerin ...... Ltd. Şirketi Ve .......... Ltd. Şirketi Yetkilisi ........., ........., ........., İsa Kul .........., olduğu, atılı suç tarihi ve yerinin 2021 -............ olduğu, tüm dosya kapsamı, alınan şikayet dilekçeleri, şüpheli şirket yetkilileri ve firma görevlileri olan diğer şüphelilerin savunmaları kapsamında, adı geçen şüphelilerin üzerilerine atılı 1-Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma ya da Görevi Kötüye Kullanma suçunu işlediklerine dair müşteki ... Birliği ve ... Vakfı ile .......... İlaç Sanayi A.Ş vekili olan şikayetçilerinin soyut iddialarından başkaca bu suçlar açısından adı geçen şüpheliler hakkında kovuşturma açılmasını haklı kılacak nitelikte ve yeterlilikte delil edilememesi sebebi ile Zimmet ve İrtikap suçunu işlediklerine dair müşteki ... Birliği ve ... Vakfı ile .......... İlaç Sanayi A.Ş vekili şikayetçilerinin soyut iddialarından başkaca bu suçlar açısından şüpheliler hakkında kovuşturma açılmasını haklı kılacak nitelikte ve yeterlilikte delil edilememesi sebebi ile, Özel Belgede Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair müşteki ... Birliği ve ... Vakfı ile .......... İlaç Sanayi A.Ş vekili şikayetçilerinin soyut iddialarından başkaca bu suçlar açısından şüpheliler hakkında kovuşturma açılmasını haklı kılacak nitelikte ve yeterlilikte delil edilememesi sebebi ile, 4-Ayrıca; Görevi Kötüye Kullanma suçunun ancak kamu görevlisi ve diğer memurların görevleri sırasında görevleri nedeniyle işledikleri görevlerine ilişkin suçlar hakkında uygulanma olanağının bulunduğu, adı geçen şüphelilerin kamu görevlisi yada memur olmadıkları, dolayısıyla bu suçun yasal unsurlarının adı geçen kişilerin görevleri nedeniyle uygulanma ihtimalinin de bulunmadığı, 5- Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da bu olaylar kapsamında da uygulanma ihtimalinin bulunmadığı, mümkün ve muhtemel olmadığı, bu suçun da yasal unsurlarının oluşmadığı, 6-Zimmet ve İrtikap suçunun da; aynı şekilde kamu görevlisi ve diğer memurların görevleri sırasında görevleri nedeniyle işledikleri görevlerine ilişkin suçlar hakkında uygulanma olanağının bulunduğu, adı geçen şüphelilerin kamu görevlisi yada memur olmadıkları, dolayısıyla bu suçların yasal unsurlarının adı geçen kişilerin görevleri nedeniyle uygulanma ihtimalinin de bulunmadığı, mümkün ve muhtemel olmadığı, 7-Özel belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, herhangi bir belge, makbuz yada başkaca fatura üzerinde bu kasıtla tahrifat yapıldığına, özel belgelerin sahte olarak düzenlendiğine veya başkalarını aldatacak şekilde değiştirildiğine yada kullanıldığına yönelik bir bilgi, belge ve delilin de olmadığı, dolayısıyla bu suçun da yasal unsurlarının bahsi geçen olaylarda oluşmasının mümkün ve muhtemel olmadığı, 8-Ayrıca tacir kişilerin yada şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılığı suçunun da yasal unsurlarının bulunmadığı, ortada nitelikli yalan ve hileli davranışların olduğuna ilişkin bir bilgi, belge ve delilin bulunmadığı, dolayısıyla bu suçun da yasal unsurlarının bahsi geçen olaylarda oluşmasının mümkün ve muhtemel olmadığı, Özetle, bahsi geçen şikayetçi şirket, birlik ve vakfın vekillerinin dilekçelerinde belirttikleri olaylar kapsamında; bu suçların yasal unsurlarının anlatılan olaylar kapsamında oluşmasının mümkün ve muhtemel olmadığının ve şikayetçilerin bahsi geçen olaylar ve isnat ettikleri suçlar açısından soyut iddialarından başkaca bu şüpheliler hakkında kovuşturma açılmasını haklı kılacak nitelikte ve yeterlilikte delil edilemediğinin anlaşılması sebebi ile; Şikayet dilekçeleri, savunma dilekçeleri ve bilirkişi raporuna göre, şikayetçiler ile şüpheliler arasında ihtilaf konusu olan meselelerin hukuki bir mesele olduğu, müşteki tarafların gerek ... Birliği, ... Vakfı ve gerekse .......... İlaç Sanayinin bahsi geçen işlem ve eylemlerden dolayı bir zararları olduğunu iddia etmeleri karşısında bununla ilgili olarak ilgili Hukuk yada Ticaret Mahkemelerinde tazminat davası açmakta her zaman serbest olduklarına, Örneğin, .......... ilaç sanayi vekilinin dilekçesinde bahsettiği, "yersiz alınan ve teslim edilmeyen etken ve yardımcı maddeler, kolonlar sebebiyle uğranılan zarar 904.923 TL, olduğuna, Aynı faturalarda yer alan Nimeseluid Jel ürünü için de yersiz alınan ve teslim edilmeyen etken ve yardımcı maddeler sebebiyle uğranılan zarar 95.908. TL, olduğuna, ...... faturasında bu ürünün etken maddeleri ve yardımcı maddeleri de dahil olmak üzere 8 adet ürünün etken ve yardımcı maddelerinin Fatura bedelinin KDV dahil 2.723.089 TL olduğuna ve bu kadar zarara uğranıldığına, Kolistimetat adlı ürün için belirtilen ürün kalemlerinden yersiz alınan ve teslim edilmeyen etken ve yardımcı maddeler, kolonlar sebebiyle uğranılan zarar 526.331 TL olduğuna, Toplamda 10 adet fatura KDV hariç 11.108.791 Tl tutarında olup, komisyon raporuna göre bunun 6.115.637 kısmının zarar olduğu komisyon raporu ile tespit edildiğine", yada örneğin .......... A.Ş'nin bu işlemler yada eylemler nedeniyle, uğradıklarını iddia ettikleri toplam 19.243.564, TL zarara ilişkin olarak, şikayetçi şirket, birlik ve vakfın kendi bünyelerinde tespit ettikleri zararlar ile ilgili olarak adı geçenler aleyhine ilgili Hukuk yada Ticaret Mahkemelerinde tazminat davaları açmalarının gerektiği, dolayısıyla bahsi geçen işlem veya eylemlerin ancak hukuki ihtilaf olup hukuk mahkemelerinde çözümlenmesinin gerektiği ve ortada ceza hukukunu ilgilendiren bir suç ve suç unsuru bulunmadığı tüm evrak kapsamından anlaşıldığı gerekçesi ile şüpheliler hakkında kamu adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına (KYOK) dair karar verildiği, KYOK kararına itiraz üzerine ............ 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2023/629 D.iş sayılı kararı ile itiraz konusu olayda yöntemince yapılan soruşturmada toplanan delillere, alınan beyanlara ve tüm dosya kapsamına göre;" soruşturma konusu olayda kamu davasının açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşturan delil elde edilemediği; bu itibarla soruşturma savcısınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda bir isabetsizlik görülmediği, kararın usul ve yasaya uygun olarak tesis edilmiş olduğu anlaşıldığından"; KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle; CMK'nın 173/3. maddesi gereğince verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazının reddine, karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce taraf defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin; 2018 yılı ticari defterler ile ilgili olarak Silivri noterliğince defter-i kebirin 14.12.2017 tarih 08227 no ile, envanter defterinin 14.12.2017 tarih 08226 no ile, yevmiye defterinin 14.12.2017 tarih 08225 no ile açılış tasdiklerinin yapıldığı, ve yine yevmiye defterinin 29.06.2019 tarih 0016370 yevmiye no ile kapanış tasdikinin yapıldığı, 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerini e-defter yazılım sistemi/programı üzerinden oluşturduğu, GİB onay bilgeleri ile e-defter beratlarının mevcut olduğu, muhasebe kayıtlarını da sisteme kayıtlamış olduğu, davalı şirketin 2019-2020 yılı yevmiye defterindeki muhasebe kayıtları ile uyumlu olduğu tespit edilen muavin defter cari hesap dökümünde, davacı şirketin; 120 Alıcılar Hesabı 120.01.027 Alt hesap kodu ile kayıtladığı ve 11.01.2019- 27.05.2019 dönemi 600.677,53 TL yevmiye defterine borç-alacak kaydının yapılmış olduğu ve bakive kaydi borç-alacak kaydının bulunmadığı, davacı şirketin; 2018 yılı ticari defterler ile ilgili olarak ............ 54. Noterliğince ilk açılış defter-i kebirin 22.02.2018 tarih 9286 no ile, envanter defterinin 22.02.2018 tarih 9287 no ile, yevmiye defterinin 22.02.2018 tarih 9285 no ile açılış tasdiklerinin yapıldığı, ve yine yevmiye defterinin 28.06.2019 tarih 22996yevmiye no ile kapanış tasdikinin yapıldığı, 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerini e-defter yazılım sistemi/programı üzerinden oluşturduğu, GİB onay bilgeler ile e-defter beratlarının mevcut olduğu, muhasebe kayıtlarını da sisteme kayıtlamış olduğu, davacı şirketin 2019-2020 yılı yevmiye defterindeki muhasebe kayıtları ile uyumlu olduğu tespit edilen muavin defter cari hesap dökümünde, davalı şirketin; 320 Salıcılar Hesabı 320.01.PO1 Alt hesap kodu ile kayıtladığı ve 11.01.2019- 27.05.2019 dönemi itibariyle 600.677,53 TL yevmiye defterine borç-alacak kaydının yapılmış olduğu ve bakiye kaydi borç- alacak kaydının bulunmadığı tarafların bilanço esasına göre defter tuttukları bildirilmiştir.
Mahkememizce Eczacı, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı'ndan oluşan bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda özetle; davacının dosyaya sunduğu malzeme ve envanter tablosu ile davalının ne kadar ürün aldığının ve yapılacak imalata göre bunların ne kadarının kullanılması gerektiği, artan stokun muhafaza edilmesi ve/veya başka şekilde değerlendirilmesi gerekmesi karşısında, 04.09.2020 tarihinde ...... depoda yapılan envanter çalışması sonucunda eksik malzemelerin raporda yer verilen tablodaki gibi ortaya konulduğu, 04.09.2020 tarihli ...... envanter çalışmasına karşılık davalı tarafça artan ürünlerin stokta olduğunun veya başka şekilde değerlendirildiğinin ortaya konulamadığı, buna göre dosyada davalı tarafça stoklara göre eksik miktarların nerede olduğunun veya nasıl değerlendirildiğinin açıklanmamış ve ispatlanmamış olması, yani davalı tarafça dosyaya yukarıdaki tabloda yazılı olan "stoklara göre eksik miktar" sütunundaki eksik miktarları ortaya koyamamış olması karşısında davalıların GMP ve GDP şartlarına uygun davrandıklarını ispatlayamadıkları için davacının tabloda yazılı stok eksiklerini davalılardan talep edebileceği düşünüldüğü takdirde davacının davalılardan talep edebileceği zarar tutarının 47.848,00 EUR + 28.600,00 USD olarak hesaplandığı, bu hesaplamanın envanter kayıtlarından yararlanılarak yapıldığı, ürünlerin imha edilmiş olması nedeniyle yerinde inceleme yapılamadığı, yerinde inceleme yapılacak olsa bile bundan bir sonuç alınmasının mümkün olamayacağı, imha edilen ürünlerin zaten yerinde görülemeyeceği karşısında rapordaki hesaplamaların envanter kayıtlarına göre sonuçlandırıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalıların davalı şirket üzerinden haksız menfaat elde etmek amacıyla davacı şirketi zararlandırıcı haksız fiiller ika ettikleri ileri sürülerek davacıya verilen zararlardan bahisle davacı şirketin tazminat talebidir. Davada ileri sürülen zarar iddiası; davacı şirket adına ilaç üretmeyi üstlenen davalı şirket adına ilaç formülasyonlarında bulunmayan malzemelerin veya bulunanın çok üzerinde miktarda malzemenin alındığı ve kullanılmayan etken malzemelerin stokta bulunmadığı, davacı adına üretilen ilaçlarda kullanılmış gibi gösterilip aslında elden çıkartılarak haksız kazanç elde edildiği, ayrıca davacının sorumlu olmadığı bedellerin de davacıya fatura edildiği, bu şekilde de davacı şirketten haksız kazanç elde edildiği giderek ilaç formülasyonlarında bulunmayan malzemelerin veya formüle göre bulunması gerekenin çok üzerinde miktarda malzeme alınıp alınmadığı, alınmış ise alınan etken maddelerin stokta bulunup bulunmadığı, davacı adına üretilen ilaçlarda kullanılmış gibi gösterilip aslında davalılarca çıkar sağlanıp haksız kazanç elde edilip edilmediği, davacının sorumlu olmadığı bedellerin de davacıya fatura edilip edilmediği noktalarında toplanmaktadır. Dava şirket yöneticilerinin sorumluluklarından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı şirketin kendi yöneticileri olan .......... ve..........'a karşı ileri sürdüğü sorumluluk talebi ile âkid şirketin ortakları olan ......... ve ......... aleyhine ve aynı zamanda âkid şirkete karşı ileri sürdüğü zarar talebini içerdiği bu bağlamda davacı, gerek kendi yöneticilerinden gerekse âkid şirketten ve akit şirketin ortaklarından talepte bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacı ortaklığın niteliği, şirket sözleşmesinde düzenlenen tarafların, ortakların ve yöneticilerin sorumluluk ve yükümlülüklerin ne olduğu, şirket esas sözleşmesinin ihlal edilip edilmediği, şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı, şirket zarara uğramış ise sebepleri davalıların zarardan sorumlu olup olmadıkları, ne derece sorumlu olduklarının tespiti gerekmiştir. Davalı ...... İlaç Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Birliği İktisadi İşletmesi arasında: 05.04.2017 tarihinde “Farmasötik Ürün Geliştirme ve Teknoloji Transferi Sözleşmesi”nin dava dışı ... İktisadi İşletmesi adına Ecz. .........., davalı şirket adına ise ......... tarafından imzalandığı, 26.10.2018 tarihinde 05.04.2017 tarihli sözleşmeye ilişkin “Ek Protokol” düzenlenerek taraflarca imzalandığı, benzer içerikli diğer sözleşme olan Farmasötik Ürün Geliştirme ve Teknoloji Transferi Sözleşmesi'nin incelenmesinde, dava dışı Tür Eczacıları Birliği İktisadi İşletmesi ile dava dışı ....... İlaç Araştırma ve Geliştirme A.Ş arasında imzalandığı, dava dışı ....... İlaç Araştırma ve Geliştirme A.Ş'nin sözleşmede hizmet sağlayan, dava dışı ... Birliği'nin hizmet alan sıfatıyla bulunduğu bulunduğu, Sözleşmenin Amacı ve Konusu başlıklı 2. maddesinde belirlendiği tespit edilmiştir. Yükümlülükler, Taahhütler ve diğer hükümler başlıklı 5. maddesinde, "......., ...'in sözleşme kapsamındaki ürünleri için, formülasyon geliştirilmesi ve ön-stabilite çalışmalarının yapılması, .... taahhüt eder.... ...Stabilite çalışmaları sırasında veya kimyasal analizleri sonucunda belirlenen uygunsuzluklar, ....... tarafından analiz sonrası ...'e bildirilecek olup uygunsuzlukların giderilmesi maksadıyla karşılıklı mütabakat ile gerekli değişiklikler yapılarak en geç | ay içerisinde uygun hale getirilir ve bir rapor ile ...'e iletilir." İşin Kapsamı ve Prosedür başlıklı 6. maddesinde açıklanmış Hizmet Bedeli ve Ödeme Koşulları başlıklı 7. maddesinin; "...; işbu sözleşme bedeli olan toplam 1.848.600 (birmilyon sekizyüz kırksekizbin altıyüz) TL... düzenlemelerinin mevcut olduğu görülmüştür. Davacının şirket olması halinde dava açılabilmesi, dava öncesinde genel kurul kararı alınmasını gerektirir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.10.2016 tarih, 2016/1271 E. Ve 2016/8111 K., 26.01.2017 tarih, 2016/5455 E. ve 2017/534 K.; 20.06.2005 tarih, 2004/9933 E. Ve 2005/6433 K.; 10.05.2017 tarih, 2015/15568 E. ve 2017/2816 K., 26.02.2015 tarih, 2015/1754 E. Ve 2015/2626 K.) Davacının şirket olması halinde öğretide bir kısım yazar sorumluluk davası için TTK m. 479/3 ve BTY 19/2-b) hükmüne göre bir genel kurul kararı alınması gerektiği görüşündedir. (Oruç Hami Şener, Teorik ve Uygulamalı Ortaklıklar Hukuku Ders Kitabı, ............ 2017, sayfa 422, Güzin Üçışık/Aydın Çelik, Anonim Ortaklıklar Hukuku, Cilt 1, ............ 2013, sayfa 548). Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış uygulamasına göre davacının şirket olması halinde 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Davacının şirket olması halinde mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/12/2015 tarih ve 2015/560 Esas 2015/13614 Karar, 22/09/2016 tarih ve 2015/15433 Esas 2016/7433 Karar 23/09/2019 tarih, 2018/4755 Esas, 2019/5675 Karar sayılı ilamları). Davacı .......... ....Şti'nin 2022-2023 yılına ait 18/04/2024 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağında genel kurul kararının 2. maddesinde, .......... ve.......... hakkında dava açılmasına karar verildiği ve dava şartının yerine getirildiği tespit edilmiştir. TTK m. 555 ilâ 561 de düzenlenen ve anonim ve limited şirketlerde ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararı ve müteselsil sorumluluğu düzenlenirken yöneticilerin hukuki sorumluluğu genel olarak TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organ sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içermektedir. Kanun koyucu çeşitli durumlara göre farklılıklar gösteren hallerde, şirkete veya ortaklar ile şirket alacaklılarına uğradıkları zararları müdürlerden veya diğer sorumlulardan talep etme hakkı vermektedir. TTK m. 553 hükmünde hangi hallerin sorumluluk doğuracağını belirtmemiş, genel ve kapsayıcı bir şekilde yöneticilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlâl edip şirketin zarar görmesine sebep olmaları olarak belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK da değişiklik yapan 6335 sayılı Kanun ile m. 553 hükmü ilk haline dönüştürülerek, önceden olduğu gibi kusurun ispatını davacıya yüklemiştir. Buna göre meydana gelen zararın oluşmasında müdürün kusurlu olduğunu davacı ispatlamalıdır. TTK. 555/1 maddesine göre şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibinin şirkete ödenmesini isteyebilecekleri belirtilmiştir. Teselsül ve başvuru başlıklı TTK'nın 557. madddesine göre "(1) Birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her biri, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur. (2) Davacı birden çok sorumlu kişiyi zararın tamamı için birlikte dava edebilir ve hâkimin aynı davada her bir davalının tazminat borcunu belirlemesini isteyebilir. (3) Birden çok sorumlu arasındaki başvuru, durumun bütün gerekleri dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir". 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile anonim şirketlerde yönetim ve temsil yetkisi yönetim kuruluna verildiğinden Yönetim kurulu anonim şirketi tüzel kişiliğinin kanuni temsilcisidir ve Türk Ticaret Kanunu ve şirket esas sözleşmesi yükümlülüklerine tabidir. Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu ise TTK m. 553 hükmünde düzenlenmiştir. MADDE 553- (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. 3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 369. maddesi yönetim kurulunun özen ve bağlılık yükümlülüğünü düzenlemiştir.
MADDE 369- (1) Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar. Anonim şirketlerde şirket tüzel kişiliği altında gerçekleştirilen fiillerden dolayı bir zarar meydana gelirse bundan şirketin kendisi sorumludur. TTK m. 369. gereği yönetim kurulu üyeleri şirketi yönetirken ve temsil ederken gerekli tüm özeni göstermek, şirket çıkarlarını gözeterek mümkün olan her türlü olasılığı değerlendirerek karar almak zorundadır. TTK m. 553 gereğince yönetim kurulu üyeleri Kanun'dan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiklerinde, bu ihlal sonucunda şirketin uğramış olduğu zarardan yönetim kurulu üyeleri de sorumlu olurlar. Yönetim kurulu üyeleri kanundan doğan yükümlülüklerinin yanı sıra şirket ile aralarındaki ilişki sözleşme temeline dayandığından sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerden de sorumludur. ............ Ticaret Sicil Müdürlüğünün 31/05/2024 tarihli cevabi yazısına ek .......... İlaç Sanayi Turizm Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin esas sözleşmesinde "Şirketin İdaresi ve Temsili" başlıklı 8. maddesine göre, "Şirketin Yönetimi ve dışarıya karşı temsili Yönetim Kurulu'na aittir. Şirket tarafından verilecek bütün belgelerin ve yapılacak sözleşmelerin geçerli olabilmesi için, bunların şirket unvanı altına konmuş ve şirketi temsile yetkili kişi veya kişilerin imzasını taşıması gereklidir. Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır. Yönetim kurulu, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkilidir. Bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge hakkında, yazılı olarak bilgilendirir. Yönetim kurulu, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir. Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir. Bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur, iç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz. Yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları da ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur". ...........şti esas sözleşmesinin 9. maddesinde,: .........., ........., ..........)'den Herhangi Birisiyle Müştereken Temsile Yetkili olduklarının belirtildiği, ...........şti esas sözleşmesinin 10. maddesinde, "...Pay sahibi genel kurul toplantılarına kendisi katılabileceği gibi pay sahibi olan veya olmayan bir temsilci de yollayabilir. Şirket genel kurul toplantılannda, Türk Ticaret Kanununun 409.maddesinde yazılı hususlar müzakere edilerek gerekli kararlar alınır. Genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar nisabı, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabidir... " hükümlerini içermektedir. Ticaret şirketlerinin amacı, esas sözleşmesinde belirlenen maksat ve konusuna uygun, kazanç amaçlı ve bir ticari değer oluşturmak üzere faaliyette bulunmaktır. Şirket yöneticilerinin de, özellikle, halka açık şirketlerin ve bağlı ortaklıklarının yöneticilerinin kazanç amacı doğrultusunda; emsallerine uygun, piyasa teamülleri çerçevesinde ve ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkeleri kapsamında tedbirli bir yöneticinin Özen yükümlülüğüyle faaliyet göstermeleri gerekir. TTK m. 553/1 gereğince, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Açıklanan sorumluluk hükmünde sorumlular arasında bir ayırım yapılmamıştır. Şu kadar ki, TTK m. 553/2 gereğince, yönetim kurulunun kanundan doğan ya da esas sözleşmeden kaynaklanan devir yetkisini kullanarak, görev ve yetkilerini devretmesi halinde sorumluluğun görev ve yetkiyi devralan kişilere ait olduğunu, yönetim kurulu sorumluluğunun sadece “seçimde makul derecede özen göstermek” ile sınırlı olduğunu hükme bağlamıştır. TTK m. 553/2 gereğince, yönetim kurulunun kanundan doğan ya da esas sözleşmeden kaynaklanan devir yetkisini kullanarak, görev ve yetkilerini devretmesi halinde sorumluluğun görev ve yetkiyi devralan kişilere ait olduğu, yönetim kurulu sorumluluğunun sadece “seçimde makul derecede özen göstermek” ile sınırlı olduğu, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna somut bir sınırlama ilkesi getirilmiş olduğu, TTK m. 553/3'e göre de sorumluluğu oluşturan eylemin yönetim kurulu üyesinin kontrolü içinde gerçekleşmiş ise, o kişi sorumludur. Müdürlerin hukuki sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için, ortada somut bir zararın bulunmalıdır. Müdürlere (organa) özgü genel sorumluluk hallerini düzenleyen, TTK m. 553 hükmünde hangi hallerin sorumluluk doğuracağını belirtmemiş, genel ve kapsayıcı bir şekilde müdürlerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlâl edip şirketin zarar görmesine sebep olmaları olarak belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK da değişiklik yapan 6335 sayılı Kanun ile m. 553 hükmü ilk haline dönüştürülerek, önceden olduğu gibi kusurun ispatını davacıya yüklemiştir. Buna göre meydana gelen zararın oluşmasında müdürün kusurlu olduğunu davacı ispatlamalıdır. Davacı şirketin kendi yöneticileri olan .......... ve..........’a karşı ileri sürdüğü sorumluluk talebi ile âkid şirketin ortakları olan ......... ve ......... aleyhine ve aynı zamanda âkid şirkete karşı ileri sürdüğü zarar talebi birlikte ileri sürülmüştür. Davacı, aynı davada hem kendi yöneticilerinden hem de âkid şirketten ve akit şirketin ortaklarından talepte bulunmuştur. Davacının kendi yöneticilerine karşı ileri sürdüğü talebin dayanağı TTK’nun 553.maddesi iken âkid şirket ve onun ortaklarına karşı ileri sürdüğü talebin dayanağı ise TBK 49 vd. maddelerine dayalı haksız fiil hükümleridir. TTK m. 553 hükmü uyarınca yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler, tasfiye memuru ve madde kapsamına giren diğer kişilerin sorumluluğunda kusur sorumluluğu esası kabul edilmiştir. Bu anlamda sorumluluğunun doğması açıkça kusur şartına bağlı kılınmış olup zarar veren işlem ve eylemlerin yöneticilerin kusurundan kaynaklandığının ispatı aranmaktadır. Zarar doğurucu işlem ya da eylemin sorumluların kusurdan kaynaklandığının ispatı ise, TTK m. 553 hükmü uyarınca davacı yana yüklenmiştir. Davacı yanın, TTK 553 madde kapsamındaki sorumlulara kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu ispatlaması halinde, yönetici ancak zarar doğuran işlemlerde kendisinden beklenen özen yükümünü yerine getirdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. TTK m. 553 hükmü kapsamına giren kişilerin sorumluluklarının doğması için, yükümlülüklerini kusurlu hareketleri sonucunda ihlal etmelerinin neticesinde zararın da ortaya çıkması gerekecektir. Bu zarar olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilecektir Olumlu zarar, alacaklının borcun yerine getirilmesi sonucunda ortaya çıkma ihtimali olan menfaatlerinin gerçekleşmemesi sebebiyle uğranılan fiili zarardır. Zararın var olduğunun ispatlanmasının yanında, zararın miktarına ilişkin hesaplamaların da yapılması gerekir. Zararı ispatlama yükümlülüğü zarar görene aittir.” Davacı şirketin davalı şirket ve davalı şirketin ortaklarına karşı ileri sürdüğü talep yönünden inceleme ise TBK’nun 49 maddesine dayalı olduğu için genel kusur sorumluluğu esasına göre değerlendirilmektedir. Bu durumda davacının zararı, kusuru ve illiyet bağını ispatlaması gerekecektir. yöneticilerin sorumluluğu için yönetim kurulu üyelerinin yükümlülüklerini kanuna veya esas sözleşmeye aykırı şekilde ihlal etmesi, kusur, zarar ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta mübrez ve toplanan deliler, bilirkiş raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davacı şirketin yöneticileri olan .......... ve.......... tarafından, alımı yapıldığı beyan edilen bu malzemelerin teslim evraklarının uyumluluğunun kontrol edilemediği, ...... Şirketine davalılar .........’ın hizmet faturaları düzenlediği ancak hizmet faturalarının arkasında davaya konu olan ve faturayla uyumlu Excel listelerinin olduğu, davacı .......... İlaç... Şirketinin tek pay sahibinin olduğu, tek pay sahibinin ise ... Birliği (...) Vakfı olduğu, bir anonim şirket olduğu, ilgili dönemdeki yöneticilerinin, 27.2.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve 14.3.2018 tarihli imza sirkülerinde de belirtildiği üzere: .......... (... Vakfını temsilen .......... Yönetim Kurulu Başkanı), İbrahim Özkol (.......... Yönetim Kurulu Üyesi), ......... (.......... Yönetim Kurulu Üyesi) ve .......... (.......... Genel Müdürü) olduğu, yetki şeklinin müşterek 2 imza şeklinde olduğu, ..........'ın 27.2.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve 14.3.2018 tarihli imza sirkülerinde Genel Müdür olarak tanımlandığı ve müşterek imza ile yetkilendirilmiş olduğu, ..........’ın 02.11.2016 tarihinde ... Birliği İşletmesi’nde “Yönetici” olarak işe başladığı ve 20.09.2018 tarihinde aynı unvanla işten ayrıldığı, İsa Kul’un 04.09.2018 tarihinde .......... A.Ş.’de “Genel Müdür Yardımcısı” olarak göreve başladığı ve 21.01.2020 tarihinde işten ayrıldığı, ... İktisadi İşletmesi ve .......... A.Ş.’nin 5.3.2020 tarihinde tescil edildiği ilan olunan 12.2.2020 tarihli 2020/2 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile yönetim kurulu üyelerinin .........., ........... olduğu Temsile yetkili görevi olan .........., ......... (Genel Müdür) olarak Temsile Yetkili görevi olan ..........'ın görevi sona erdiği, .........’ın 01.08.2016 tarihinde ... İktisadi İşletmesi’nde “Pazarlama Uzmanı” olarak işe başladığı, Davalı ...... İlaç Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Birliği İktisadi İşletmesi arasında: 05.04.2017 tarihinde “Farmasötik Ürün Geliştirme ve Teknoloji Transferi Sözleşmesi”nin imzalandığı, Sözleşmenin ... İktisadi İşletmesi adına Ecz. .......... tarafından imzalandığı, 26.10.2018 tarihinde 05.04.2017 tarihli sözleşmeye ilişkin “Ek Protokol” düzenlenerek her iki tarafça imzalandığı tespit edilmiştir. GMP olarak kısaca ifade edilen (Good Manufacturing Practices) İyi Üretim Uygulamaları olarak adlandırılan sistemde ürünlerin kirlenme olasılığını önlemek amacıyla, kirletici ve kontamine etkisi olan iç ve dış şartlara ilişkin koruyucu önlem ler içeren bir standart olduğu, iyi Dağıtım Uygulamaları olarak adlandırılan (GDP)'nin ise; tıbbi ürünlerin bütünlüğünün ve kalitesinin üreticiden son kullanıcıya kadar korunmasını sağlamak amacıyla toptan dağıtım faaliyetlerini düzenleyen yönergeleri ifade ettiği tespit edilmiştir. Öncelikle davalı gerçek kişilerin gerek kendi farmakoloji bilgi ve tecrübeleri ile, kendi bilgi ve tecrübeleri yeterli değil ise uzman veya danışmanlardan destek alarak doğru formülasyon için doğru etken maddeyi sağlayacak alımlar yapılmasını temin ederek davacı şirketin zarara uğramasını engellemelerinin de görevleri gereği kendilerinden beklenmesi gerektiği, ilaç üretiminde kullanılacak hammaddelerin GMP-GDP koşullarına uygun depolarda saklanması gerekirken ...... Ltd. Şti.’nin bu yeterliliğe sahip olmadığı, oysa söz konusu hammaddelerin GMP’li üretim tesisinde veya anlaşmalı ...... deposunda tutulması gerektiği, buna rağmen malzemelerin uygun depolama şartlarında saklanmadığı, .......... yöneticilerinin bu durumu bilmesi ve gerekli kontrolü sağlaması gerektiği belirlenmiştir. Ürün imalatında ve imalat aşamalarında uyulması gereken GMP (iyi imalat şartları) kurallarının uygulanmadığı, GMP şartları için miad, saklama şartı, stoklanacak miktarların hangi miktarlarda olabileceği (kullanılmak üzere açılan paketin ne kadar süre ile aynı özellikleri ne kadar süre daha muhafaza edeceği belli değildir), paket açıldıktan sonra içeriği malzemenin ne kadar dayanabileceği, imalat şartları ve miktarının buna göre ayarlanması gerektiği, alınan malzemenin saklama şartlarının ve raf ömrünün ne kadar olduğunun; satın almayı yapan, malzemeyi teslim alan tarafından çok iyi bilinmesi gerektiği (malzemenin raf ömrü nedeni ile ne kadar miktarda alınacağının, öngörülen üretim miktarının, zayi olabilecek miktarların hassas bir şekilde hesaplanıp saklama şartlarının ne olduğunun bilinmesi, bu şartlar sağlandıktan sonra siparişin gerçekleştirilmesi gerekliliği yerine getirilmelidir. Envanter stok kontrolü yapılmadığı için miadı geçen ürünler olduğu, bunlarla ilgili olarak zamanında işlem yapılmadığı ve elden çıkarılmadığı ve zararına imha edilmek zorunda kalındığı Savcılık dosyasından anlaşılmış olup imha edilen malzemelerin mahkememiz bilirkişilerince tespiti mümkün olmamıştır. ...... İlaç ile ... Birliği arasında ilaç arge çalışmaları için yazılı bir sözleşme akdolunduğu (05.04.2017 tarihli Farmasötik Ürün Geliştirme ve Teknoloji Transferi Sözleşmesi). .......... şirketi ile herhangi bir sözleşme bulunmadığı, Galaticthings şirketi ile ilgili işlemleri, ..........'ın, şirket içi mailleri ile yönlendirdiği, Galaticthings şirketinin sadece mikafungin projesine ait malzemeyi temin ettiği, Mikafungin projesinin daha önce ....... firması ile sürdürülmekteyken bu projenin .......'in sözleşme kapsamından çıkartıldığı ve ...... tarafından yürütüleceğinin sözlü olarak bildirildiği, ... Birliği - ...... arasındaki 05.04.2017 tarihli bir sözleşmenin olduğu, tarafların sorumluluklarının sözleşmenin 5. maddesinde belirtildiği, Sözleşmenin 5. maddesinin g fıkrasında; “...pilot ve ticari üretim için malzemelerin temininin ... Birliği'ne ait olduğu...” ifade edildiği, ancak bu görevin yazılı olmayan bir şekilde .......... tarafından ......'e verildiği ve takibinin de.......... tarafından yapıldığı, ...... firmasının pilot üretimde kullanılacağı belirtilen malzeme alımlarını yaptığı, temini yapılan bazı malzemelerin terkiplerde olmayan ve kullanılacak miktarların üstünde ve fazla olduğu, malzemelerin depo giriş çıkış evraklarının mevcut bulunmadığı, bu durumun ......'in teslim ettiğini beyan ettiği depo ve üretim tesisleri ile yazışmalar üzerinden gözlendiği, malzemelerin miktarlarının makul olmaması, formülasyonda olmayan malzemelerin alınması şeklindeki bu durum üzerinden şirketin zarara uğradığı, davacı tarafça .......... ve.......... tarafından alımı yapıldığı beyan edilen bu malzemelerin teslim evraklarının uyumluluğun kontrol edilmediği, ...... şirketine davalılar .........'