İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/356 E. 2021/115 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/356
Karar No
2021/115
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/356 Esas KARAR NO : 2021/115 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 29/07/2020 KARAR TARİHİ : 28/01/2021 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerden ...’un annesi, ...'un kayınvalidesi olan ... TC kimlik numaralı...ın eğitim ve yaşam koçluğu faaliyetini yürütmek amacı ile ... Kurumları Ticaret Limited Şirketi ünvanı ile 2017 yılı sonlarında şirket kurduğu, davalılardan ...'nın kişisel ilişkilerini kullanarak ... Kat. No:...Alsancak/İzmir adresinde ve sahibi ... A.Ş. olan İzmir ...’da bulunan ofisin kiralanması için yardımcı olduğu, ancak ... ve Ticaret A.Ş. yetkililerinin ...’yı tanıyor olması ve müvekkillerinden...in annesi ...’ı tanımıyor olması nedeni ile kendisinin kira bedeli yönünden müştereken ve müteselsilen sorumlu olması halinde kira kontratı yapmayı kabul edeceklerini beyan ettiği, müvekkiller ve davalılardan ...’nın birbirini tanıyor ve güveniyor olması nedeniyle kira sözleşmesi ...’nın kefilliği ile imzalandığı ancak ...'nın kendisini garantiye almak ve müvekkillerin devlet memuru olması nedeni kira bedelleri karşılığında bir anlamda teminat senedi talebinde bulunduğu, müvekkillerinin davalıyı tanıyor ve güveniyor olması sebebi ile senet aslına bakmak yönünde bir girişimde bulunmadıkları, müvekkillerinin ... veya başka bir şahıs lehine tanzim ettikleri 35.000-$ bedelli hiçbir senet bulunmadığı, Kaldı ki müvekkillerini ile davalı ... arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığı, her ne kadar 6102 Sayılı Kanunun 687. Maddesi gereğince önceki hamil ile arasındaki ilişkiler nedeni ile var olan def’ileri hamile karşı ileri sürülemeyeceği düzenlenmiş ise de; lehdarı ... olan senedin diğer davalı ...’ın emrühavaline nasıl geçtiği hususu da açıklamaya muhtaç olduğu, senedin lehtarı ile ciro alacaklısı arasında hiçbir ticari ilişki mevcut olmayıp, tamamen müvekkilini zarara uğratmak kastı ile hareket edildiği, 15.12.2017 tanzim, 04.08.2020 vade, 35.000-$ bedelli ... emrühavale tanzim, ...’a ciro edilmiş senedin icra takibine konu edilmesi halinde müvekkillerin telafisi imkansız zararlara uğramasının önüne geçilmesi amacı ile yargılama sonucuna kadar icra takibine konu yapılamaması amacı ile ihtiyati tedbir konulmasına ve yapılacak yargılama sonucunda müvekkillerinin bu senet ile ilgili borçlarının bulunmadığının tespitine, müvekkil lehine İİK 72/5 gereğince senet miktarının %20’sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 23/09/2020 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkil ...'ın dava konusu 15.12.2017 düzenleme tarihli, 35.000,00.-USD bedelli ve 04.08.2020 ödeme tarihli bonoyu, usul ve yasaya uygun olarak diğer davalı ...'dan iyi niyetle ciro ve teslim aldığı, bahse konu bononun iyiniyetli, yetkili ve son hamili olduğu, müvekkilinin, diğer davalı ...'nın alacağını usul ve yasaya uygun olarak üstlendiği, alacaklı sıfatını kazandığı, iyiniyetli üçüncü kişi olduğu, bu hususta davacılara tarafımızca İzmir... Noterliği'nin 20.07.2020 tarih ve ... yevmiye sayılı işlemi ile ödemeye davet ihbarnamesi keşide edildiği, anılan bononun vade tarihinde ödenmemesi üzerine tarafımızca bu defa ödememe protestosu keşide edildiği ve bunun akabinde İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası ile borçlular hakkında icra takibi başlatıldığı, müvekkillerinin davacıları zarara uğratmak kastı ile hareket ettiği yönündeki mesnetsiz soyut iddialarının taraflarınca kabulü hiçbir şekilde mümkün olmadığı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 12/11/2020 havale tarihli dilekçesinde özetle; davalı müvekkil ...'nın dava konusu 15.12.2017 düzenleme tarihli, 35.000,00.-USD bedelli ve 04.08.2020 ödeme tarihli bonoyu, usul ve yasaya uygun olarak diğer davalı ...'a ciro ve teslim ettiği, ...'ın bahse konu bononun iyiniyetli, yetkili ve son hamili olduğu, davacıların, müvekkili ... ile hiçbir ticari ilişkilerinin olmadığı yönündeki beyanlarının tamamiyle gerçek dışı olduğu, davacılar ile müvekkilleri arasında geçmiş yıllara dayanan kira ilişkisi ve geçen zaman içerisinde muhtelif şekillerde tezahür etmiş bulunan ticari münasebet mevcut olduğu ve davacıların davalı müvekkiline işbu kira ve ticari ilişkiler sebebiyle halen borçlu durumda oldukları, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davaya konu uyuşmazlık, 15/12/2017 tanzim, 04/08/2020 vade tarihli 35.000-$ bedelli senet ile ilgili davacıların borçlarının bulunmadığının tespiti ile tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının tespitine ilişkindir. Kira sözleşmesi bir malın kullanımının devredildiği sözleşme türü olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesinde; ''Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.'' şeklinde tanımlanmıştır. O hâlde kiraya veren, kiralanan şeyi, kiracının kiralanandan yararlanmasını ve semerelerini toplamasını sağlayacak ya da işletilmesini mümkün kılacak şekilde teslim etmek ve sözleşme süresi boyunca da bu durumda bulunmakla yükümlüdür. Bu kapsamda kiralananın işletilmesi için gerekli tüm malzemeleri, imtiyazları, ruhsatları teslim etmesi şarttır. 02/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesinde; "Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir." hükmü yer almaktadır. Söz konusu hükmün taşınır-taşınmaz ayrımı olmaksızın tüm kira ilişkilerinde uygulanması gerekmektedir. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Dava, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına ve kira ilişkisinden kaynaklandığına göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesinde düzenlendiği üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmakla, "görev" dava şartı yokluğundan HMK 1, 114/1-c, 115/1-2, 6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın usulden reddine, kararın kesinleşmesi ve HMK'nın 20. maddesi gereğince iki haftalık sürede başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR SULH HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına, Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2021 Katip ... (e-imzalıdır)

Hakim ... (e-imzalıdır)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2020/356, K. 2021/115, T. 28.01.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-356-e-2021-115-k-654de2a794b4