İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/401 E. 2021/107 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/401
- Karar No
- 2021/107
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/401 KARAR NO : 2021/107 DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) DAVA TARİHİ : 21/08/2020 KARAR TARİHİ : 28/01/2021 Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı/borçlu Kooperatif arasında İzmir... Noterliğinin 21.10.2016 tarih ve... düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile 08/11/2016 tarihli sözleşme başlıklı birer sözleşmenin akdedildiğini, sözleşme kapsamındaki davacı müvekkil şirket ile davalı kooperatif arasında akdedilen sözleşme kapsamında davacı müvekkil şirketin edimlerini ifa ettiği, bu kapsamda 10.000- TL'ye yakın masraf yaptığını, salt bu ödemelerin yapılmasından ötürü sözleşmenin 13 nolu paylaşım başlıklı maddesi gereğince "ancak yüklenicinin ödediği kooperatife ait olan borçlar karşılığında kooperatifin hissesine düşecek olan zemin kat işyerinin tamamı yükleniciye koşuluyla" şeklinde hüküm ile ek-38 de sunulu ek sözleşmenin 13 nolu paylaşım balıklı maddesini tasdik eden madde gereğince" a bendinde geçen özetle ancak yüklenicinin ödediği kooperatife ait olan borçlar karşılığında kooperatifin hissesinden düşecek olan zemin kat iş yerlerinin tamamı yükleniciye bırakılacaktır" hükmü gereğince bu defa kooperatif arsaya ait kat irtifaklarının kurulmasıyla beraber arsa üzerindeki tedbirlerin kaldırılarak kendi hissesine düşen ancak kat karşılığı olan sözleşme konusu inşaatın yapılmasından bağımsız bir şekilde salt davacı müvekkil şirket tarafından davalı kooperatifin borçlarının ödenmesinden ötürü mülkiyetin artık davacı müvekkil şirkete ait olup davalı kooperatif adına kayıtlı zemin kat iş yeri tapu kayıtlarının tamamının iptali ile davacı müvekkil şirket adına cebren devir ve tesciline karar verilmesi gerektiğini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki huzurdaki davanın daha önce İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas Sayılı dava dosyası aracılığıyla açıldığını ve hala derderst olduğunu, davacı tarafın ikinci kez takip edilmediğinden bahisle karara çıkmış ise de kanun yolları açısından hüküm kesinleşmediği gibi davacı vekili tarafından iş bu karar "ara karardan rücu talebi "dilekçesi ile daha yeni talebe konu olduğunun "davanın açılmamış sayılması yönündeki karardan rücu edilmesi ve davanın kaldığı yerden devam etmesi yönünde" dilekçe sunduğunu ve dosyanın hala derderst olduğunu, davacı ...ve Tic. Ltd. Şti. 21.10.2016 tarihinde yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin (huzurdaki davaya dayanak sözleşme) iptali için İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinde... esas sayılı dosyası ile dava açtığını, bu davanın da derderst olduğunu, dava dilekçesinde gösterilen değer olmadığını gerçek değer üzerinden harcın ödenmesi gerektiğini, masraf adı altında belirtilen bir takım belgeler de afaki rakamlara sahip ve asılsız olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin kesinlikle usul ve yasaya aykırı olduğunu talebin reddinin gerektiğini davacı haklılığını yaklaşık olarak dahi ispat edemediğini, söz konusu tedbir konulacak ise de diğer mahkemelerdeki usul hatasının aksine öncelikle dava değerinin doğru tespiti buna göre harca ilaveten bu değere uygun bir teminat tutarının talep edilmesinin gerektiğini, zira tedbir davacıya güvence teşkil ederken haksız çıkması durumunda da davalıya karşı oluşturacağı muhtemel zararların bir teminatı olduğunu hakkın kötüne kullanımına izin verilmemesinin gerektiğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını, söz konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin iptal edildiğini taleplerinin öncelikle olarak usulden ve tümüyle esastan reddine, talepleri doğrultusunda dava harcının dava değeri üzerinden tamamlattırılmasına ve talep edilen tedbirin yasa gereğince şartları taşımadığından bahisle reddine, aksi kararda tedbir için teminatın miktarının gerçek dava değerine göre belirlenmesine yargılama gider ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-İzmir ... Noterliğinin 21/10/2016 tarih ve... düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi, 2-08/11/2016 tarihli sözleşme, 3-İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesini... Esas sayılı dosyası, 4-İzmir ... Noterliğinin 19/07/2018 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesi, 5-İzmir ... Noterliğinin 25/07/2018 tarihli ve ...yevmiye nolu ihtarnamesi, 6-Sair deliller. DAVA KONUSU: Açılan dava, taraflar arasında imzalanan İzmir ... Noterliğinin 21/10/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile 08/11/2016 tarihli sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından sözleşmelerin gereği edimlerin tamamının yerine getirilmesine rağmen davalı kooperatif tarafından edimlerin yerine getirilmediği, sözleşme kapsamında davacıya teslim edilen taşınmazların davacı şirkete teslim edilmediği ve davacı şirket tarafından masrafların davacı şirkete ödenmemesi sebepleriyle sözleşmeler kapsamında davacı şirkete teslim edilmesi gereken dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı şirket adına tapuya kayıt ve tescili talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 05/06/2020 tarih ve 2018/366 Esas 2020/481 Karar sayılı ilamında aynen; ''...davacı yan kooperatif olup tacir niteliği taşımadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir...'' şeklinde karar verilmiş, davaya taraf olan kooperatifin tacir olmaması sebebiyle uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dikkat çekilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir... Noterliğinin 21/10/2016 tarih ve ... düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi, 08/11/2016 tarihli sözleşme, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası, İzmir.... Noterliğinin 19/07/2018 tarih ve... yevmiye nolu ihtarnamesi, İzmir ... Noterliğinin 25/07/2018 tarihli ve ...yevmiye nolu ihtarnamesi ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan İzmir... Noterliğinin 21/10/2016 tarih ve... numaralı düzenleme şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile 08/11/2016 tarihli sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından sözleşmelerin gereği edimlerin tamamının yerine getirilmesine rağmen davalı kooperatif tarafından edimlerin yerine getirilmediği, sözleşme kapsamında davacıya teslim edilen taşınmazların davacı şirkete teslim edilmediği ve davacı şirket tarafından masrafların davacı şirkete ödenmemesi sebepleriyle sözleşmeler kapsamında davacı şirkete teslim edilmesi gereken dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı şirket adına tapuya kayıt ve tescili talebine ilişkin olduğu, ilgili mevzuat hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararları doğrultusunda davalının tacir olduğunun ve taraflar arasındaki işin davalının ticari işletmesini ilgilendirdiğinin kabulünün mümkün bulunmadığı dikkate alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari olduğundan bahsedilemeyeceğinden, mahkememizin iş bu dava açısından görevsiz olduğu, dava şartlarının bulunup bulunmadığı mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlendiği üzere dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunması durumunda asliye hukuk mahkemesi olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20.maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.28/01/2021
Katip ... eimza
Hakim ... eimza