ın hizmet faturaları düzenlediği, ancak hizmet faturalarının arkasına davaya konu olan ve faturayla uyumlu excel listelerinin olduğu, Savcılığa yapılan olan suç duyurusu üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik itirazın red edildiği, formülü kesinleşmiş olan ve pilot üretim için alındığı iddia edilen ancak formülde bulunmayan malzemeler ve cihazlar-demirbaşların miktar ve tutarları, hizmet faturalarının arkasında bulunan excel tabloları ile uyumlu olduğu, pilot üretim için gerekli hammadde- malzeme alımlarının (sözleşmeye göre alım yetkisi ... Birliğine aittir) ...... tarafından yapılması için gerekli yazışmaların yapılmadığı, ..........'ın şirket içi personele etkin madde tedarikleri ile ilgili atmış olduğu mailler olduğu, Pilot üretim için alınan hammaddelerin ve malzemelerin depoya ve ilgili üretim tesisine teslim edildiğine dair teslim tutanaklarının bulunmadığı, bu malzemelerin fatura ekindeki excel tablosunda belirtilen miktarlarda teslimi konusunda, ilgili depo ve üretim tesisleri ile yapılan yazışmalarda teslim edilmediğinin belirtildiği, davacı şirket Şirket Genel Müdürlüğü tarafından bu ürünlerin teslim edilip edilmediğiyle ilgili takiplerin düzenli yapılmadığı, gerekli özeni göstermedikleri, Üretimler için yapılan ödemelerle ilgili olarak .......... karar defterinde herhangi bir karar olmadığı, davacı .......... şirketinin yönetim kurulu karar defteri incelendiğinde şirketin kuruluşundan davaya konu ürünlere ilişkin faturaların düzenlendiği ve ... İktisadi İşletmesi Yönetim Kurulu kararları doğrultusunda ödemelerin yapıldığı anlaşılmıştır. ...... İlaç ile ... Birliği arasında ilaç arge çalışmaları için yazılı bir sözleşme olduğu (05.04.2017 tarihli Farmasõtik Ürün Geliştirme ve Teknoloji Transferi Sözleşmesi) .......... şirketi ile herhangi bir sözleşme bulunmadığı, Galaticthings şirketi ile ilgili işlemleri, ..........'ın, şirket içi mailleri ile yönlendirdiği, ... Birliği ile ...... arasındaki 05.04.2017 tarihli bir sözleşmenin olduğu, tarafların sorumluluklarının sözleşmenin 5. maddesinde belirtildiği, Sözleşmenin 5. maddesinin g fıkrasında; "...pilot ve ticari üretim için malzemelerin temininin ... Birliği'ne ait olduğu..." ifade edildiği, ancak bu görevin yazılı olmayan bir şekilde .......... tarafından ......'e verildiği ve takibinin de.......... tarafından yapıldığı, ...... Şirketinin pilot üretimde kullanılacağı belirtilen malzeme alımlarını yaptığı, temin yapılan bazı malzemelerin terkiplerde olmayan ve kullanılacak miktarların üstünde ve fazla olduğu, malzemelerin depo giriş çıkış evraklarının mevcut bulunmadığı, bu durumun ......’in teslim ettiğini beyan ettiği depo ve üretim tesisleri ile yazışmalar üzerinden gözlendiği, malzemelerin miktarlarının makul olmaması, formülasyonda olmayan malzemelerin alınması şeklindeki bu durum üzerinden şirketin zarara uğradığı, formülü kesinleşmiş olan ve pilot üretim için alındığı iddia edilen fakat formülde bulunmayan malzemeler ve cihazlar, demirbaşların miktar ve tutarları, hizmet faturalarının arkasında bulunan excel tabloları ile uyumlu olduğu, sözleşmeye göre alım yetkisi ... Birliğine ait olduğu Pilot üretim için gerekli hammadde-malzeme alımlarının, , ...... tarafından yapılması için gerekli yazışmaların yapılmadığı, ..........'ın şirket içi personele etkin madde tedarikleri ile ilgili atmış olduğu mailler olduğu, Pilot üretim için alınan hammaddelerin ve malzemelerin depoya ve ilgili üretim tesisine teslim edildiğine dair teslim tutanaklarının bulunmadığı, bu malzemelerin fatura ekindeki excel tablosunda belirtilen miktarlarda teslimi konusunda, ilgili depo ve üretim tesisleri ile yapılan yazışmalarda teslim edilmediğinin belirtildiği, Şirket Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcıs tarafından bu ürünlerin teslim edilip edilmediğiyle ilgili takiplerin düzenli yapılmadığı, gerekli özeni göstermedikleri, üretimler için yapılan ödemelerle ilgili olarak .......... karar defterinde herhangi bir karar olmadığı, ..........'in yönetim kurulunun karar defteri incelendiğinde şirketin kuruluşundan 22.02.2018 sonra, 12.10.2020'de yapılan Genel Kurul Toplantısına kadar sadece 2 adet yönetim kurulu kararı alındığı, bunların da adres değişikliği ve genel kurul toplantı kararı olduğu, şirketin yaptığı hiçbir ödeme sözleşme vb için bir karar alınmadığı, dosyada mevcut konu ile ilgili hazırlanan raporlarda ifade edilen zarar miktarlarının birbiriyle örtüşmediği, .......... A.Ş.’nin karar defterinde yapılan iş ve işlemlere, ödemelere ve benzeri hususlara dair hiçbir karar bulunmadığı; yönetim kurulu tarafından herhangi bir karar alınmadığı, ödemelerin hiçbir denetim yapılmadan yalnızca ödeme emri imzalanarak gerçekleştirildiği, satın alındığı gösterilen bazı etkin maddeler ile makine ve ekipmanın kayıp olduğu veya stok/envanterde bulunmadığı, bunları kimin teslim aldığı veya sorumluluğunun kimde olduğunun belirlenemediği, Sözleşmelere aykırı şekilde .......... A.Ş.’nin sorumluluğunda olmayan ürün ve cihaz bedellerinin ödendiği, Envanter–stok kontrolü yapılmadığı için miadı geçen ürünlerin zamanında elden çıkarılmayıp zararına imha edildiği ödeme işlemlerinde sorumluluğun Yönetim Kurulu’nda olduğu, ödeme yapılmadan önce gerekli inceleme ve araştırmaların yapılması gerektiği, 04.09.2020 tarihinde ...... depoda yapılan envanter çalışması sonucunda eksik malzemelerin raporda yer verilen tablodaki gibi olduğu, 04.09.2020 tarihli ...... envanter çalışmasına karşılık davalı tarafça artan ürünlerin stokta olduğunun veya başka şekilde değerlendirildiğinin ortaya konulamadığı, buna göre dosyada davalı tarafça stoklara göre eksik miktarların nerede olduğunun veya nasıl değerlendirildiğinin açıklanmamış ve ispatlanmamış olması diğer bir ifade ile davalı tarafça dosyaya tabloda yazılı olan "stoklara göre eksik miktar" sütunundaki eksik miktarları ortaya koyamamış olması karşısında davalıların GMP ve GDP şartlarına uygun davrandıklarını ispatlayamadıkları ve zarardan birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davacının tabloda yazılı stok eksiklerini davalılardan talep edebileceği, davalılardan ...... Şirketinin de pilot üretimde kullanılacağı belirtilen malzeme alımlarını yaptığı, temin yapılan bazı malzemelerin terkiplerde olmayan ve kullanılacak miktarların üstünde ve fazla olduğu, malzemelerin depo giriş çıkış evraklarının mevcut bulunmadığı, bu durumun ......’in teslim ettiğini beyan ettiği depo ve üretim tesisleri ile yazışmalar üzerinden gözlendiği, malzemelerin miktarlarının makul olmaması, formülasyonda olmayan malzemelerin alınması şeklindeki bu durum üzerinden şirketin zarara uğradığı, bu durumda davacının davalılardan talep edebileceği zarar tutarının bilirkişi raporundaki hesaplamaya itibar ile 47.848,00 EUR + 28.600,00 USD olarak belirlendiği, hesaplamanın envanter kayıtlarından yararlanılarak yapıldığı, ürünlerin imha edilmiş olması nedeniyle yerinde inceleme yapılamadığı, yerinde inceleme yapılacak olsa bile bundan bir sonuç alınmasının mümkün olamayacağı, imha edilen ürünlerin zaten yerinde görülemeyeceği karşısında rapordaki hesaplamaların envanter kayıtlarına göre sonuçlandırıldığı anlaşılmakla bilirkişilerin hesapladıkları zarar tutarı kabul edilerek sorumluluk davası davalıların haksız fiiline ilişkin tazminat olduğundan davacı şirketin 47.848 Euro ve 28.600 USD (Amerikan Doları) alacağının dava tarihi olan 08/11/2023 tarihinden itibaren işletilecek Euro alacağı yönünden 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının işletilmek suretiyle (fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif döviz satış kuru hesabı ile) TL karşılığının, USD alacağı yönünden 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının işletilmek suretiyle (fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif döviz satış kuru hesabı ile) TL karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,davanın kabulüne karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. Davanın kabulüne göre karar ve ilam harcı hesaplanmasında nispi harç belirlenirken Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/12/2022 tarih, 2021/8284 Esas, 2022/9092 Karar sayılı ve 24/04/2024 tarih, 2022/6942 Esas, 2024/3173 Karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere hükmolunan yabancı para alacağın yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmiştir. 08/11/2023 olan dava tarihindeki 1 USD (Amerikan Doları) 28,53 TL, 1 Euro 30,50 TL olup, 47.848 Euro karşılığı 1.459.364,00 TL, 28.600 USD karşılığı 815.958,00 TL üzerinden hesaplanması gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KABULÜ İLE, 2-Davacının 47.848 Euro ve 28.600 USD (Amerikan Doları) alacağının dava tarihi olan 08/11/2023 tarihinden itibaren işletilecek Euro alacağı yönünden 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının işletilmek suretiyle (fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif döviz satış kuru hesabı ile) TL karşılığının, USD alacağı yönünden 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının işletilmek suretiyle (fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif döviz satış kuru hesabı ile) TL karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 155.427,25 -TL olduğundan 2.069,80 TL peşin harç ve 60.678,07 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 92.679,38-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.280,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 336.545,08-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 136.378,75-TL (bilirkişi ücreti, tebligat ve posta gideri olmak üzere) yargılama gideri ile 2.069,80 TL peşin harç ve 60.678,07 TL ıslah harcı 269,85 TL başvurma harcı ve 38,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 199.434,87 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine 7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine, Dair, Davacı vekili Av. ........ ile Davalı.......... vekili ......., Davalı .......... vekili Av. ......., Davalı ........., ......... ve ...... vekili Av. .........'ın yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ............ Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2026