İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/239 E. 2023/429 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/239
- Karar No
- 2023/429
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/239 Esas - 2023/429 "TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/239 Esas KARAR NO : 2023/429
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : ... - ... DAVALI : ... ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : ... - ...
DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) DAVA TARİHİ : 10/05/2023 KARAR TARİHİ : 14/09/2023 YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili hakkında adına kayıtlı ... numaralı tesisata özel hat çekilerek ölçümsüz kaçak kullanımında bulunulduğu gerekçesi ile 05.01.2023 tarihinde ... seri numaralı düzenlenen idari para cezasının usulüne uygun düzenlenmediğinden ve gerçeği yansıtmadığından iptali ile davacının, borçlu olmadığının tespiti ile tahakkuk ettirilen para cezasının davacı tarafından ödemek zorunda bırakıldığından bahisle davanın kabulü ile müvekkil davacı aleyhine düzenlenen ... numaralı tesisatta özel hat çekilerek ölçümsüz kaçak kullanımında bulunulduğu gerekçesi ile 05.01.2023 tarihinde ... seri numaralı kaçak tutanağı ile 10.000,00 TL davalıya borçlu olmadığının tespitine ve cezanın yasal düzenlemelere aykırı olduğunun tespiti ile bu ceza tahakukunu ödemek zorunda olan davacının ödemiş olduğu fazla ödemenin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davacı ...'ın ... nolu tesisatın kullanıcısı olduğunu, davacı elektrik abonesi ve adresin fiili kullanıcısı olarak normal ve kaçak elektrik kullanımından sorumlu olduğunu, ... nolu tesisatta harici hat çekmek suretiyle tüketimin kayıtlı sayaçtan geçmesi ve okunmasını engellendiğini, yine sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda bedel iadesi istemek için davacının haklı bir sebep olmaksızın ödeme yapması gerektiğini, ancak yapılan ödemelerin işyerinde kullanılan kaçak elektrik bedellerine ilişkin olduğunu, ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. DELİLLER VE GEREKÇE : Taraflar arasındaki ihtilafın; kaçak elektrik kullanımı bulunmadığı iddiasıyla davacı aleyhine tahakkuk edilen bedel gereğince borçlu olunmadığı iddiasıyla davalı aleyhine açılan menfi tespit davası olduğu anlaşılmıştır. HMK114/1-c maddesine göre görev dava şartı olup HMK 115. maddeye göre dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması ve bulunmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiş olup; görevin dava şartı olması sebebi ile görev hususu öncelikle mahkememizce incelenmiştir. Adana Ticaret Odasına, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Seyhan Vergi Dairesi'ne ayrı ayrı müzekkereler yazılmış; gelen yazı cevabına göre davalının elektrik faturası düzenleme tarihleri ile fatura son ödeme tarihleri aralığı, takip ve dava tarihi itibariyle de tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmıştır. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. 6102 sayılı TTK. 4.maddesine göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. 26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2.maddesinde, "6102 sayılı Kanun'un 5.maddesinin başlığı" 2. ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" şeklinde, 1. fıkrasında yer alan "davalara" ibaresi ise davalar ve ticari nitelikteki "çekişmesiz yargı işlerine" şeklinde 3.ve 4. fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır". şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nun 19.maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nin 11. maddesinde ticari işletme, 12. maddesinde tacir ve 15. maddesinde esnaf kavramları tanımlanmıştır. Buna göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin 2. fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463’üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir. Buna göre; dava konusunun kaçak elektrik kullanım bedeline ilişkin tahakkuk ettirilen faturanın iptali talebinden kaynaklandığı, davanın dayanağına ilişkin hükümlerin 6098 sayılı BK'da düzenlendiği, Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hükümlerden olmadığı gibi mahkememizce ilgili kurumlarla yapılan yazışmalarda davacının Ticaret Sicil Müdürlüğünde kaydının bulunmadığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odası cevabi yazısından ve davacı adına vergi kaydından ise davacının esnaf sıfatını haiz olduğu, bu kapsamda davacının tacir sıfatının olmadığı, davalı tacir olmakla birlikte davacının tacir olmaması nedeni ile taraflar arasındaki iş bu davada Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı, somut davada başkaca herhangi bir özel mahkemenin de görevinin belirlenmediği, bu nedenle görevli mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin olduğu anlaşıldığından dava dilekçesinin görev yönünden reddine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesinin olduğuna dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, 2-Görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-HMK nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, 4-İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına; Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinden mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/09/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır