İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1210 E. 2026/123 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1210
Karar No
2026/123
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1210 Esas KARAR NO : 2026/123

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/07/2024 KARAR TARİHİ : 24/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı asil tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından tahrifat yapılarak tedavüle sokulan 2.000.000,00 TL miktarlı, 17/11/2023 tanzim tarihli ve 17/04/2024 vade tarihli senet dayanak gösterilerek ... 19. İcra Dairesi ...E. sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, söz konusu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, davalı ile aralarında husumet bulunduğunu, davalının var olmayan bir borç için sahte tahrifat yapılmış senetle takip başlattığını, senedin kambiyo vasfını haiz olmadığını, aleyhine başlatılan haksız takibin iptali için ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ... E. esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, yargılama giderlerini karşılayacak maddi durumunun bulunmadığını, ekte sunduğu fakirlik kağıdı ve adli yardım başvuru formu doğrultusunda adli yardım talebinin kabul edilerek tüm yargılama giderlerinin devlet tarafından avans olarak ödenmesini ve tarafına avukat temin edilmesini, haksız takibin devamı halinde telafisi güç zararlar doğacağından yargılama sonuna kadar dava konusu haksız takibin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, bu tedbir kararının bir örneğinin ...19. İcra Dairesi ...sayılı dosyasına gönderilmesini, davalı tarafından tahrifat yapılarak tedavüle sokulan 000.000,00 TL miktarlı, 17/11/2023 tanzim tarihli ve 17/04/2024 vade tarihli senet kapsamında borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesi uyarınca ticari davalara bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olduğunu, dava konusu 17/11/2023 düzenleme ve 17/04/2024 tediye tarihli 2.000.000,00 TL tutarlı bononun mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğunu, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, ayrıca dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, ticari nitelikteki menfi tespit davalarında arabuluculuğun dava şartı olduğunu, davacının adli yardım talebinde bulunmasına rağmen mali durumunu gösterir yeterli belge sunmadığını, sadece muhtarlıktan alınan fakirlik belgesinin yeterli olmadığını, bu durumun dava şartı olan gider avansının yatırılmaması sonucunu doğurduğunu, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, davacının müvekkili ...'a olan borcu nedeniyle söz konusu bonoyu düzenlediğini, imza itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, bonodaki vade veya ödeme tarihlerinde tahrifat yapılmış olsa dahi senedin kambiyo vasfını yitirmeyeceğini, tahrifat durumunda senedin önceki haliyle geçerli sayılması gerektiğini, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden, aksi takdirde esastan reddini, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Mahkememiz iş bu dava dosyasının ... 33 Asliye Hukuk Mahkemesinin... esas ... sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderildiği görüldü. Görevsiz mahkemece davacı vekilinin adli yardım talebini 16/07/2024 tarihli ara karar ile kabul edildiği, yargılamanın masraflarının bu aşamaya kadar suç üstü ödeneğinden karşılandığı görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Menfi Tespit davası olduğu görüldü. Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkonusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Huzurdaki dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması TTK.'nun 5/A ve HMK'nun 114/2. maddeleri uyarınca dava şartıdır. Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler”(HMK115.md.). Yasada açıkça dava şartlarının her aşamada Mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi uyarınca "arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi" gerekmektedir. Somut dosya kapsamında dava, senede dayalı menfi tespit istemiyle 10/07/2024 tarihinde ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, anılan mahkemenin görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize gönderilmiş ve 25/12/2025 tarihinde bu mahkemenin esasına kaydedilmiştir. Davacı tarafından arabuluculuk başvurusu 12/03/2026 tarihinde yapılmış, arabuluculuk son tutanağı ise 07/04/2026 tarihinde düzenlenmiştir. 6102 s. TTK'nın 5/A amddesi uyarınca konusu bir miktar para olan ticari menfi tespit davalarında dava açılmadan önc arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Menfi tespit davalarını kapsayan düzenleme 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, 10/07/2024 tarihinde açılan somut dava bakımından dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunulması zorunludur. Ne var ki davacının arabuluculuk başvurusu dava tarihinden yaklaşık bir yıl sekiz ay sonra 12/03/2026 tarihinde yapılmıştır. Bu nedenle dava açıldığı tarihte dava şartı mevcut değildir. 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A mdeesinin ikinci fıkrası ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca arabulucuya başvurulmuş olmasına rağmen son tutanağın dava dilekçesine eklenmemesi ile arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılması durumları birbirinden ayrılmalıdır. Bir haftalık kesin süre, önceden yapılmış arabuluculuk başvurusuna ilişkin son tutanağın dosyaya sunulması için verilebilir; dava açıldktan sonra ilk kez arabuluculuğa başvurulması suretiyle dava şartının tamamlanması ise mümkün değildir. Somut olayda 12/03/2026 tarihli başvuru dava açıldıktan sonra yapıldığından, bir başka deyişle söz konusu dosyanın mahkememiz esasına kaydından sonra yapıldığından, ön inceleme duruşmasında son tutanağın sunulması için verilen süre dava şartını geriye etkili biçimde oluşturmaz. Tüm bu nedenlerle; TTK.'nun 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi, HMK'nun 114/(2) ve 115. maddeleri uyarınca, huzurdaki davada, arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usûlden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın USULDEN REDDİNE, 2-Dosyada suç üstü ödeneğinden yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3- Karar tarihinde alınması gerekli 732,00-TL peşin harç miktarı ile 732,00-TL başvuru harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Dosyada yapılan 9 adet e- tebligat masrafı 180-TL , 5 adet normal tebligat masrafı 1325-TL, 3 adet müzekkere posta masrafı 7,50-TL olmak üzere toplam 1512,50-TL masrafın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzene karşı verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/09/2026

Katip ... Hakim ...

¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1210, K. 2026/123, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1210-e-2026-123-k-8bbc0a999141