İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1393 E. 2026/113 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1393
- Karar No
- 2026/113
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1393 Esas KARAR NO : 2026/113
DAVA : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 03/03/2026 KARAR TARİHİ : 24/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ... Bankası ... Şubesi’ne ait ... seri numaralı ve 400.000 TL bedelli çeki kabul etmeyerek iade etmek üzere gönderdiğini, çekin kargo sürecinde kaybolması üzerine ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...Esas sayılı dosyasıyla zayi davası açıldığını, çekin müvekkilin bilgisi ve iradesi dışında elinden çıktığını, çekin arka yüzündeki imza ve kaşelerin olağan dışı olduğunu ve müvekkil yetkililerinin imza örnekleriyle uyuşmadığını, yargılama devam ederken çekin sonradan ortaya çıkarak 01.09.2025 tarihinde davalı ... A.Ş. tarafından takas yoluyla tahsil edildiğinin banka yazışmalarıyla sabit olduğunu, davalı faktoring şirketinin basiretli tacir gibi davranmayarak ağır kusurlu hareket ettiğini ve gerçek bir ticari alacağa dayanmayan bu çekin tahsiliyle sebepsiz zenginleştiğini belirterek, Türk Ticaret Kanunu’nun 763. maddesi uyarınca çekin istirdadını, 01.09.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu çek bedelinin iadesine ilişkin uyuşmazlığın ticari dava şartı olan arabuluculuk sürecine tabi olduğunu, davacı tarafın dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmadığını ve tensip zaptı ile verilen kesin süre içerisinde arabuluculuk tutanaklarını dosyaya sunmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, dava konusu çekin müvekkil şirket ... A.Ş. 'ye faktoring ilişkisi kapsamında dava dışı Ayfer Kaya tarafından fatura konusu alacakların ödeme vasıtası olarak usulüne uygun şekilde devir ve ciro edildiğini, müvekkil şirketin çekin iyiniyetli meşru hamili olduğunu, davacının çekteki diğer cirantalara husumet yöneltmeyip sadece müvekkil şirkete husumet yöneltmesinin haksız olduğunu, müvekkil şirket ile ... arasında ... tarihli ve ... numaralı faktoring sözleşmesi bulunduğunu, dava dışı ...'nın ... Şti. 'den olan alacaklarını ve çekleri müvekkil şirkete temlik ettiğini, ... Bankası ... Şubesi'ne ait ... seri numaralı ve 400.000 TL bedelli çek ile ilgili tüm işlemlerin yasalara uygun gerçekleştirildiğini, 6361 sayılı Kanun ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca faktoring şirketine karşı def'ilerin ileri sürülemeyeceğini, davacı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir faktoring ilişkisi bulunmadığını, davacının müvekkil şirket nezdinde temlik eden veya temlik borçlusu sıfatını haiz olmadığını, çekin tahsil edilmiş olduğunu, müvekkil şirketin davacının zararına hareket etmediğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkil şirketin çek bedelini davacıdan tahsil etmediğini, istirdat davasının şartlarının oluşmadığını, davacının taraf ehliyeti ve hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddini, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davaya konu uyuşmazlığın tespiti; Sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak istemine ilişkin olduğu görüldü. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Huzurdaki dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması TTK.'nun 5/A ve HMK'nun 114/2. maddeleri uyarınca dava şartıdır. Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler”(HMK115.md.). Yasada açıkça dava şartlarının her aşamada Mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi uyarınca "arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi" gerekmektedir. Mahkememiz iş bu dava dosyasının 03/03/2026 tarihinde açıldığı, dosyaya ibraz edilen arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinin 26/06/2026 tarihi olduğu görüldü. Davacı vekili, 23/12/2025 tarihli duruşmada hazır bulunmuş, çeki ibraz eden hamile karşı iade veya istirdat davası açması için kendisine iki haftalık kesin süre verilmiş ve yapılacak işlem ile kesin süreye uyulmamasının sonuçları açıkça ihtar edilmiştir. Hakim tarafından belirlenen kesin sürede yapılması gereken işlemin gerçekleştirilmemesi halinde işlem yapma hakkının ortadan kalkacağı, sürenin tefhimle başlayacağı ve iki haftalık kesin sürenin 06/01/2026 tarihinde sona ereceği HMK m. 91, 92, 93 ve 94 uyarınca kabul edilmiştir. 03/03/2026 tarihinde kaydedilen dava bu sürede açıldığından, TTK m. 758 kapsamında çek iptali dosyasındaki tamamlayıcı iade veya istirdat davası niteliğini taşımamaktadır. TTK m. 758 kapsamında verilen süre, çek hamilinin ortaya çıkması üzerine çek iptali dosyası ile hamile karşı açılacak iade veya istirdat davası arasındaki özel usuli bağlantıyı kurmaktadır. Dava süresinde açılırsa çek iptali dosyasında karar verilmesine yer olmadığına, süresinde açılmazsa çek iptali davasının reddine ve ödeme yasağının kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Yargıtay 11. HD, 3...., K...., T. 16/04/2014 sayılı kararı, çek iptali dosyasında verilen sürenin bu usuli sonuçlarını ortaya koymaktadır. Bu nedenle 03/03/2026 tarihli dava, süresinden sonra açılması sebebiyle çek iptali dosyasının tamamlayıcı davası olarak kabul edilemez. Çekin ... tarafından tahsil edilmiş olması nedeniyle mevcut davadaki talep çekin aynen iadesine değil, tahsil edilen çek bedelinin iadesine yöneliktir. Bu talep, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıalar ve talep sonucu esas alınarak bağımsız ticari istridat veya bedel iadesi davası niteliğinde değerlendirilmelidir. Çek iptali mahkemesince 03/03/2026 tarihinde verilen karar, hasımsız ve çekişmesiz yargı niteliğindeki dosyada verilmiş olup, davalı hamil bu dosyanın tarafı değildir. Bu nedenle anılan karardaki "süresinde dava açıldığı" yönündeki kabul, eldeki çekişmeli dava bakımından kesin hüküm oluşturmaz. Yargıtay 11. HD, E. ... K. ... T. 21/05/2018 tarihli kararı da hasımsız çek iptali dosyasındaki kararın üçüncü kişi bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceğini kabul etmektedir. Bağımsız ticari istirdat veya bedel iadesi davası, konusu bir miktar para olan istirdat ve alacak davaları bakımından dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasını zorunlu kılan TTK m. 5/A kapsamında bulunmaktadır. Dava tarihi olan 03/03/2026 tarihinden önce Garanti Faktoringe karşı aynı çek bedelinin iadesine ilişkin arabuluculuk başvurusu yapılmadığı ve son tutanak düzenlenmediği kabul edildiğinden, dava tarihinde dava şartı mevcut değildir. HMK m. 114/2 ve 115 uyarınca dava şartlarının mevcut olmadığı mahkemece her aşamada re'sen gözetilir ve eksiklik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir. TTK m. 758 kapsamında verilen sürenin geçirilmesi tek başıma bağımsız maddi hukuk talebini ortadan kaldırmasa da davanın artık tamamlayıcı dava değil bağımsız ticari para veya istirdat davası olarak nitelendirilmesi ve dava tarihinde arabuluculuk dava şartının bulunmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerekir. Tüm bu nedenlerle; TTK.'nun 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendi, HMK'nun 114/(2) ve 115. maddeleri uyarınca, huzurdaki davada, arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usûlden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın usulden REDDİNE, 2- Peşin alınan harcın mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince takdiren 400,00- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,-Davalı vekille temsil olunmakla karar Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzene karşı verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/09/2026
Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır