İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1584 E. 2026/698 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1584
- Karar No
- 2026/698
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO :2026/1584 Esas KARAR NO :2026/698
DAVA :Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :11/09/2026 KARAR TARİHİ :29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin davalının ortağı ve yöneticisi olduğu ... Şirketi bünyesinde sigortalı olarak yaklaşık 21 ay kadar çalıştığını, Haziran 2026 tarihinde davalının iş ve ticari ilişkiyi gerekçesiz şekilde feshederek müvekkili işyerinden çıkardığını, 02/07/2026 tarihinde müvekkilinin şahsi işine devam etmek adına ...adresindeki yeni iş yerine gelen davalı ve yanındakilerin sözlü ve fiziki saldırısına uğradığını ve bu hususta polise başvurarak ... Devlet Hastanesinden sağlık raporu aldığını, akabinde davalının oğlunun uzlaşma vaadiyle müvekkili oyaladığını, eski işyerinde kalan malzeme ve forkliftlerin teslimi için ön şart koşularak tehdit yoluyla tarih kısımları çizilmiş altı adet teminat senedinin alındığını, bu senetlerin tahrif edilip vade tarihi yazılmak suretiyle ... 13. İcra Müdürlüğü...Esas sayılı dosyasıyla icra takibine konulduğunu, müvekkilin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını ve senetlerin irade fesadıyla alındığını, ayrıca davalı aleyhinde tehdit, kasten yaralama, bedelsiz senedi kullanma ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından ...Cumhuriyet Başsavcılığı... Soruşturma numaralı dosyasıyla şikayette bulunulduğunu, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını belirterek öncelikle teminatsız, aksi takdirde uygun görülecek teminat karşılığında... 13. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyasında takibin durdurulmasını veya icra dosyasına ödenen paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yapılacak yargılama neticesinde davacının anılan icra dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini, davalının % 40'ından aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Davanın, davacının ... 13. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyası nedeni ile davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. HMK'nun 114/(1)-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartı olduğundan HMK'nun 115.maddesine göre dava şartlarının mevcut olup olmadığı mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılabilir. Açıklamalar doğrultusunda, açılan davalarda öncelikle mahkemenin yargılamada görevli olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin, davalının ortağı ve yöneticisi olduğu ... Şirketi bünyesinde sigortalı işçi olarak yaklaşık 21 ay kadar çalıştığını, Haziran 2026 tarihinde davalının iş akdini ve ticari ilişkiyi gerekçesiz şekilde feshederek müvekkilini işten çıkardığını, ... adresindeki yeni iş yerine gelen davalı ve yanındakilerin sözlü ve fiziki saldırısına uğradığını ve bu hususta polise başvurarak ... Devlet Hastanesinden sağlık raporu aldığını, akabinde davalının oğlunun uzlaşma vaadiyle müvekkilini oyaladığını, eski işyerinde kalan malzeme ve forkliftlerin teslimi için ön şart koşularak tehdit yoluyla tarih kısımları çizilmiş altı adet teminat senedinin alındığını, bu senetlerin tahrif edilip vade tarihi yazılmak suretiyle ... 13. İcra Müdürlüğü...Esas sayılı dosyasıyla icra takibine konulduğunu, müvekkilin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını ve senetlerin irade fesadıyla alındığını beyanla senetler nedeni ile borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, davacının, davalı ile davalının tek ortağı ve tek yetkilisi olduğu ... Şirketi bünyesinde iş akdi ile çalıştığının anlaşıldığı, icra takibine konu bonoların da, davacının çalıştığı ... Şirketinde kalan malzeme ve forkliftlerin teslimi maksadı ile davacı tarafça davalıya verildiği, SGK'ya yazılan müzekkere cevabında davacının, hem davalının ortağı ve yetkilisi olduğu ... Şirketinde, hem de davalı ... yanında sigortalı olarak çalıştığının anlaşıldığı, dolayısı ile davacı ve davalı arasında işçi-işveren ilişkisi olduğu, senetlerin de, yine davalının tek ortağı ve yetkilisi olduğu ve yine davacının da sigortalı olarak göründüğü ... Şirketindeki bir takım malların teminatı kapsamında alındığı, her ne kadar bono yönünden dava mutlak ticari dava ise de; bonoların temel ilişki olan işçi-işveren ilişkisi kapsamında ve teminat kaynaklı olarak davacıdan alındığı, dolayısı ile davanın ticari olmadığı iş Hukukundan kaynaklı olduğu, İşçi-İçveren uyuşmazlığından kaynaklı olarak açılan bu davanın İş Mahkememsinde görülmesi gerektiği anlaşıldığından Mahkememizin görevsizliğine, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL İŞ MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, (ihtar edildi) 3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 29/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır